Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Almanya / Türkiye Sistem Karşılaştırması
#1
Merhaba arkadaşlar,
bazı arkadaşların isteği üzerine size Almanya'daki Sağlık Sistemi'ni ve kekemelik terapilerinin buna nasıl entegre olduğunu tanıtmak isterim.

Lütfen yanlış anlamayın, bizimki şöyle iyi sizinki böyle kötü diye bir rekabet uyandırmak istemiyorum. Tek yapmak istediğim bizim sağlık sistemimizi genel hatlarıyla tanıtmak.

Yasal Sağlık Sigortası

Almanya'da her vatandaşın (yerli ve yabancı) sağlık sigortası vardır. Bu yasal bir zorunluluktur. Sağlık Sigorta Sistemi'mizin eleştirilmesi gereken birçok tarafları varken genel anlamda iyidir çünkü genellikle tüm hastaneler ve kendi sağlık merkezi/muayenehanesi olan doktorlar, terapistler bu Sağlık Sigorta Sistemi çerçevesinde hizmet vermektedir.

Her vatandaşın Chip kartı var, doktora kartını uzatarak hizmet alır. Tüm temel hizmetler ücretsizdir, ek ödemeler de duruma göre alınır ama normalde ödenebilir bir miktardadır. Eczane'de 5-10 Euro gibi hastadan belli bir miktar ilaç parası alınıyor, gerisini sigorta reçetenin sunulması ile birlikte öder. (Tabii bazı reçetesiz verilen Aspirin, Dolormin, Talcid, Parasetamol, İbuprofen gibi ilaçlar da var, onların ücretinin tümü hasta tarafından ödenir.)

Okul Sisteminin Kekemelere Gösterdiği Kolaylıklar

Uzun süre Almanya'nın özel eğitim sisteminde konuşma engeli olan çocuklar için özel bir okul tipi vardı. Benim çocukluk dönemimde bu okullar daha çok yaygın idi ve giden tüm kekeme arkadaşlarım da orada iyi bir terapi almadıkları halde alay vs. olmadığı için iyi bir öz güven kazandıklarını ve gerçek yeteneklerini tanıyabildiklerini söylüyorlar. Ben isyan ettiğim için ailem gönderemedi (yine diğer çocuklar ne diyecek, bana deli mi diyecek diye).

Almanya'da son yıllarda gelişen enklüziyon modeli dolayısıyla konuşma engelliler okulları (her eyalette mi bilmem ama genel olarak) kalkmış durumdadır. Kekeme çocuklar rapor aldıkları zaman normal okullarda sözlü ödevlerden muaf tutularak yedek ödevler alabilirler. Sınıfta sözlü cevap vermek zorunda değiller, öğretmenle anlaşmalı olarak yeteneklerini başka bir şekilde kanıtlayabilirler.
Tabii ki bu sürece dahil olmak bir zorunluluk değildir. Birçok kekeme diğer çocuklarla aynı seviyede tutulmayı ve uzun nefes gerektiren rapor alma sürecinden geçmemeyi tercih ediyor.

Almanya'da Terapi Olanakları

Almanya'daki terapi sistemi tamamen Sağlık Sigortası dahilinde resmi bir sistemdir. Bir doktorun nasıl Tabipler Odası'ndan ve Sağlık Sigorta Sandıkları Birliği'nden ruhsat alması gerekiyorsa terapist de eğitimden sonra çeşitli staj dönemlerinden geçerek merkez açmak için ruhsat almak zorundadır.

Danışan terapi almak için (çocuk ise) çocuk doktorundan veya (yetişkin ise) KBB uzmanı ya da Ses ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı'ndan kontrol veya ilk etapta 10 seans için reçete (havale fişi) alır ve bununla terapistten randevu alabilir. Fişi sunarak terapiste herhangi bir ücret ödemez. Terapist fişle birlikte Sağlık Sigorta Sandığı'ndan ücretini alır. Seanslar bitince terapi sürecinin devamı için rapor hazırlayarak havale eden doktordan yeni bir reçete talep eder. (Bunun belli yıllık sınırları vardır, seans sayısını tam olarak bilmiyorum)

Konuşma terapistinin yanında görülen bireysel terapilerinin yanı sıra grup terapileri ve yoğunlaştırılmış grup terapileri sunulmaktadır. Son yapılan bilimsel araştırmalara göre en etkili terapiler yoğunlaştırılmış grup terapileridir. 8-10 kekeme bir araya gelip aynı zamanda aynı terapi sürecinden geçerken hem birbirlerine destek olur, hem birbirinden öğrenirler. Bu terapilerin bazıları akademi gibi merkezlerde yapıldığı için danışan yemek/yatma parasını kendi cebinden ödemek zorundadır.

En ağır vakalar bazı kliniklerde sunulan yatılı terapilerde eğitim alırlar. Bu eğitimler 3 aylık bir süre zarfında kekemeliğin yanı sıra özellikle kemikleşmiş psikolojik sorunları da ele alırlar. Bir örneği Bonn Kekemelik Terapisidir filmini şu paylaşımda (ikinci filim ve açıklama) görürsünüz.

Almanya'daki Terapist Eğitimi

Dediğim gibi terapistler Sağlık Sigorta Sistemi dahilinde hizmet verirler. Bunun için sertifikalı okullarda eğitim almış olmaları gerekir. Kekemelik terapilerinden ya logopedi uzmanları ya da dil ve konuşma terapistleri sorumludur.
Logopedi eğitimi eskiden lise dengi meslek okullarında veriliyordu. Eğitim alanlar yoğun stajlar eşliğinde öğrendikleri eğitim programları uygular ve mezun olduktan sonra sertifikalı bir kurumda 2 yıl çalışarak kendi merkezlerini açabiliyordu.
Ancak uluslararası alanda logopedi branşı akademik bir eğitim dalı olduğu için meslek okulu sistemi artık terk edildi ve üniversitelere / yüksek okullara kaydırıldı.

Dil ve konuşma terapistliği eskiden beri üniversitelerde bir master (4 yıllık) eğitimiydi. Öğrenciler yine bazı staj dönemleriyle birlikte bilimsel araştırma ve tezler de hazırlamak zorunda kalıyorlar. Profesörlerin direktifinde hazırladıkları tezlerde örneğin merkezlerin etkinliği ve danışanların memnuniyeti, olası eksiklikler vs. sürekli araştırılıyor ve bu da aynı zamanda merkezlerin de daha iyi hizmet vermesine yol açıyor. Tabii ki üniversitenin direktifinde yapılan araştırmalar taraflı olma olasılığından da uzaktır.

Gerek logopedi uzmanları, gerekse dil ve konuşma terapistleri eğitimden sonra 2 yıl sertifikalı merkezlerde çalıştıktan sonra kendi merkezlerini açmak için ruhsat alabilirler. Özel doktorlar gibi serbest çalışan terapistler olduğu gibi kadrolu çalışan terapistler de vardır.

Dil ve konuşma terapistleri genellikle kekemelikten başka artikülasyon vb. konuşma sorunlarında da hizmet veriyorlar.
Hepsi kekemelik sorunuyla da ilgilenmez, bazıları ise kekemelik için özel ek eğitim almış, sertifikalı kekemelik terapistidir. O yüzden bizde terapi almadan önce Almanya Kekemelik ve Özyardım Federasyonu'nun hazırladığı listeyi istemek faydalı olur.

Terapi ücretleri

Yukarıda da belirttiğim gibi danışan terapi için ücret ödemez. Bu kendisi için büyük bir avantajdır. Ama ücret ödememe durumu bir avantaj daha sağlar: terapi başarısız sonuçlanır veya kalıcı bir düzelme elde edilemezse danışan (veya ailesi) boşuna para ödemekten de yakınmaz. Yani Türkiye'deki gibi hem hayalkırıklığı, hem paraya acıma durumu ortaya çıkmaz, hayalkırıklığıyla sınırlı kalır.
Hayalkırıklığı da biraz farklı olur çünkü terapist eğitimi görmüş, sertifikalı hiçbir terapist (ergen/yetişkin) bir kekemeye 'seni iyileştirebilirim' veya 'böyle yaparsan kekemelik geçer' demez.

Ancak terapistlerimiz (ergoterapist, fiziyoterapist, ebe ve diğer sağlık personelinde de olduğu gibi) maalesef 'doktor' ünvanını taşımadıklarından çok düşük bir maaş alırlar. (Aldıkları maaş ana okulu öğretmeninin maaşıyla kıyaslanabilir).
Kendi merkezi olan terapistler iyi bir geçim sağlamak için çok çalışmak zorundalar, çok iş olunca da genellikle personel çalıştırmak durumundalar. Personel hastalandığında terapist 2-3 kişinin yerine çalışmak zorundadır.

Gayrı ciddi terapi merkezleri

Almanya'da sertifikalı terapi merkezlerinin yanı sıra tek tük gayrı resmi ve Kekemelik Federasyonu'nun ibaresiyle 'gayrı ciddi' merkezler de vardır. Kanunen bunlar yasaklanamaz ama ücretleri sigorta tarafından da ödenmez.
Bunlar nefes eğitimi veya hipnoz gibi bilimsel hiç bir dayanağı olmayan metotlarla çalışan merkezlerdir. Giden kekemeler ücreti kendi ceplerinden ödemek zorundadır. Gerisi onların bileceği şeydir.

Şimdilik bizim sistemimizle ilgili aklıma gelen bunlardır.
Eğer sorularınız varsa (gerekirse araştırarak) cevaplamaya hazırım.
İyi günler
Petra
#kekelemek #kekemelik #VanRiperTürkçe
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi