Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 5/5 - 1 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kekemelik ve Beş Boyut Terapisi Kitap Değerlendirmesi
#1
Kekemelikle ilgili önemli bilgilerin olduğu Kekemelik ve Beş Boyut Terapisi kitabının herhangi bir konuda incelenmediğini fark ettiğimde bu kitapla ilgili bir başlık açmanın gerekliliğini hissetim.
Kitapta kekemeliğin 5 farklı sebepten kaynaklandığı ve bir yanlış konuşma alışkanlığı olduğu yazıyor. Bu sebepler nefesin yanlış kullanımı, duygular, düşünceler, düşünce hızı ve travmatik olaylardır.
Kitaba göre bloğun oluşma sebebi nefesin göğüsten alınıp ses tellerine fazla basınç uygulanmasıdır. Ve bunun için diyafram nefesi kullanılarak bloğun oluşmasının engelleneceği belirtilmektedir. Bence blokların sebebi göğüs nefesi olamaz çünkü eğer sebebi olsaydı her göğüs nefesiyle konuşan insanın kekeme olması gerekirdi. Ama çoğu kekemenin nefesini kesip durdurdukları doğrudur.
İkinci bir sebepse duygulardır. Kekemelerin çoğu konuştuklarında veya kekelediklerinde utanma, öfke, kızgınlık gibi duygular hissederler. Bu duygular kekemeliği artırır. Bununla ilgili çok güzel bir anım var. Ortaokulda bir derste hoca beni bir anda sözlüye kaldırdı. Konuşurken hiç sevmediğim kekemeliğim beklediğimden daha fazla oldu. O an yüzüm kızardı, utanıyordum, kalbim küt küt atıyordu, o an harf ve kelimeler ağzımdan bir türlü çıkmıyordu, kendimi o harfleri çıkartmak için kasıyor ve zorluyordum. Keşke yerin dibine girseydim de kekelemeseydim diye içimden konuşuyordum. Sınıftakilerin tuhaf tuhaf acınaklı bakışları vardı üzerimde. Ancak uzun bir zamandan sonra kitaptaki bazı teknikleri kullanarak ve o tip olaylarla yüzleşerek duygularımı boşalttım.
Bir diğer sebepse olumsuz düşüncelerdir. Kekemelerin çoğu konuşurken 'eyvah kekeleyeceğim' 'ya kekelersem' 'boş ver konuşma yine kekelersin' gibi düşüncelerle konuşurlar. Bu düşünceler her kekemeye konuşurken mutlaka eşlik eder. Bu düşünceler gerçekten de kekemeliği arttırır. Bence bu düşüncelere hiç sahip olmayan kekemenin kekeleme ihtimali çok düşüktür. Üç yıl önce otobüsle arkadaşlarımla birlikte sınıfça seyahat ediyorduk. O zamanlarda kekemeliğim fazlaydı, kekemeliğime karşı aşırı şekilde duyarlıydım. Hatta kimsenin kekemeliğimi öğrenmemesi için takılmadığım kelimelerle az konuşurdum. Otobüste gece uykuya daldım. Gözlerimi açtığımda arkadaşlarım gece uyurken çok konuştuğumu işin tuhafıysa konuşurken hiç kekelemediğimi söylediler. Uyurken bilincimiz kapalıdır, yani istemli davranışlar yapamayız. Galiba benim de uyurken bilincim kapalı olduğu için negatif düşünceler gelmiyordu bu yüzden de kekelememiştim. Olumsuz düşüncelerin kekemeliğe etkisi inkar edilemez. Kitapta bu düşünceleri ortadan kaldırmak için çeşitli teknikler mevcut. Bu olumsuz düşünceleri yok ettiğimi söyleyemem. Her zaman değil de hiç tanımadığım biriyle konuştuğumda kaygılar geliyor. Bu olumsuz düşünce ve duyguları aşmak için duyarsızlaştırma yapılmalıdır.
Düşünce hızı ve travmatik olaylar da kekemeliğin sebebi olarak geçiyor. Kekemelerin düşünce hızı ile konuşma hızlarının paralel olmadığı bu yüzden çok hızlı düşündükleri belirtiliyor. Bu hızı düşürmek için yavaş konuşma veya vurgulu konuşma tavsiye ediliyor. Geçmişte yaşanan olumsuz bir olayın stresli, üzüntülü bir travmaya sebep olup bilinçaltı bu travmayı kaydetmektedir. Örneğin kekeme biri sınıfta takılırsa bilinçaltı bunu kaydedip tekrar o anı yaşarsa aynı etkiyi oluşturur. Bu travmatik olaylara da hipnoz uygulanıyormuş.
Kitapta tekniklerin yanı sıra ağırlıklı olarak psikolojik çözümlemeler de yer almaktadır. Örneğin kekemeliği kabullenme, gizlememe; nasıl konuşmaya değil de ne konuşmaya odaklanma; başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğünü önemsememe gibi konularda harika yazılar bulunmaktadır. Yazar bu konuları güzel benzetme ve örneklerle pekiştirmiştir. Ayrıca kitap kekemeye yüksek bir özgüven sağlıyor. Bu kitabı okuduktan sonra bana özgüven geldi, kekemeliğimi kanıksamama yardımcı oldu. Özgüvenin gelişiyle okuduğum sınıfta Megan Washington gibi bir konuşma yaptım. Konuşmamdan sonra sınıftakiler beni alkışladılar, onlarda kekemelikle ilgili etki ve farkındalık yaratmıştım.
Gelecekte daha az kekelemek ümidiyle...
Kaynak:Kekemelik ve Beş Boyut Terapisi, Hayrettin Şahin, Alfa Psikoloji Yayınevi.
Ara
Cevapla
#2
Evet bende geçen sene aldım okudum ve söylediğin gibi iyi bir anlatımı olduğunu kesinlikle söyleyebilirim.
Kitapta verilen örnekler, teknikler gerçek hayata uygulanabilir, güzel teknikler.
Ben şöyle bir şey gözlemledim ki, yapmamamız gerekenlerden biri nasıl konuştuğumuza odaklanmak. Duyarsızlaşma, rahat bir tavır takınma ve en önemlisi kabullenme. Sen bir kere kendini kabullendiysen insanlarda tabii ki bunu yapıyorlar. Bu demek değil ki saldım çayıra olacağız Smile Gerçekten üzerine çalışmalı ama kendimizi sıkmamalıyız.
Kitabı bende öneririm
Ara
Cevapla
#3
Kekemeler için öneriler kitabını öneririm.
Kekemeliğin tamamen psikolojik olduğunu öne sürüyor.-Yanlış.Kekemeliğin nörolojik olduğu birçok uzman tarafindan kanıtlanmıştır.

Kekemelik yanlış nefes alımından kaynaklanmıyor ancak kekemelik sorunu yaşayan bir insan yanlış nefes alma alışkanlıkları geliştirebilir, örneğin nefes vererek değil, nefes alarak konuşmak gibi. Kekemelerde ayrıca sıkça izlenen bir alışkanlık, nefesleri normal olarak tükenmemesi gerekirken talkıldıkları anda telaşlı telaşlı nefes almaları.
Bu nedenle birçok terapi programı düzenli nefes alımını da etkin bir yöntem olarak öğretir. Ancak sadece doğru bir nefes alımıyla kekemeliğin geçeceğini iddia etmek yanıltıcıdır.

Yanlış nefes alıp vermek kekemeliğim nedenlerinden biri değil, tam tersine kekemeliğin sonucunda ortaya çıkan bir durumdur.  Nefes hareketleri (içe veya dişa doğru) bireyin kendi takılmalarını kontrol etmek, yani takılmamak içn geliştirdiği bir davranıştır. Kekemeliğin henüz başlangıcında veya ilerleyen aşamalarında kişi farklı şekillerde nefes alıp verince daha rahat konuştuğunun farkına varınca bunu sürekli yapmaya başlar, ama beynimiz bu davranışı çok hızlı bir şekilde öğrenir ve bu hemen kalıcı hale gelir. Doğal olarak bir süre rahat konuşmakta yardımcı olan bu farklı nefes alıp verme bir süre sonra yardımcı olmaz. Doğru çalışma teknikleriyle bu yanlış davranış tekrar unutturulabilir.
---
Kekemelik psikolojik sorunların sonucunda ortaya çıkmaz.
Kekemelikten dolayı kişide psikolojik sorunlar meydana gelebilir. Ama kekemelik psikolojik sorunlardan meydan gelir demek, bilimsellikten uzaktır. Çok nadir olarak ileri yetişkin yaşlarda ağır psikolojik veya psikiyatrik rahatsızlıklardan sonra,kekemelik olgusuna rastlanılır. Zaten bunun adıda psikolojik kekemeliktir.Genelde tedavi edilen de kekemelik değil, birincil sorun olan psikolojik veya psikiyatrik rahatsızlıklıktır. Bu sorunların ortadan kalkmasıyla kekemelik kısmen veya tamamen ortadan kaybolabilir.

Kekemelerde gözle görülen anatomik farklılıklar izlenemediği ve kekemeliğin değişkenliğinden dolayı uzun süre kekemeliğin psikolojik bir sorun olduğu düşünülüyordu. Ancak ilgili tüm çalışmalar sonuç vermedi.
Tıbbın ilerlemesi ve MRT, FMRT gibi yeni hassas enstrümanların piyasaya çıkması ile birlikte kekemelerin beyinlerini incelemeye başlamış ve bu konuda beyin yapılarında bazı farklılıklar bulmuşlar. http://journals.plos.org/plosbiology/art...o.0020046)
Kekemeliğin kökeninin psikolojik değil, nörolojik yani sonuçta fiziksel olduğu artık kesin bir şekilde kanıtlanmış bulunmakta ama buna rağmen kekemeliğin anksiyete bozukluğu, sosyal ortamlardan kaçma gibi psikolojik sorunlara yol açtığı bir gerçektir.

http://kekemelikforum.com/konu-kekemelik...rular.html
Ara
Cevapla
#4
Kitabı forumda tanıttığın için teşekkür ederim.
Kitapta gerçekten bazı gerçekler ve güzel tavsiyeler bulunmaktadır. Okuması keyiflidir ve yapılan benzetmeler bazı konuların daha iyi anlaşılmasını sağlar. Ama kitabın bazı zaafları vardır:
  • Dünyada genel kabul gören bilimsel araştırma sonuçlarını hiçe sayar (veya yazar bunları bilmiyor emin değilim)
  • Bilimselmiş gibi bir imaj yaratıp kaynak göstermiyor, bir yerde Van Riper'e atıfta bulunuyor (kaynak göstermeden) fakat bahsettiği konu kesinlikle Van Riper'e yakışmaz, alıntı olduğunu da sanmıyorum.
Özellikle kekemeliğin sebebi olarak gösterilen noktalar hiçbir şekilde bilimsel araştırma sonuçlarıyla örtüşmüyor.
Alıntı:abdulhakimkh

Kitapta kekemeliğin 5 farklı sebepten kaynaklandığı ve bir yanlış konuşma alışkanlığı olduğu yazıyor. Bu sebepler nefesin yanlış kullanımı, duygular, düşünceler, düşünce hızı ve travmatik olaylardır.

Kekemeliğin yanlış konuşma alışkanlığı OLMADIĞI (Türkiye'dekiler dahil) tüm uzmanlarca kabul edilen bir gerçektir.

Yanlış konuşma alışlanlığı
Bir kere kekemelik bir alışkanlık değildir, bir bozukluktur. Tüm yapılan çalışmalar kekemeliğin nörofizyolojik bir bozukluk olduğu ve beyin hemisferlerinin (özellikle konuşmadan sorumlu bölgelerin) dengesizliği sonucunda meydana geldiği genel kabul gören bir şeydir. Bunlar görüntülenebilir ve sabitlenmiştir.

Ancak bu dengesizliğin nereden kaynaklandığı, hangi payının genetik olduğu, sağ hemisferin baştan beri mi devreye girdiği yoksa var olan zaafiyeti dengeleme amaçlı mı aktif olduğu, tetikleyici etkenlerin nasıl bir rol oynadığı vs. vs. gibi konular henüz tam çözümlenmiş değildir. Bu konunun uzmanı olmadığım için yanlış bilgi vermemek için çok fazla ayrıntılara da girmek istemiyorum, şu videoyu izlemenizi tavsiye ederim https://youtu.be/6E5Q_MoOcas

Kekemeliğin neden bir alışkanlık olamadığını başka bir yazıda incelemiştik. http://kekemelikforum.com/konu-kekemelik...lamaz.html
Her türlü alışkanlık (sigara, tırnak kemirme vs. vs.) klasik koşullama yoluyla veya bilişsel davranışçı terapilerle ortadan kaldırılabilir ama kekemelik BİR ALIŞKANLIK OLMADIĞI İÇİN ortadan kaldırılamaz. Ne çocuklarda ne de yetişkinlerde böyle bir şey mümkün değildir. Tüm terapiler sadece belli bir ölçüde düzelmelerin altyapısını oluşturabilir ve çocuklarda genel gelişim çerçevesinde tamamen düzelmesi de mümkündür. Ama düzelmenin terapinin sonucu mu tesadüf mü olduğunu hiçkimse bilemez.

Alıntı:Kitaba göre bloğun oluşma sebebi nefesin göğüsten alınıp ses tellerine fazla basınç uygulanmasıdır. Ve bunun için diyafram nefesi kullanılarak bloğun oluşmasının engelleneceği belirtilmektedir. Bence blokların sebebi göğüs nefesi olamaz çünkü eğer sebebi olsaydı her göğüs nefesiyle konuşan insanın kekeme olması gerekirdi. Ama çoğu kekemenin nefesini kesip durdurdukları doğrudur.

Peki, kitabı yazan kişi bunu bilimsel araştırma yaptırarak kanıtlamış mı? Sanmıyorum.
Çünkü bunun doğru olmadığını her uzman biliyor. Kekemeliğin doğrudan nefesle ilgisi olmadığı bir gerçektir.
Yanlış nefes alışkanlıkları (ki bu kekemeliğin alışkanlık payıdır) kekemeliğin sonucunda oluşan bir durum. Örneğin blok gelince nefesi kesik kesik almak (bloğu aşma çabasında) gibi. 

Senin bu konudaki algın doğrudur. Sadece kekemeler değil, insanların çoğu diyafram nefesinden ziyade göğüs nefesini kullanıyor ve sadece %1'i kekemedir.
Hatta kekemelik için uygulanan en etkili programlardan McGuire Programı'nda göğüs nefesi blok çözme tekniği olarak öğretilir ve birçok kekeme bu şekilde başkaları tarafından artık kekeme olarak algılanmaz. Teknik kullandığını bir kendisi bilir. Bıraktığı anda ise kekemelik yine oradadır.

Çoğu kekemenin nefesini kesip durdurduklarını yazıyorsun. Bence hiç de öyle değildir.
Nefesleri duruyor, bu edilgen, pasif bir prosedürdür. Bir kekeme bunu 'nefesimi durdurdum' şeklinde yaşamıyor, 'nefesim kesildi (halbuki daha yeni nefes almıştım') şeklinde yaşıyor.
Eskileri hatırlıyorum, bloğa girdiğim zaman nefesim felç olmuş gibiydi. İstediğim kelimeyi çıkarmak için gücüm yetmiyordu. Çabalayıp duruyordum, bir türlü çıkmıyordu. Tekrar nefes aldığımda durum aynı, nafile.

Alıntı:İkinci bir sebepse duygulardır. Kekemelerin çoğu konuştuklarında veya kekelediklerinde utanma, öfke, kızgınlık gibi duygular hissederler. Bu duygular kekemeliği artırır. 

Yazar bu konuda çekirdek semptomlarıyla ikincil semptomları karıştırıyor.
Yeni kekelemeye başlayan bir çocuk olumsuz duygu nedir bilmez ama yine kekeler. Neden kekelemeye başladığı önemli değildir, korkulu bir olay yaşamış ise bile bu sadece kekemeliğin tetikleyicisi olabilir, sebep ise beyindeki farklılık (muhtemelen genetik olarak, o yüzden akrabalar arasında başka kekemeler var mı sorusu her uzman tarafından soruluyor).
Zaten çoğu çocuk belli bir olay yaşamadan birden bire veya gün geçtikçe ya da dönem dönem artarak kekelemeye başlar.

Olumsuz duygular olumsuz olayların sonucunda oluşuyor. Konuşmaya çabalarken başarısız olmak, sınıf arkadaşlarının gülmesi, susturulmak, deli muamelesi görmek vs. bunlar olumsuz duygulara sebep olur.
Bunların azaltılması çağdaş terapi modellerinde de ana konuyu oluşturuyor. Ama her dil ve konuşma terapisti kekemeliğin şiddetlenmesine neden olan negatif duyguların tamamen silinmesi sonucunda da kekemeliğin yok olmadığını biliyor. 
Kekemelik sadece çekirdek semptomlara indirgenmiş oluyor.
Bu da çağdaş terapilerde duyarsızlaştırma çalışmaları çerçevesinde, kekeme bireyin istemli kekemelik göstermesi ve kontrollü bir şekilde kendini en korktuğu durum ve ortamlara maruz bırakması yoluyla yapılıyor.

Konuşma/düşünme hızı iddiası
Kekemelerin çok hızlı düşünebildiğine (bunu kanıtlayamamakla birlikte) ben de inanıyorum. Kendimden biliyorum. Cümle kurarken takılacağımı son anda farkederken kendim bile farkında olmadan (sonradan bunun farkına vararak) başka bir kelime seçtiğim oluyor. Kekemelik sorunu yaşamayan insanların bu kadar esnek hareket edip edemediğini bilmiyorum. Ama yine de bunu kanıtlamak neredeyse mümkün değildir.

Sadece şöyle bir gerçek vardır: beyinde (planlama aşamasında) planlanmamış bir kelime söylenemez. İçgüdüsel de olsa neredeyse bilinçsiz de olsa illa ki önce düşünce sonra uygulama (konuşma) vardır. Bunu tersine çevirmek mümkün değildir. 
Şu ana kadar bilindiği kadarıyla işte bu planlama ile uygulama arasında bir kopukluk yaşanıyor. İletilen sinyaller boşa gidiyor veya kesiliyor. O yüzden zaten bir kekeme olarak bazen hangi kelimeyi söyleyemeyeceğini önceden hissedersin, hatta kesin bilirsin.

Ve çağdaş terapiler de bundan faydalanır, bireylere bu önseziye güvenmelerini öğretir, kelimeleri kontrollü bir şekilde belli konuşma teknikleriyle çıkartmalarını gösterir. Ama burada düşünme hızıyla konuşma hızının uyumsuzluğu söz konusu değildir.

Alıntı:Kitapta tekniklerin yanı sıra ağırlıklı olarak psikolojik çözümlemeler de yer almaktadır. Örneğin kekemeliği kabullenme, gizlememe; nasıl konuşmaya değil de ne konuşmaya odaklanma; başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğünü önemsememe gibi konularda harika yazılar bulunmaktadır. Yazar bu konuları güzel benzetme ve örneklerle pekiştirmiştir. Ayrıca kitap kekemeye yüksek bir özgüven sağlıyor. Bu kitabı okuduktan sonra bana özgüven geldi, kekemeliğimi kanıksamama yardımcı oldu. 

Kitaptan faydalandığına gerçekten sevindim.

Benim kitaba karşı şu eleştirilerim var
  • Yanlış iddialara dayanması
  • Yanlış vaatlerde bulunması
  • Çocuklar bölümünde anne-babaları zan altında bırakması
  • Kamuoyunda kekemeleri ve kekemeliği küçümsemesi
  1. Bir kekeme kekemeliğin ALIŞKANLIK teorisine inanırsa başarısız olması durumunda (ki başarısız olacağı kesin) suçu hep kendinde arayacaktır. PSİKOLOJİK olması teorisine inanırsa sapasağlam olduğu halde kendisini psikolojik hasta olarak algılayacaktır. YANLIŞ NEFES teorisine inanırsa boşu boşuna zamanını nefes çalışmalarıyla harcayacak, sonunda yine kekeleyecektir. 
  2. Kitapta altı ay düzenli çalışma yapılması gerekiyor diye yazıyor, kekemelik bu kadar zaman pusuda bekliyormuş vs. Ama en azimli bir kekeme altı ay değil de bir yıl, iki yıl tüm çalışmaları doğru da yapsa yine kekeleyecektir ve hüsrana uğrayacaktır. Baştan beri doğru yönlendirme yapılsaydı, kekemeliğin geçmeyeceği fakat duygusal dengenin sağlanmasıyla, belirli konuşma ve modifikasyon teknikleriye azaltılabileceği, kendisinin kendine her zaman bir kekeleme payı bırakması gerektiği söylenseydi daha farklı beklentilerle çalışmaya başlayacaktı.
  3. Çocuklarla ilgili bölümde (s. 290) 'Eğer çocuğunuz yeni kekelemeye başladıysa öncelikle bir psikolog ile görüşmeniz iyi olur. Kekemeliğin kalıcı olması tamamen anne-babanın ve çevrenin tutumuna bağlıdır (...)' diye yazıyor. A) Kekemelikle ilgilenen psikolog değil, dil ve konuşma terapistidir. B) Hiçbir uzman bir çocuğun kekemeliğin kalıcı olup olmayacağını terapiden önce kestiremez. Geçse bile terapi sonucu mu genel gelişme çerçevesinde mi geçti bilinemez. Her türlü terapi kekemeliğin geçmesinin ancak ve ancak altyapısını oluşturabilir ama devam etse dahi anne-baba ve çevre tek başına suçlu değildir, muhtemelen genetik faktör ağır basıyor olabilir, fakat anne-babayı bu kadar ağır bir yük altında bırakmak bir aileyi dağıtabilir. Buna çok üzüldüm.
  4. Kekemeliği bir alışkanlık ve psikolojik bir sorun olarak yansıtmak kamuoyunda onarılması zor olan zararlara yol açar. Türkiye'de bu zararlar zaten aşikar. Kekemelerin eleman olarak çalıştırılmaması, mülakatlarda elenmesi vs. büyük ihtimalle kekemeliğin kamuoyundaki yanlış algıdan kaynaklanıyor. Ve bu kitap bu yanlış algıyı daha da körüklüyor. Bu zararı telafi etmek için kekemelerin birlik olup Kekemeler Derneği ve Dil ve Konuşma Terapistleri Derneği ile birlikte kamuoyu çalışması yapmaları zorunludur.
    Saygılarımla 
#kekelemek #kekemelik #vanriper
Ara
Cevapla
#5
Merhaba ben aranıza yeni ketıldım  ve çok kısa zamanda farkındalığım arttı diyebilirim öncelikle biraz utanarak söyliyeyimki ben kekeme insanlarla karşılaşınca çok rahatsız oluyordum hemen uzaklaşmak istiyordum sanırım onlarda kendimi görmek istemiyordum denediğim bir çok yöntemden sonra aklımda yanlız 5 boyut yönteminin terapisi kaldı ona gidemedim bir türlü kısmet olmadı evet bende kitabı aldım okudum ama kitapla ilgili ancak şu yorumu yapabılirim çok kapalı bir anlatımı var k
esinlikle çok okumama rağmen bir yoruma ve sonuca ulaşamadım sanırım ticari kaygılardan ötürü
Ara
Cevapla
#6
Kekemeler için öneriler kitabını al pratik öneriler var ticari amaç yok İngilizce orijinalı ücretsiz pdf olarak stuttering foundation’da var Advice to those who stutter diye.
Türkçe versiyonunun örnek bir bölümü bu forumda var
http://kekemelikforum.com/konu-kekemeler...itabi.html
#kekelemek #kekemelik #vanriper
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi