Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 2.67/5 - 3 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Özel Soruların Açık Cevabı
#1
Merhaba arkadaşlar,
bana özelden sorular geliyor. Sorularınıza cevap vermek zaten bu forumun bir amacıdır ama niye ÖZELden olsun? Büyük ihtimalle aynı konu birçok kişiyi daha ilgilendiriyor onun için isim vermeden (ilgili kişi anlayacaktır) burada hem soruyu hem cevabı paylaşarak başka insanların da yorum yazmasına olanak sağlamış oluyorum.
Alıntı:Selamlar PEtra Hanım,

Sizlerle konuşutuğum üzere takriben 2 haftadır duyarsızlaştırma çalışmaları yapıyorum.
*Her önüme gelenle (güvenlik, durakta bekleyen yolcu, satıcı vs) kekeleyerek konuşuyorum
*Her gün telefonda en az 3-4 yeri arayarak telefonda kekeliyorum ve öncesi sonrası duygularımı not ediyorum
*Eşimle evde sesli harfleri konuşurken hep isteyerek ve bilerek kekeliyorum (ben bu güne dek sadece sesli harflerde kekeledim)

Bunun gibi çalışmalar yapıyorum...Bunlara ek olarak geçen uluslar arası bir bir sempozyuma katıldım orada bir an için kalkıp kekeleyerek soru sorma cesaretini buldum ancak kalbim yerinden çıkacak gibi oldu nabzım aşırı derecede yükseldi yapmadım.
Siz 16 yaşından sonra (yani sorununuzu hallettiniğinizden buyana ) otorite sahibi kişilere karşı konuşurken heyecen gerginlik hissediyor musunuz hala kalbiniz hızla çarpıyor mu?

Teşekkürler
Aslında bu çok uzun bir hikaye. Bilançosunu daha bir-iki yıl önce çıkardım.
Gençlikte otoritelerle de rahat iletişime geçmek için bazı kaçınma davranışları geliştirmiştim. Her zaman ÖZEL olmaya özen gösterirdim. Avrupa'da herkes İngilizce öğrenmeye özen gösterirken ben Türkçe öğreniyordum.

Esas otoritelerle karşılaştığımda (örneğin üniversitedeki profesörler vs.) bu farklılığımı hep kendi lehime çevirirdim. Türkçenin İstanbul şivesini değil, Anadolu ağızlarını konuşur milleti güldürürdüm. Tek bunu espri olarak anlamayan, bu konuda ciddi olmak isteyenlere için için kızardım. Çünkü bu davranışımın esas kekemelikten kaçmak olduğunu yüreğimin içinde bilirdim. 

Yani bu konuda bana farklılık payı tanımayan insanlar beni kısıtlardı ve içimdeki negatif duyguların tekrar türemesine imkan sağlardı. Ben de bunu istemiyordum.

Almanca bölümündeki bir semineri hatırlıyorum. Eski Almanca yani bizim için anlaşılmayan, çağdışı bir dille yazılmış yazılar okuyorduk. Herkes sırayla okudu ben de bir an takılırım endişesiyle çok çılgın bir yönteme başvurdum: Sanki metni anlıyormuşum gibi vurgulu ve melodik bir hitabet tarzıyla sesli sesli okudum. Millet güle güle patladı, hoca da şaşkın kaldı. Bana kızabilir mi? Kızamaz. Ne okuduğumu anladım mı? Anlamadım. Ama kendimi kurtardım. Ben bunun farkındaydım ama başka kimse fark etmedi.

Türkçe konuşarak, Doğu ülkeleriyle ilgilenerek hep diğer insanlara karşı bir üstünlük duygusu, en azından karşılaştığım otoritelerle bir eşitlik, aynı seviyede olmak duygusu beslerdim. O duyguyu besleyebildiğim müddetçe otoritelerle de sorun yaşamazdım. Çünkü onlarda da bana karşı ilgi hatta kimi durumlarda hayranlık duygusu olduğunu hissederdim.

Üniversite zamanımdan bir de şu durumu hatırlıyorum. İran Dilleri Bölümü'nde Paştu dersi almıştık. Hocamız Avustralyalı anadili İngilizce olan bir profesördü. Paştu (Afgan) dilinin telaffuzunu ondan öğrenmiştik. Onun yanında Paştu okumam gerektiğinde tek sefer takıldığımı hatırlamıyorum. Neden? Çünkü o da ben de Paştu dilinin yabancısıydık. Ne o benden iyi ne ben ondan iyiydim. Sonra Mr. Rasuli diye Afgan bir hocamız oldu. Nihayet gerçek bir Afganistanlı bize Paştu dilinin gerçek telaffuzunu öğretti ve hemen takılmalar başladı. Benim bundan çıkardığım sonuç: Sayın Rasuli'nin yanında içimde beslediğim üstünlük duygusunu devam ettiremedim ayrıca başka bir öğrenciyle en iyi olmak için yarışıyordum ve yine kekemeliğime yenildim.

Bahsettiğim durumlarda genellikle sessiz (örtülü) semptom gösteriyordum. O zamanki anlayışımla 'kekemelik' değildi çünkü ses yok. Çoğu zaman bilmediğimi veya okuyamadığımı (Arap harfleri olduğu için anormal bir şey değil) sanıyorlardı ben de onları kırmıyordum. Genellikle sözümü tamamlıyorlardı ben sadece için için kızıyordum.

Benim için otoritelerden ziyade benden herhangi bir anlamda daha fazla güç veya söz sahibi insanlar kekemeliğim açısından bir tehlike oluşturuyordu. Yani bir et reyonunda belki satış elemanından daha tahsilliyim ama o tüm etlerin sahibidir ve ben hangi eti almak istediğimi söylemek zorundayım. O durumlarda kekemelik tavan yapıyordu.

Ya da özel hayatımda diğer insanlardan farklı olmamam gerekirken uyum sağlamak bana zor geliyordu. Tüm bunlar ilk önce konuşmama yansıyordu. Her an ve her yerde kekemeliğimden bahsetmeye hazır olduğum halde gençliğimde edindiğim tecrübelerden dolayı bunun bazı yerlerde uygun olmadığını veya bir mazeret gibi göründüğünü anlamıştım. O yüzden gizli semptomlara başvuruyordum. Ve için için kızıyordum. (Evet o dönemleri de gördük)

Sonuçta bu tür ortamlardan ve kişilerden uzak durmaya çalışıyordum. Ya da herhangi bir şekilde tekrar farklılığımla (yani kekemeliğimle değil) göze çarpmaya çalışıyordum. Bu da her yerde hoş karşılanmıyordu. Birçok insan bana o yüzden tuhaf bakıyordu. O zaman bayağı üzülüyordum ama başka türlü de yapamıyordum. Bütün bunların kekemeliğimle ilgili olduğunu çok sonra anladım.

50 yaşımdan sonra kendime karşı dürüst olmaya başladım. Bazen kendi kendime keşke babam daha sağ olsa da herşeyi onunla paylaşabilsem diye düşünüyorum. Onunla tek bir sefer uzun uzadıya kekemeliğimi konuştum. Ama o zaman daha pek duyarsız değildim ve ter içinde kalmıştım.

Şimdi birçok şeyin kekemeliğe bağlı olduğunu anladım. Gizli semptomlarımı açık semptomlara çevirdim. Benim bugünlerde zorlandığım, bende kötü duygular yaratan tek durum tercümanlık yapacağım toplantılardan önce yetkililerle tanışma faslı. Orada kekemeliğimi hissederim. Ya da biri beni 'Bu bizim Petra, benden senden iyi Türkçe konuşuyor' diye tanıtınca bayağı fena oluyorum.

Bu durum ve ortamları tespit edip duygularımı kontrol etmeye çalışıyorum. Ve son yıllarda epey yol kat ettiğimi söyleyebiliyorum.
Selamlar
Petra
#kekelemek #kekemelik #VanRiperTürkçe
Ara
Cevapla
#2
PEtra hanım kendi kekemelik patterninimizle duyarsızlaştırma çalışması yapıyoruz ancak sürekli aynı aksiyeteyi hssediyoruz bi yerlerde yalnışlık var gibi geliyor . Araştırmalar da bir konuya ulaşamadım . Bu konudaki tecrübeniz nelerdir acaba 
Saygıve sevgilerle
Ara
Cevapla
#3
(18/05/2017, 22:16)Furkan dilber Adlı Kullanıcıdan Alıntı: PEtra hanım kendi kekemelik patterninimizle duyarsızlaştırma çalışması yapıyoruz ancak sürekli aynı aksiyeteyi hssediyoruz bi yerlerde yalnışlık var gibi geliyor . Araştırmalar da bir konuya ulaşamadım . Bu konudaki tecrübeniz nelerdir acaba 
Saygıve sevgilerle

psikolog desteği ile duyarsızlaş çalışmasını sürdürdümki hala sürdürüyorum ilk amacımız üzüntüyü yenmekti artık üzülmek yok kekeleyebilrisin bu çok doğal ama asla üzülmeyeceksin çünkü sen zaten kekeme birisin bunun için ekstra üzülmen kendini yıpratmana değmiyor bunu 1 hafta çalıştıktan sonra kaygı olayına geldik daha doğrusu üzüntüyü halledince kaygıda %30 kendiliğinden hal oldu ardından duyarsızlaşma için en basitten önce anne baba yakın dostlar ardından limitleri zorlamaya başlıyorsun mesala benim en zorlandığım şey işim düştüğü an derdimi anlatmak örneğin internet kafeye gidip fotokopi çektirmek istiyorum diyip ve detaylarını anlatıyorum tabiki ilk seferde elim ayağım titredi ama inanırmısn en az 80 kere denedim , her seferinde ufak ufak kaygının azaldığını hissediyorsun ama bunu tabi ilk seferde hissetmedim 81.denemede artık içimde yeter dedim kaybedecek birşeyim yok babama anneme karşı nasıl rahatsam ses tonumu alçatmadan o adama karşıda konuşacam ve %90 takılmadan rahat rahat konuştum. ardından bunu iyice pekiştirince biraz daha zorunu yapmaya çalıştım ve şuan çok iyi durumdayım ama hala yeterli değil yeni başladım bende bence sende böyle yap başarı her başarsızlığın ardından tekrar deneme cesaretinle alakalıdır. umarım yardımcı olabilmişimdir
Ara
Cevapla
#4
Merhabalar
Duyarsizlastirmaya 1 yil once kadar basladim. Son 6 aydir istikrarli olmasa da ara ara eski duyarlilik istekleri baskin gelse de bir mucadele gerceklestirmeye calisiyorum.
Ben nasil yaptim.
Ben tetikte akici biriydim. Yani disaridan bakildiginda kekeme gibi aliglanacak bir durumum yok gibiydi ama zihnimdr ruhumda kekemeligi derinlemesine yasayip bunun sikintisini yaşayan.. O yuzden de duyarsizlastirma cok önemliydi.
Nasil yaptigima geleyim.
* Basta bloklu olan orjin halimi muhtaaplara gosterme, ona karşı duyarsizlatrima
* Sonra istemli blokla bloklara karşı duyarsizlasma
* Sonra istemli kelime baslarinda fake tekrarlamalarla orjin kekemelige inme
* Bunda ustalasmaya çalışmak, ve bunu yaparken de zaman baskisini ve muhatap baskisini en aza indirmeye çalışmak.
* Easy stuttering i heryerde uygulmaya çalışmak
Daha fazla ayrıntı icin https://youtu.be/Tenycd8MjVs
Selamlar



LG-H818 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Ara
Cevapla
#5
Merhaba, foruma yeni üye oldum. Ben de bir kekemeyim... 24 yaşındayım üniversite son sınıftayım mühendis olacağım iki hafta sonra.Konuşma terapistine yaklaşık iki ay gittim fakat faydasını göremedim. Şimdi de halletmem gereken bir sorunum var bunu da atlatırsam sonra kekeme olsam da şikayet etmem. Bugüne kadar okuldaki sunumlardan bir şekilde kurtulmayı başardım ama iki hafta sonraki tez sunumundan kaçamayacağım ne yazık ki.Şansıma jürideki öğretim üyeleri zor insanlar değil.Beni korkutan hem jüri hem de jüri ile birlikte sınıfta 30 kadar öğrencinin de olacak olması.Durumumu şu ana kadar kimse fark etmedi.Şimdiden düşünmeye başladım bu durumu ve kimseyle paylaşamıyorum.Bu durumda olan veya böyle bir olayı atlatan arkadaşlar varsa,bana tavsiyeleriniz neler?Bu durumu en iyi şekilde atlatmak için neler yapmalıyım?Sunum sırasında heyecanlanmamak için önerileriniz var mı?Teşekkür ederim..
Ara
Cevapla
#6
Allaha dua edin,tum zorluklarin cozumu Onun elinde....Her isde bir hayir var,kekeleseniz de dunyanin sonu degil,belki gulecekler,birak gulsunler,ne olacak? Onemli olan sunumu yapman,gerisini bos ver,zaten tum insanlarin sevgisini kazanmak mumkun degil,sevmesinler ne olacak,kimseyi umursamadan rahat sunum yap
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi