Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Ortak Nokta
#1
Merhaba,
Petra Hanım daha önce fısıldayarak konuşulduğunda veya kulaklarımızın dışarıdan ses alımına kapalı hale getirildiğinde kekemeliğin yok olduğu ile ilgili bir paylaşım yapmıştı.
Benim merak ettiğim her iki yöntemin vücudumuzda hangi noktayı aktif veya pasif ettiği ile ilgili olacak.
Her iki yöntem de tek bir noktayı etkiliyorsa o bölgeye bu yöntemler haricinde nasıl müdahale edebiliriz bunu öğrenmemiz lazım diye düşünüyorum.
Ara
Cevapla
#2
Merhaba,
Kekemelerin fısıldayarak konuştuklarında kekelemedikleri çok uzun süreden beri bilinen bir olgudur. Ama yine de herkes bunu kendinde denemeli. Neydi?
Alıntı:İstisnalar kaideyi bozmaz
diye bir söz var, o burada da geçerlidir.

Fısıldayarak konuşmada konuşmanın bir ögesi devre dışı kalır, o da ses tellerinin işlevi. Zaten bir kekemelik teorisine göre kekemelik her zaman ses tellerinin devreye girmesi (yani sessiz harften sesli harfe geçişte) ortaya çıkar. Ama bu teori de tam doğru olamaz çünkü o zaman
  • Profesör
kelimesinde kekemelik P ile R arasında olmalı ve
  • Brezilya
kelimesinde daha B'ye girmeden kekemelik ortaya çıkmalı.

Ama şunu kendinizde deneyebilirsiniz. Bir yazıyı yavaş (ağır çekim) ve bilinçli okuduğunuz zaman ses tellerinin sürekli titremediğini, bilakis titreşimin harften harfe değiştiğini fark edersiniz. Kekemelik de buna bir şekil bağlıdır. Ama ne şekil?

Kendimizi işitmediğimiz zaman da biyolojik bir süreç devre dışı kalır: kendi konuşmamızı işitme organımızla kontrol etmemiz.
Galiba bilim adamlarının en çok şaşırdığı nokta da budur. Ama aynı zamanda kekemeliğin psikolojik bir sorun olmadığının da en belirgin ve kesin kanıtıdır!

ABD'de ağır kekeleyen bir profesör bu prosedürden faydalanarak sunum yaptığında kendi kulağını sağır ediyormuş. Maalesef buna bir referans veremiyorum çünkü bana da sadece birileri anlattı. Ama inanılmayacak bir durum değildir bence.

Bütün bunların cazip tarafı, bunları sadece bir kekemenin kendinde deneyebilir olması. Kekeme olmayanlar bu konuları belki araştırabilir ama kekemelerin yardımına muhtaçlar.
Petra
#kekelemek #kekemelik #VanRiperTürkçe
Ara
Cevapla
#3
Fısıldayarak konuşma ses tellerini pasif hale getiriyor kendimizi işitmediğimiz zaman duyma organımız pasif hale geliyor. Bunlar bana göre fısıldama ve işitmeme yönteminin birinci etki ettiği yerler.
Bunun haricinde her ikisinin ikinci etki ettiği ortak bir nokta olabilir mi?
Ara
Cevapla
#4
Neresi olabilir ortak nokta olarak?
Aslında bu tür prosedürleri de görüntüleme yöntemleriyle (emar, FMRT) incelemek lazım ama kim bunun parasını ödeyecek?
Petra
#kekelemek #kekemelik #VanRiperTürkçe
Ara
Cevapla
#5
Merhaba,
Yazdıklarım tamamen varsayımdır Big Grin

Paradox bir problem yaşıyoruz. Aklıma şöyle bir şey geldi. Fısıldayarak veya duymayarak konuşulduğunda bu problem ortadan kalkıyor.
İnternet vb. haberleşme sektöründe gürültü denilen bir şey vardır. Kısaca bir bilgiyi bir frekans üzerinden iletirsin. Eğer kullandığın frekansa dışarıdan aynı seviyede frekans binerse gürültü oluşur ve iletmeye çalıştığın bilgi karşı tarafa gecikmeli, eksik, hasarlı vb. şekilde ulaşır.
Fısıldayarak konuştuğumuzda sesimizin iletildiği frekans değişiyor dolayısıyla yukarıda bahsettiğim diğer frekans ses iletimine etki etmiyor, kulağımızı kapattığımızda ise kötü olan frekansı duymadığımız için ses iletimine etki etmiyor.

Yukarıda bahsettiğim konu tamamen varsayım olup doğru olmama ihtimali yüksektir Smile Smile Smile
Bir çözüme ulaşmak için mantıklı mantıksız tüm konuların ortaya çıkartılıp işe yarayan işe yaramayan olarak kategorize edilmesi gerekmektedir.
Forum sakinlerini konuya yorum yapmaya bekliyorum.
Selamlar.
Ara
Cevapla
#6
Lehçe yada şive değiştirip, yada taklit ederek konuştuğumda kekeleme sıfır oluyor,
Hatta kız arkadaşımın birisiyle telefonda konuşurken artık nasıl konuşuyorsam "ay ne kadar da çok konuşan bir çocuk" demişti, nefesi alıp vererek konuştuğumda kekelemediğim konusunda ben hâlâ ısrarcıyım resim

SM-N910C cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi