Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 4/5 - 1 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Duyarsızlaşma Terapisi Deneyimim
#1
Herkese merhaba. Bir süredir (yaklaşık 2 yıl) aldığım duyarsızlaşma terapisini sizinle paylaşmak istiyorum. Öncelikle ben ağır bir kekemeyim. Bu ağırlık kime neye göre elbette tartışabilindiği gibi, ortalama rahatlıkta olduğum bir ortamda yüzde 80 90 kekeleyen ve ağır tikleri olan birisi olarak yazıyorum.  Bizi biz yapan şeyler yaşadıklarımız ise ; şuanki karakterimizde kekemeliğin katkısı büyük. Çünkü bizler sadece kekeme değil, genel olarak daha asosyal geri planda duran, çoğu durumda kaçan, korkan kendine güvenmeyen kişileriz. Kekemelikten muzdarip bireyler olarak bir çok olumsuz durumla karşılaştık. Temelde hepimiz aslında aynı şekilde kekelemeye başlamış olsak bile, yıllar sonraki kekelememiz farklı. Bu da olayları farklı değerlendirdiğimiz için, ve ben kendi adıma biraz duygusal birisi olduğum için daha fazla etkilenmiş olabiliceğimi düşünüyorum. Evet şuan çoğumuz mükemmelliyetçiyiz Smile Mükemmelliyetçi demiyorum, çünkü kekemeliğin temelleri atılırken çocuktuk. Kavramlar daha sadeydi. Sevinir gülerdik üzülürdük ağlardık. Artık ağlamak zor. Ve gururumuz büyük Smile kendimize toz konduramadığımız gibi, kekemelik kelimesini adımızın yanına yakıştıramıyoruz. Çünkü biz kekeme olmasaydık çok mutlu düzgün güzel yahu mükemmel olmasa bile bize şuan çok mükemmel görünen bir hayatımız olucağına çok inanıyoruz. Ve bizi seven bir çok kişi olucaktı gibi Smile Bende çok inandım. Ama rüyadan uyanıp o mükemmel hayatıma uyanamadım. 22 yaşındayım. Ve kadın bir kekeme olarak yazıyorum. Ben çok çabaladım. Muskalardan 14 günde son kekemelik merkezlerine kadar dayanan hikayemde, bir an olsun kekemeliği kabullenip bunu yenme mücadelemden vazgeçmedim. Çoğu zaman kaybettik. Bu sefer bunu yenicem diye attığımız her adımda. Son olarak, kekemeliğin bana verdiği zararları ve daha da zarar verme riskini hiçe sayarak işte.. duyarsızlaşma terapisi almaya karar verdim. Ailem bile inanmazken bana. Kaybedicek birşeyim zaten yok. Hala inatla deniz sizi en dibe çeker, çırpınırsınız batarsınız. Ve en sonunda denizin ortalarında biryerlerde nefes almadan yaşamayı öğrenirsiniz. Ha işte çok trajik bir durumda iken. ? Öncelikle duyarsızlaşma terapisine, kekemeliğimizle yıllarca yaptığımızdan farklı olarak ondan kurtulmaya çalışarak başlamıyoruz. Öncelikle kekemeliği, kekeme kişiliğimizi anlamalıyız öğrenmeliyiz. Kekemelik size ne kadar zarar verdi? Kekeme olmasaydınız sizce hayatınız nasıl olurdu? Ya da kekemesiniz ama sizi artık eskisi kadar rahatsız etmiyor, bu sefer hayatınız nasıl olurdu? Kekeme olmasaydınız hayatınız nasıl olurdu sorusuna cevaplarınız ile kekemesiniz ama sizi rahatsız etmiyor sorusuna cevaplarınız çok benzer çıkacaktır. Kekeme olmasaydınız hayalinden vazgeçiyoruz. Çünkü artık olan oldu. Kekemesiniz, ama istediğiniz kişiyle konuşuyorsunuz. Her istediğinizi söyleyebiliyorsunuz ama kekeleyerek. İnsanların verdikleri tepkileri umursamıyorsunuz. Zaten kekemeliğimizin derecesi çoğu zaman bu gibi durumlardan etkilendiğimiz için arttığına göre, biz kekemeliğe ve kendimize, yaşadıklarımıza, kekemeliğe olan nefretimize inatla onun bize zarar vermesine izin vermezsek. Daha az etkileniyoruz. İlk duyarsızlaşma çalışmalarımda, hiç tanımadığım bir sürü insanla konuştum. Ağır tikler yaparak. Dalga geçenlerde oldu, dinlemeyende, küçümseyende evet Smile kekemeliğim hakkında bir çok kişiyle konuştum. Ki o zamana kadar bu gibi sohbetlerden hep kaçmıştım. Zordu evet ama kaybedicek birşeyiniz zaten yok. İlk bir kaç ay konuşmamda bir değişiklik olmadı diyebilirim. İnsanların olumsuz geri dönüşleri bana daha az zarar verirken Ağır bloklarım, kasılmalarım beni hala çok rahatsız ediyordu. Çünkü evet hala sihirli bir deyneğimiz yok. Ama vazgeçmemeliyiz. İnatla kekelemekten korkmadığımızı kendimize kanıtlamalıyız . Bizi bitiren şey kekelemek değil, bu korku. Velhasıl bu süreçte Zamanla, belkide farketmeden kekemeliğin duygusal olarak bana daha az zarar verdiğini farkettim. Çünkü daha fazla kişiyle konuşmak, kekemeliğimi daha fazla kişiye göstermek için bir çok şey yaptım. Üniversiteye gitmek istemiyordum, sırf kekeme olduğum için. Okula başladım bir sürü insanla muhatap olma imkanım oldu. Çünkü evde oturarak olmuyor. Sokağa çıkmakta yetmiyor duyarsızlaşmak için. Neyi yapmadıysanız o güne kadar neyden kaçtıysanız onun üzerine gidin. Antidepresanı bıraktım. Artık güçlü olmak istiyordum. Kabuğumdan çıktım ve koşmak istiyordum. Ve evet ben bu kadar hevesliyken belkide çokça çabalıyor iken, kazandığım özgüvenin etkisiyle de bloklarım azalsa dahi hala kekemeyim Smile size şunu söylemeliyimki, modifikasyon uygulamadan akıcılık çok zor. Kekemeliğe bakış açınızı değiştirmediğiniz sürece modifikasyon yapmanız daha daha da zor. Bu aşamalardan sonra, modifikasyon terapisine geçtik. Bu süreçte, yavaş ilk heceleri uzatarak uygulanan bir konuşma tarzını kullanıyoruz. Ama bu güne kadar yaptığınız duyarsızlaşma çalışmalarından çok daha fazlasını modifikasyon  yaparak uygulamaya çalışıyorsunuz. Ha işte ben şuan o dönemdeyim. Modifikasyonu tik haline veya kekemelikten kaçış durumuna getirmemek adına aynı zamanda, daha rahat konuşmaya çalışarak geçirdiğimiz mücadeleyi, çokça başarısızlıklarla virgüllüyoruz.Çünkü pes etmediğiniz sürece asla nokta konmaz. Dın dın. Modifikasyonla kendi kekemeliğim arasında gidip geldiğim şu dönemde eskisinden farklı olarak mutluyum. Eskiden telefonu hep uçak modunda kullanan ben artık Yabancı bi numara aradığında açıyorum. Ekmek almaya giderken bile sırf iki ekmek dememek için kaçan ben şuan pazarlık yapıyorum. Odasından çıkmayan asosyal hiç arkadaşı olmayan ben, artık arkadaşları olan aktif olmaya çalışan birisine dönüştüm. Psikolojik olarak evet bazen hala üzülüyorm. Hiç üzülmemeyi kekemeliği hiç takmamayı düşünmüyorum. Çünkü kendimi kandıramam. Kendimizi kandıramayız. En duyarlımızdan en duyarsızımıza kadar hepimiz içimizde biryerlerde bu durumdan nefret ediyoruz. Kim etmezdi ki? O yüzden önce bu durumdan nefret ettiğiniz için kendinizi affedin. Suçlamayın. Biz suçlu değiliz, kekeme olduğumuz içinde , kekelemekten kaçtığımız içinde suçlu değiliz. Bizimle dalga geçen insanlarda suçlu değil. Biz sınıfta kekeleyerek kitap okurken o alttan alttan gülen çocukta suçlu değil. Suçlu isede herkesi affedin. Zihnimiz hala geçmişimize bağlı. Bize kekemeliğin yaptıklarına. Veya yapamadıklarımıza, her ne ise. Hepsiyle aranızdaki bağı çözün. Özgür olmak istemiyormuyduk. Özgürce konuşmak.  Özgürce konuşmak akıcı mükemmel konuşmak değil. Ama akıcı konuşmanında modifikasyonlar ile mümkün olabildiğini gördüm. Ama siz zincirlerinizi çözmezseniz. Hala geçmişe ya da kekemeliğin size vermiş olduğu zararlara takılıp kalırsanız, ha işte oralarda kalırsınız. Kimse size kolay olucağını söylemedi. Ben çok zayıftım kekemelikle mücadele etmiş ve büyük başarılar elde edebilmiş bir çok kişide öyle. Belki çok şey başaramadım. Çevremdekiler bana çok yol kateddin dese bile bu terapi sürecinde,  daha çok yolum olduğuna inanıyorum. Bu iş 1 senelik 3 senelik birşey değil. Aylık hiç değil. Hayatımız boyunca belkide kekemeliğin bize zarar vermemesi için mücadele edeceğiz. Yalnız başıma bu duruma gelmedim, terapi süreci benim için önemliydi. Bakış açımı değiştirmem kolay olmadı, size yol göstericek sizin geçtiğiniz ve geçiceğiniz yolları bilen birileri olmalı. Ama inanın çoğu şey size bağlı. Kaybedebiliriz. Ama biliyorum ki  kaybedince değil, vazgeçince yeniliriz. Hayallerinize giden yolda ilk adımı siz atın. En yapamam dediğiniz şeyi yapın. O zaman kekemelik ne kadar cesur olduğumuzu anlıyacaktır. Ve belki o bizden korkar Smile
Ara
Cevapla
#2
A dan z ye noktasından virgülüne bi kekemenin neler hissettiğini neler hissetmediğini neler yaşayabileceğini neler yaşadığını o kadar iyi anlatmışsınız ki okurken kendimi bulamam imkansızdı. Kekeme olduğumu farkettiğimde bunu düzeltmeye çalışan birisi olarak söylüyorum ki umarım pes etmez ve verdiğin bu amansız mücadeleyi kazanırsın, ben öyle yapacağım, savaşacağım. Elinize sağlık muhteşem bir yazıydı geçmiş olsun iyi günler.
Ara
Cevapla
#3
Mukemmel bir yazi olmus elinize saglik, bazen bu sekilde motive edici yazilari okumanin faydali oldugunu dusunuyorum.
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi