Kekemelik Forum

Orjinalini görmek için tıklayınız: Performans Sporu ve Kekemelik
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
Merhaba arkadaşlar,
birkaç gün önce gruptan bir arkadaş bana özelden şu soruyu sordu
Alıntı:Şimdi ben İngilizce kursuna gidiyorum çok çok panikleme oluyor ben de aslında cümlemi beyinde kuruyorum ve heyecandan herşey aklımdan çıkıveriyor. Bu paniklemeye karşı ne önerirsiniz?
Ben bu soruyu uzun süre düşündüm ama arkadaşa yardımcı olamayacağımı anladım.

Neden bende ne eskiden ne de şimdi panikleme olmuyor diye düşünüyorum hep...
Sonra şöyle bir şey aklıma geldi.

Ben küçük ve genç kızken performans sporcusuydum. Sadece takım sporu değil, bireysel spor olarak artistik jimnastik yapardım. Tabii bugünkü artistik jimnastikçiler gibi değil, diyelim 3. veya 4. sınıf bölgesel kadro jimnastikçisiydik.
(Hemen hemen şu videodaki gibi https://www.youtube.com/watch?v=4eJci7l0VKQ)

Ama bu sporun bana çok şey kattığını düşünüyorum.

1. Sürekli kendini sorgulamak ve kendini aşmak

Jimnastikte her yeni öğrenilen hareket bir challenge oluşturuyor. Salto olsun, flik-flak olsun, her harekette kendi sınırlarını zorluyorsun, kendini aşmak zorundasın.

Korku var mı? Kişisel karektere bağlı olarak her çocukta az veya çok vardır. Ama iyi bir antrenör, iyi bir koç çocukları ve neyi becerebildiklerini çok iyi bilir ve ona göre çocuğu teşvik eder. Hareket tam öğrenilinceye kadar tutar, eşlik eder, yönlendirir ve yarışmalara kadar hazır hale getirir.

Denge tahtasından mı düştün? Kalk ayağa, tekrar çık, bir daha yap, bir daha, bir daha, ta ki iyice belleyinceye kadar.
Antrenör haydi koş, atlama masası üzerinden atla der, koşmaya başlamadan önce heyecanın arttığını hisseder ama hakem 'başla' işaretini verdikten sonra mecbur koşar atlarsın.

2. Yenilgiye katlanmak

Yarışma gününde şehrin dört bir yanından takımlar gelir, birbirine karşı yarışırlar.
Ama tek bir kişi birinciliği kazanabilir. Bir tek düşüş 3-4 aylık bir hazırlık sürecini anında anlamsız kılar.
Hep yenmeye, birinci olmaya kilitlenmek çoğu kez hüsranla sonuçlanır. Mutlu ve orta sınıf bir jimnastikçi olmak da güzel, ama bir gün hiç beklemeden birinciliği kazanırsan dünyalar senin olur.
Bütün bunlar, yenmek yenilmek, birinci olarak kutlanmak veya ikinci ya da daha kötü dördüncü olmak altın madalyayı kazananları kıskanmak hayat için birer ders oluşturuyor.

Peki bunların kekemelikle ne alakası var?

Performans sporunda, hele jimnastik gibi bireysel bir sporda öğrenilen bu beceriler bütün yaşamı etkiler.
Masa atlamada kendimi aşmışım da sunum yaparken mi aşamayacağım?
Ya da konuşurken bana laf söyleyene bir flikflak gösterir susturabilirim. Kendisi yapabilir mi? Hayır, yapamaz.

Performans sporunda iyi olmak özgüveni arttırır. Konuşmama değil, hareketliliğime bakarlar, konuşmamla değil, gösterdiğim hareketlerin eksiksiz, hatasız olmasıyla değerlendirilirim. 
Bu da ilgiyi konuşma becerisinden uzaklaştırır.

Bundan çıkaracağımız sonuç nedir?

Özellikle kekeme çocuğu olan anne-babalara seslenirim. Çocuğunuzun mutlaka bireysel yetenekleri vardır. Kimisi hareketli, kimisi iyi bir müzisyen, kimisi resim çizmeyi iyi becerir. Bu tür yetenekleri önemseyin, maddi durumunuz el verirse çocuğunuzu özel kurslara gönderin, çocuğun okul dışında başka beceriler üzerinden değerlendirilmesi kişiliğin gelişmesi açısından çok önemlidir.

Çocuğun takdir edilebileceği her türlü beceri önemlidir ama cesaret gerektiren, kendi sınırlarını her zaman yeniden zorlaması gereken jimnastik, parkour, karate vs. gibi sporların kişiliğin gelişmesinde ayrı bir önemi vardır.

Benzer bir deneyimi olan var mı?
Varsa sizin de hikayenizi merak ederim.
Selamlar
Petra