Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Sol beynimizle konuşuyoruz
#1
Sol Beynimizle Konuşuyoruz

Dr. Broca, Dr. Wernicke ve konuşma bozukluklarının hikayesi
1861 yılında Fransız nörolog Dr. Paul Broca yeni bir hastasını muayene ediyordu. Broca şaşkındı, çünkü hastasının söyleyebildiği tek kelime kendi ismi, “Tan” idi. Dr. Broca hastaya sorular sorduğunda, Tan cümleler oluşturuyor gibi görünmüyordu. Ancak Tan’ın söylenenleri tamamen anlayabildiği gayet açıktı, doktor kendisine ıslık çalmasını ya da bir melodi mırıldanmasını istediğinde bunları problemsiz bir şekilde yerine getirebiliyordu. Ancak konuşma yeteneğiyle ilgili bir sorun vardı. Konuşması ya da bir cümleyi tamamlaması istendiğinde bunu yapamıyordu, yazarak bile başaramıyordu bunu. Dr. Broca Tan’ı nasıl iyileştireceğini bilmiyordu, bir beyin hasarı olduğunu biliyordu.

Ama neredeydi bu beyin hasarı?
resim
Dr. Broca bu sorunun yanıtını ancak Tan öldükten sonra bulabildi: Tan’ın beyninde frontal lobun arka kısmında bir lezyon bulmuştu. Devamındaki birkaç yıl içinde Dr. Broca benzer semptomlara sahip 8 hasta daha muayene etti ve bunların hepsinde benzer lezyonların hep sol beyin yarısında olduğunu keşfetti. Bu keşif Dr. Broca’yı çok şaşırttı, Broca’nın iddiası şuydu: “Nous parlons avec l’hemisphere gauche!” ya da “Sol beynimizle konuşuyoruz!” Böylece farklı beyin bölgelerinin hangi işlevlerden sorumlu olduğunu aradığımız dönem başlamış oldu.

Dr. Broca’nın çalışmalarından etkilenen Alman nörolog Dr. Carl Wernicke beyin hastalıklarının konuşma ve dil yetisi üzerine kendi araştırmalarını yapmaya başlamıştı. Dr. Wernicke henüz 26 yasındayken konuşabilen ancak konuşulan hiçbir şeyi anlayamayan bir hastayla ilgili bir makale yayınladı. Hasta çok konuşuyor, kelimeleri bağlamlarından bağımsız olarak bir araya getirip cümle kuruyormuş gibi davranıyordu ancak konuşmaları anlamsızdı. Bazen tamamen yeni kelimeler uyduruyordu. En kötüsüyse hasta bu durumun farkındaymış gibi görünmüyordu. Dr. Wernicke’nin hastası tıbbi olarak Dr. Broca’nın hastasının tam tersi gibiydi. Dr. Wernicke beyinde başka bir dil merkezinin daha olabileceğini düşünüyordu.

Dr. Wernicke’nin hastasının otopsisi gösterdi ki bu hastanın lezyonu temporal lobun arka kısmında , parietal ve oksipital lobların birbirleriyle birleştikleri yere yakındı. Bu keşif Wernicke’yi birbirinden ayrı iki konuşma merkezi olduğu fikrine itti. İddiasına göre ağız ve damak hareketleri, ses telleri gibi konuşmanın motor yönünü kontrol eden bir “Broca bölgesi” vardı. Onun keşfi ise konuşmanın duyusal yönünü kontrol eden ve Wernicke alanı olarak adlandırılacak bir başka bölgeydi, bu bölge kelimelerin algılanmasından sorumluydu. Wernicke bölgesi işitme alanı ve bağlantı korteksiyle çevrelenmişti ki, bu sayede işitsel, görsel ve duyusal uyarılar birleştirilerek kompleks algılar oluşabiliyordu.

Anlaşılır ve akıcı bir konuşma için bu iki dil programının birbiriyle uyumlu çalışması zorunludur. İki bölgenin bağlantısı “arcuate fasciculus” adı verilen bir sinir demetiyle sağlanır. Bu bağlantı hasar görürse hasta duyduğu kelimeleri anlar ve yazıları okuyabilir, konuşmada sorun yaşamaz çünkü hem Broca hem de Wernicke bölgeleri sağlamdır. Ancak aradaki bağlantı hasarlı olduğu için konuşmada ahenk bozulur. İletim afazisi adı verilen bu durumda hasta tekrar etmesi istenen cümleleri tekrar edemez.

Broca ve Wernicke nörolojinin erken döneminde beyindeki yapı-fonksiyon ilişkisine dair keşifler yaptılar. Çalışmaları kendilerinden sonra gelen sinirbilimcilere insan beynindeki farklı bölgelerin işlevlerini ve bunların insan davranışlarına etkilerini araştırmak konusunda ilham verdi ve bu çalışmalar bugün hala devam ediyor!

Kimdir?
Dr. Broca
Pierre Paul Broca Fransız hekimi ve antropolog. Konuşmanın motor yönü, yani konuşmanın anlamlı seslere dönüştürülmesi işlevinin, beyinde sol frontal lobun arka alt bölümünde gerçekleştiğini ortaya koydu. Bu bölgeye daha sonra Broca alanı adı verilmiştir.
Wernicke, dil ve konuşma ile ilgili beyin hastalıkları üzerine araştırmalar yaptı. Ve dil ile ilgili tüm açıklıkların 'Broca bölgesi' ile alakalı olmadığını fark etti.

Dr.Carl WERNICKE

Wernicke'nin bu buluşu hem beynin sol yarı küresinin konuşma yeteneklerine ayrıldığını desteklemiş hem de konuşmayı anlama işlevinin beynin hangi kısmında gerçekleştiğini tanımlamıştır. 1881 yılında Carl, 3 hasta üzerindeki klinik patolojik gözlemlere dayanarak Wernicke-Korsakoff Sendromu denen hastalığı tanımlamıştır.

Rf:
Çeviren: Onur Arpat
Makale ilk olarak 13 Ağustos 2014 tarihinde KnowingNeurons.com sitesinde “A Tale of Two Aphasias” başlığıyla yayınlanmış olup NöroBlog’un Knowing Neurons ile yaptığı işbirliği çerçevesinde Türkçeleştirilmiştir. 
noroblog.net
Ara
Cevapla
#2
Bu güzel paylaşım için teşekkür ederim. İşin tarihi yanını bilmiyordum, gerçekten çok ilginç!
#kekelemek #kekemelik #vanriper
Ara
Cevapla
#3
Kekemelik ve konusma bozuklukları hakkinda Aydınlatıcı bir yazı  biz hep suçu başka seylerde ariyoruz nedense
Ara
Cevapla
#4
(06/11/2019, 21:33)Ronaldooo Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Kekemelik ve konusma bozuklukları hakkinda Aydınlatıcı bir yazı  biz hep suçu başka seylerde ariyoruz nedense

Başka şeylerde dediğin...?
#kekelemek #kekemelik #vanriper
Ara
Cevapla
#5
(06/11/2019, 22:18)PetraS Adlı Kullanıcıdan Alıntı:
(06/11/2019, 21:33)Ronaldooo Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Kekemelik ve konusma bozuklukları hakkinda Aydınlatıcı bir yazı  biz hep suçu başka seylerde ariyoruz nedense

Başka şeylerde dediğin...?

Ben tarihe dikkat etmemişim 1860  yani 160 sene öncesine ait bi araştırma . Bugunki güncel arastirmalarla parallel mi tam bilmiyorum. Kast ettiğim şey yanlış nefes, hızlı konuşma,heyecan vs. sebep olarak  görülüyor.  Ama kesinlikle beyinle alakalı bir sorun var yada beyin ve konuşma yolu arasında. Yalnızken de ben takılıyorum zaman zaman biraz azaliyo bazende tavan yapiyor çok karmaşık bi durum.
Ara
Cevapla
#6
Bununla ilgili ek bir bilgi:

TEK KELİME KONUŞAN ADAM!
Louis Victor Leborgne isimli adam ünlü nörolog Paul Broca’nın hastasıydı. insanlar ona Tan diye hitap ederlerdi. Çünkü konuşmasına engel olan bir durumu vardı ve yalnızca tek bir kelimeyi söyleyebiliyordu ‘Tan’. Bu durum onun iletişim kuramadığı anlamına gelmiyor.

Bu tek hecelik kelimeyi birçok el jestiyle kullanıyordu, sesini alçaltıp yükseltmesinden konuşmaya gerek bile yok.

Ona söylenen her şeyi anlıyor gibi görünüyordu ve yapabildiğinin en iyisiyle tepki veriyordu. Nisan 1861’de Broca’ya sevk edildi. Ve birkaç gün sonra yaşamını yitirdi. Ancak beyninin biyopsisi nörobilimi sonsuza dek değiştirecek.

Beyindeki fonksiyonu alanı olan sol frontal korteksinde bir lezyon vardı. Bu alan günümüzde Broca alanı olarak adlandırılıyor ve Tan’ın bu durumuna Broca konuşma zorluğu deniyor.
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi