Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Almanya'dan selamlar - Petra
#1
Merhaba arkadaşlar,

adım Petra, 53 yaşındayım evli ve iki çocuk annesiyim.
Ben 3 yaşında kekelemeye başlamışım. Başlangıcı hatırlayamadığım gibi ilk okul döneminden de negatif denebilecek hatıralarım yoktur. Ancak okula başlamadan önce evimize bir 'konuşma öğretmeni'nin geldiğini hatırlıyorum. Annem babam bu konuda samimi değillerdi. Kekemelik veya konuşma bozukluğu gibi kavramlar ailemizde asla kullanılmadığı için bana 'bu hoca seni okula hazırlayacak' diye yutturmaya çalışıyorlardı. Şüphem vardı ama açığa vuramadım.
Zaten annem her 'çocuklar hep sen kekeliyorsun diyor' şikayetiyle eve geldiğimde bana 'hayır kızım seninki kekemelik değildir, kekemelik harflerin tekrarlanmasıdır, sen de sadece takılıyorsun' diyordu. O yüzden uzun süre kekemeliğin dünyanın en kötü suçu olduğunu, benimkisinin de ondan daha farklı bir şey olduğunu düşünüyordum. Yeter ki kekemlik olmasın.

Esas orta okulda işin bilincine varmaya başladım. 6. sınıftaki sınıf öğretmenim (emekli olması gerektiği halde öğretmen kıtlığından çalışmaya devam eden biri) kısa zamanda kekeme olduğumu fark etti ve kekemeliğin bir 'alışkanlık' olduğunu söyledi. Yaşım 11 olduğu halde haksız olduğunu biliyordum ancak küçük olmam ve kendisinin benim için bir otorite olması nedeniyle karşı çıkmadım. Bana 'ben seni kekemelikten kurtaracağım' diyordu. Ondan sonra her kekelediğimde söylediğim sözcüğü veya cümleyi tekrarlamak zorunda kalıyordum. Kendimi acayip sıkmaya başladım. Kekelememek için elimden geleni yapıyordum ama başarısız kalıyordum. Artık kekemeliğimi gizlemekten başka çarem kalmadı. Millet ne düşünürse düşünsün yalnız kekeme olduğumu düşünmesin mantığıyla hareket ediyordum. Palyaço gibi davranıyordum, hareketlerime gülsünler de kekemeliğime gülmesinler diyordum. Esas için için acayıp dertliydim. Ama ailemle bile bu konuyu konuşamıyordum.

Yedinci sınıfa geçtikten sonra öğretmenden kurtuldum ancak kekemelikten kurtulamadım. Esas kötü takılmalar o zaman başladı. Sonu olmayan takılmalar. Hep başkasının beni kurtardığı anlar. O yüzden kendi gücümle nasıl çıkabileceğimi de bilmiyordum. Takıldığım o vahim anlarda dünya benim için duruyordu, sadece kendi halimdeydim ve kurtulduktan sonra (bir başkasının söyleyeceğim sözcüğü söylemesinden sonra) en az 100 kere, hatta 1000 kere o an söyleyemediğim kelimeyi kendi kendime çalışıyordum. Kendi kendime böylesi çalışma yaparken hiç takılmıyordum. Zaten en kötü takılmalar hep ünlü harflerdeydi özellikle Fransızca dersinde... Ünsüz harflerden korkmazdım, sadece ünlüler beni tamamen teslim alabiliyordu.

Aslında yabancı dillere karşı çok meraklıydım ama okulda öğrenmemiz gereken İngilizce ve Fransızca beni çok zorluyordu. Evde çalıştıklarımı okulda akıcı söyleyemiyordum ama öğretmenle konuşma cesaretim de yoktu. Ondan sonra kendi kendime başka bir yabancı dil öğrenmeye karar verdim ve bizdeki Türklerden esinlenerek Türkçe öğrenmeye karar verdim.

Türkçe öğrenmek farklıydı, kendi kendime evde çalışıyordum ve kimsenin huzurunda sesli okumak zorunda değildim. Bir Türk komşu kızı vardı, onu ziyaret ederdim ve o takıldığım zamanlar bunu takılma olarak algılamazdı, bilmiyorum zannederdi. Ben de çaktırmazdım. Yine benim hakkımda herşeyi düşünsünler ama kekeme olduğumu düşünmesinler tutumu içerisindeydim.
Ondan sonra bir Türk çocuğu ile tanıştım. Yaşım 16 idi. Kekeme olduğunu ilk başta fark etmedim. Hem kendim kekelememekle meşguldüm, hem de konuşma konularımız pek ağır değildi, şakalaşmaktan başka bir şey değildi. Babamın görevli olarak çalıştığı yüzme havuzunda tanışmıştık.

Kekeme olduğunu önce babam farketmişti ve yüzüme vurdu. Şoke oldum, 'hayır, olamaz' dedim ama babam sakin sakin 'evet, kekemedir' dedi. O an bütün dünyamı alt üst etti. Daha sonra kendisiyle konuşmaya karar verdim ve kendi kekemeliğimi dile getirmekten başka çare bulamadım. Bana verdiği cevap benim hayatımı değiştirdi. 'Evet ben kekemeyim. Bu bir gerçektir ve gerçekler gizlenmemeli.'

Bundan sonra bende acayip bir düşünme süreci başladı. Kendi kendimi sorgulamaya başladım, neden bu gerçeği bugüne kadar gizlediğimi, neden herkese açık açık söylemediğimi kendi kendime sordum. Hepsi ailemden, çevremden aldığım eğitime bağlıydı. Kekemeliğin ayıplandığına bağlıydı. Halbuki neresi ayıp, neresi suç. Basbayağı bir bozukluktur, benim insan olarak değerimi hiçbir şekilde azaltmayan bir bozukluktur. Elimde olmayan bir şey!

Kendimi artık serbest bıraktım, eski alışkanlıklarımdan vaz geçtim, korkularımı çöpe attım. Nasılsa takıldığım anda mazeretim hazır: Kekemeyim. Ve işin ilginç tarafı kekemeliğim inanılmayacak şekilde azaldı. Geriye kalan takılmaları da ufak müdahalelerle örneğin yeniden nefes alarak veya cümlede kısa bir ara vererek ya da kelimeyi değiştirerek idare etmeye başladım. Kekeme olduğumu dile getirdiğim halde çevremdekilerin benim yaptıklarımı artık kekemelik olarak algılamadığını fark ettim. Ve yine üzüldüm çünkü bu kadar çektiğim boşuna mıydı?

Bir süre konuyu artık hiç düşünmemeyi başardım, üniversiteyi bitirdim, evlendim, meslek ve çocuk sahibi oldum ama eski yaralar derin olduğundan en ufak bir gerekçeyle (kekeme bir çocuk hakkındaki bir televizyon programı) eski duygular yeniden türedi. Kekemelikle ilgili korkular değil de kekemeliği araştırma azmi. Üniversiteye başvurarak konuya ilişkin doktora tezi yazmaya karar verdim. Seçtiğim konu: Almanlar ve Türklerde kekemeliğe olan farklı yaklaşım'. 2 sene kadar araştırma yaptım, Köln Üniversitesi Dil Konuşma Terapisti Eğitim Fakültesi'ndeki seminerlere katıldım. Çalışmayı ekonomik nedenlerle maalesef bitiremedim. Ama ilgim devam ediyor.

Evet, benim hayatım bayağı başarılı geçti, Almanya'nın aranan Türkçe tercümanlarındanım. Gençliğimdeki kekeme arkadaşım olmasaydı kesinlikle bu pozisyona gelmezdim. Kekemelik korkusundan mahkeme salonuna, polisteki ifadelere giremezdim. Ama giriyorum. Ve kekeleyeceğim zaman kekeliyorum. Gizli saklı bir şey yok. Kendi kendime, kekemeliğimi eleştiren kişi olursa önce benim bildiğim Türkçe'nin yarısını, bildiğim Kürtçe'nin de üçte birini öğrensin ondan sonra gelsin bana hesap sorsun diyorum. Bugüne kadar eleştiren, soran olmadı. Ama burası Almanya ve buradan kekemelik hakkında öğrendiklerimin hepsini sizinle paylaşmaya hazırım.
Selamlar
Petra
#kekelemek #kekemelik #VanRiperTürkçe
Ara
Cevapla
#2
Gayretleriniz için teşekkürler.
Ara
Cevapla
#3
Merhaba Abdullah,
takdirin için teşekkürler, ama senin özgeçmişini, kekemelik deneyimlerini merak ediyoruz! Big Grin
Selamlar
Petra
#kekelemek #kekemelik #VanRiperTürkçe
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi