Kekemelik Forum

Orjinalini görmek için tıklayınız: KeKeMe YouTubeR'dan film dublajı- 1
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
35 yıllık kekeme biri olarak, ilk kez bir film seslendirdim. Umarım beğenerek izlersiniz.



Merhaba Hakan,

tanıdığımız ünlü artistler arasında da eski ve hala kekeme olan insanların olduğunu biliyor muydun?
En ünlülerinden biri Bruce Willis. Bruce Willis'le yapılan bir röportajı orijinal olarak (İngilizce) izlersen hala takıldığını ve kaçınma davranışı gösterdiğini göreceksin.
Bruce Willis ile ilgili izlediğim bir biyografide ilkokulda kekemeliğini yenmek için tiyatro grubuna katıldığını ve bu vesileyle özgüven kazanıp kekemeliğini azalttığını söylediler.
Ama herkeste de olduğu gibi mutlaka farklı rollere girmek de kekemeliğinin filimlerde belli olmamasına neden olmuştur.

Dublaj meselesine gelince.
Kekemelerle yapılan çalışmalarda çoğu kekemenin başka bir insanın gölgesinde konuştuğu zaman kekelemediğini tespit etmişlerdir. Yani başka bir konuşan ile eşzamanlı konuştuğun zaman kekemelik sıfırlanır. Bunun neden böyle olduğu sadece tahmin edilebilir. Muhtemelen en büyük etken, dikkatin başka bir konu üzerine odaklanması olabilir. Ama tam olarak hiç kimse bunu söyleyemez.

Şimdi ben ile başka kekemeler, eşzamanlı çeviri yaptığımız zaman da kekemeliğin sıfırlandığını fark ettik. Bu izlenimden cesaret alarak artık hiç çekinmeden simültane tercümanlık yapabiliyorum. Örneğin aşağıdaki linkte Alman Başbakanı Merkel ile yayındaki tüm kadın sesleri bana aittir. 
https://www.youtube.com/watch?v=Xc7op_G-MHw&t=2376s
Hazırlık yapamadığımız için (yani duyduklarımızı anında çevirmek zorunda olduğumuz için) bazı devrik cümleler olabilir ama yine de hiçbir şekilde kekeleme hissini duymadım.
Sadece yayından önce teknik elemanla ses provası yaptığımız zaman en ufak bir soruda hemen kekeledim.
Fakat bu durum benim özgüvenimi hiçbir şekilde sarsmadı çünkü canlı yayında simültane tercümanlıkta öyle bir sorunum olmayacağını biliyordum.

Sen de profesyonel olarak dublaj yapsan bile hiçbir şekilde korkmak zorunda değilsin. Çünkü büyük ihtimalle özel konuşmalarda kekeleme riski olsa bile dublaj esnasında bu risk sıfıra düşer.
Bu da kekemeliğin fıtratında var.

Hatta kekemelerle şu şekilde de test yapmışlardır: Normalde okurken kekeleyen insanlara uyduruk bir dilde anlamsız (nonsense) yazılar verip oku demişler, onlar da kekelemeden okuyabilmişler.

Fakat anılan yazılar sadece okuyan için anlamsız, dinleyen için ise anlamlıysa ne oluyor? Yani örneğin sana İspanyolca bir metin verir, oku derlerse, sen de onu anlamayarak, sadece harf harf, hece hece seçerek İspanyolca bilen birine okusan ne oluyor?

Ben bu testi yaptım, Yunanca bir yazıyı bir Yunanlıya okudum, Rusça bir yazıyı Rusça anlayan birine okudum, ben kekeledim. Aynı yazıları bu dilleri anlamayan birilerine okusaydım büyük ihtimalle kekelemezdim.

Kekemelikle ilgili çok ilginç sonuçlar çıkabilir. Yeter ki cesaret edip denemeye açık ol!
Başarılarının devamını dilerim.
Petra
İçten yorumun için çok teşekkürler Petra hanım. Evet taklit edinildiğinde kekemelik sıfıra indirgeniyor. Biz de toplum içinde taklit çabasına girersek, kekemelikten büyük ölçüde kurtulabiliriz. Bruce Willis gibi tiyatro eğitimi alamıyor her kekeme. Bunun yerine bir model, bir kişiyi örnek alıp, konuşma taklitleri ile kekemelik yenilebilir. Dışarda tanımadıklarımızda kekemelik malumunuz artıyor. Duyarsızlaşarak, farklı konuşma tarzı takınarak bunun üstesinden gelebiliriz. Dublajda da öyle. Bir metin okunuyor. Taklit çabası var ama orada okuma var, mikrofon var, ses kaydı var, heyecan var. Aslında kendi kurduğumuz cümleyi bir başkasına aktarmak ile kitap okumak çok farklı şeyler. Okumada beyine yük binmiyor. Ben buna inanıyorum. Konuşma tarzı değiştirilip, sanki tiyatro oyuncusu gibi konuşmakla, kekemelik büyük ölçüde düzeltilebilir. Herkes işin psikolojik tarafını düşünüyor, eyvah takılacağım korkusu yüzünden hiçbir kekeme çare bulamıyor. Siz tercümansınız. Ne sıklıkla işinizi yaparken eyvah takılacağım duygusu yaşıyorsunuz? Belki de hiç. Ama boş bir anınızda takılırsınız. Böyle çetrefilli bir konu. Saçma sapan bir duygu. Ucu bucağı yok. Yine de çareler çok, becerebilene ne mutlu ? Sizi de tebrik ederim. Yorumlarınız bir harika.
(24/05/2018, 16:16)KeKeMe_YouTubeR Adlı Kullanıcıdan Alıntı: [ -> ]İçten yorumun için çok teşekkürler Petra hanım. Evet taklit edinildiğinde kekemelik sıfıra indirgeniyor. Biz de toplum içinde taklit çabasına girersek, kekemelikten büyük ölçüde kurtulabiliriz. Bruce Willis gibi tiyatro eğitimi alamıyor her kekeme.  Bunun yerine bir model, bir kişiyi örnek alıp, konuşma taklitleri ile kekemelik yenilebilir. Dışarda tanımadıklarımızda kekemelik malumunuz artıyor. Duyarsızlaşarak, farklı konuşma tarzı takınarak bunun üstesinden gelebiliriz. Dublajda da öyle. Bir metin okunuyor. Taklit çabası var ama orada okuma var, mikrofon var, ses kaydı var, heyecan var. Aslında kendi kurduğumuz cümleyi bir başkasına aktarmak ile kitap okumak çok farklı şeyler. Okumada beyine yük binmiyor. Ben buna inanıyorum. Konuşma tarzı değiştirilip, sanki tiyatro oyuncusu gibi konuşmakla, kekemelik büyük ölçüde düzeltilebilir. Herkes işin psikolojik tarafını düşünüyor, eyvah takılacağım korkusu yüzünden hiçbir kekeme çare bulamıyor. Siz tercümansınız. Ne sıklıkla işinizi yaparken eyvah takılacağım duygusu yaşıyorsunuz? Belki de hiç. Ama boş bir anınızda takılırsınız. Böyle çetrefilli bir konu. Saçma sapan bir duygu. Ucu bucağı yok. Yine de çareler çok, becerebilene ne mutlu ? Sizi de tebrik ederim. Yorumlarınız bir harika.

Çok etkili bir egzersiz haberlerde (radyo veya TV) spikerle eş zamanlı konuşmaktır. Bunu en güzel araba kullanırken veya kendi kendine TV izlerken uygulayabilirsin.
Konuşma tarzını değiştirerek konuşmak veya şive konuşmak da çok faydalı (senin de deneyimlediğin gibi).
Ama bütün bunları yaparken kekemeliğin geçmesini beklemek yanlış. Bunlar sadece birer yöntem ama çok etkili yöntemlerdir.

Ben mesela yeni insanlarla tanışırken örneğin tercümanlık yaptığım ortamlarda tanışma faslında veya iş verenle konuşurken ilk etapta sosyetik bayan moduna girerim. Aslında ayollu mayollu konuşmak benim tarzım değildir ama işe yarıyor. Blok hiç olmuyor ve ilk heyecan kendiliğinden yatıştıktan sonra normal moduma geçerim.
(Normal modumda takılma olasılığı hemen artar ama beni etkilemez.)

Bunu yapabilmek için kekemeliğinle oynamayı da deneyeceksin. İstemli kekemelik olsun farklı farklı şiveler ve konuşma tarzları hepsi konuşma kontrolünü sürekli elde tutmak için etkili yöntemlerdir. 
Sen kendi kendine şu soruları olumlu cevaplayabilirsen kekemeliği yenmiş sayılırsın:
  • Ben bir kekeme miyim? Evet!
  • Kekeme olmam beni herhangi bir şekilde etkiler mi? Hayır.
  • Kekeme olmama rağmen iyi bir iletişimci miyim? Evet.
  • Başkaları kekeme olduğumu farketseler ne oluyor? Hiç bir şey olmuyor, gayet normaldır.
  • İstediğim yerde istediğim şekilde konuşabilir miyim? Evet, en azından kekeleme korkum yok, takılırsam da benim için sorun değildir.
Selamlar
Petra