Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kahnemann'ın sistem 1 sistem 2 teorisi ve kekemelik
#1
Merhaba arkadaşlar,
Daniel Kahnemann isimli psikolog, bilinçli veya bilinçsiz uyguladığımız eylemleri sistem 1 ve sistem 2 diye ikiye ayırıyor.

Sistem 1 dediği çok hızlı ve adeta otomatikleşmiş olan hareketlerimiz ve eylemlerimizdir. Sistem 2 ise bilinçli olarak yaptığımız daha fazla konsantrasyon gerektiren hareketler ve eylemlerdir.

Örneğin usta bir şoför araba kullanırken gaz, debriyaj, vites, direksiyon vs. gibi şeylere dikkat etmeden gayet güzel araba kullanabiliyor. Bunun yanı sıra belki radyo veya müziğe konsantre oluyor veya bir arkadaşla heyecanlı konuları tartışabiliyor. Araba kullanma becerisi sistem 1'de işliyor.
Ancak eğer aniden bir geyik veya top gittiği yolda engel olarak karşısına çıkarsa hemen sistem 2'ye geçip bilinçli olarak frene basar veya direksiyonu kırarak engelin yanından sıyrılmaya çalışır.
Ana teori budur.

Peki, bütün bunların kekemelikle ne alakası vardır? diyeceksiniz.
İşte bizim Almanya'daki kekemelik terapistlerimiz bu teoriyi kekemelik konusuna da aktarıyor.

Konuşma prosedürü tamamen otomatikleşmiş bir eylemdir. Küçük çocuklar daha 'anne' 'baba' 'dede' 'mama' diye büyüklerin ağız hareketlerini taklit ederek ilk kelimelerini bilinçli çıkarırken konuşmada ustalaşmış bir insan (çocuk veya yetişkin) aklından geçirdiği bir kelimenin nasıl telaffuz edildiğini düşünmeden otomatikman doğru söyleyebilir. Yani artikülasyon hareketleri olsun, nefes alımı, ses verme, yani konuşmak için gerekli olan tüm unsular otomatikleşmiş bir prosedürdür ve sistem 1'de işliyor.

Bu prosedür genel anlamda kekemeler için de geçerlidir. Çünkü kekemeler de söyleyecekleri kelimenin nasıl söyleneceğini çok iyi biliyor. Aradaki tek fark, kekemelikten dolayı karşılaştıkları konuşma engelleri (yolun üzerindeki geyik veya top gibi).
Takıldıkları anda sistem 1'den sistem 2'ye geçiş söz konusu. Otomatikleşmiş prosedür tıkanmış, kekemenin kendini bilinçli olarak kurtarması söz konusu olur. İşte öylesi bir anda terapide öğretilen bir modifikasyon tekniği, nefes tekniği, ağız uyumu vs. devreye girebilir.

Biz kekemeler bazen karşımızdaki engeli çok önceden görüyoruz. İşte o zaman frene basarak hemen otopilottan manüele geçip dikkatlice engelin yanından veya üzerinden geçiyoruz. Bu tür durumları ustaca uygulayan bir kekemenin kekeme olduğu bile dinleyiciler tarafından fark edilmiyor. Gizli / örtülü semptomlar nedir?
Hatta gizli/örtülü semptomları örtbas etmek dahi kimi kekemede bu kadar otomatikleşmiş ki bu da artık sistem 1 gibi hızlı işliyor.

Bilmem azıcık anlatabildim mi?
Selamlar
Petra

Daha fazla bilgi için: https://tr.wikipedia.org/wiki/Daniel_Kahneman
#kekelemek #kekemelik #VanRiperTürkçe
Ara
Cevapla
#2
Aslında gittiğimiz kekemelik kurslarında da hep bir kontrol olma durumu söz konusu. Ama yaptıkları hata şu " kontrolü sürekli tutuyorlar" . Ve işin pskolojik boyutunu arka plana atıyorlar. İnsanın sürekli kontrollü konuştuğu zaman her türlü konuda , durumda konuşurken de kontrolü sağlayabileceğini sanıyorlar. Bu kontrol bizleri yoruyor , sıkıyor , konuşmaktan uzaklaştırıyor. Sürekli nasıl konuşucağımızı düşünüyoruz , hata payı asla yok. Çünkü hata yaparsak elbet devamı gelir gözüyle bakılıyor.. ben gittiğim kekemelik kursunda kendimi kekelemiycem diye o kadar kasmıştımki , bu bana kekemeliğin lehine yol su elektrk olarak geri döndü.. ve işin tıbbi boyutuda var elbet. Korktuğumuz zaman , o baskıyı hissettiğimiz zaman kontrollü olmamız imkansıza yakın.. adrenalin , kortizon dur durak bilmeden artarken gelin siz kontrollü olun.. o yüzden önce korkularını yen , heryerde aynı seviyede rahat hissetki kendini , gerisi zaten çorap söküğü gibi.. yoksa bunlar olmadan konuşmak ; kafana silah dayalı ; zikzaklı bi yolda , arkandaki bir yığın mafya babasından kaçmak gibi birşey.. ne diyelim ; aman benzin bitmesin..
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi