Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 529
» Son Üye: mert
» Toplam Konular: 448
» Toplam Yorumlar: 1,501

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 7 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 7 Ziyaretçi

Son Aktiviteler
Terapi fayda sağlar mı
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: mert
Dün, 17:08
» Yorumlar: 2
» Okunma: 11
Kekemelik(2014)
Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar
Son Yorum: kyaman
10/01/2019, 14:24
» Yorumlar: 0
» Okunma: 339
Kekemeliğin akupuntur ile...
Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar
Son Yorum: kyaman
09/01/2019, 18:36
» Yorumlar: 5
» Okunma: 220
heyecan faktörü
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: PetraS
08/01/2019, 11:09
» Yorumlar: 2
» Okunma: 65
Elektroşok ile kekemelik ...
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: PetraS
07/01/2019, 23:37
» Yorumlar: 2
» Okunma: 80
Zoraki Kral
Forum: Kamuoyu ve farkındalık çalışmaları
Son Yorum: kyaman
07/01/2019, 16:51
» Yorumlar: 4
» Okunma: 2,993
Hipnoz ile Kekemelikte De...
Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar
Son Yorum: kyaman
06/01/2019, 22:00
» Yorumlar: 0
» Okunma: 118
Türkiye'de Özyardım Giriş...
Forum: Öz terapi ve öz yardım
Son Yorum: onuryrbsn
06/01/2019, 18:23
» Yorumlar: 10
» Okunma: 2,810
5 Ocak 2019 tarihli hango...
Forum: Kekemelikle ilgili hangoutlar
Son Yorum: PetraS
06/01/2019, 12:07
» Yorumlar: 3
» Okunma: 54
Ses Eğitimi Çalışmalarını...
Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar
Son Yorum: kyaman
05/01/2019, 22:33
» Yorumlar: 0
» Okunma: 180

 
  Kekemelik Üzerine Hangouts Youtube Sohbeti v2 - Cem Dik ile
Yazar: Ercan E - 01/09/2016, 17:17 - Forum: Kekemelikle ilgili hangoutlar - Yorumlar (5)

Merhaba Arkadaşlar,
Youtube hangouts sohbetlerimizin 2.cisini gerçekleştirdik. Petra hanım, Onur bey , ben ve Cem bey olarak 4 kişilik bir oturum yaptık. Hatırlatmak isterim bizler 4 ümüz de kekemeyiz. Ama kekemeliğimizle ilgili araştıran, mantıklı iyileştirme çalışmaları yapan kekemeleriz. Bu konuda da son 1 kaç aydır youtube üzerinden canlı yayın yaparak özellikle Türkiyedeki kekemelerin dikkatini çekerek kekemeliğe karşı farklı bir bakış açısı kazandırma niyetindeyiz. Amacımız kekemelikle ilgili farkındalık yaratmak. Ve insanların doğru bilgi sahibi olmasını sağlamak.
2. hangouts yayınımızda Mcguire programı Türkiye koçu Cem Dik bey katıldı. Mcguire programıyla ilgili olarak çok güzel bilgiler verdi.
Linki https://www.youtube.com/watch?v=2e4Lz2THB7k resim

Bu konuyu yazdır

  Zoraki Kral
Yazar: PetraS - 30/08/2016, 20:40 - Forum: Kamuoyu ve farkındalık çalışmaları - Yorumlar (4)

Merhaba arkadaşlar,
İzzet beyin teklifi üzerine zoraki kıral filminin linkini arayıp buldum.
Maalesef full değil, sadece belli başlı sahnelerden oluşan bir örnektir.
Full verziyonu bulan olursa lütfen burada onu da eklesin.
Teşekkürler.
Zoraki Kral
Özet:
Filmin kısaca hikayesi şu: Prens George (Berty) ikinci Dünya Savaşı döneminde İngiliz Kralı'nın ikinci oğlu yani aslında kral olması söz konusu değildir. George kekemedir, evli ve biri sonraki kraliçe Elisabeth olmak üzere iki tane küçük kızı vardır. Bir kez stadyumda konuşma yapmak zorunda kaldığında kekemeliğinden dolayı tıkanıyor ve konuşamıyor.
Eşi bunun üzerinde Lionel isimli ve kekemelere de eğitim veren bir tiyatrocu ayarlayıp George'a kurs vermesini sağlıyor. (Daha önceki tüm uğraşıları başarısızlıkla sonuçlanmış.)

Aslında bütün filim çoğunlukla George ile Lionel arasındaki terapist/danışan ilişkisini anlatıyor. Bu arada George'un babası vefat ettikten sonra abisi krallığa layık olmayan bir yaşam sürdürdüğünden krallık görevi George'a geçiyor ve artık sık sık konuşma yapmak zorunda kalıyor.

Bu nedenle zamanla Lionel ile iyi arkadaş oluyor ve sonunda konuşmalarını başarılı bir biçimde yapmasını öğreniyor.
Yorum:
Filim kekemelerin gerçek dertlerini ve düzgün konuşmaya çabaladıklarında yaşadıkları sıkıntıyı çok güzel anlatan bir örnektir.
Fakat kekemelikten anlamayan izleyicilerin yanlış yönlendirilmesi açısından eleştirilmesi gerek yanları da vardır.
Örneğin George'un solak iken sağ eliyle alıştırılması veya babasının kendisini sert davranılan ve sevgisiz bir ortamda yetiştirmesi sanki kekemeliğinin sebebiymiş gibi gösteriliyor.
Oysa yapılan tüm çalışmalara göre kekemelik bu şekilde oluşamaz. Durumun filimde bu şekilde dile getirilmesiyle birlikte yaygın önyargılar yeniden körüklenmiş oluyor. Bu pozitif olan farkındalık çalışmasını maalesef tekrar negatif etkiliyor. Onun dışınde gerçekten güzel bir filim, bende videosu bile vardır!

Selamlar
Petra

Bu konuyu yazdır

  Kekeme filmi
Yazar: PetraS - 30/08/2016, 15:11 - Forum: Kamuoyu ve farkındalık çalışmaları - Yorumlar (3)

Merhaba arkadaşlar,
kekemelikle ilgili Türkçe olarak çıkan POZİTİF örneklerin bir listesini yapmayı amaçlıyorum.
İlk linklemek istediğim filim Kekeme filmidir.

Yorumlarınızı cevap bölümünde yazabilir veya başka filimler linkleyebilirsiniz.
Selamlar
Petra

Bu konuyu yazdır

  Canlı Hangout Oturumları İçin İstek ve Beklentileriniz
Yazar: PetraS - 29/08/2016, 14:49 - Forum: Kekemelikle ilgili hangoutlar - Yorumlar (4)

Merhaba arkadaşlar,
bugüne kadar iki tane canlı hangout sohbeti yaptık. Ama bu hangoutları kendimiz için yapmıyoruz, amaç sizin sorularınıza cevap bulmak ve konuk terapistler ve tecrübeli kekemelerin deneyimlerinden faydalanmaktır.

Sonuçta herkesin ihtiyaçları ve çözüm yolları farklıdır, birbirimizden ilham alarak çok şey öğrenebiliriz. Hangoutları düzenli aralıklarla tekrarlamayı düşünüyoruz ama bizden ziyade SİZİN ihtiyaçlarınız sözkonusu.

O nedenle foruma kaydolup 'CEVAPLA' butonunu kullanarak bize önerilerinizi yazmanızı istiyoruz.

  • Hangi somut soruları cevaplamamızı istiyorsunuz?
  • Konuk olarak kimin (kimlerin) katılmasını istiyorsunuz?
  • Hangi aralıklarla canlı yayın yapalım?
  • Özel sorularınız nedir?
  • Kendiniz de katılmak istiyorsanız buyurun, hangoutumuz herkese açıktır!
  • Unutmayın, canlı yayın sırasında da youtube üzerinden soru sorulabilir!
Selamlar
Petra

Bu konuyu yazdır

  Çocuklarda Gelişimsel Kekemelik
Yazar: PetraS - 28/08/2016, 18:52 - Forum: Çocuğum kekeliyor! - Yorumlar (1)

Merhaba arkadaşlar,

şu ana kadar çocuklarla ilgili fazla bir şey yazmadığımızdan biraz o konuyu ele almak istiyorum.

Çocuklarda ne zaman kekemelikten bahsedilir?

Birçok çocuk kendi anadilini konuşmasını öğrendiği sırada (daha önce de bahsettiğim gibi genellikle 1-2 sözcüklü cümlelerden uzun cümlelere geçiş döneminde) 'kekelemeye' başlar. Genel olarak anılan rakam %5 gibi ama Avustralya'da son yıllarda yapılan kitlesel bir araştırma bu rakamın daha da yüksek olduğunu göstermiştir.

Fakat burada 'kekelemek' adı altında anımsanan gerçekten kekemelik midir? Ya da başka bir ifadeyle bir anne veya baba olarak çocuğumun gerçekten kekeleyip kekelemediğini nasıl tespit edebilirim?

Öncelikle şuna dikkat etmeniz lazım: emin olmadığınız zaman mutlaka bir uzmana başvurun! Yani 'geçer' diyen akraba ve komuşlarınızı dinleyip o tür ifadelerle avutulmaktansa uzmandan kesin bir cevap almanız çocuğun geleceği açısından her halükarda daha iyidir.

Terapistler genellikle gelişimsel kekemelikten (developmental stuttering) bahseder ki bundan biri geçici, biri de kalıcı olmak üzere iki çeşidi mevcut. İşin kötüsü hangisinin geçici, hangisinin kalıcı olduğunu saptamak bazen kolay değil. Daha doğrusu geçici olanının geçici olduğunu ancak geçtikten sonra kesin tespit edebilirsiniz.

Ama geçici kekemeliği hakiki, kalıcılaşmış veya kalıcılaşmaya elverişli bir kekemelikten ayırmanın bazı ipuçları vardır.
Yeni kekelemeye başlayan çocuklar harf tekrarından ziyade kelime veya hece tekrarlamasını gösteriyorlar. Örneğin:

Alıntı:Bana bana bana topu ver!
Çocuk büyük ihtimalle hakiki kekemelikte olduğu gibi söyleyeceği kelimeyi bilip de söyleyemiyor değil, tam tersine söyleyeceği kelimeyi henüz aradığından 'bana' kelimesini tekrarlıyor. Bu tür durumlarda endişelenecek hiç bir şey yoktur.

Ama bazen hece tekrarı da izlenmektedir:
Alıntı:Orada bir bababababalık var
Çocuklar bu tür hafif tekrarlamaları gösterdikleri zaman çoğu zaman bunun farkında değiller. En azından kendilerini konuşurken 'engelli' hissetmezler. Çünkü sözcük veya hece tekrarlamalarının çeşitli sebepleri olabilir. Çocuklar eşzamanlı olarak hem artikülasyonu, hem kendi anadillerinin kurallarını, hem cümle yapısını hem de her gün yeni yeni kelimeler öğreniyorlar. Burada sistem ister istemez bazen aksayabilir, bazen bütün bunlar tam eşzamanlı işlemiyor olabilir ve kekemeliğe benzeyen ve yukarıda anılan tekrarlamalar bu bağlamda oluşabilir.

Gelişimsel kekemelik diye anılan 'geçici' kekemelik değişik verilere göre 5 çocuktan 4'ünde (veya 4 çocuktan 3'ünde) kendiliğinden veya terapi sonucu tekrar düzelir.

Hakiki kekemelik olduğunu nasıl anlayabilirim?

Çeşitli tavsiyelere göre en geç çocuk bir yıl kekeledikten sonra uzmana başvurmak gerekiyormuş. Ancak ailede bilinen genetik bir yatkınlık varsa (çocuğun akrabalarından biri kekemeyse) ve çocuk ayrıca erkek ise daha önce uzmana başvurulması tavsiye edilir.

Kekelemeye başlayan bir çocuğun kendini konuşurken engelli hissettiğini çocuğun yakınları (anne-baba) ister istemez fark eder. Konuşurken aniden tıkanan çocuklar yaşadıkları çaresizliği dile bile getiriyorlar veya kimi zaman ağlıyorlar.
Alıntı:Anne, konuşamıyorum!
Böyle bir durumla karşılaştığınız zaman artık kesinlikle beklemeyin, uzmana başvurun!
Gerçek bir kekemelik geliştiren çocuklar artık hece veya sözcük tekrarından ziyade harf tekrarlaması gösterirler. Artık
Alıntı:B-b-b-b-b-bana topu ver
diyorlar.
(Bunun ötesinde çocuklarda izlenen kekemelik semptomlarının yetişkinlerinkinden farklılık gösterdiği söyleniyor)

Fakat bu tür kekemelikler de artık kalıcılaşmış kalıcılaşacak diye bir kaide yoktur. Çünkü iyi bir terapiyle çocuğun bu tür konuşma zorlukları büyük oranda geriletilebilir hatta tam geçirilebilir. Avrupa'da çok etkin diye anılan bir terapi metodu Avustralya'da oluşturulan 'Lidcombe' yöntemidir.

Genellikle küçük çocuklarda doğrudan müdahale yerine daha çok anne-babalara çocuğa karşı (özellikle konuşurken) nasıl davranmaları gerektiğine dair tavsiyelerde bulunuluyor.
Yaş ilerledikçe çocukla doğrudan terapi uygulanıyor.

Bu bağlamda şunu unutmamak gerekir. Son zamanda yapılan tüm araştırmalar, kekemeliğin beyinden kaynaklandığını ve kekemelerin beyinlerinin normal konuşanlarınkinden farklı olduğunu göstermiştir. Beyin de 25 yaşına kadar gelişir. Bu nedenle çocuklukta ve gençlikte iyileşme ihtimali daha yüksektir.
İyileşme olasılığı kekemeliğin ne kadar uzun süre devam ettiğine da bağlanır. İyileşenler çoğu zaman bir yıl içinde hem kekelemeye başlar hem de kekemeliği atlatır. Bazen 3-5 yaşında bir süre kekeleyen biri ergenlik çağında tekrar kekelemeye başlar.

Bunlar genel bilgilerdir. Ekleme yapmak isteyen varsa buyursun eklesin. Özel sorusu olan kişiler sorularını bu başlık altında veya yeni başlık açarak sorabilir.
Selamlar
Petra

Bu konuyu yazdır

  Her insan zaman zaman kekeler ifadesinin gerçek payı var mıdır?
Yazar: PetraS - 23/08/2016, 15:31 - Forum: Kekemelikle İlgili Faydalı Bilgiler - Yorum Yok

Merhaba arkadaşlar,

Alıntı:Her insan zaman zaman kekeler...
Bu iddiayı hepimiz sık sık duyuyoruz. Ama ben taaa çocukken buna pek inanmak istemezdim. Daha doğrusu: 'Bunu iddia eden adam her halde kekemeliği anlamış değildir' düşüncesi aklımdan geçiyordu. Maalesef yaş nedeniyle kendimi savunmak durumunda değildim.

Bu iddianın doğru veya yanlış olduğunu tespit etmek için öncelikle kekemeliğin ne olduğunu irdelememiz lazım.
Bu arada Türkçe internet sayfalarını biraz karıştırdım ve...
'Kekemelik konuşmanın akıcılığı ile ilgili bir iletişim bozukluğudur' cümlesine rastladım. Ancak işin en önemli hususunu oluşturan devamını bulamadım. O da:
Alıntı:Kekeme olan birey o anda ne söyleyeceğini çok iyi biliyor ancak istediği şekilde söylemek durumunda değildir
Esas ikinci cümle kekemeliği tanımlayıcı ifadedir ve aynı zamanda neden yukarıdaki ifadenin geçerli olmadığını gösterir.

Normal konuşan bir insan konuşma akıcılığında aksaklıklar veya tekrarlamalar gösterirse genellikle ne söyleyeceğini bilmediğinden bunu yapar. Bunun nedeni şaşkınlık, duygusallık, tereddüt, endişe, korku gibi psikolojik etkenler olabilir.
Yani yakalandığı anda yaşadığı stresten ötürü ne söyleyeceğini şaşırarak 'Ben... Ben... Ben... Ben bunu yapmadım' der.
Ya da heyecandan, karşıdaki insanın nasıl bir tepki vereceğinden endişe duyduğundan tereddütlü davranarak 'Ben... ben... ben... seni gerçekten çok beğendim'.
Veya kendini toparlamaya çalışırken veya konuşma sırasını elden vermemek için 'ama ama ama ama ama...' deyip duruyor.
İcabında söylemeyi planladığı cümleyi son anda iptal edip değiştirirken bir iki tekrarlama gösteriyor: 'Biz geçen sene Ada... Ada... Mersin'e gittik'.

Ve işte bu tür sözüm ona 'kekelemeler' bazı durumlarda psikolojik etkenler bağlamında çıktığından normal konuşanlar da 'ah, demek bunlar heyecandan ne diyeceğini şaşırmış da o yüzden kekeliyorlar' sonucuna varıyorlar. Ve bunu bize de empoze etmeye çalışıyorlar. Dikkat ederseniz kekemelik konusunun dile getirildiği neredeyse her TV veya radyo programında 'heyecan' kavramı geçiyor. Halbuki heyecan ve korku hiçbir şekilde asıl kekemeliğin kaynağı değildir.

Öyleyse bunun bizim yaşadığımız kekemelikle ne alakası vardır? Hiçbir alakası yoktur!

Ne söyleyeceğimizi bilmediğimiz zamanlar kekeme olmayan insanlardan bir farkımız yoktur. Onların gösterdikleri tekrarlamaları, kelime değiştirmeleri vs. onlardan hiçbir farkımız olmaksızın biz de sergileriz. Ve tamamen bireysel bir şekilde normal durumumuzdan ya daha fazla, ya daha az ya da aynı seviyede kekeleriz.

Ama asıl kekemeliğin tanımlanması olan:
Alıntı:Kekeme olan birey o anda ne söyleyeceğini çok iyi biliyor ancak istediği şekilde söylemek durumunda değildir

olgusunu kekeme olmayan bir insan ne tanıyor ne de anlayabiliyor. Ne söyleyeceğine karar verdiği anda pat diye söyleyebiliyor. Bir kekemenin yaşadığı çaresizliği sadece örneğin hastalık nedeniyle sesi kısıldığında, uğraşıp uğraşıp zor bela ses çıkarttığında tadabilir.

Ancak kekeme olmayan kişiler neden ikide bir 'Her insan zaman zaman kekeler' iddiasında bulunuyor? Ben şahsen bunu anlamış değilim. Hele bunu iddia eden kişi terapist ise kekemeliğin 'k' harfini bile anlamış olmadığını bir anda açığa vurmuş oluyor.

Aslında bu olgu başka bir şey daha ifade ediyor: Demek ki kekeme olmayan insanlar kekeleme olayını sadece 'harf tekrarlaması' olarak algılıyor. Bu tecrübe neden bizim gizli/örtülü semptom http://kekemelikforum.com/konu-kekemelik-nedir.html sergilediğimizde kekeme olarak kolay kolay tespit edilemediğimizin de gerekçesidir. İnsanlar ne diyeceği konusunda sıkça tereddütte olan, hece veya harf tekrarlaması gösteren, kekeme olmayan bir bireye 'bu adam kekeliyor' der ama harf tekrarlamasından başka her türlü gizleme yöntemine başvuran bir kekemeye 'sende kekemelik yok' der.

Halbuki kekelediklerini hiçbir şekilde gizleyemeyen insanlar da var, hem de ne diyeceklerini kesin bildikleri örneğin sürekli 'k... k... k...' diye uğraşıp durduklarından belli. Bu insanlara 'k' diye egzersiz yaptırmak ne kadar saçma! Çünkü sorun 'k'de değil, sorun 'k'nin devamı. Ve sorun 'ke', 'ka' ya da 'ku' diyememekte de değil, sorun belki kelimenin ortasında bulunan ama kendilerini zorlayan bir 'l' harfi olabilir. Örneğin 'kolum' diyecek ama 'k... k... k...' diye takılıyor. Bunu anlamak için ya kekeme olmak ya da kekemeliğin fıtratını çok iyi incelemiş ve kavramış bir terapist olmak gerekir.

Bazı kekemeler konuşma yollarında karşılaştıkları bir engeli/direnci aşma çabasında kaba kuvvet kullanıyor. Ne kadar çabaladıkları yüz ifadelerinden dışa yansıyor. Kekeme olmayan biri buna anlam veremiyor. Konuşmanın dirençli olabileceğini bir türlü anlayamıyor. Türkçe'de buna 'tik' demeleri bunun açık ifadesidir. Çünkü bu tür ek davranışlar sadece konuşmanın eşliğinde oluşuyor. Kekemelikte tik gösteren biri konuşmayınca bunu genellikle yapmaz, bu tür hareketler tamamen konuşma prosedürüne bağlıdır. (Ayrıca bakınız: http://kekemelikforum.com/konu-tourette-...iklar.html)

İşte bütün bunlar, 'her insan zaman zaman kekeler' ifadesinin ne kadar gerçek dışı olduğunu gösteriyor.
Öyleyse bizim görevimiz nedir? Anımsadığım cümleyi huzurumuzda söyleyene
Alıntı:Kardeşim senin iddian yanlıştır ve kekemeliği anlamış olmadığını gösteriyor
diyebilmemiz gerekir. Ondan sonra da
Alıntı:Kekeme olan birey ne söyleyeceğini çok iyi biliyor ancak istediği şekilde söylemek durumunda değildir
anlamında bir açıklama yapmamız gerekir. Yoksa kekemelik hakkındaki önyargıları ortadan kaldıramayız. Bu da kekemelere düşen bir görevdir. Bizden başkasından medet ummak maalesef bizi ileriye götürmez.
Size hayırlı günler ve başarılar dilerim!
Petra

Bu konuyu yazdır

  küçük çocuklarda duyarsızlaştırma yöntemi
Yazar: bahar - 20/08/2016, 20:23 - Forum: Çocuğum kekeliyor! - Yorumlar (8)

merhabalar. Belli bir yaştan sonra birey kendini daha rahat kontrol edebilir ama küçük yaşlarda özellikle ergenlik çağında çocuklar çevrelerinde ki insanların düşüncelerini çok önemserler. Küçük yaşta ve ergenlikte olan çocuklarda duyarsızlaştırma yöntemi nasıl uygulanabilir?Ülkemizde ve dünya da bu alanda uygulanan teknikler var mı? bu konu hakkında fikirleriniz neler?

Bu konuyu yazdır

  Kekemeliği gizlemekten nasıl vaz geçilir?
Yazar: PetraS - 20/08/2016, 15:23 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorum Yok

Merhaba arkadaşlar,
Oğuz Ağören isimli arkadaş şu soruyu sormuştu:

Alıntı:Arkadaslar birçok yazida okuduğum gibi kekeme olan insani rahatlatan ve konusmasini önemli derecede etkileyen sey kekemeliğini gizlememektir. Bence doğruluk payi fazla olan bir sonuctur bu. Ama ben dahil çogu kişi konusurken kekemeligini gizlemektedir. Bu durumu nasil değistirecegiz biz. Ne zaman kekemeligimizi gizlemekten vazgececegiz.
Oğuz Bey, bu konuda değişiklik yapmak öncelikle kararlılığınıza bağlıdır. Yani bunu istemeniz lazım. Ve tabii ki istemeden önce bunun doğruluğundan emin olmanız lazım. Bütün bu ön koşullar düşünsel olaylardır. Bu konuda size şu düşünceler yardımcı olabilir.

En kötü hal senaryosu

Siz kekemeliği gizlerken / gizlemeye çalışırken kendinizi kekeme olarak ele verdiğiniz zaman olabilecekleri hiç aklınızdan geçirdiniz mi? Bence kekemeliğe karşı duruşu değiştirmenin ilk adımı bir 'en kötü hal senaryosu' olmalı.

Senaryo 1:
  • Kendimi ifade etmek istiyorum ve takılıyorum...
  • Takıldığım zaman kekeme olduğumu fark edecekler...
  • Kekeme olduğumu fark ettikleri zaman benimle alay edecekler...
  • Benimle alay ettikleri zaman kendimi değersiz hissedeceğim...
  • Kendimi değersiz hissettiğim zaman saklanmak ve bir daha insanlar arasına karışmak istemeyeceğim...
Bu düşünce soyut bir düşüncedir. Gerçek payı bir yere kadar vardır muhakkak. Belki çocukluğunuzda, gençliğinizde yaşadığınız deneyimler dolayısıyla bu tür düşünceler aklınızdan geçiyor.

Ama çağdaş bir toplumda şu senaryo daha gerçekçi değil mi:
Senaryo 2:
  • Kendimi ifade etmek istiyorum ve takılıyorum...
  • Başımı dik tutup 'pardon, kekemeliğim tuttu' diyorum.
  • Başımı dik tutup 'pardon, kekemeliğim tuttu' dediğim zaman hiçbir şey olmuyor, karşımdaki kısa bir açıklamayla aydınlatılmış oluyor.
  • Karşımdaki insanın gözüne bakarak konuşmaya (ve çok daha az kekelemeye) devam ediyorum.
Burda altını çizdiğim başını dik tutmak, yani sizin kekemeliği açıkladığınız anki tutumunuz çok önemli.
Siz kekemeliğinizden dolayı belki hep utandırıldınız, o yüzden kekemeliğin utanç verici bir şey olduğunu düşünüyorsunuz, kendinizi ailenin yüz karası olarak algılıyorsunuz. Halbuki sizdeki bu algı yıllarca etrafınızda yanlış davranan insanlardan dolayı sizde oluşan bir algıdır. Hatta kekemelik eğitimindeki terapist dahi kekemeliği canavarlaştırarak sizin 'kötü bir konuşma alışkanlığınız' olduğunu söylemiş olabilir.
Bu konuda ayrıca bakınız: http://kekemelikforum.com/konu-kekemelik...rular.html

Bu algıyı hem kendinizde, hem etrafınızdaki insanlarda değiştirmek sizin elinizdedir. Sizin yüz ve beden ifadenizde suçluluk duygusu varsa kaybedersiniz! Kekelemek suç değildir, basbayağı bir bozukluktur. Ve aynı bu şekilde de savunmak gerekir.
Alıntı:Kardeşim, bak sen gözlük takıyorsun, ben de kekemeyim!
Hepsi bu.

Siz kekemelik kavramı yerine topal kelimesini düşünün. Kim kalkıp da topal adama 'düzgün yürüsene!' diyebilir ki? Kimsenin aklının ucundan bile geçmez. Neden? Topal ayağı çoğu zaman ilk bakışta belli oluyor. İnsanlar hazırlıklı oluyor. Topal olmayan biri bir gün topallaya topallaya işe gelirse arkadaşlar 'Ne oldu sana, ayağın mı sakatlandı?' demezler mi? Derler. Hiç utanmadan derler. Ama anadan doğma topala belki öyle bir şey demezler. İncinir filan diye.

Kekemelik dışarıdan görünmeyen bir şeydir. Bir kekeme ağzını açıp kekelediği zaman ister istemez muhatap olduğu insanda kısa bir şaşkınlık ifadesi görülebilir. Buna öz güvenli bir kekeme olarak hazırlıklı olmanız gerekir. Adam bunu beni incitmek için yapmıyor, bu doğal bir reaksiyonudur. Hatta karşımdaki insan anlayışlı, okumuş birisiyse açıkça tepki verdiğim zaman benden özür bile dileyebilir. Fakat bunu yapması için benim duruşum, davranışm önemli. Suç işlemişçesine boynumu bükersem benimle alay bile edebilir. Ama başımı dik tutup 'ben kekemeyim, ne var ki bunda?' diyorsam karşımdaki insanın reaksiyonu da ona göre olur.

Bizim Türkiyeli insanlar anlayışsızdır diyorsanız size Türkiyeli insanlarla yaşadığım bir hadiseyi anlatayım. İnsan Hakları Derneği temsilcileri Almanya'ya ziyarete gelmişlerdi. Özel bir kutlamaydı, tercüman olarak orada bulunmadım. Türkçe konuştuk ve er geç kekeleyeceğim belliydi. İlk kez takıldıktan sonra daha sesimi etmedim, ikinci takılmada müdahale ettiler, benim yerime kelimeyi tamamladılar. Onlara durumu izah etmek için dedim ki: 'Hem dil biliyorum, hem de kekemeyim. Bunu inkar edemem.' Bunun üzerine Türkiyeli misafir, 'bu durum seni daha da sempatik yapar' diye iltifatta bulundu.

Haydi bakalım, şimde de sıra sizde. Yine Almanca deyim aklıma geldi:
Alıntı:Ormanın içine ne biçim seslenirsen, o biçim yankı yapar.
Başı dik kekelemeye hazır olursanız ve gerekirse öz güvenli bir şekilde kekemeliğinizi dile getirirseniz karşınızdaki insandan olumsuz tepki de gelmez. Çok çok 'bunun çaresi yok mu?' gibi sorular gelir, o konuda da iyi eğitilmiş bir kekeme olarak 'çaresi yoktur, ayrıca maalesef umudumuzu hep boş boş vaatlerle kırıyorlar' diye cevap verebilirsiniz.
Bunu diyebilmek çözümün yarısıdır.
Size iyi günler
Petra

Bu konuyu yazdır

  Kekemelerin kekeme olmayanlarla sağlıklı bir iletişimi için ufak tavsiyeler
Yazar: Ercan E - 19/08/2016, 00:38 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorumlar (1)

Merhabalar,
Bugunlerde ingilizce konuşma dersleriyle ilgili olarak youtube da videolar izlerken, engvid sitesinden bir bayan ingilizce öğretmeni olan bayan Jade'in videosu dikkatimi çekti. Konu şuydu. Halen ingilizce öğrenme sürecinde olan biriyle yani ingilizceyi çat pat konuşan biriyle native yani doğuştan ingilizce bilen birinin iletişiminde ingilizcesi çat pat olan insanın duyduğu kaygı ve korku. Ve bu korkudan ötürü özellikle native speakerslarla konşmaktan kaçınması. Bu biz kekemeler açısından şuna benziyor. Biz kekemeler de hiç kekelemeyen hatta çok düzgün konuşan insanlara karşı her zaman kendimizi onlardan aşağı levellarda gördüğümüz için onlarla pek konuşmaktan kaçınırız. Aslında burda reddedilme psikolojisi var biraz da. Karşımdaki bu insan beni bu halimle beğenmeyecek, bunun karşısında hata yapacam, kekeleyecem. Özellikle karşı cins iletişimlerinde bu çok olur. Kekemeliğim beni level olarak kekeme olmayanlardan küçük düşürüyor falan. Gelelim Teacher Jade in bu konudaki (İngzilice konuşurken duyduğun kaygı ve korku ile ilgili olarak)

Alıntı:1. Asla şöyle düşünme " Native speakerkslar yüksek levellarda, ben ise düşük level dayım, ve bu yüzden ben bununla konuşurken o çok güzel konuşuyor ben ise çok kötü konuşuyorum. Onun yanında kendimi aptal gibi hissediyorum düşüncesi, ve bu yüzden konuşmaktan kaçınma davranışları" Buna karşı "sen native olarak çok güzel konuşuyorsun ben ise sana göre daha aşağı durumdayım. Herkse kendi yerini biliyor. Ne ben sen için yukarıya bakıp imreniyorum, ne de sen aşağıdan bana bakıp beni aşağılıyorsun. " bu düşünce tarzıyla yaklaşırsan o da zaten senin native olmadığını bilip sana hata yapma payı verecek ve sana hakir bir nazarla bakmayacaktır.
BUNU BİZ KEKEMELER OLARAK ELE ALACAK OLURSAK "PETRA HANIMIN DAHA ÖNCE YAZDIĞI ACEMİ ŞOFOR YAZISI VARDIR. http://kekemelikforum.com/viewtopic.php?f=3&t=32BU ONA ÇOK GÜZEL AÇIKLAMA OLUYOR SANIRIM. ONU OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM."

Alıntı:2. İngizlicesi çok iyi olmayıp halen öğrenme sürecinde olan insanlar kendileri gibi native ingilizcesi olmayıp öğrenme sürecinde olan başka bir öğrenci karşısında kendini rahat hisseder ve hata yaptığı zaman bile konuşmaktan çekinmez. Bu da aslında kendine özgüveninin artmasını sağlar. Çünkü kendi gibi native olmayan diğer öğrenci kendi hatalarının farkına varamayabilir. Çünkü ikisi de halen öğrenme sürecindedir. Veya hata yapsa bile önemsemeyceğini bildiği için kendini rahat hisseder ve bu şekilde özgüvenli şekilde konuşmaya çalışır. Ama native olan biriyle karşılaştığı zaman "Bu adam süper konuşuyor, benim birçok hatamı bulacak şimdi ve beni ne kadar berbat ingilizcesi var diye puanlayacak" Aslında böyle birşey yok. Hiçbir native speaker normal sosyal iletişimde karşısındaki insanın nasıl söylediğine veya ne hata yapıp yapmadığında bakmaz. Onun ne söylemeye çalışıtğını anlamaya çalışır. Durum bu kadar. Bizler o kadar çok endişeleniyoruz ki bu adam benim konuşmamı begenmeyeceki yargılaycak diye, Aslında yok öyle birşey. Bizim konuşmamız hiçkimsenin umrunda değil. Onlar senin ne mesaj vermek sitediğine bakıyorlar.
KEKEMELİKLE İLGİLİ OLARAK DA, ASLINDA BİZİM KEKEMELİĞİMİZ HİÇKİMSENİN UMRUNDA DEĞİL. BİZLER DAHA DÜZGÜN KONUŞACAĞIZ DİYE ASIL KİMLİĞİMİZİ İNKAR EDİYOR VE BAŞKA ROLLERE BÜRÜNMEYE ÇALIŞIYORUZ. BU DA BİZİ MENTAL VE RUHSAL OLARAK DAHA FAZLA YIPRATIYOR. ALT ÜSTÜ KEKELEYEREK KONUŞACAĞIZ. EE NE OLMUŞ Kİ.. KEKELEMEK SADECE HECE TEKRARI DEĞİL Mİ. BENİM İLETİŞİM BİÇİMİM BU ŞEKİLDE KARDEŞİM. OLDU BİTTİ. İNANIN BU DÜŞÜNCEYİ İÇSELLEŞTİRİP HAYATA ATILSAK KEKEMELİK FALAN DA KALMAZ ASLINDA.

Alıntı: 2. MADDE DEVAM. Teacher Jade in 2. maddede anlatılan durumla alakalı verdiği en önemli tavsiye. Vulnerablity kavramı. Vulnerability ne demek : Açıklayayayım, zayıf taraflarını göstermek demek. Bu seni aslında rahatlatan en önemli şeydir. Çünkü hata yapmanın en büyük sebepi, hata yapmaktaj korkmandır. Hata yapmaktan korkmayıp hatta bazen bilerek hata yaparak rahat olmayı ve bu rahatlıkla da özgüvenli şekilde konuşmayı öğreniyorsun
. BİZİM KEKEMELİKLE İLGİLİ OLARAK ANLATTIĞIMIZ GÖNÜLLÜ KEKEMELİĞE NE KADAR ÇOK BENZİYOR DEĞİL Mİ.

Alıntı:3. İngilizcen çok iyi seviyeye geldikten sonra native speakerlarla konuşurken onlara native speaker gibiymişsin gibisinden bir role girme. Sen ingilizcen ne kadar iyi olursa olsun native değilsin. Yani bir native gibi asla ingilizceyi kullanamazsın. Özellikle yetişkinlikte ingilizce öğrenenler için. O yüzden de zor sohbetlere çok fazla girme. Veya hızlı ve uzun sohbetlerde bazen karşı taraftan yavaş olmasını ve anlamadığını belirt.
BİZ KEKEMELER İÇİN, KEKEMELİKLE İLGİLİ OLARAK ÖZELLİKLE KEKEMELİĞİ KABUL ETMEYİP KENDİNCE KEKEMELİĞİNİN KÖKÜNÜ KAZIDIĞINI İDDİA EDEN KİŞİLER İÇİN ZOR VE UZUN SOHBETLERDE AFALLAMASI VE KENDİNİ KÖTÜ HİSSETMESİ VE BU YÜZDEN DE ÇOĞU KEZ UZUN VE SPONTANE OLAN KONUŞMALAR GİRİŞMEMESİ. BU YÜZDEN DE DUYARSZILATIRMA VE MODİFİKASYONUN BİR ÖMÜR BOYUNCA DEVAM ETMESİ GEREKTİĞİNİ UNUTMAMAK GEREKİR. AMA BUNU EĞLENCELİ HAYAT BİÇİMİNE ÇEVİRMEK GEREK. BUNU BİR ÖDEV VE SORUMLULUK OLARAK GÖRÜRSENİZ CANINIZ BUNU YAPMAK İSTEMEYEBİLİR.

Benim bu videodan anladıklarımı kısaca size anlatmaya çalıştım.
Video linki ;https://www.youtube.com/watch?v=lawHYX5eB20

Bu konuyu yazdır

  Öz terapi - Kekelememek için ne yapılabilir?
Yazar: PetraS - 16/08/2016, 11:09 - Forum: Öz terapi ve öz yardım - Yorumlar (1)

Merhaba arkadaşlar,
Aşağıdaki yazı Almanya'daki bir arkadaşımın kekelememek için başarıyla uyguladığı kuralları içeriyor.
Bu kurallara uyularak kekemelik geçmez, ama kekeleyeceğim diye korktuğunuz anlarda, sunum yaparken, sınıfta / toplantılarda konuşmak zorunda olduğunuzda size yardımcı olabilir.
Uygulamada başarılar dilerim!

Alıntı:Öz yardım: Kekemelere önerilerim (Torsten Hesse)
Bundan sonraki tavsiyeler web sitemde izah edilen ve kekemeliğin kaynağı olduğunu düşündüğüm teoriye dayanıyor.

1. Konuşurken kendi kendini dinleme
Konuşurken kendi sesinizi dinleyin! Özellikle sözcük sonlarını net bir sesle konuşarak kendi kendinizi iyice dinleyin!
Bir kelimenin veya hecenin başlangıcında blok oluşmasından endişelenirseniz dikkatinizi önceki kelimenin veya hecenin sonu üzerinde yoğunlaştırın ve konuşmaya devam etmeden önce onu net telaffuz ederek sesinizi dinleyin.
Sürekli dolgun ve ahenkli bir sesle konuşmaya çalışın! Konuşmaya başlamadan önce sesinizi aklınıza getirin ve konuşurken sesinizi dinleyerek kontrol edin!
Kendi sesinizi dinlemek size zor gelirse alternatif olarak ses tellerinizin titreşimi veya boğazınız üzerinde dikkatinizi toplayabilirsiniz! Kendi sesinizi nasıl en iyi algılayabildiğinizi kendiniz deneyin!

2. Nefes alımını hissetmek
Konuşmadan önce heyecanlıysanız öncelikle derin bir nefes verin! Konuşmaya başlamadan önce kısa ve karnı şişirmeyecek şekilde fazla derinden nefes almayın!
Bu arada omuzların rahatça sarkmasına dikkat edin. Altınızdaki sağlam zemini ayaklarınızın altında hissetmeye çalışın!
Nefes alımı hareketinin sonunda nefes vermeye geçişi bilinçli bir şekilde algılayarak ancak konuşmaya başlayın! Özellikle konuşmaya başlarken, yani nefes aldıktan hemen sonra blok oluşmasından endişelenirseniz böyle yapmanız tavsiye edilir.
O zaman önce azıcık nefes verdikten sonra nefesin akıntısıyla birlikte konuşmaya başlayabilirsiniz.

3. Ara vermek
Cümlelerin arasında ve cümlenin içerisinde belli bir anlam bütünlüğü oluşturan kısımlardan sonra ara verin! Dikkatinizi aradan sonraki kelime üzerinde değil de ara vermeden önce konuştuğunuz kelime sonunun verdiği sesi içinizde duymaya çalışın!
Kekemeliğiniz ağır ise ilk dönemlerde her kelimeden sonra ara verin! Bu şekilde kekelemeden konuşmayı başarırsanız verdiğiniz ara sayısını gitgide normal bir ölçüye indirgeyin!

4. Kendiliğinden konuşmak
Bir şey söyleyip söylemeyeceğinizi ve ne söylemek istediğinizi uzun uzun düşünmeyin! Kelimeleri aklınızdan geçirerek sizi zorlayan harfler var mı diye taramayın, sözcükleri eş anlamlı bir kelimeyle değişmeyin! Tüm kelimeleri söylemek durumundasınız.
Kendiliğinden konuşun! Hata yapmaktan, yanlış telaffuz etmekten, kendinizi düzeltmekten veya cümlenin içinde düşünme amaçlı ara vermekten korkmayın – bütün bunlar normal konuşmanın unsurlarıdır. Kelimeleri kullanmanız gerektiği anda aklınıza geleceğine güvenin!

5. Kekelemeye izin vermek
Konuşma hareketlerini bilinçli olarak kontrol ederek veya harflere yumuşak giriş yaparak ya da abartılı bir şekilde uzatmalı konuşarak kekemelikten aktif olarak kaçınmaya veya kekemeliği azaltmaya çalışmayın. Bu tür aktiviteler dikkati yanlış şeylere yönlendirir.
Kekeleyecekseniz müdahale etmeyin! Sakin olun ve sesinizi algılamaya çalışarak sık sık ara vermeye çalışın. Bloktan çıkabilmek için durup bloktan önceki kelimeyi tekrarlayın. Anılan kelimenin sonunu net bir şekilde telaffuz ederek kendi sesinizi dinleyin. Ondan sonra bir sonraki kelimeye geçin!

En önemli üç kural şunlardır:
  1. Kendi konuşmanızı dikkatlice dinlemek!
  2. Nefes alıp vermeyi hissetmek!
  3. Ara vermek!

Çok önemli: Bu kuralların günlük yaşamda uygulanması uzun süreli bir alıştırma gerektirir. Bunu öncelikle az stresli konuşma ortamlarında veya kendi kendinize seslice, arkadaşların veya ailenin yanında konuşurken deneyebilirsiniz. Konuşma konusunda korumalı bir iletişim ortamında başka kekemelerle birlikte alıştırma yapmanın çok güzel bir olanağını öz yardım grupları oluşturur.
İyi günler
Petra

Bu konuyu yazdır