Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kekemelik korkusunu nasıl yendim
#1
Merhaba arkadaşlar,
Bilge hanım benden kekemlik korkusunu nasıl yendiğimi öğrenmek istedi. Sanırım bu konu başka insanları da ilgilendirebilir o yüzden cevabımı foruma atmaya karar verdim.

Başta şunu belirteyim. Benim dışa dönük bir yapım vardır ve kekemelik bu yapımı göstermemde engel olurdu. Bana çocukken deselerdi ki sana garanti veririm, tiyatro oynarken veya bir topluluğa hitap ederken takılmayacaksın ilk öne çıkan ben olacaktım.

O yüzden de normal konuşabilen ama sunum yapmak istemeyen veya öğretmene veya herhangi bir otoriteye gidip soru sormaktan çekinen insanları kesinlikle anlayamazdım, halen de anlayamıyorum. Yani kekemelik gibi bir sorunları yoksa neden geri dururlar?  Huh

Yani beni hayal ettiğim şeylerden alıkoyan tek şey kekemelikti. Benim hiçbir zaman ağır bir kekemeliğim olmadı. Ama bir dakikada bülbül gibi konuşabilirken belli bir insana karşı (otorite filan) veya önemli bir ortamda (sınıfta, toplantılarda) birden dilsiz kesilirdim ve bu durum bana sonsuz gibi gelirdi.

En büyük korkum neydi?
  1. Kekeme olarak deşifre olmak
  2. Ağzım açık konuşamamak (bu tecrübeyi özellikle okulda defalarca edinmiştim)
  3. İnsanların kekemeliğimi yüzüme vurmaları
  4. Kekemeliğimi gizleme teşebbüsünde tuhaf tuhaf şeyler yapmak
1 - Evet, korkuların başında kekeme olarak deşifre olmak vardı. Çünkü kekemeliğin
  • benim kişisel kusurum, benim zaafım olduğuna
  • benim değerimi düşüren bir unsur olduğuna
  • anne-babamın ve arkadaşlarım beni sevmemesine yol açacağına
inanıyor ve bu durumu da hiç sorgulamıyordum.

2 - Ağzım açık konuşamamak benim o anki duygularımı tepelere bindirirdi. Kendimi bilmez olurdum ama o anki rezillikten ziyade en büyük korkum kekeme olarak deşifre olmaktı.

3 - Bunun neticesinde tabii ki diğer insanların (okul arkadaşlarımın) kekemeliğimi yüzüme vurmaları korkusu vardı. Öyle bir durumda acayip tepki gösterirdim. Hem haklı olduklarını bilirdim hem inkar ederdim, bahane arardım. Ama buna ne gereği var diye hiçbir zaman sorgulamazdım. Ben kekelememeliydim, annem kekeme bir çocuğu olduğunu kabul etmezdi, benim de terbiyeli bir çocuk olarak annemi hayal kırıklığına uğratmamam gerekiyordu.

4 - Kekemeliğimi gizlemeye çalışırken bazen tuhaf tuhaf şeyler yapardım. Kendim bunu hatırlamasam da ablam bana geçenlerde bir hadise anlattı. Birlikte müzedeymişiz, oradaki rehbere bir şey sormak istemişim. Konuşmaya yeltenirken takılmışım ve çaresizlikten volta atmışım yani deli gibi hep bir daire çizerek koşmuşum. Yaşım da 16 filan! İster istemez herkes beni deli filan sanmıştır. Ama o zamanlarda beni her bir şey sansınlar da kekeme olduğumu düşünmesinler gibi bir tutumum vardı.

Bunun neticesinde daha başka alışkanlıklar da edinmiştim. Örneğin birileri çok komik bir konuşma tarzı veya şiveyle konuştuğunda ve herkes kahkahalarla güldüğünde gülme hakkını kendimden esirgerdim. Kendimi zorla da tutsam, sıksam da kendi kendime 'siz güledurun, benim gülme hakkım yok' derdim. Bunun arkasında 'ya ben de gülsem birileri sen böyle konuştuğun müddetçe başkasının komik konuşmasına gülme hakkın yoktur dese' kaygısı vardı.

Almancada ayrıca 'konuşmak' eylemini tanımlayan birçok eş anlamlı kelime vardır. Ben örneğin kendi açımdan 'sprechen' kelimesi yerine benim gözümde daha az nitelikli bir konuşma eylemini tanımlayan 'reden' kelimesini kullanırdım. Yani herkes 'sprechen' yapardı ben ise 'reden' yapardım. Bazen kendi açımdan 'sprechen' kelimesi ağzımdan kaçtığında utanırdım çünkü başkalarının 'seninki konuşma değil ki, sen kekeliyorsun' demelerinden korkuyordum.

Ondan sonra kekeme bir çocukla tanıştım ve benim dünyam alt üst oldu. Hem kekemeliğini hiçbir şekilde gizlemezdi, hem 'evet ben kekemeyim, ne var bunda?' derdi, hem de geniş bir arkadaş çevresi vardı ve herkes onu severdi.

Esas bu gerçek benim kekemelik korkularımı zamanla sildi. İlk defa izleyici pozisyonundan insanların başkasının kekemeliğine olan tepkilerini gördüm. Gülen yok, yargılayan yok, taklit eden tek bir kişi vardı o da kendi kardeşiydi, bir gün gıcıklık olsun diye yaptı ve çocuk hiçbir şekilde tepki göstermedi.
Yani benim bu kadar korkmam hep boşuna mıymış.

Kendi kendimi sorgulamaya başladım ve 'bunun yaptıklarını ben da yapabilirim' deyip kekemeliğimi artık gizlememeye karar verdim. O arada okul değiştirdim, ortaokuldan (bizde onuncu sınıftı) liseye (bizde onbirinci sınıf) geçtim. Hemen ilk başta öğretmenlerime kekemeliğimden bahsettim ve kendimi ağır bir yükten kurtardım. (O dönemde daha çok duyarlı olduğumdan kekemelik kelimesini ağzıma almak bana çok zor gelmişti.)
Kendimi tamamen serbest bıraktım, kekelesem de hiçbir şekilde kendimi dizginlemezdim. Bu benim acayip rahatlamama neden oldu. Ben konuşurken bazı kelimelerde zorlandığımı hissederdim ama eski ağır takılmalar geçmişti ve çevremdeki çoğu kişi benim kekeme olduğumu artık farketmezdi hatta ben söylediğimde inanmazlardı. (Bunun başka negatif sonuçları oldu, yıllarca kendi kendimi gereksiz yere bu kadar sıktığımı düşündüm ve ancak özyardım gruplarıyla tanışınca benim tutumumun bir kekeme olarak gayet normal olduğunu ve normal konuşanların bu hususta empati yoksunu olduğunu öğrendim).

Aradan 25 küsür yıl geçti, kekemelik konusunda çok araştırma yaptım, çok da kekeme insan tanıyorum. Ama benim herkese olan tavsiyem şudur:

KEKEMELİĞİ NESNELEŞTİRİN, ZEVKLİ BİR ARAŞTIRMA KONUSU HALİNE GETİRİN!
  • Kendi kendinize bir en kötü hal senaryosu çizin. Yani ben şimdi kekelersem ne olabilir? Eski deneyimlerinizi gözden geçirin. Kekemelikten dolayı reddedildiniz mi? Ne zaman reddedildiniz? Kimin tarafından reddedildiniz? Bu durum hala devam ediyor mu yoksa sizin kafanızda kurguladığınız bir şey midir? Kaç insandan kaçı size olumsuz tepki gösteriyor? Gösteriyorsa da kekeme olduğunuzu biliyor mudur? Akıl mantıkla bunu çözebilirsiniz.
  • Kekemliğe olan bakış açınızı değiştirin. Kekemelik sizin kusurunuz değildir, kekemelik basbayağı bir bozukluktur ve siz bundan sorumlu değilsiniz. Bunu değer verdiğiniz herkese anlatabilmelisiniz!
  • Diğer insanların sizin kekemeliğinizden dolayı olası tepkileri neden kaynaklanıyor. Kendinizi videoya çekin ve objektif bir şekilde değerlendirin. Yüzünüzü gözünüzü kırıştırarak konuşursanız diğer insanların yüzünüze bakmamayı tercih etmeleri doğal sayılır. Siz ne kadar rahat, kendinizi sıkmadan kekelerseniz insanlar da o kadar rahat sizi dinler. Bu bir etki tepki meselesidir... Bunun en güzel örneği Onur Güney'dir!
Ayrıca sen çok hızlı konuştuğunu söylemiştin. Kekemelerde normal konuşanlara nazaran daha yüksek bir gerilim hatta daha yüksek bir kas tonüsü ölçülmüştür. (Şu an Almanya'nın Göttingen Üniversitesi'nde kaslardaki gerilimle ilgili bir çalışma yürütülmekte, sonuçları merakla bekliyoruz)

Hızlı konuşmak bundan kaynaklanabilir. Hem ileriye doğru kaçış yani bir an önce sözümü bitireyim de kurtulayım anlayışı hem de takılmadan sonra (yarım saniyelik bile olsa) geriye kalan hecelerin kontrolsüz bir şekilde çıkması.

Ayrıca kendimde fark ettiğim bir şey var: Bir an artikülatörleri kontrol edemiyorum örneğin 'gitmememiz gerekir' diyeceğim ama dudaklar açılmıyor. Gitm... diye takılıp kalıyorum. Genelde bunu önceden hissediyorum ama çabalasam da boşuna... O an kesinlikle kontrolü ele geçiremiyorum. Eskiden olsa telaşlanırdım ama şu anki stratejim başka. Bir defa deneyip takılmayı göze alıyorum. Haydi diyelim ikinci bir defa boşuna deniyorum. İkincide tekrar aynı kaos çıkarsa üçüncüde heceleyerek söylüyorum. Bunu bilerek yapmıyorum kendiliğinden oluyor artık.
Ancak bir saniye sonra aynı kelimeyi tekrar söylemeye kalkarsam çok güzel ve rahat bir şekilde dudaklarımı kontrol edebiliyorum. 

Bu genelde kekemelerde izlenen bir şeydir. Aşırı gerilim anlık mesele. Özellikle söylemek istediğin anda yani kelimenin anlamının önemli olduğu anda olur. Ondan sonra istersen 20 defa söyle bir daha olmaz. (Zaten bu gerçeğe dayanarak sıkça önerilen konuşma ve nefes egzersizleri faydasız oluyor)
Bunun hemen hemen HER kekemede böyle olduğunu bilmek bile acayip rahatlatır. Yani sen başarısız biri değilsin, yüzlerce hatta binlerce insan aynısını yaşar. Biri biraz daha az, biri biraz daha fazla ama genel hatlarıyla aynıdır.

Sen kendini normal konuşanlarla aynı seviyeye koymadığın müddetçe bu durum daha kolay göğüslenir. 
Yani kekemelik konusunda yapacağın devrimi önce kafanda bitirmen gerekir. Kekemeliğini bir gerçek olarak kabul edip onunla barışık bir şekilde yaşamaya sen karar vermelisin.

Mücadele verdiğin müddetçe zaten yenik düşersin ama kabul edip de kendini kekeme bir birey olarak sevebildiğin zaman yol kat edersin.
Sana bol şanslar ve başarılar dilerim
Petra
#kekelemek #kekemelik #VanRiperTürkçe
Ara
Cevapla
#2
Bi gun markete yag almak icin gitmisim,nasil soylesem,ne yapsam da y harfinde takilmasam diye dusunuyorum,kendimi toparlayib,satici kadina"tereyagi istiyorum"dedim,takilmadan soylediyim icin seviniyorum,bu arada kadin tekrar "ne istiyorsun?"sormazmi?! ne kadar sinirlendim Allah bilir,o an kadindan nefret etdim,bu defa gergin ve hizli hizli "tereyagi istiyorum"dedim,kadin anlamamis,tekrar sordu"ne,ayagmi istiyorsun?" Deli oldum ) yer yarilsa icine girecek gibiydim.
Ara
Cevapla
#3
(03/04/2017, 18:23)nafe Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Bi gun markete yag almak icin gitmisim,nasil soylesem,ne yapsam da y harfinde takilmasam diye dusunuyorum,kendimi toparlayib,satici kadina"tereyagi istiyorum"dedim,takilmadan soylediyim icin seviniyorum,bu arada kadin tekrar "ne istiyorsun?"sormazmi?! ne kadar sinirlendim Allah bilir,o an kadindan nefret etdim,bu defa gergin ve hizli hizli "tereyagi istiyorum"dedim,kadin anlamamis,tekrar sordu"ne,ayagmi istiyorsun?" Deli oldum ) yer yarilsa icine girecek gibiydim.

İşte bütün bunlar kekemeliğe karşı olan tutumunun değişmesi ile çözülür.
Ah kekeleyeceğim vah kekeleyeceğim kaygısıyla böyle bir ortama girersen çok zor olur. 

Benim de çok hızlı söyleyeyim de kurtulayım diye bir huyum vardı. Herhalde içimdeki gerginlikten olsa gerek çok hızlı ve herhalde pek anlaşılır olmayan bir şekilde söylerdim.

Düzgün söylemek için kendimi sıkardım, acele acele siparişimi söylerdim ve karşımdaki personel çok defa ne söylemek istediğimi anlamazdı ya da yanlış anlardı. 'Efendim?' derdi ve ben de kesinlikle bir daha tekrarlayamazdım.

Ya da satış elemanının gözünün içine bakarak söyleyemeyeceğimi bildiğim için arkadan yaklaşır ve konuşabileceğimden emin olduğum bir anda ne istediğimi birden söylerdim.

O tür durumlarda da genellikle beni anlamayıp 'efendim' diye sorarlardı.

Bütün bunlar geçti çünkü biliyorum: en kötü ihtimal 'kusura bakma kekemeliğim tuttu' diyebilirim. Bunu söylerken hiç de utanmıyorum çünkü karşımdaki insanın böyle bir açıklama yaptıktan sonra anlayışla karşılayacağını biliyorum.

Her türlü kaçınma davranışı genellikle yanlış anlaşılmaya yol açar. Ancak ve ancak karşımızdaki insan da kekemeyse bizim davranışlarımıza bir anlam verebilir. Yoksa 'Bana iki kilo ı-ı-ı-ı-ı-ı' dediğimiz zaman gerçekten ne istediğimizi unuttuğumuzu zannederler.

İsmimize gelince 'Benim adım ı-ı-ı-ı-ı-ı' deyince de 'sen adını mı unuttun?' diye gülerler. Ama zavallılar ne bilsinler kekeme olduğumuzu! Onlarda suç yok ki suç bizde. Adamakıllı bir şekilde adım 'B-b-b-b-b-b-barış' desek kekeme olduğumuzu anlarlar ama ona biz tenezzül etmiyoruz.

Herşey yanlış yönlendirilmiş olmaktan kaynaklanıyor. Bize yıllar yılı kekemeliğin kötü bir şey olduğunu empoze etmeye çalışmışlar da ondan. Kekemelik ne ayıp bir şeydir, ne de bizim kusurumuz. Kekemelik bir alışlanlık da değildir ve bizim psikolojimizin bozuk olduğunun ifadesi de değildir.

Etrafımızdaki insanlar ise bunu bilmiyor. Onları aydınlatmak bize düşer!
İyi akşamlar!
#kekelemek #kekemelik #VanRiperTürkçe
Ara
Cevapla
#4
Tesekkur ederim,insheAllah bu konuda basarili olurum.
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi