Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 388
» Son Üye: zeko_67600
» Toplam Konular: 324
» Toplam Yorumlar: 1,039

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 14 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 14 Ziyaretçi

Son Aktiviteler
En sonunda çözdüm
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: tunnel79
2 saat önce
» Yorumlar: 7
» Okunma: 77
22 Ekim 2017 - Uzman DKT ...
Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar
Son Yorum: PetraS
13/01/2018, 21:15
» Yorumlar: 0
» Okunma: 1,599
Hayattan alamadigim haz.
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: PetraS
12/01/2018, 11:01
» Yorumlar: 6
» Okunma: 840
Kekeme olmayan kekemelik ...
Forum: Kamuoyu ve farkındalık çalışmaları
Son Yorum: PetraS
08/01/2018, 20:15
» Yorumlar: 1
» Okunma: 352
Okul okul kekeme çocuk ar...
Forum: Kamuoyu ve farkındalık çalışmaları
Son Yorum: PetraS
06/01/2018, 15:04
» Yorumlar: 4
» Okunma: 506
Sinestezi ve kekemelik
Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar
Son Yorum: akdenizmavi
25/12/2017, 19:25
» Yorumlar: 0
» Okunma: 1,141
Uzman Dil ve Konuşma Tera...
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: rebel71
23/12/2017, 15:16
» Yorumlar: 5
» Okunma: 2,953
Kekemelik kimliği
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: John doe
22/12/2017, 00:00
» Yorumlar: 0
» Okunma: 299
Biruni Üniversitesi Öğret...
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: aungan
18/12/2017, 22:57
» Yorumlar: 0
» Okunma: 1,797
Benim Hikayem
Forum: Kekeme Hayatlarımızın CV leri
Son Yorum: PetraS
14/12/2017, 21:04
» Yorumlar: 5
» Okunma: 397

 
  Kekemelik hakkındaki bilimsel araştırmaların özeti...
Yazar: PetraS - 27/06/2016, 18:56 - Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar - Yorumlar (6)

Merhaba arkadaşlar!
Ben bu başlık altında size kekemelik hakkındaki çalışmaların kaba bir özetini sunmayı uygun gördüm. Okuduğum tüm konuları tek tek hatırlayamayacağım gibi size sadece aklımda kalanları genel hatlarıyla açıklamaya çalışacağım, yani şu veya bu konuda daha ayrıntılı bilgisi olan varsa buyursun eklesin.

En eski yöntem olarak bilinen kekemelik 'terapisi' hepinizin duyduğu ağza çakıl taşı doldurmaktır. Kimisi tek taş, kimisi birkaç tane diyor ama eğer Yunanlı Demosthenes bundan faydalanmışsa da bugünlerde pek işe yarayan bir yöntem olarak algılanmıyor.

Kekemelikle ilgili tıbbi müdahaleler 1800'lü yıllarda Almanya'da başlamış, kekeme bireylerin dil bağı kısa olduğundan kekeledikleri varsayılarak anılan bağ ameliyatla kesiliyordu. İlgili kişi gereksiz yere acı çekiyordu ancak kekemelikte değişen bir şey yok.

1900'lü yılların başlarında psikoanaliz ekolünün (Siegmund Freud vs.) yayılmasıyla birlikte bu sefer kekemeliğin psikolojik bir sorun olduğu tahmin ediliyordu. (Madem cerrahi müdahaleler fayda etmedi ve başka gözle görülür bedensel bir farklılık da izlenmedi). Kekemelerin hayat hikayelerini arayıp taramaya başladılar, yaşadıkları travmaları filan araştırıp çözümlemeye çalıştılar, sonuç: kekemelikte değişen bir şey yok.

Psikoanalizcilerin yanı sıra psikolojinin diğer alanları da kekemelikle ilgilenmeye başladı. Kekemeliğin büyük olasılıkla anne-babaların davranış hatası sonucu baş gösterdiği varsayımıyla konuya ilişkin araştırma yapmaya başladılar. Bu konuda iki araştırma aklımda kaldı: (1950'li yıllarda yanılmıyorsam)

1. Eğer küçük çocuklara katı davranma, çocukları aşağılama, dövme, incitme gibi davranışlar kekemelik tetikliyorsa öyleyse çocuklara tamamen yumuşak davranan, çocukların özgürlüğünü kısıtlamayan ve hep anlayış gösteren davranışların yaygın olduğu kültürlerde kekemelik diye bir şey sözkonusu olamaz varsayımı ile şu an adını unuttuğum bir kızılderili kavminde bir tarama çalışması yapmışlar. Sonuç: çocuklarını hiçbir şekilde ezmeyen, kısıtlamayan kızılderililerde dünyanın diğer ülkelerde de olduğu gibi kekeme bireyler vardı.

2. Küçük çocukların dil gelişimi dolayısıyla gösterdikleri duraksamalar, tekrarlamalar anne-baba tarafından düzeltiliyorsa çocuk heyecana kapılır ve normal olan bir duraksama / tekrarlamadan kekemelik gelişir, yani 'kekemelik anne-babanın kulağında başlar' varsayımı uzun süre genel kabul gören bir tez idi.
Bu bağlamda 'monster study' adı altında yetim çocuklarla bir deney yapmışlar.

Çocuklar konuşurken en ufak bir hatada yanlarındaki yetişkin hemen müdahale ederek 'düzgün konuş' 'bir daha söyle' gibi uyarılarda bulunuyordu. Resmen kekeme olmayan çocukların kekeme olmalarını teşvik etmeye çalışıyorlardı. Sonuç: Önceden kekeme olanların kekemeliği şiddetlendi. Diğer çocuklar ise her türlü psikolojik hastalık geliştirdiler de hiçbiri kekeme olmadı. (Çocuklar katıldıkları deneyden haberdar değilmiş, çok sonraları bunu duyup yaptıranı mahkemeye vermişler. Bugünün etik kurallarına göre böylesi bir deney kesinlikle kabul edilemez. Daha fazla bilgi isteyenler İngilizce Vikipedi'ye 'monster study' kavramını girsinler)

Bilimsel tüm çalışmalarda olduğu gibi bir varsayımdan hareket edilir ve bu varsayım yapılan çalışma sonucu ya doğrulanır ya da çürütülür. Kekemelerin anatomisinde bir fark izeleyemediler, ancak psikolojik tüm varsayımlar da boşa çıktı.

Bu sefer tek bir varsayım kaldı o da beyin yapısında muhtemel farklılıklar. Bunlar da bundan birkaç on yıl öncesine kadar incelenemiyordu çünkü gerekli olan enstrümanlar yoktu. Ancak MRT veya FMRT gibi yöntemlerin geliştirilmesi ile birlikte tüm kekemelik araştırmaları bu konu üzerinde yoğunlaşmaya başladı.

Ve çalışmalar gerçekten kekemelerin normal konuşanlara göre farklı bir beyin yapısına sahip olduğunu göstermiş. Bu konudaki çalışmalar henüz bitmedi ve daha da derinleştirilerek devam ediyor.

Bunun yanı sıra DNA'nın da çözümlenmesi ile birlikte kekemeliğin genetik yönü ispatlandı. Yani bir aile veya sülalede birden fazla kekeme varsa o da akraba olarak benzer bir DNA'ya sahip olduklarından kaynaklanıyor. Ancak genetik olan kekemeliğe olan yatkınlık, kekemelik doğrudan anne/babadan çocuğa geçmez taklitle gelişmesi de sözkonusu değil. Kekemeliği tetikleyici faktörler çoklu olabilir. Bir kez kekemelik geliştiren küçük çocuklarda düzelme oranı %80. Avrupa'daki rakamları ele alırsak 125 erkekten biri, 500 kadından biri kekemedir.

Kekemelikle ilgili çalışmalar tüm gelişmiş ülkelerde yapılıyor. Biz az olduğundan yakınsak da hiç yoktan iyidir.
Şu an Almanya'da terapi yapan / yapmayan iki grup üzerinde bir çalışma yapılmakta. Terapiden önce ve sonra özel bir beyin emarı yapılıyor, terapi sonucu beyin yapısında bir düzelme olup olmadığına bakıyorlar. Tabii ki terapi yapmayan diğer grup sırf karşılaştırma amaçlıdır. Sonuçlar henüz yayınlanmadı, ben onları merakla bekliyorum!
Selamlar
Petra

Bu konuyu yazdır

  Kekemelik için kesin çözüm var mı? Van Riper modeli
Yazar: PetraS - 24/06/2016, 16:37 - Forum: Van Riper Tekniği - Yorumlar (12)

Merhaba arkadaşlar,
Kekemelik için kesin çözüm var mı? sorusu her kekemenin sürekli cevap aradığı bir sorudur. Ve kabul etmek gerekiyor ki bu sorunun cevaplanması kolay değildir.
Öncelikle şu soruyu sormak gerekir: Çözümden kastın nedir?

Eğer çözümden kastın kekemeliğin yani konuşmayı engelleyen blokların, takılmaların temelli olarak kaybolması ve bir daha çıkmaması ise, o zaman ergen / yetişkin bir insan için gerçekçi bir şekilde büyük olasılıkla hayır diye cevap vermek gerekir. Yani belli bir yaştan sonra kekemeliğin kendiliğinden veya terapi sonucu tamamen geçmesi bazı tek tük istisnalar dışında söz konusu değildir. Ve ben bu istisnalardan biri olmak istiyorum hayali de hiç kimseyi ileri götürmez.

Ama böyle bir tespitten sonra umudu kesmek için de hiç bir gerekçe yoktur. Çünkü eğer çözümden kastın kekemeliğin ilgili kişiyi sosyal hayatında asgari düzeyde etkilemesi ve neredeyse normal konuşan gibi görünmesi ise o zaman evet, kesin bir çözüm vardır demek gerekir.

Kekemelikte tek bir çözüm söz konusu değildir, değişik değişik çözüm yolları vardır ve her kişi kendisine uyanı kendi bulmak zorundadır.
Ancak kişisel çözüm yolunu ararken aşağıdaki hususlara dikkat etmek çok önemlidir.

  • Çözüm altın tepside sunulmaz, emek gerektirir; o yüzden kolay bir çözüm vaadediliyorsa dikkat!
  • Çözüm projesine gerekli olan emeği göğüslemek için kararlılık gerekir; yani gerçekten yaşamında değişiklik yapmak istemen gerekir!
Batı dünyasında kekemelik terapilerinin yüz yılı aşkın bir geçmişi vardır. Neredeyse denenmemiş bir yol veya model yoktur. Ancak şu ana kadar en başarılı olarak bilinen iki akım veya bu ikisinin birleştirilmesi en etkin yöntemler olarak algılanmaktadır. Bunlar da
  • Fluency Shaping modeli = akıcılığı şekillendirme modeli
  • Non Avoidance modeli = kaçınmama veya modifikasyon modeli

Bu modellerden Non Avoidance modelini daha iyi bildiğimden size bugün onu izah etmeyi uygun gördüm.

Non Avoidance modeli
Bu modeli oluşturan ve hem uygulayan, hem de öğreten en önemli isimlerinden biri Charles van Riper'dir. Charles van Riper gençliğindeki ağır kekemeliğinden öylesine usanmış ki sağır/dilsiz insanların kolonisine yerleşip bir daha konuşmak istememiş.
Daha sonra ise Western Michigan Üniversitesi'nde bu güzel terapi modelini oluşturmuş ve emekliye ayrılıncaya kadar kendi kliniğinde sayısız kekemelere yardımcı olmuş.

Bu model kekemeliğin en önemli ögesi olan kaçınma olgusuna odaklanır. Bu bağlamda verilen terapiler dört aşamalı olur:
  1. Tanımlama - kişinin bireysel kekemeliği birincil semptomlardan tutarak, ikincil ve örtülü semptomlara kadar tanımlanır ve kişinin bilincine çıkarılır. Burada en önemli noktalardan biri, kişiye hangi davranışının bir alışkanlık ve bununla birlikte değiştirilmesi mümkün, hangisinin kaçınılmaz bir şey olduğu açıklanır.
  2. Duyarsızlaştırma - her kekeme çocukluktaki kötü tecrübelerinden ve dinleyicilerin olumsuz reaksiyonlarından dolayı kekemelik konusunda aşırı bir şekilde duyarlıdır. Yaşamış olduğı negatif olaylar ve konuşurken yaşadığı başarısızlıklar adeta kemikleşmiş travmalar haline gelmiştir. Duyarsızlaştırmanın hedefi, kişiyi çoğunlukla kekemelikten daha çok etkileyen bu negatif duygulardan kurtarmaktır.
  3. Modifikasyon - tanımlama ve duyarsızlaştırmadan sonra kekeme birey kendi ham / saf kekemeliği iye karşı karşıyadır. Asıl kekemeliği ile tanışır ve bu konuda kendini nasıl kurtarabileceğini öğrenir.
  4. Stabilizasyon / sabitleme: Son aşama olan stabilizasyon aşamasında öğretilen tüm teknikler tekrar ve tekrar yaptırılarak iyice alışkanlık haline gelir.

Niye kaçınmama?

Van Riper terapisi, konuşurken rastlanılan düzensizliklerin (tekrarlamalar, takılmalar, uzatmalar) sadece buz dağının su yüzündeki kısmı olduğunu varsayıyor. Suyun altındaki kısmı ise hem çok daha büyüktür hem de ağır basıyor ve bu da genellikle kaçınma ve negatif duygularla ilgilidir. Bunlar değiştirilmeden kekemeliğin kalıcı bir şekilde değiştirilmesi sözkonusu değildir.
  • Kekelemekten kaçınmak için geliştirilen alışkanlıklar, tikler, mazeretler
  • Belirli kelimelerden kaçınmak için başka, icabında uygun olmayan kelimelerin kullanılması
  • Daha önceki negatif deneyimlerden dolayı telefon, minibüs gibi konuşma durumlarından kaçınılması
  • Konuşmamak için sosyal ortamlardan kaçınmak
  • vs.
Van Riper terapisi kendi yaklaşımıyla terapi dünyasında devrimsel bir değişiklik yaratmıştır. O güne kadar tüm terapi modelleri kekelememeyi amaçlamış ise Van Riper modeli kekemeliğin ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı varsayımından hareket ederek kekemelikle barışmayı ancak onu modifike etmeyi ön görmüştür.
Van Riper demiş ki:
Alıntı:Sana düzgün konuşmayı öğretmeme gerek yoktur çünkü onu zaten biliyorsun. Sana öğreteceğim daha cazip kekelemektir.
Kekemeliğin çözümü kekemeliği kabul etmekten geçiyor. O yüzden Van Riper terapisi bağlamında kekelemek de yasak değildir, tam tersine her an serbest ve caizdir.
Terapiye katılan biri kekemeliğini gizlemek, saklamak, kendini sıkmak zorunda değildir ve bu yaklaşımın günlük yaşamda da uygulanması adım adım öğretilir. Terapinin gidişatı şeffaf bir şekilde açıklanır ve kişinin kendi ihtiyacına göre uyarlanır:

Tanımlama aşaması:
Ayna, kamera vs. enstrümanlarla kekeme kendi kekemelik semptomları ile yüzleştirilir ve bunlar incelenir ve bileşenlerine ayrılır. Klasik kekemelik semptomları olarak bildiğimiz tekrarlama, takılma ve uzatma alışkanlıkları bile daha ince parçalara ayrılır. Bu da daha sonraki modifikasyon için gerekli olan bir şey.
Kekeme birey bu bağlamda kekemelik semptomlarını şu iki soru ışığında değerlendirmeyi öğrenir:
  • Ben ne yapıyorum?
  • Bana ne oluyor?
Kekemenin iradesi dışında başına gelen: konuşamamak, konuşmaya başlayamamak veya devam edememek
Yani konuşma eylemini bir yol gibi düşünürsek normal konuşanın önü açıktır, kekemenin yolunda ise taşlar, hatta duvarlar vardır.
Fakat ben veya benim konuşma mekanizmam bu taşlara, duvarlara karşı nasıl bir reaksiyon gösterir, orası kişiden kişiye değişiyor. Ortak olan konuşmaya devam edemedikleri halde konuşma teşebbüsünde bulunmaları.
Amaç kişinin daha sonraki modifikasyon aşaması için kendi kişisel kekemelik alışkanlıklarını bilince çıkarmaktır.

Duyarsızlaştırma aşaması:
Birçok kişi konuşmalarındaki düzensizliklerden ziyade negatif duygulardan etkilenir. 'Kekemelik' veya 'kekelemek' kavramları etraflarında kullanıldığında ürkerler, takıldıkları anda - bunun yasak olduğunu bildikleri ancak kendi iradeleri dışında sürekli bu yasağı çiğnedikleri için - utanırlar ve daha önce konuşurken karşılaştıkları negatif dinleyici reaksiyonlarından dolayı genel olarak konuşmaktan, iletişimden korkarlar.

Duyarsızlaştırmanın ancak en korkulan challenge'leri gögüslemekle mümkün olacağı bilincinde terapist eşliğinde bütün bunlar göğüslenir.
Ve bu bağlamda gönüllü kekemelik devreye girer. Kekeme birey bu sefer kekemeliğini gizlemek değil, tam tersine göstermek zorundadır. Şu ana kadar en korktuğu şeyi yani kekeleyerek insanlara yaklaşmayı öğrenir.

Fakat gönüllü kekemelik asıl kekemeliğine benzemez. Bilinçli yaptığı için sadece hafif tekrarlamalardan oluşur ve isteyerek yaptığı için içi rahat olduğundan dinleyicinin reaksiyonlarını soğukkanlı bir şekilde takip edebilir. Genellikle beklediği kadar negatif bir tepkiyle karşılaşmaz ve içindeki 'beni her yerde kekemeliğimden dolayı reddediyorlar' düşüncesi her edinilen iyi tecrübeyle azalır.

Terapist eşliğinde yapılan ve ev ödevi olarak tekrarlanan egzersizler örneğin otel, kiralık araba, satılık/kiralık daire gibi telefon hatlarını aramak ve belli bir hedefe (şu veya bu bilgileri elde etmek gibi) ulaşmaktır.
Egzersiz olarak ayrıca örneğin en çok korkulan konu minibüs ise her gün A'dan B'ye gitmek ve belli bir durakta inmek gibi bir challange de olabilir.
Önemli olan bunu gönüllü kekemelik ile yapmak ve insanların reaksiyonlarını kafaya takmamak olmalı.

Ayrıca kekemelik konusunun çevredeki insanlarla konuşulması da önemli olan challenge'lerdendir. Birçok kekeme 20-30 yaşına gelmiş daha hiç kimseyle kekemelik konusunu konuşmuş değiller. İçlerindeki üzüntüyü, kendilerini ne kadar etkilediğini, nasıl kahrolduklarını daha hiç kimseye anlatmış değiller.
Burda enteresan olanı normal konuşanların reaksiyonları. Çünkü herkes 'kekelemek' deyince kafasında birşey tasarlıyor ama normal konuşanlar genellikle kekemeliğin ne olduğunu anlamazlar. İşte burada güzel bir fırsat doğmuş oluyor ve kekemeler gerçek hissettiklerini çevreleriyle paylaşabiliyorlar.

Duyarsızlaşma 2-3 günlük bir olay değildir, haftalar, aylar hatta seneler sürebilir. Terapist bu süreci sadece tetikler, gerisini kekeme birey öz terapi olarak uygular.
İyi bir duyarsızlaşma sürecinden sonra kekeme birey genellikle ham kekemeliği ile yüz yüzedir. Utanç duygusu, korkular geçmiş, geriye kalan ortadan kaldırılması mümkün olmayan konuşma dirençleri. Ama bunlar bile müthiş azalmış durumdadır. Çünkü korkuların yenilmesi ile birlikte heyecan gibi tetikleyici faktörler de ortadan kaldırılmış oluyor. Artık modifikasyona geçme zamanıdır.

Modifikasyon aşaması:
Daha önce bahsettiğim gibi kekemelik kaçınılmaz etkenlerden ve değiştirilmesi mümkün olan alışkanlıklardan oluşur.
Kaçınılması mümkün olmayan devreye giren konuşamama hissidir ancak bu bile geçicidir. Yani hiç bir şey yapmayıp beklersen geçer ve konuşma yolu açılır.
Değiştirilmesi mümkün olan alışkanlıklar ise bireyin bu konuşma engellerine gösterdiği reaksiyondur yani tekrarlama, takılma veya uzatma.
Gönüllü kekemeliği iyi beceren biri aslında bu aşamada artık bloklara girmek, yoğun çaba sarf ederek yüz göz tikleriyle konuşmak zorunda değildir çünkü hafif kekelemeyi iyice bellemiş olur. Zaten hedef de bu: cazip kekelemeyi öğrenmek, dinleyiciyi korkutmamak.

Pull-out:
Kekeme birey konuşurken konuşma yolunda bir engele rastlarsa anında sesini keser. (Bu kendi elindedir) Cancellation denilen bir reset yapıp, içindeki gerginliği bilinçli bir şekilde azaltıp ilk aşamada söyleyeceği kelimeyi pantomim olarak sırf dil dudak hareketleriyle yapar. Ondan sonra da kelimeyi yeniden sesli bir şekilde açıkça söyler.
Daha sonraki bir aşamada artık pantomime gerek kalmadan sadece kelimenin tekrarlanması söz konusudur. Burada kendisini serbest bırakması ve gerekirse dil dudak hareketlerini bilinçli yapması önemlidir. Genellikle (takılma kelimenin başında olduğu için) sözcüğün ilk harfi yumuşak ve kontrollü söylenir.
Ama genel olarak amaç artikülasyonu bilinçli bir şekilde yapmak ve harleri bir zincir gibi art arda getirmek.

Stabilizasyon aşaması:
Stabilizasyon demek öğrenilen yöntemlerin sabitlenmesi demektir. Bu da önceki aşamalarda öğretilenleri yapa yapa olur, konuşarak, sosyalleşerek, telefon görüşmesi yaparak ve gerekirse gönüllü kekeleyerek ve el alemle kekemelik konusunu konuşmaktan geçer. Öğretilen yöntemler zamanla sabitlenir hatta otomatikleşir.
Ve diğer birçok terapiye göre en büyük avantajı, kişinin kendi kekemeliğine karşı olan tutumu tamamen değişmiş olduğu için artık eski korkular geri gelmez, heyecan - kekemelik kısır döngüsüne düşme riski sıfırlanır.

Van Riper terapisini yapmış bir insan kendini artık edilgen, pasif hissetmez bilakis kekelemenin büyük bir kısmının kendi elinde olduğunu bilir, geriye kalan kaçınılmaz kısmını da idare etmesini, kontrol etmesini bilir. Hiç bir kekemelik olayı kendisini artık korkutamaz çünkü elindeki yöntemlerle onu kendi gücüyle çözmesini bilir. Kekemeliği ile barışıktır, kekemeliği artık bir düşman olarak değil, çok çok istenmeyen ancak yine de sevilen bir kardeş gibi görür.

Buna rağmen kekemeliğin doğası gereği kekemelik zaman zaman çoğalır, zaman zaman azalır. Bu kimsenin elinde değildir bu bir gerçektir. Ancak Van Riper terapisini yapmış biri kendi terapisti haline gelmiş olduğundan bunu da kendi gücüyle çözer. Ve en kötü ihtimal terapistini arar veya tazeleme kursuna katılır.

Van Riper terapisi inandığım bir terapi modelidir ve beni de kekemelik batağından kurtaran bir yöntemdir. Buna rağman başka etkin modeller daha vardır ve onların da en az Van Riper modeli kadar var olma hakkı vardır.

Selam
Petra

Bu konuyu yazdır

  Kekemelik mi güçlü yoksa ben mi, veya hangimiz daha akıllıyız.
Yazar: Ercan E - 20/06/2016, 15:20 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorumlar (1)

Merhaba,
Ben özellikle kendimde hissettiğim bir duygu durumunda bahsetmek isterim. Kekemlik aslında benden güçlü. Çünkü her istediğim zaman onu yönetemiyorum. Bazen kontrol dışına çıkıp beni bir kedinin tırmalaması gibi yüzümü gözümü çizdiği oluyor. Napayım tabi ki o biricik dostum benim. ama şöyle bir durum var ki. O kedi sizden akıllı değil. Güçlü olmak başka, akıllı olmak başka. Aslında kekemeliğini yöneten birey çok güçlü bir olguya karşı mukavemet gösterebilip onunla yaşam becersini geliştirmiş demektir. Bu şuna benziyor, aslında bir kovandaki arılardan güçlü değiliz, uçamıyoruz, veya arıların iğnelerine karşı savunma mekanizmalarımız yok. Ama arıların sizlere olan zarar verme derecesini veya arıların zarar vermemesi için siz kendinizin ne yapmamanız gerektiğini bilirseniz arıların yanında en az hasarla geçebilirsiniz. Belki hiçbir modifikasyon uygulamadan kekemeliğini ciddi boyutlarda azaltan bir birey kendinde bunu çözmüş ve devamını getirerek, bilimsel olarak duyarsızlaştırma denilen yöntemi kendi kendine farklı metodojiler kullanarak uygulamıştır. Aslında kendini yönetmeyi başaran bir insan kekemeliğini de yönetme yolunda büyük bir potansiyeli var demektir. Yani kendi zaaf noktalarını bilen, en olumsuz şartlarda bile kendi ruh selametini koruyabilen biri kekemelikte de mesafe alması mukadderdir.

Bu konuyu yazdır

  Kekemelik nedir?
Yazar: PetraS - 20/06/2016, 10:34 - Forum: Kekemelikle İlgili Faydalı Bilgiler - Yorumlar (6)

Kekemelik şu ana kadar yapılan bilimsel çalışmalara göre dünyanın bütün kültürlerinde var olan bir konuşma bozukluğudur. Genellikle küçük çocuklarda konuşma gelişimi ile birlikte (3-5 yaşlar arasında) veya kimi durumlarda ilkokul zamanında başlar ve - genel bir varsayıma göre - ergenlik çağına kadar geçmezse ömür boyu varlığını sürdürür.

Kekemelikte çekirdek (ana) semptomlar (birincil semptomlar)

Genel olarak üç çekirdek semptomdan bahsedilir

  1. tekrarlama (k-k-k-k-k-kitap)
  2. takılma / blok (T__________rabzon)
  3. uzatma (mmmmmmmmmerhaba)
Bu konuda en önemlisi kişinin ne söyleyeceğini çok iyi bilmesi ancak bunu o anda yapamaması gerçeğidir.

Yeni kekelemeye başlayan küçük çocuklarda genellikle yukarıda anılan üç semptomdan başka semptomlar izlenemez. Hatta kekemeliğin ilk başlangıcında sadece tekrarlamalar ve diğer semptomların daha ileri bir aşamada geliştiğinden hareket edilir. Kekemelikten bahsetmek için konuşulan hecelerin %3'ünde kekemelik semptomu izlenmesi gerektiği iddia edilir. Ancak bu durum çocuklar için geçerlidir!

Kekemelikte ikincil semptomlar

Kekemeliğin ileri bir aşamasında ikincil semptom denilen ek semptomlar da kekemeliğe eşlik etmeye başlar.
İkincil semptomlar genellikle kekeleme anındaki direnci / engeli aşma çabasıyla birlikte ya da dinleyicilerin tepkileri sonucunda gelişen semptomlardır.
  • yüz / göz tikleri
  • el ayak hareketleri
  • utanç duygusu
  • kelime değiştirmek
  • korku / kaygı bozukluğu
  • sosyal ortamlardan kaçınma

Yukarıda anılan semptomlar her kekemede farklıdır, aynı biçimde kekeleyen iki birey yoktur. Fakat buna rağmen birbirini hiç tanımayan ve hatta çok farklı kültürlerden gelen insanlarda bile kekemeliğe karşı olan reaksiyonlarının aynı olduğunu izleyebilmekteyiz.

Kekemelikte değişiklik yapmak için bireysel semptomların çok iyi tanımlanması gerekir!
Bu konuda daha ekleyecek bir şey varsa buyurun!

Bu konuyu yazdır

  Terapistlere duyuru
Yazar: PetraS - 15/06/2016, 10:40 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorum Yok

Sayın terapistler!

Siz de Kekemelik Forumu'muza hoş geldiniz!
Bu forum kekemelerin bir öz inisiyatifidir ve amacımız Türkiye'de var olan güvenilir terapi yöntemlerinin tam yelpazesini mümkün olduğunca geniş bir kitleye tanıtmaktır.

Bu sizin için de bir fırsattır. Fakat gizli reklam pozisyonuna düşmemek için aşağıdaki kurallara uymanız önemle duyurulur:

  • Kendi kullandığınız terapi yöntemini olası bir ön görüşmede de yaptığınız gibi açıklayabilirsiniz
  • Bizim yöntemimiz tek doğru, tek etkili, %100 çözüm bizde var gibi yanıltıcı söylemler kullanmayınız, reklam gibi gözükmesin
  • Lütfen kurumun ismini, adresini vs. açık bir şekilde yansıtmak yerine kurumun internet adresini özel imzanızda yansıtınız
  • İlgili kişilerin olası sorularını açık forumda cevaplamanız hepimize yarayacaktır
  • Kekeme bireyler yönteminize ilgi duyduklarında özel mesaj yoluyla sizinle irtibata geçebilir
  • Sizin kekeme bireyin isteği dışında reklam amaçlı özel mesaj yoluyla kullanıcılarla irtibat kurduğunuz forum yöneticilerine ihbar edilirse forumdan ihraç edilmeniz söz konusu olur

Herhangi bir terapist veya herhangi bir kurum için anti-reklam yapmak kesinlikle yasaktır, yöneticiler bu kuralın ihlal edilmesi durumunda ilgili yazıyı derhal silecek ve yazanı da forumdan ihraç edecektir!

Saygılarımla
Petra

Bu konuyu yazdır

  Deneyimlerimi paylaşmak istiyorum...
Yazar: PetraS - 14/06/2016, 16:41 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorumlar (2)

Merhaba arkadaşlar,

bu başlık altında bir kekemelik terapisi yapmış ve memnun kalmış kişiler kendi deneyimlerini anlatabilir.
Terapinin gidişatını, seanslarda öğrendiklerinizi ve size yarayan teknikleri yansıtabilirsiniz.
Ancak piyasadaki hassas durumu göz önünde bulundurarak mümkünse merkezin adını vermeyiniz, ilgi duyanlar bunu size özel mesaj çekerek sorabilirler.

Ve kesinlikle anti-reklam yapmayınız! Forum yöneticileri bunu denetleyip bu kuralı ihlal etmeniz durumunda paylaşımınızı derhal silecektir.
Saygılarımla
Petra

Bu konuyu yazdır

  Almanya'dan selamlar - Petra
Yazar: PetraS - 14/06/2016, 16:27 - Forum: Kekeme Hayatlarımızın CV leri - Yorumlar (4)

Merhaba arkadaşlar,

adım Petra, 53 yaşındayım evli ve iki çocuk annesiyim.
Ben 3 yaşında kekelemeye başlamışım. Başlangıcı hatırlayamadığım gibi ilk okul döneminden de negatif denebilecek hatıralarım yoktur. Ancak okula başlamadan önce evimize bir 'konuşma öğretmeni'nin geldiğini hatırlıyorum. Annem babam bu konuda samimi değillerdi. Kekemelik veya konuşma bozukluğu gibi kavramlar ailemizde asla kullanılmadığı için bana 'bu hoca seni okula hazırlayacak' diye yutturmaya çalışıyorlardı. Şüphem vardı ama açığa vuramadım.
Zaten annem her 'çocuklar hep sen kekeliyorsun diyor' şikayetiyle eve geldiğimde bana 'hayır kızım seninki kekemelik değildir, kekemelik harflerin tekrarlanmasıdır, sen de sadece takılıyorsun' diyordu. O yüzden uzun süre kekemeliğin dünyanın en kötü suçu olduğunu, benimkisinin de ondan daha farklı bir şey olduğunu düşünüyordum. Yeter ki kekemlik olmasın.

Esas orta okulda işin bilincine varmaya başladım. 6. sınıftaki sınıf öğretmenim (emekli olması gerektiği halde öğretmen kıtlığından çalışmaya devam eden biri) kısa zamanda kekeme olduğumu fark etti ve kekemeliğin bir 'alışkanlık' olduğunu söyledi. Yaşım 11 olduğu halde haksız olduğunu biliyordum ancak küçük olmam ve kendisinin benim için bir otorite olması nedeniyle karşı çıkmadım. Bana 'ben seni kekemelikten kurtaracağım' diyordu. Ondan sonra her kekelediğimde söylediğim sözcüğü veya cümleyi tekrarlamak zorunda kalıyordum. Kendimi acayip sıkmaya başladım. Kekelememek için elimden geleni yapıyordum ama başarısız kalıyordum. Artık kekemeliğimi gizlemekten başka çarem kalmadı. Millet ne düşünürse düşünsün yalnız kekeme olduğumu düşünmesin mantığıyla hareket ediyordum. Palyaço gibi davranıyordum, hareketlerime gülsünler de kekemeliğime gülmesinler diyordum. Esas için için acayıp dertliydim. Ama ailemle bile bu konuyu konuşamıyordum.

Yedinci sınıfa geçtikten sonra öğretmenden kurtuldum ancak kekemelikten kurtulamadım. Esas kötü takılmalar o zaman başladı. Sonu olmayan takılmalar. Hep başkasının beni kurtardığı anlar. O yüzden kendi gücümle nasıl çıkabileceğimi de bilmiyordum. Takıldığım o vahim anlarda dünya benim için duruyordu, sadece kendi halimdeydim ve kurtulduktan sonra (bir başkasının söyleyeceğim sözcüğü söylemesinden sonra) en az 100 kere, hatta 1000 kere o an söyleyemediğim kelimeyi kendi kendime çalışıyordum. Kendi kendime böylesi çalışma yaparken hiç takılmıyordum. Zaten en kötü takılmalar hep ünlü harflerdeydi özellikle Fransızca dersinde... Ünsüz harflerden korkmazdım, sadece ünlüler beni tamamen teslim alabiliyordu.

Aslında yabancı dillere karşı çok meraklıydım ama okulda öğrenmemiz gereken İngilizce ve Fransızca beni çok zorluyordu. Evde çalıştıklarımı okulda akıcı söyleyemiyordum ama öğretmenle konuşma cesaretim de yoktu. Ondan sonra kendi kendime başka bir yabancı dil öğrenmeye karar verdim ve bizdeki Türklerden esinlenerek Türkçe öğrenmeye karar verdim.

Türkçe öğrenmek farklıydı, kendi kendime evde çalışıyordum ve kimsenin huzurunda sesli okumak zorunda değildim. Bir Türk komşu kızı vardı, onu ziyaret ederdim ve o takıldığım zamanlar bunu takılma olarak algılamazdı, bilmiyorum zannederdi. Ben de çaktırmazdım. Yine benim hakkımda herşeyi düşünsünler ama kekeme olduğumu düşünmesinler tutumu içerisindeydim.
Ondan sonra bir Türk çocuğu ile tanıştım. Yaşım 16 idi. Kekeme olduğunu ilk başta fark etmedim. Hem kendim kekelememekle meşguldüm, hem de konuşma konularımız pek ağır değildi, şakalaşmaktan başka bir şey değildi. Babamın görevli olarak çalıştığı yüzme havuzunda tanışmıştık.

Kekeme olduğunu önce babam farketmişti ve yüzüme vurdu. Şoke oldum, 'hayır, olamaz' dedim ama babam sakin sakin 'evet, kekemedir' dedi. O an bütün dünyamı alt üst etti. Daha sonra kendisiyle konuşmaya karar verdim ve kendi kekemeliğimi dile getirmekten başka çare bulamadım. Bana verdiği cevap benim hayatımı değiştirdi. 'Evet ben kekemeyim. Bu bir gerçektir ve gerçekler gizlenmemeli.'

Bundan sonra bende acayip bir düşünme süreci başladı. Kendi kendimi sorgulamaya başladım, neden bu gerçeği bugüne kadar gizlediğimi, neden herkese açık açık söylemediğimi kendi kendime sordum. Hepsi ailemden, çevremden aldığım eğitime bağlıydı. Kekemeliğin ayıplandığına bağlıydı. Halbuki neresi ayıp, neresi suç. Basbayağı bir bozukluktur, benim insan olarak değerimi hiçbir şekilde azaltmayan bir bozukluktur. Elimde olmayan bir şey!

Kendimi artık serbest bıraktım, eski alışkanlıklarımdan vaz geçtim, korkularımı çöpe attım. Nasılsa takıldığım anda mazeretim hazır: Kekemeyim. Ve işin ilginç tarafı kekemeliğim inanılmayacak şekilde azaldı. Geriye kalan takılmaları da ufak müdahalelerle örneğin yeniden nefes alarak veya cümlede kısa bir ara vererek ya da kelimeyi değiştirerek idare etmeye başladım. Kekeme olduğumu dile getirdiğim halde çevremdekilerin benim yaptıklarımı artık kekemelik olarak algılamadığını fark ettim. Ve yine üzüldüm çünkü bu kadar çektiğim boşuna mıydı?

Bir süre konuyu artık hiç düşünmemeyi başardım, üniversiteyi bitirdim, evlendim, meslek ve çocuk sahibi oldum ama eski yaralar derin olduğundan en ufak bir gerekçeyle (kekeme bir çocuk hakkındaki bir televizyon programı) eski duygular yeniden türedi. Kekemelikle ilgili korkular değil de kekemeliği araştırma azmi. Üniversiteye başvurarak konuya ilişkin doktora tezi yazmaya karar verdim. Seçtiğim konu: Almanlar ve Türklerde kekemeliğe olan farklı yaklaşım'. 2 sene kadar araştırma yaptım, Köln Üniversitesi Dil Konuşma Terapisti Eğitim Fakültesi'ndeki seminerlere katıldım. Çalışmayı ekonomik nedenlerle maalesef bitiremedim. Ama ilgim devam ediyor.

Evet, benim hayatım bayağı başarılı geçti, Almanya'nın aranan Türkçe tercümanlarındanım. Gençliğimdeki kekeme arkadaşım olmasaydı kesinlikle bu pozisyona gelmezdim. Kekemelik korkusundan mahkeme salonuna, polisteki ifadelere giremezdim. Ama giriyorum. Ve kekeleyeceğim zaman kekeliyorum. Gizli saklı bir şey yok. Kendi kendime, kekemeliğimi eleştiren kişi olursa önce benim bildiğim Türkçe'nin yarısını, bildiğim Kürtçe'nin de üçte birini öğrensin ondan sonra gelsin bana hesap sorsun diyorum. Bugüne kadar eleştiren, soran olmadı. Ama burası Almanya ve buradan kekemelik hakkında öğrendiklerimin hepsini sizinle paylaşmaya hazırım.
Selamlar
Petra

Bu konuyu yazdır

  Öneri ve beklentileriniz
Yazar: PetraS - 14/06/2016, 15:11 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorumlar (3)

Sevgili arkadaşlar,
Almanya'da yetişen ve konuyla ilgilenen bir birey olarak uzun süre, bizim ulaşabildiğimiz bilgilerin Türkiye'de de yaygın olduğunu ve en azından 2000'li yıllardan bu yana kekemelik konusunda muska yaptırmaktan başka çağdaş yöntemlerin de kullanıldığını düşünüyordum.

Meğerse yanılmışım. Evet, kekemlik konusunda neredeyse her yerde 'merkez' adı altında köhnemiş ve etkin olmayan yöntemlerle çalışıp kekeme bireylerinin umutlarını suistimal eden kurslar vardır ama bunlar kekemelik için çözüm değildir.

Öncelikle kekemeliğin ne olduğu konusunda sürekli yanlış bilgilerin verilmesi kekeme bireyleri derinden etkilediği gibi toplumdaki algıyı da önemli dercede çarpıtır. Çarpık bir kekemelik algısı da yetişkin kekeme bireylere bile gülme, alay etme ve daha da kötüsü iş, eş vs. bulamama ve engelli diye tanınmama olarak kekeme bireylere geri döner.

Amacım Almanya Kekemelik ve Özyardım Federasyonu forumu moderatörü olarak kazandığım bilgileri sizinle paylaşmak, kekemelik hakkındaki bilgi eksikliğini azaltmak ve internette kekemelik konusunda arama yapan herkesin ulaşabileceği bir bilgi havuzu oluşturmaktır.

Bu yüzden böyle bir forumu açtırma gereğini duydum. Bana teknik olarak destek olan tüm arkadaşlara teşekkür eder, hepimize başarılar dilerim.
Şimdi ise sıra sizde. Açtığım başlık altında sizin forumdan beklentilerinizi ve önerilerinizi bekliyorum.
Selam
Petra

Bu konuyu yazdır

  Kekemelik Forumu’na hoş geldiniz!
Yazar: PetraS - 13/06/2016, 21:22 - Forum: Kekemelik Forumu Hakkında Genel Hususlar - Yorum Yok

Lütfen forumumuza katılmadan önce nezaket kurallarımızı dikkatle okuyunuz!
Söz konusu forum özel bir inisiyatif bazında kurulduğundan aşağıdaki kurallara uymak forumun nitelikli bir şekilde gelişmesine önemli bir katkı sunacaktır.

Forumun Amaçları

Forumumuz, Almanya’daki Bundesvereinigung Stottern & Selbsthilfe (Almanya Kekemelik ve Özyardım Federasyonu) forumundan esinlenerek kekeme bireyler, kekeme yakınları, özel ilgisi olan kişiler ve terapistlerin nitelikli bir şekilde kekemelik konusundaki sorunlarını tartışmalarına, var olan sorularının cevaplandırılmasına ve dertlerini paylaşmalarına olanak sunacaktır.

Kekemelikten kastımız, Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nun tanımlanmasında belirlenen konuşma akıcılık sorunu, yani bireyin isteği dışında konuşma akıcılığında ortaya çıkan tekrarlamalar, takılmalar ve uzatmalar ve bunun sonucunda günlük yaşamda ortaya çıkan okul, iş, sosyal hayat vs. sorunlarıdır.

O yüzden öncelikle şu konulara odaklanmayı ön görüyoruz:

  • Kekemelik dolayısıyla özel sorunlar
  • Çocuğum kekeliyor – ne yapabilirim
  • Kekemeliğimi nasıl yendim, kekeme bireylere tavsiyelerim nelerdir?
  • Türkiye’de yaygın ve etkili terapi yöntemlerinin tanıtımı
  • Kekemelik konusunda farkındalık nasıl yaratılır
  • Geleceğe yönelik perspektiflerin oluşturulması, engelli hakları, iş bulmada kolaylıklar vs.

Forumun sınırları

Foruma katılmak profesyonel bir danışmanlık yerine geçmez ancak olası bir terapi için değişik kişilerin değişik deneyimlerinden ilham alarak terapi seçiminde faydalı olabilir.

Forumda kesinlikle anti-reklam yapılmamalı, ancak iyi terapi tecrübesi olan kişiler de bu tecrübelerini forum topluluğuyla paylaşabilir ve ilgili başka kişileri yönlendirebilir. Kurumların ve terapistlerin isimleri ancak özel mesaj yoluyla paylaşılabilir.

Foruma kaydını yapmakla birlikte aşağıdaki nezaket kurallarına uyacağınızı taahhüt etmiş olursunuz.
(Onun ötesinde internetteki genel hususlar geçerlidir)

Nezaket kuralları ve katılım şartları

Nezaket kurallarımız foruma katılmanız için genel bir çerçeve oluşturur.
Genel konumuz ilgilileri duygusal olarak önemli ölçüde etkileyen kekemelik olduğu için aşağıda sıralanan genel ahlak ve nezaket kurallarına uymanız önemle duyurulur.

1 - Karşılıklı saygı

Karşınızdaki insanlara karşı sürekli saygılı olun!
  • Nazik ve kibar bir üslup kullanın, karşınızdakinin kalbini kırmayın!
  • Karşınızdakinin görüşüne karşı hoşgörülü olun!
  • Bir insanı incitebilecek veya hakaret anlamına gelebilecek sert söylemleri kullanmayın!
  • Alaylı veya ironik bir üsluba başvurmayın, yazılı olarak yanlış anlamalara yol açar!
  • Yazdığınız tüm paylaşımlar internet arama motorları tarafından bulunabildiğinden genel yazım ve imla kurallarına dikkat edin!

İki kullanıcı arasındaki farklı görüşler dolayısıyla tartışmalar, hatta kavga çıkarsa lütfen birbirinize özel mesaj yazarak bunları halledin. İstek üzerine forum yöneticilerinden birinden yardım talep edebilirsiniz.
Hakarete varan karşılıklı sözlü saldırılarda ilgili kişi uyarılır, tekrarlama durumunda forumdan ihraç edilmesi söz konusu olur.

2 - Telif hakları ve yasaklı içerikler

Lütfen telif haklarına sahip olmadığınız veya sahibine sormadığınız yazı, resim, video vs. paylaşmayın. En iyisi ilgili kaynakları linkleyin! Kitaplardan alıntı paylaştığınız zaman yine kaynağını da açıklayın.
Kekemelik konusu dışındaki veya genel ahlak kurallarına aykırı olan paylaşımlar, resimler vs. yöneticiler tarafından doğrudan veya ihbar üzerine silinir.

3 - Forumun düzeni

Forumdaki paylaşımlar güncelliğine göre sıralanır, en son (cevap alan) paylaşım otomatikman üst sıraya gelir.
Lütfen paylaşım açarken anlamlı bir başlık kullanmaya dikkat edin yani örneğin ‚Yardıma ihtiyacım var’ yerine ‚İş arıyorum, öneriniz var mı’ gibi.
Bir paylaşımın gidişatında yeni sorular veya yeni konular ortaya çıkarsa lütfen ayrı bir başlık açın.
Gerekirse her zaman forumun arama motoru üzerinden ilgilendiğinız konu hakkında daha önce paylaşım olup olmadığını kontrol edebilirsiniz.

4 - Kendinize zaman ayırın

Paylaşımınızı hazırlarken yanlış anlamalara sebebiyet vermemek için kendinize zaman ayırın ve paylaşımınızı yayınlamadan önce imla vs. kurallarına uygunluğunu kontrol edin.
Alaylı veya çifte yorumlanabilecek söylemlerden kaçının.

Başkasının da paylaşımını okurken her şeyi olumsuz yorumlamayın, tepkili cevap vereceğinize gerekirse sahibine ne anlamda yazdığını sorun.

Unutmayın ki tüm paylaşımlarınız sizin kartvizitiniz olur. Forumun kullanıcıları sizi paylaştığınız konulara göre tanıyacaklar ve değer vereceklerdir.

5 - Paylaşımlarda düzeltme

Bir şeyi unuttuğunuz zaman lütfen ayrı bir cevap yazacağınıza önceki paylaşımdaki ‚düzelt’ fonksiyonunu kullanarak istediğiniz bölümü ekleyin.
Gerekirse ‚not’ diye herkesin anlayabileceği bir şekilde düzeltme yaptığınızı işaretleyin. Bu özellikle ilk paylaşım/cevap ile düzeltme arasında belli bir zaman geçmiş ise önemli olabilir.
Bir kez yayınlanan bir paylaşım/cevap tamamen silinemiyor ancak kullanıcı tarafından düzeltme fonksiyonu ile örneğin ‚silinmiş’ denilerek ortadan kaldırabiliyor.

6 - Alıntı ve linkleme

Önceki bir paylaşımdan alıntı yapmak isterseniz (quote) fonksiyonuna başvurabilirsiniz, aynı şekilde listeleme (list) veya smiley olanaklarını kullanabilirsiniz.
Lütfen alıntı yaparken sadece ilgili cümleleri yansıtacağınıza dikkat edin!
Başka internet sitelerine veya önceki paylaşımlara atıfta bulunacaksanız URL fonksiyonunu kullanarak link yerleştirin.

7 - Yöneticilerin görev ve yetkileri

Bu forum özel bir inisiyatif sonucunda kurulmuş, yöneticileri de gönüllü çalışan özel kişilerdir.
Yöneticiler forumda olup bitenleri dikkatle takip edip sürekli olarak genel ahlak ve nezaket kurallarına uygunluğu denetleyecekler.

Lütfen hakaret veya küfür olarak algıladığınız bir kavram veya bölüm kullanıldığında aynı üslupla karşılık vermek yerine yöneticilere ihbarda bulunun!

Kurallara aykırılık durumunda öncelikle özel mesaj yoluyla ilgili kişiyle irtibata geçilip kendisinden düzeltme yapması istenecektir. İlgili kullanıcı verilen süre zarfında düzeltme yapmadığı takdirde yöneticiler moderatörlük haklarını kullanarak re’sen düzeltme yapacaklar.

Uygun olmayan bir üslup kullanarak göze çarpan bir kullanıcı yöneticiler tarafından uyarılır, tekrar durumunda forumdan ihraç edilip yeniden foruma girmesi men edilebilir.

Yöneticilerin her an paylaşım ve ilgili cevaplarda düzeltme veya değişiklik yapma hakları saklıdır. Aynı şekilde düzeni bozan konu başlıklarını kapatabilirler.
Bu tür yaptırımlara başvurmamaları için paylaşım yapmadan önce kullandığınız üsluba dikkat ediniz!

8 - Terapistlerin yetkileri

Forumumuz tamamen gönüllülük bazında kurulmuş olduğundan ilgi duyan ve kullanıcı olarak katılmak isteyen terapistler de tüm danışma hizmetlerini gönüllülük bazında sunacaklarını taahhüt ederler.

Terapistler kendi kullandıkları terapi yöntemlerini tanıtmada ve imza bölümünde çalıştıkları merkezi açıklamada serbesttir. Daha fazla reklamlar kabul edilmeyecektir.

İlgi duyan kekeme bireyler özel mesajla terapistlerle ilişki kurabilirler.
Eğer ilgilinin isteği dışında foruma katılan bir terapistin olası bir müşteriyle özel mesaj yoluyla ilişki kurduğu yöneticilere ihbar edilirse ilgili terapist uyarılır ve olası bir tekrar durumunda forumdan ihraç edilir.


Nezaket kurallarını dikkatle okuduğunuzdan dolayı teşekkür eder, bundan sonra Kekemelik Forumu’nda arzu ettiğiniz cevapları bulmanız umuduyla başarılar dileriz!

Bu konuyu yazdır