Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kekemelik ve Alışkanlık İlişkisi
#1
Merhaba arkadaşlar,

Kekemeliğin bir alışkanlık olması Türkiye'de hala kimi sözüm ona uzman tarafından yaygınlaştırılan bir iddiadır.
Maalesef bazı kekemeler bile bu iddianın doğruluğuna inanarak kekemeliği sigara alışkanlığı gibi kesin bir yöntemle ortadan kaldırabileceklerine inanıyorlar.
Kekemeliğin neden bir alışkanlık olamadığını size http://kekemelikforum.com/konu-kekemelik...lamaz.html makalesinde açıkladık.

Yalnız bu kekemeliğin alışkanlık payı olmadığı anlamına gelmiyor hatta kekemeliğin belki öz sorunundan çok alışkanlık payı vardır.


Başarılı bir kekemelik terapisinin başında bireysel kekemeliği irdelemek, kekemeliği ana semptom, ikincil davranış, kaçınma davranışı, tikler vs. gibi bileşenlere ayırmak vardır. (Tanımlama süreci)

Ve şunu söylemek mümkündür: 

Kekemeliğin alışkanlık payları değiştirilmeye, hatta tümden ortadan kaldırılmaya elverişlidir.
Ortadan tek kaldırılamayan sorun asıl/ham kekemeliktir.
Fakat onu da azaltmak kekemeliğin beraberinde getirdiği psikolojik sorunların çözülmesinden sonra kişiden kişiye değişen bir seviyede mümkündür.

Aslında kekemeliğin genel tanımlanmasından ziyade yani tekrarlama, blok, uzatma gibi semptomlar (ki hepsi durumu dışarıdan izleyenler tarafından yapılmış) konuyu bu sorunu yaşayan birinin bakış açısından ele alsak en doğrusu olur.

Kekemelik nedir?

Kekemelik kısa ve öz olarak konuşacağıma ve ne söyleyeceğime karar verdikten sonra kelimeyi
  • istediğim anda
  • istediğim şekilde
söyleyememe sorunudur.

Ben söylemeye çabalarken aslında benim yönetimim altında olması gereken konuşma mekanizmam
  • harflere takılarak t-t-t-t-t-t gibi tekrarlamalar gösterir
  • kilitlenip ses çıkmasına müsaade etmez
  • adeta bir harfe yapışıp ilerlememi engeller.
Ve ilgili kişi kontrolün elden çıktığını anlayınca kendisini pasif hisseder ve korkmaya başlar.

Bu arada harften harfe değişiklik gösteren semptomlar var. Örneğin M harfine yapışmak da mümkün (uzatma) ama tekrarlama da mümkün. (mmmmmerhaba veya memememerhaba)

T harfinde ise uzatma mümkün değil ama tekrarlama veya kilitlenme (blok) mümkündür.
(T-T-T-T-T-T-T-Trabzon veya _________Trabzon)

Tekrarlamaları hangi bileşenlere ayırabiliriz?

Dikkatli bakarsak tekarlama ile tekrarlama arasında da fark var. 
  1. Bir yandan zorladığımızda konuşma mekanizmamızın yaptığı zincirlemeler var (pasif bir his)
    (ben seni t-t-t-t-t-tren istasyonunda gördüm)
  2. Bir yandan takıldığımızı hissettiğimizde devam edemediğimiz noktada vazgeçip yeniden yeniden çabalama vardır (aktif bir müdahale)
    (ben seni t... t... t... t... ben seni tren istasyonunda gördüm)
Burada 1. şıkta anılan konuşma mekanizmamızın konuşmaya devam edememe noktasında gösterdiği tepkidir
Burada 2. şıkta anılan bizim zamanla karşımıza çıkan bir blokta alışkanlık haline getirdiğimiz bir tepkidir.

Bunların farkına varırsam bilinçli bir müdahalede bulunabilirim, örneğin etkin bir modifikasyon tekniğiyle takılacağım noktaya varmadan modifikasyon uygulayabilirim.

Blok (kilitlenme) genellikle kekelememek için gösterdiğimiz çabaların sonucunda oluşan bir sonuçtur.

Küçük çocuklar yeni kekelemeye başladıklarında genellikle tekrarlama göstererek kekelerler.
Kekemeliğin farkına varıp kekelememeye çalıştıklarında da gitgide kilitlenip blok göstermeye başlarlar.

Biz bu süreci tersine çevirmeye çalışıyoruz. Neden?
  • Çünkü tekrarlama daha az yorucudur
  • Hafif tekrarlamalar iletişimi pek engellemez
  • Muhatap olduğum insan hemen kekeme olduğumu anlar ve anlayışlı olmasını talep edebilirim
Bunu gözönünde bulundurursak BLOK da alışkanlık payına düşer ve değiştirmeye elverişlidir.

Tikler, el ayak hareketleri

Tikler, el ayak hareketleri kekemeden kekemeye çok büyük farklılık gösteren bireysel alışkanlıklardır. 
Genellikle bir zamanlar konuşma çabasında faydalıyken zamanla faydasını yitiriyor ancak bir alışkanlık olmaya devam ediyor.

Bir kekeme bundan vazgeçmek isterse öncelikle neyi yaptığını bilmek zorundadır. Bunu kendi kendini kameraya alarak veya konuşurken (iletişim halinde) aynaya bakarak öğrenebilir.

Bu konuda Kekemeler İçin Öneriler kitabında etkili öneriler var. 
Tik veya el ayak hareketlerini tamamen yenmek mümkündür.

Konuşma korkusu, endişe ve kaygılar

Konuşma korkusu, endişe ve kaygılar kekemeliğin sonucunda oluşan fakat kekemeliği genellikle daha da şiddetlendiren etkenlerdir. (Kısır döngü)

Yeni kekelemeye başlayan bir çocuk konuşma korkusu nedir bilmez.
Diğer insanların kekemeliğine olan tepkisinden dolayı kendinden şüphelenmeye ve konuşma ortamlarından uzak durmaya başlar. Konuşmaya zorlandığı ortamlarda (anaokulunda, sınıfta) ise mümkün mertebe az konuşmaya çalışır.

Her girdiği ortamda yeniden yaşadığı kekeleme / konuşamama deneyimi korkularını daha da körükler ve sosyal fobi gibi bozuklukları geliştirmesine yol açar.

Bütün bunlar ikincil semptom grubuna ve dolayısıyla alışkanlık payına girer.

Etkili terapi yöntemleriyle, genellikle duyarsızlaşma çalışmalarıyla kekeleme korkusu tamamen geçirilebilir, ağır vakalarda psikolojik destek (bilişsel davranışçı terapi) daha iyi sonuçların alınmasında faydalı olabilir.

Ağır vaka deyince illa ki çok kekeleyen ağır vakadır, az kekeleyen hafif vakadır anlamına gelmiyor.

Çok az kekeleyip de deşifre olmaktan çok korkan insanlar olduğu gibi ağır kekeleyip de işi akışına bırakan ve o yüzden korkusu az olan insanlar da vardır.
Yani kekemeliğin şiddetiyle korkuların şiddeti bire bir birbirine bağlantılı olmayabilir.

Bu da tanımlama aşamasında tespit etmemiz gereken konulara giriyor.
Muhtemelen tamamen gerçek dışı olan öz anlayışımızı kendi kendimizi aynada, videoda izleyerek değiştirmek mümkündür.

Rol yapmak da bir alışkanlıktır

Birçok kekeme sırf kekelememek için veya muhatap olduğu kişilerin dikkatini başka konuların üzerine çekmek için rol yapar.
Örneğin neşeli olunca kekelemediğini anladığı için her yerde neşeli numarası yapar, şakacı olur ama kekelememek için kendini halden hale sokar, kendi içinde huzursuz olur.
Şive konuştuğu zaman kekelemediğini anladığı için her yerde (okulda öğretmen tarafından azarlanacağını bildiği halde) şive konuşmaya çalışır ama kendi içinde huzursuz olur.
Örtülü / gizli semptomları (şey, efendime söyleyeyim, e-e-e-e) alışkanlık haline getirmiş, heyecanlı, kafası karışık, unutkan sıfatlarını kendine yakıştırır da kekeme olduğunu asla kabul etmez. (Geçen facebookta linklenen Kim milyoner olmak istiyor örneği). 

Bütün bunlara hiç gerek yok.
Dürüst bir kekeme sürekli rol yapan ve kendini huzursuz hisseden bir insandan çok daha rahat ve huzur içinde yaşar.
Açıktan 'bende kekemelik var, bazen takılabilirim' demek diğer insanların anlayışlı olmasını sağlar.
Gizleme çabaları ise yanlış anlaşmalara yol açar ve kekeme bireyin daha da üzülmesini beraberinde getirir.

Ve tüm çabalarımızın sonunda hiç kekelememek değil de
  • özgüvenli ve kekemeliğini iyi yöneten
  • halinden memnun
  • kendisi olup da güçleriyle zaaflarıyla değerli bir 
    insan olmak vardır.

Başarılar dilerim
#kekelemek #kekemelik #vanriper
Ara
Cevapla
#2
Blok tipi kekemeliği genellikle bir alışkanlık olarak saymışsınız ama alışkanlık olması için kekemeliğin ikincil davranışlarından birisi olması gerekmez miydi? Bildiğim kadarıyla da blok tipi kekemelik uzatma ve ses tekrarı kekemelik ile birlikte kekemeliğin birincil semptomları olarak ele alınıyor.
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi