Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Duyarlıyım, ama neye karşı...
#1
Sevgili arkadaşlar,

Geçmişten günümüze duygusal olarak etkilendiğim için kekelediğim durumları
gözden geçirdim.

Lise yıllarında sınıf arkadaşlarımla konuşurken güle oynaya kekelerdim.Çünkü beni
o halimle seviyolarlardı, yani yargılamıyor, kıyaslamıyor, acımıyorlardı.
Buna rağmen kekeleme sürüyordu, özellikle s ve f harflerinde hava kaçırma şeklinde.

Ta ki sınıfa herkesin vurulduğu güzel bir kız gelene kadar. O saatten sonra ergenliğin de 
etkisi ile farklı duygular gelişmeye başladı.

Güzel kız aramızdan birini seçecekti.Bu seçimi tabi ki kıyaslama usülüne göre yapacaktı.
Bu aşamadan sonra kendimi arkadaşlarım ile kıyaslamaya başladım.Derslerim iyi olmasına 
rağmen pek yakışıklı değildim ve boyum da kızdan biraz kısaydı.Ve olanlar oldu..

Özellikle kıyaslama sonucu kendimden daha şanslı olduğunu sandığım arkadaşlarla daha 
fazla kekelemeye başladım.Çünkü yapılacak bir kıyasta onun bana tercih edileceğini, bu yüzden
hem maddi hem de manevi bir kayba uğrayacağımı biliyordum.Ama bu kaybı gurur meselesi yaptığımdan
bir türlü olsun varsın diyemiyordum. 

Buna benzer maddi ve manevi kayıplara uğrama riski tüm dengemi alt üst ediyordu ve
sonucu tabi ki 3 kelimede bir blok.

Her ne zaman yaşım ilerleyip bu gibi kayıpları göze almaya başladıysam bloklar o zaman 
azalmaya başladı. Hayatta her zaman her istediğime sahip olmayacağımı, girdiğim savaşları
çoğu kez kaybedip manevi yaralar alabileceğimi kabullendim.

Ama burda duyarlı olduğum şey asla kekelemek değildi, tamamen kayba uğrayıp mahrum
kalacağım şey ya da kaçırdığım fırsat için duyduğum üzüntüydü.O kayba uğramasaydım,
istediğimi elde etseydim gene okuldaki gibi güle oyna kekelerdim.

Burdan kendi kendime bir duyarlılık testi çıkardım: Beğrendiğim kız ile tamamen akıcı fakat 
onun beğenmeyeceği bir şive ile konuşsaydım, gene gerilir miydim?

Evet, gerilirdim.Çünkü asıl mesele hedefe ulaşabilmek idi , şiveli konuşmak buna engeldi.

Sonrasında farkettim ki, benden daha uzun, daha yakışıklı, daha zengin erkekleri görünce 
bana bir ter basıyordu.Kıyaslanma ve kaybetme duyarlılığımı hala silemediğimi farkettim.
Bu duyarlılık bana manevi kayıp verebilecek aile büyükleri, resmi makamlar, polis vs. gibi devam etti.

Bütün bunlardan anlıyorum ki asıl duyarlı olduğum konu kekelemekten ziyade, kekeleme sonucu
oluşacak manevi kayıplar, kaçan fırsatlar.

Bu yüzden erişkin olarak da insanlarla güle oynaya kekeleyecek kadar bilerek kekeledim.
Ama diğer duygularım da en ufak bir değişme olmadı.

Siz de kendinizi bu şekilde test edin.Eğer konuştuğunuz kişiyle akıcı olarak konuşsanız bile
başka bir duygudan dolayı, örneğin kıyaslanma, yargılanma vs, gerginlik hissediyorsanız
asıl korkunuz kekeleme korkusu değildir.

Buna örnek, bazı akıcı konuşan insanlar üst makamları ile konuşmaktan çekinirler.
Nedeni konuşamama korkusu mu, yoksa ona beğeneceği bir cevap veremezse ondan duyacağı eleştiri ve 
düşük performansa bağlı düşük maaş zammı korkusu mu?

Korkular o durunmda akıcı olduğunuzu düşündüğünüz haldeki korkular ile aynıysa
korktuğunuz şey kekelemek değildir ve bilerek kekelemek, isterse 10 yıl yapın, bu duygulara
tesir edemez.Bu duyguların ayrıca çözümlenmesi ya da tatmin edilmesi gerekir.

Örnek: almak için para biriktirdiğim arabayı alıncaya kadar kekeleyen birisi, arabasına
kavuştuğu gün ya da o arabayı almaktan vazgeçtiği gün rahatlar..


Bu şekilde hisseden arkadaşları merak ediyorum.
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi