Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 587
» Son Üye: AşkınŞk
» Toplam Konular: 495
» Toplam Yorumlar: 1,649

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 6 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 6 Ziyaretçi

Son Aktiviteler
kekemeliğin fizyolojiye e...
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: PetraS
20/03/2019, 19:30
» Yorumlar: 1
» Okunma: 74
Yaşıt Akrabalar Tarafında...
Forum: Okul, iş hayatı ve kekemelik
Son Yorum: PetraS
19/03/2019, 20:38
» Yorumlar: 4
» Okunma: 171
kekemeligini düşünmemek ...
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: Ishtar
19/03/2019, 16:22
» Yorumlar: 13
» Okunma: 350
Kabullenme ne demek
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: kyaman
17/03/2019, 22:28
» Yorumlar: 1
» Okunma: 132
Kekemelikte ilaç tedavisi
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: kyaman
16/03/2019, 18:03
» Yorumlar: 5
» Okunma: 3,696
Öz terapi - Kekelememek i...
Forum: Öz terapi ve öz yardım
Son Yorum: Ishtar
12/03/2019, 19:32
» Yorumlar: 2
» Okunma: 2,169
Kekemeler Derneği 4. Türk...
Forum: Kamuoyu ve farkındalık çalışmaları
Son Yorum: kyaman
11/03/2019, 23:37
» Yorumlar: 0
» Okunma: 219
Duyarsızlaştırma Çalışmal...
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: alkantenik
05/03/2019, 10:33
» Yorumlar: 3
» Okunma: 276
Sesli kitap okumanın fayd...
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: kyaman
04/03/2019, 13:33
» Yorumlar: 12
» Okunma: 18,947
Mücadeleyi Kucaklamak
Forum: Kamuoyu ve farkındalık çalışmaları
Son Yorum: kyaman
03/03/2019, 13:33
» Yorumlar: 0
» Okunma: 114

 
  ” Kekeme Bir Öğrencim Var ” Öğretmen El Kitabı
Yazar: trhn - 01/11/2016, 00:44 - Forum: Çocuğum kekeliyor! - Yorum Yok

Kekemelik Nedir?

Kekemelik, konuşmanın akıcılığıyla ilgili bir iletişim bozukluğudur.
Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla
ortaya çıkan konuşmanın akıcılığının bozulduğu durum “kekemelik”
olarak adlandırılır. Artık, kişinin ne konuştuğundan çok nasıl
konuştuğu dikkat çekmeye başlar. Konuşan kişide dinleyenler gibi
durumu fark ettiğinde, konuşma güçlüğüne korku ve endişe de eşlik
eder. Bazı durumlarda yüz ve vücut hareketleri konuşma çabası ile
birlikte görülebilir.

Kekemeliğe neler yol açar?

Kekemeliğin nedenleri konusunda ileri sürülen görüşler oldukça
değişik ve çoktur. Ancak kekemeliğin tek bir nedene bağlı olmadığı
görüşü hakimdir. Kimi uzmanlar kekemeliği yapısal bir bozukluk olarak
ele alırken, kimi öğrenilmiş bir davranış, bir başkası da çevresel
nedenlerin kekemelikte önemli bir rol oynadığı görüşünü
savunmaktadır. Biz kekemeliğin nedenlerinden çok kekeme
öğrencinize yönelik yapabilecekleriniz konusunda önerilerde
bulunuyoruz.

Kekemelik genellikle hangi yaşlarda ortaya çıkar?


Kekemelik genellikle dil gelişiminin erken dönemlerinde ortaya
çıkar (2-6 yaş).

Kekemelik cinsiyete göre farklılık gösterir mi?

Kekemelik erkek çocuklarda, kız çocuklarda görüldüğünden daha
yaygın olarak görülür, şiddeti ve sürekliliği de kız çocuklara göre
fazladır.

Herkes zaman zaman kekeler mi?

Pek çok çocuk dil ve konuşma gelişimi süresince “normal” olarak
değerlendirilebilecek bir kekemelik yaşar. Okul öncesi pek çok
çocuğun kekemeliğin sınırlarından kekeme olmadan döndükleri
görülmüştür.2-6 yaş arasında çocuğun düşünme hızı sözcükleri
çıkarabilme hızından fazladır. Bu nedenle çocukta geçici bir kekemelik
görülebilir. Çocuk konuşurken duraklar, ses, hece ve kelime tekrarları
yapar, fakat kendisi bunun farkında değildir. Küçük çocukların dili
öğrenme süreçlerinde bu türden konuşma sorunları yaşamaları
doğaldır. Bu durum hemen kekemelik olarak etiketlenmemelidir.
Çocuğun çevresindekiler konuşmasını düzeltmesi için baskıda
bulunmazsa, çocuğun dikkati konuşması üzerine çekilmezse bu durum
kendiliğinden düzelir.

Çocuğun kekemeliği sınıfta tartışılmalı mı?

Evet... ancak öğrencinin ve ailesinin iznini almadan sınıfta
kekemeliğinden söz edilmesi doğru değildir.
Sınıfta “bireysel farklılıklara hoşgörüyle yaklaşma” konusunda
bir etkinlik düzenleyebilir, böylece öğrencilerin her birinin kendine
özgü güçlü ve güçsüz yanları olduğunu ve hiç kimsenin kusursuz
olmadığını fark etmelerini sağlayabilirsiniz. Bu tür etkinlikler
öğrencilerin özsaygısı üzerinde olumlu etkiler yaratmasının yanı sıra
akranlarının kabul düzeyini de arttıracaktır. Öğrencilerin kendilerini
daha özgür ifade etmesini sağlayacak, düş kırıklığı ve aşağılanma
duygularını yaşamalarını engelleyecektir.

Arkadaşları alay ettiğine neler yapmalıyız?

Tüm bu etkinliklerden sonra hala alay eden öğrencileriniz varsa bu
öğrencilerle bireysel olarak konuşabilirsiniz. Bu konuda rehber
öğretmeninizden de destek alabilirsiniz.

Diğer öğrencilerden farklı davranmalı mıyız?

Kekeme öğrencinizin sınıf arkadaşlarıyla aynı sorumlulukları
taşıması önemlidir. Diğer öğrencilerden beklediklerinizi bu çocuktan
da istemelisiniz.
Ancak sınıf sunuları ve sözlü açıklamalar kekeme öğrencilerin en
fazla korktukları etkinliklerdir. Bu yaşantılar onun için hayli güçtür;
olumsuz bir deneyim, utanmasına, özgüveninin sarsılmasına ve
sorumluluktan kaçmasına neden olabilir.
Unutmayın, öğrencinin konuşma sorumluluklarından kaçmasına
izin vermeniz yetersizlik duygularını pekiştirecektir.
Öğrenci sınıf önünde sunu yapma kaygısı taşıyorsa ve hatta
bundan korkuyorsa, onu kabul ettiğinizi gösteren bir konuşma yapın ve
onu cesaretlendirin. Öncelikle sunuyu evde, anne babasının daha sonra
yakın arkadaşlarının yapması yönünde destekleyin, hazır olduğunu
hissettiğinizde sınıf önünde kısa bir sunu yapmasına ortam yaratın.
Grup çalışması, koro gibi sınıf etkinliklerine katılmasını sağlayın, bu
tür etkinliklerle kendini ifade etmesine fırsat verin.
Gerçekten katılmak istemediğini anlarsanız ısrar etmeyin. Bu
durumla başa çıkmaya hazır olmayabilir.

Sınıf içinde söz alma sırası nasıl olmalı?

Kekeme öğrencinin sınıf içinde söz alma sırasının kendisine
gelmesini beklemesi sıkıntısını ve gerginliğini arttırabilir. Bunun
nedeni konuşma sırası kendine geldiğinde kekeleyeceğine ilişkin
beklentisidir. Bekleme süresi ne kadar artarsa, gerginliği ve sıkıntısı o
ölçüde artacaktır.
Öğrencilerin sırayla konuşmalarını gerektiren etkinliklerde
kekeme öğrencilere öncelik verilmelidir. Böylece gerginliklerin
artması önlenebilir. Ayrıca öğrencileri belli bir sıra izlemeden de söz
almalarını sağlayabilirsiniz Bu öğrencilere birden fazla seçeneğin
bulunduğu sorular sormalı, ayrıntılı ve zorlayıcı açıklamalar gerektiren
sorular sormaktan kaçınmalısınız. Yoklama alırken isimlerin sırasını
değiştirebilirsiniz.

Öneriler

Çocuk kekemeliğiyle ilgili olumlu ya da olumsuz duygular yaşıyor
olabilir; bu konuda konuşmak istiyorsa onunla konuşun.
Kekemeliğinin farkında olduğunuzu, onu kabul ettiğinizi hissettirin.
Çocuk sizinle konuşmaya istekli değilse ya da bazı kaygıları varsa,
konuşmaya zorlamamak en iyisi. Ancak onunla iletişime her zaman
hazır olduğunuzu belirtebilirsiniz.
Konuşurken çocuğa yeterince zaman tanıyın, aceleci ya da sabırsız
olduğunuz izlenimini asla vermeyin. Konunun aniden kesilmesi ya da
konuşmanın sık sık kesilmesi de aceleci davranıldığının bir
göstergesidir Bunlardan kaçının. Zaman sınırlamaları, akıcı
konuşmayı engeller.
Öğrenciniz konuşurken sorun yaşadığında cümleyi onun yerine
tamamlamayın, sözcük eklemeyin. Seçtiğiniz sözcükler kimi zaman
onun söylemek istediklerini karşılamayabilir, bu da sorunu daha da
arttırabilir.
Çocuktan “zor” olan sözcük yerine “kolay” olanını kullanmasını
istemeyin, bu sadece o sözcüklerle ilgili korkuyu arttırır.
“Yavaş ol” “rahatla”, “konuşmadan önce düşün” gibi önerilerden
uzak durun. Bu öneriler yapıcı öneriler değildir, öğrenciye
yardımcıda olmayacaktır.
Öğrenci kötü bir günündeyse, hasta, yorgun ve gerginse, onu
istemedikçe konuşmaya zorlamamalısınız. Daha iyi hissettiği
zamanlarda mümkün olduğunca konuşma fırsatı vermelisiniz.
Çocuğun nasıl söylediğinden çok ne söylediğine odaklanın ve onu
sözel etkinliklere katılım konusunda yüreklendirin.
Çocuğa nasıl bakıyor olduğunuz ya da ne yaptığınız en az ne
söylediğiniz kadar önemlidir. Hepimiz iletişim kurarken yüz
ifadelerini ve beden dilini dikkate alırız, çocuklar ise sözel olmayan
bu tarz iletişime karşı çok daha duyarlıdırlar. Bu nedenle
öğrencinizle iletişiminizde rahat bir beden dili kullanın, dudak ve
ağız hareketlerine bakmaksızın göz kontağını sürdürün.
Eğer öğrenciniz kekemelikle ilgili terapi ya da destek eğitimi
alıyorsa, aile ve uzmanlarla işbirliği yaparak sınıf içinde neler
yapabileceğinizi tartışarak belirleyin.

KAYNAK:” Kekeme Bir Öğrencim Var ” Öğretmen El Kitabı, Özel Eğitim Rehberlik
ve Danışmanlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Yayınları.

Bu konuyu yazdır

  Kekemelerle Birlikte Canlı Sosyal Etkileşim Platformu - Hangouts Canlı Yayın v4
Yazar: trhn - 01/11/2016, 00:22 - Forum: Kekemelikle ilgili hangoutlar - Yorum Yok

Merhaba arkadaslar,

5 Kasım Cumartesi Akşamı saat 21:00 da ayda bir düzenlediğimiz hangouts youtube canlı yayininin dördüncüsünü gerceklestirdik. Bütün katilimcilara tesekkür ederiz.

Izlemek için linkimiz ; <!-- m --><a class="postlink" href="https://www.youtube.com/watch?v=jvvQFj0E8a8">https://www.youtube.com/watch?v=jvvQFj0E8a8</a><!-- m -->

resim

Bu konuyu yazdır

  Erken dönem kekemelikte uygulanan terapi yöntemleri
Yazar: Feyza - 31/10/2016, 17:43 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorumlar (1)

Merhaba, okul öncesi ve okul çağı çocuklarında hangi terapi yaklaşımları uygulanır?

Bu konuyu yazdır

  En son kekeme olgunuzu kime söylediniz?
Yazar: trhn - 31/10/2016, 01:01 - Forum: Haydi Kekeleyelim :) - Yorumlar (4)

Merhaba arkadaslar,

Bu konuda kekeme oldugumuzu en son kime söyledimizi paylasiyoruz.


Ben en son is arkadasima söyledim ve olumlu tepki aldim Wink

Bu konuyu yazdır

  Kekemelikte Gönüllü Kekemeliğin Önemi-Duyarsızlaştırma-Van Riper -Videolu Anlatım
Yazar: Ercan E - 30/10/2016, 16:10 - Forum: Van Riper Tekniği - Yorumlar (3)

Merhaba Arkadaşlar,
Hep anlatılan kekemelik terapilerindeki gönüllü kekemelik meselesinin faydaları, nasıl yapılacağı ve nasıl bir sürecin beklediğiyle ilgili genel anlatım videosu. Sorularınız varsa bunun altına veya youtube yorumlarına da yazabilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=Tenycd8MjVs

Bu konuyu yazdır

  Kıvanç
Yazar: Kivanc_ist - 29/10/2016, 19:35 - Forum: Kekeme Hayatlarımızın CV leri - Yorum Yok

Merhabalar, ben Kıvanç 27 yaşındayım istanbul da yaşıyorum.. Pek tabi ki benimde konuşma bozukluğum söz konusu.. Bende herkese konuşma bozukluğum olduğunu net bir şekilde ifade edemiyorum.. son zamanlarda yeni tanıştığım bir kaç kişiye söyledim ama bu beni mutlu etmedi malesef.. hissettiğim duygular iyi değildi.. neyse umarım birbirimize takıldığımız yerlerde yardımcı oluruz Smile

Bu konuyu yazdır

  Sesli harflere girmekte zorlanırsanız...
Yazar: PetraS - 28/10/2016, 14:01 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorum Yok

Merhaba arkadaşlar,
Merhaba SABURCU!
bir arkadaşın kendini tanıtırken sorduğu soruyu burada biraz daha uzun cevaplamak istiyorum.

Suburcu Adlı Kullanıcıdan Alıntı:...evet ben kekemeyim bunu kabullendim ama yinede bu durumla bi turlu barisamiyorum.yeni tanistigim kisilerin benim kekeme oldugumu bilsinler istemiyorum bu kotu bisey degil bunu biliyorum benim kekeme olmam beni kotu bi insanda yapmiyo ama insanlarin o yuzundeki saskin ya da acima duygusunu gormek istemiyorum..
Bu arada McGuire sorumlusu arkadaşın sözleri aklıma geliyor, belki bu sözler senin kekemeliğini kabullenmen için daha cazip gelebiliyor. Diyor ki
Alıntı:Ben kendimle barışığım. Kekemeliği de tenis karşılaşmasındaki bir rakip gibi görüyorum. Yani sporuna onunla uğraşıyorum ama biliyorum ki tehlikeli bir rakip değildir çünkü onu hep yenmişim
(Aklımdan alıntı yaptım, tam ne dediğini merak ediyorsan http://kekemelikforum.com/konu-kekemelik...k-ile.html tıkla! Dakika 13 sonrası)

Şimdi de yeni tanıştığın kişilere gelelim. Sen kekemeliğini ne kadar gizlersen kekemelik de o kadar seni teslim alır. Benim şöyle bir yaklaşımım var: kekeme olduğumu söylemeye gerek duymuyorum çünkü söylediğim zaman büyük ihtimalle hiç takılmam, bana 'neden böyle bir şey iddia ediyorsun, ilgi mi istiyorsun' gibi suçlamada bulunmalarını istemiyorum. Ama için için kekeme olduğumu her an söylemeye hazırım. Yani bir defa takıldım... iki defa takıldım... yanlış anlamasınlar, olmadık yorumlar yapmasınlar diye O ZAMAN bir parantez açarım derim ki 'Arkadaşlar kekemeliğim tuttu. Bu ara sıra oluyor çünkü kekemeyim.' Şaşkın bakışlara alışman lazım, onlar olur ve olacak da. Ama açıklaması SENDEN olmalı!

Bunu böyle öz güvenle anons ettiğim zaman kimse ne bana acır ne de tuhaf bakar. Çünkü kendilerini bir GERÇEK konusunda bilgilendiriyorum. Bir suç itiraf etmiyorum, acımalarını da istemiyorum. Önemli olanı onu öz güvenle boynunu eğmeden söylemek.
Suburcu Adlı Kullanıcıdan Alıntı:Benim kabusum ünlü harfler.örneğin bi A harfini söylerken ağzımı o kadar çok aciyorum ki o görüntü beni rahatsız ediyor..ağzımı fazla acmayıp aaa aaraba desem belki bu kadar sorun etmem ama işte olmuyo.ayna karşısında sürekli konuşmam mi lazım yada başka bişey mi yapmam lazım bilmiyorum...benimle tecrübelerini paylaşmak isteyen arkadaşları dinlemek isterim
Ünlü harfler benim de eskiden en büyük kabusum idi. Hem de ünlüleri söyleyemeyince ağzımdan çıt çıkmazdı. Yani a-a-a-a-araba da diyemiyordum. Hiç ses çıkmıyordu. Örneğin 'ben bugün arabaya bindim' diyeceğim, 'ben bugün... ben bugün... ben ııııı.... ben bugün... ben bugün... ben bugün arabaya bindim' filan diyordum, bazen de hiç kurtulamıyordum, başkaları tamamlıyordu ve ben de utanıyordum...

Ben kekemelik korkusunu atlattıktan sonra bunlar kendiliğinden geçti. Yani yüzde 90 diyebilirim takılmam, takılmamak için de herhangi bir yöntem devreye sokmam. Takılsam bile bu artık estetik bir sorundan başka birşey değil.
Yani en önemlisi takılma korkusunu yenmek... Şayet takılırsam - ki o da yüzde 10 kadar daha oluyor - şöyle bir izlenim yaptım:

Geçenlerde ALİNA ismine takıldığımı hatırlıyorum. Eskiden A'dan korkardım ama şimdi - kekemeliğimi izleyip inceledikten sonra esas sorunun A değil de ismin içindeki Lİ hecesi olduğunu iyi biliyorum. Yani Lİ'yi söyleyemeyeceğim için hemen A'ya takılıyorum. Ve ben de şunu gördüm:

A demek için ağzımı açıyorum, ses gelmeyince ağzım gitgide daha fazla açılıyor, yine ses gelmeyince an oluyor ki A'yı söylemek artık - herhalde fiziki olarak - mümkün değildir. O yüzden senin tarif ettiğin olayı ben de biliyorum.

Öncelikle ayna karşısında kendini izlemen, ne yaptığını görmen iyi olur. Özellikle de şu iki şeyi birbirinden ayırman önemli:
  • Ben ne yapıyorum? (aktif)
  • Bana ne oluyor? (pasif, edilgen)
Sen kendin de diyorsun ki 'ağzımı o kadar çok aciyorum ki...' Yani bunu aktif olarak SEN yapıyorsun. SEN yaptığına göre bunu değiştirmen de mümkündür. A'yı söyleyememe korkusunda ağzını açman büyük ihtimalle artık otomatikleşmiş bir eylem. Bunu değiştirmek için bilinçli olarak müdahale etmeye çalış.
Ünlülerle baş etmek için bazı güzel modeller var. Örneğin: ilgili ünlüden önce nerdeyse duyulmayacak kadar hafif bir sesle bir 'h' veya 'y' harfi söylemek.

Yani ALİ diyeceğine hALİ dersin veya ÜNİVERSİTE yerine yÜNİVERSİTE dersin.
Önceki kelimeyle birleştirmek de güzel bir yöntem olabilir. Diyelim:
Adım EMİNE diyeceksin, adımmEMİNE diye birleştirirsin.
Bazen ünlü harfin içine girince sanki biri nefesini kesiyor gibi oluyorsa, önce nefes al, ağzını çok az aç, biraz nefes ver ve ondan sonra ALİ veya ÜNAL de.
Tabii çok etkin bir yöntem de gönüllü kekemelik. Gerisi gelinceye kadar A-A-A-A-A... diye tekrarlamak.

Umarım sana biraz yardım edebilmişimdir. Daha fazla bilgi için şu yazılar senin için enteresan olabilir:
http://kekemelikforum.com/konu-kekemelik...milik.html
http://kekemelikforum.com/konu-oz-terapi...bilir.html
http://kekemelikforum.com/konu-kahnemann...melik.html
Sana iyi günler ve başarılar dilerim
Petra

Bu konuyu yazdır

  Nahide
Yazar: Suburcu - 26/10/2016, 22:57 - Forum: Kekeme Hayatlarımızın CV leri - Yorumlar (3)

Merhaba ben Nahide 28 yaşındayım bu gruba yeni katıldım. 6 yaşından beri Kekemeyim..Bütün kekemelerin yaşadığı şeyleri evet bende yaşadım hep kaçtım utandim bildiğim sorulari cevaplayamadim Sustum...1ayda Kekemelik geçer denilen Kursada gittim tabiki de faydasını görmedim..benim için tek iyi yani benim gibi kekeleyen insanları görmüş oldum onlarla sohbet imkanı buldum..1 sene önce veysel Kızılboğa hocamla tanıştım ilk önce beni aynı benim gibi kekeleyen bi arkadaşımla bir alışveriş merkezinin ortasında kekeletti Herkes görsün üstümdeki utanma çekinme duygusu gitsin diye sonra tanımadığım insanlarla konuştum kekeme olduğumu söyleyip onlara sorular sordum..evet ben kekemeyim bunu kabullendim ama yinede bu durumla bi turlu barisamiyorum.yeni tanistigim kisilerin benim kekeme oldugumu bilsinler istemiyorum bu kotu bisey degil bunu biliyorum benim kekeme olmam beni kotu bi insanda yapmiyo ama insanlarin o yuzundeki saskin ya da acima duygusunu gormek istemiyorum..
Benim kabusum ünlü harfler.örneğin bi A harfini söylerken ağzımı o kadar çok aciyorum ki o görüntü beni rahatsız ediyor..ağzımı fazla acmayıp aaa aaraba desem belki bu kadar sorun etmem ama işte olmuyo.ayna karşısında sürekli konuşmam mi lazım yada başka bişey mi yapmam lazım bilmiyorum...benimle tecrübelerini paylaşmak isteyen arkadaşları dinlemek isterim

Bu konuyu yazdır

  Van Riper dan Kekemelere Mesajlar
Yazar: Ercan E - 25/10/2016, 03:42 - Forum: Van Riper Tekniği - Yorumlar (5)

resim
Merhaba Arkadaşlar
Son zamanlarda ağır kalp yetmezliğinden müzdarip olan doktorumun bana önerisi şu oldu; "Günlerin sayılı olduğu için işleri yoluna koymaya bak"  ve Ben de onun dediği gibi yapmıştım.

Fakat tek bir şey kalmıştı ve belki de yıllardır severek okuduğum sizin gazeteniz bu konuya gerekli önemi verecektir. 85 yıllık hayatımda bir rahatsızlığımla ilgili öğrendiğim bir şeyi diğer kekeme arkadaşlara da paylaşmak istiyorum.

Kariyerim boyunca binlerce kekeme ile çalıştım, birçok araştırma yaptım ve bu konuda üzerinde birçok makale yazarak birkaç kitap çıkardım. En önemlisi de bunları yaptığım yıllarımın çoğunda kekeledim ve ritmik kontrolden, rahatlama terapilerine, yavaş konuşmadan nefes alma egzersizlerine, psikoanalizden hipnoza kadar birçok değişik terapi yöntemi denedim. Yaptığım bu şeylerin hepsi geçici akıcılıktan sonra bu rahatsızlığımın tekrar  nüksetmesiyle sonuçlandı. Fakat sonunda kekelemeye devam etmeme rağmen daha akıcı olmayı başardım.  

Başarılı ve mutlu bir hayata kavuşmama yol açan temel fikir Rhinelander'dan evime doğru giderken otostop çekme esnasında oluştu.  Rhinelander da bir ay kadar bir çiftlikte çalıştım ve burada çalışırken şiddetli kekemeliğimden ötürü sağır ve duymaz rolü yapardım  Sad .  Bu yüzden de başka işlerde çalışamadım. Bu şekilde hiç konuşmayarak (veya az konuşarak) hayatımı sürdürebilirim diye ümit ediyordum . Fakat bir ay sonra daha fazla dayanamadım ve hiç de hoş karşılanmayacağımı bildiğim evime geri dönmek için çiftlikten ayrıldım. Birkaç mil yürüdükten sonra  çiftçilik yapan bir adamın olduğu alana yakın bir yerde dinlenmek üzere ağacın altına oturdum. Biraz sonra da Ford marka araba süren yaşlı bir adam benim yanıma arabasıyla yanaştı. Arabadan indi ve çiftçilik yapan adamla konuşmaya başladı. Ben dikkat ettim; Adam tuhaf şekilde ve minik duraksamalarla konuşuyordu fakat ben bu durumun kekemelik olduğunu düşünmüyordum. Onlar konuşmalarını bitirdiğinde, Ben el işaretiyle otostop çekmek için adama çağrı yaptım ve beni arabasına aldı. Tabi beklenen soru geliyor Smile "Adın ne senin , nereye gidiyorsun" Aman allahım nasıl kekeledim, Konuşmaya çalışırken nefes nefese kalmalar, yüzümün eğilip bükülmesi ve vücudumdaki kasılmalar  … Ben bu kendi halime kızıyor ve öfkeli bir durumda iken yaşlı adam " Sakin ol çocuk, Sakin ol. Ben senin kekemeliğine gülmüyorum. Ben tüm hayatım boyunca kekeledim ve ben de senin gibi konuşmaya çalışırken hoplayıp zıplarcasına ve senin gibi bir gergin yüz ifadeleriyle konuşurdum. Fakat şimdi yaşlandım ve kendimle kavga etmekten yoruldum ve şimdi sadece kelimelerin çıkmasına izin veriyorum Smile Sen de öyle yap.  

Evet, adamın bu söylediği şey beni zıpkın gibi vurdu.(Yani aklımı başıma almama sebep oldu) Ben tüm hayatım boyunca kekelemeden konuşmak için uğraşıyordum ve yapabildiğim her vakitte de onu gizlemeye ve ondan kaçınmaya çalışıyordum ve bu da beni daha kötü ediyordu.  O yaşlı adam bana diyordu ki "Hem kendince hem de konulştuğun insanlar nezdinde tolera edilebilir bir kekemelik yolunu araştır" Evet bu mümkündü. Kolay ve efor harcamaksızın kekelemek mümkündü ve bu kekeleme şekli de hiç sorun edilecek bir seviyede olmazdı. Hatta bu şekilde kekeleyebilirsem her şekilde akıcı olmayı da öğrenmiş olurdum. Kekelemeyi öğrenmeyi nasıl başaracağımı kavramam beni yıldırım çarpması gibi etkilemişti. Yaşlanana ve kekemelikten bıkana kadar bekleyemezdim Smile  

Kekelerken içine girdiğim savaşma ve boğuşma hallerini bırakmam  ve  kaçınma davranışlarından vazgeçmem hiç de kolay olmadı. Fakat daha akıcı şekle dönüştürebileceğim tüm konuşma fırsatlarını değerlendirdim ve bu konuşmalarda hep kekeledim. Ve bunda ısrar ettim. İlk başta başarılar küçüktü, başarısızlıklar fazlaydı fakat küçük başarılar bile olsa bunlar beni cesaretlendirdi.  Daha sonrasında ise bunlara devam ettikçe korkularım ve utanma durumlarım eridi gitti (Buzdağındaki büyük kitlenin erime hali). Ve artık beni dinleyen birçok kişi benim kekeme olduğumun farkına varmıyorlardı ve muhtemelen de birçok kez takılıyordum ama artık bu benim için büyük bir sorun değildi.
Evet, bu sorunu yaşayan arkadaşlara benim mesajım; Kekemeliğini kabul etmeniz yetmez, dışarı da konuşma da yetmez.  
Nasıl kekeleyeceğinizi öğrenin.
http://www.mnsu.edu/comdis/kuster/Infost...ssage.html
Translated by ercan

Bu konuyu yazdır

  Doğru bir yaklaşım ile gerçekçi terapiler
Yazar: PetraS - 24/10/2016, 20:14 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorum Yok

Merhabalar,
terapi piyasasında uygun modeli bulmak için öncelikle terapistin kekemeliğe olan yaklaşımı önemlidir.

Şayet yetişkin iseniz

  • %100 çözüm
  • kekemelikte iyileşme
  • kekemlik tamamen psikolojiktir
  • kekemelik bir alışkanlıktır
  • kekemeliğin geçmesi danışanın azmine bağlıdır
şeklinde reklam yapılan yerlerden uzak durun! Bu tür söylemler terapistin kendisinin kekemeliğin doğasını anlamamış olduğunun kanıtıdır.

Bu tür yanlış varsayımlara dayalı olan bir terapi istenilen sonucu veremez. Danışan %100 çözümün peşinden koşar ve buna ulaşamadığı takdirde eksikliği hep kendisinde arar. Terapist de büyük ihtimalle bunun böyle olmasını yargılayıcı söylemlerle teşvik eder.
(Bak, yine az çalıştın; günde şu kadar/bu kadar çalışırsan kekemelik tamamen geçer!)

E? Terapist bunu nereden bilsin? Kekeme olmayan terapistler çok iyi bir uzmanlık eğitimi almadığı müddetçe bir kekemenin içinden geçenleri bilemez.
Ama bu da yanlış varsayımlardan biri. Zannediyorlar ki kekeme bireyin konuşma koşulları kendisindeki koşulların aynısıdır.
Sadece kekeme birey birşeyler YANLIŞ yapıyor.

Halbuki kekemeler HİÇBİR ŞEY yanlış yapmıyor, ne yapıyorlarsa kekemelik onları bunu yapmaya zorluyor.

Bu nedenle bir de şu söylemlerden sakının:
  • Kekemelik yanlış nefes alımından kaynaklı --> tam tersine, kekemlik yanlış nefes alımına sürükler
  • Kekemelik endişe ve korkudan kaynaklı --> tam tersine, kekemelikten dolayı korku ve endişe oluşur
  • Kekemelik psikolojik travmalardan kaynaklı --> tam tersine, kekemelik dolayısıyla edinilen tecrübeler travmatik olabilir
  • Kekemelik düşünme hızı ile konuşma hızının uyumsuzluğundan kaynaklı - böyle bir şey mümkün değildir çünkü düşüncelerimiz konuşmayı yönetiyor

Doğru bir yaklaşım sergileyen bir terapist öncelikle size şunları diyecektir:
  • Kekemelik yetişkinlerde genellikle şu veya bu şekilde kalıcıdır
  • Kekemeliği iyi bir terapiyle önemli ölçüde azaltmak mümkündür
  • Kekemelikte konuşmadaki aksaklıklar bozukluğun sadece ufak kısmını oluşturur
  • Terapide kekeme bireyin kişisel durumu göz önünde bulundurularak bir konsept hazırlanmalı
  • Kekeme bireyin bilgisine ve katkısına başvurulur, tek tip terapi yoktur
Farklı farklı terapi modelleri vardır, sonunda herkes kendisine uyan modeli kendi bulmalı. Ancak bunların arasında en iyi sonuç veren modeller, kekeme bireyi ve korkularını ciddiye alan ve kendi kendine konuşma ve okuma egzersizlerinden ziyade sosyalleşmeyi ve duyarsızlaşmayı öğreten modellerdir.

İyi günler
Petra

Bu konuyu yazdır