Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 600
» Son Üye: tuba aksu
» Toplam Konular: 499
» Toplam Yorumlar: 1,658

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 6 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 6 Ziyaretçi

Son Aktiviteler
Kekeme şehir
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: Mazidenbiri
09/04/2019, 21:18
» Yorumlar: 1
» Okunma: 76
5 Nisan 2019 tarihli hang...
Forum: Kekemelikle ilgili hangoutlar
Son Yorum: Ercan E
05/04/2019, 21:04
» Yorumlar: 1
» Okunma: 96
Chicago ve Turkiye deki k...
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: Onurchicago
02/04/2019, 23:18
» Yorumlar: 2
» Okunma: 106
Sen Olsan Ne Yapardın (Ke...
Forum: Kamuoyu ve farkındalık çalışmaları
Son Yorum: kyaman
31/03/2019, 16:38
» Yorumlar: 2
» Okunma: 1,894
Kekemelikte ilaç tedavisi
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: kyaman
29/03/2019, 23:15
» Yorumlar: 6
» Okunma: 3,915
Kekemelik: Efsane vs. Ger...
Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar
Son Yorum: kyaman
29/03/2019, 20:44
» Yorumlar: 0
» Okunma: 1,858
kekemeliğin fizyolojiye e...
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: PetraS
20/03/2019, 19:30
» Yorumlar: 1
» Okunma: 151
Yaşıt Akrabalar Tarafında...
Forum: Okul, iş hayatı ve kekemelik
Son Yorum: PetraS
19/03/2019, 20:38
» Yorumlar: 3
» Okunma: 362
kekemeligini düşünmemek ...
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: Ishtar
19/03/2019, 16:22
» Yorumlar: 13
» Okunma: 416
Kabullenme ne demek
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: kyaman
17/03/2019, 22:28
» Yorumlar: 1
» Okunma: 184

 
  Duyarsızlaşma Terapisi Deneyimim
Yazar: Monalisa - 21/01/2019, 04:08 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorumlar (2)

Herkese merhaba. Bir süredir (yaklaşık 2 yıl) aldığım duyarsızlaşma terapisini sizinle paylaşmak istiyorum. Öncelikle ben ağır bir kekemeyim. Bu ağırlık kime neye göre elbette tartışabilindiği gibi, ortalama rahatlıkta olduğum bir ortamda yüzde 80 90 kekeleyen ve ağır tikleri olan birisi olarak yazıyorum.  Bizi biz yapan şeyler yaşadıklarımız ise ; şuanki karakterimizde kekemeliğin katkısı büyük. Çünkü bizler sadece kekeme değil, genel olarak daha asosyal geri planda duran, çoğu durumda kaçan, korkan kendine güvenmeyen kişileriz. Kekemelikten muzdarip bireyler olarak bir çok olumsuz durumla karşılaştık. Temelde hepimiz aslında aynı şekilde kekelemeye başlamış olsak bile, yıllar sonraki kekelememiz farklı. Bu da olayları farklı değerlendirdiğimiz için, ve ben kendi adıma biraz duygusal birisi olduğum için daha fazla etkilenmiş olabiliceğimi düşünüyorum. Evet şuan çoğumuz mükemmelliyetçiyiz Smile Mükemmelliyetçi demiyorum, çünkü kekemeliğin temelleri atılırken çocuktuk. Kavramlar daha sadeydi. Sevinir gülerdik üzülürdük ağlardık. Artık ağlamak zor. Ve gururumuz büyük Smile kendimize toz konduramadığımız gibi, kekemelik kelimesini adımızın yanına yakıştıramıyoruz. Çünkü biz kekeme olmasaydık çok mutlu düzgün güzel yahu mükemmel olmasa bile bize şuan çok mükemmel görünen bir hayatımız olucağına çok inanıyoruz. Ve bizi seven bir çok kişi olucaktı gibi Smile Bende çok inandım. Ama rüyadan uyanıp o mükemmel hayatıma uyanamadım. 22 yaşındayım. Ve kadın bir kekeme olarak yazıyorum. Ben çok çabaladım. Muskalardan 14 günde son kekemelik merkezlerine kadar dayanan hikayemde, bir an olsun kekemeliği kabullenip bunu yenme mücadelemden vazgeçmedim. Çoğu zaman kaybettik. Bu sefer bunu yenicem diye attığımız her adımda. Son olarak, kekemeliğin bana verdiği zararları ve daha da zarar verme riskini hiçe sayarak işte.. duyarsızlaşma terapisi almaya karar verdim. Ailem bile inanmazken bana. Kaybedicek birşeyim zaten yok. Hala inatla deniz sizi en dibe çeker, çırpınırsınız batarsınız. Ve en sonunda denizin ortalarında biryerlerde nefes almadan yaşamayı öğrenirsiniz. Ha işte çok trajik bir durumda iken. ? Öncelikle duyarsızlaşma terapisine, kekemeliğimizle yıllarca yaptığımızdan farklı olarak ondan kurtulmaya çalışarak başlamıyoruz. Öncelikle kekemeliği, kekeme kişiliğimizi anlamalıyız öğrenmeliyiz. Kekemelik size ne kadar zarar verdi? Kekeme olmasaydınız sizce hayatınız nasıl olurdu? Ya da kekemesiniz ama sizi artık eskisi kadar rahatsız etmiyor, bu sefer hayatınız nasıl olurdu? Kekeme olmasaydınız hayatınız nasıl olurdu sorusuna cevaplarınız ile kekemesiniz ama sizi rahatsız etmiyor sorusuna cevaplarınız çok benzer çıkacaktır. Kekeme olmasaydınız hayalinden vazgeçiyoruz. Çünkü artık olan oldu. Kekemesiniz, ama istediğiniz kişiyle konuşuyorsunuz. Her istediğinizi söyleyebiliyorsunuz ama kekeleyerek. İnsanların verdikleri tepkileri umursamıyorsunuz. Zaten kekemeliğimizin derecesi çoğu zaman bu gibi durumlardan etkilendiğimiz için arttığına göre, biz kekemeliğe ve kendimize, yaşadıklarımıza, kekemeliğe olan nefretimize inatla onun bize zarar vermesine izin vermezsek. Daha az etkileniyoruz. İlk duyarsızlaşma çalışmalarımda, hiç tanımadığım bir sürü insanla konuştum. Ağır tikler yaparak. Dalga geçenlerde oldu, dinlemeyende, küçümseyende evet Smile kekemeliğim hakkında bir çok kişiyle konuştum. Ki o zamana kadar bu gibi sohbetlerden hep kaçmıştım. Zordu evet ama kaybedicek birşeyiniz zaten yok. İlk bir kaç ay konuşmamda bir değişiklik olmadı diyebilirim. İnsanların olumsuz geri dönüşleri bana daha az zarar verirken Ağır bloklarım, kasılmalarım beni hala çok rahatsız ediyordu. Çünkü evet hala sihirli bir deyneğimiz yok. Ama vazgeçmemeliyiz. İnatla kekelemekten korkmadığımızı kendimize kanıtlamalıyız . Bizi bitiren şey kekelemek değil, bu korku. Velhasıl bu süreçte Zamanla, belkide farketmeden kekemeliğin duygusal olarak bana daha az zarar verdiğini farkettim. Çünkü daha fazla kişiyle konuşmak, kekemeliğimi daha fazla kişiye göstermek için bir çok şey yaptım. Üniversiteye gitmek istemiyordum, sırf kekeme olduğum için. Okula başladım bir sürü insanla muhatap olma imkanım oldu. Çünkü evde oturarak olmuyor. Sokağa çıkmakta yetmiyor duyarsızlaşmak için. Neyi yapmadıysanız o güne kadar neyden kaçtıysanız onun üzerine gidin. Antidepresanı bıraktım. Artık güçlü olmak istiyordum. Kabuğumdan çıktım ve koşmak istiyordum. Ve evet ben bu kadar hevesliyken belkide çokça çabalıyor iken, kazandığım özgüvenin etkisiyle de bloklarım azalsa dahi hala kekemeyim Smile size şunu söylemeliyimki, modifikasyon uygulamadan akıcılık çok zor. Kekemeliğe bakış açınızı değiştirmediğiniz sürece modifikasyon yapmanız daha daha da zor. Bu aşamalardan sonra, modifikasyon terapisine geçtik. Bu süreçte, yavaş ilk heceleri uzatarak uygulanan bir konuşma tarzını kullanıyoruz. Ama bu güne kadar yaptığınız duyarsızlaşma çalışmalarından çok daha fazlasını modifikasyon  yaparak uygulamaya çalışıyorsunuz. Ha işte ben şuan o dönemdeyim. Modifikasyonu tik haline veya kekemelikten kaçış durumuna getirmemek adına aynı zamanda, daha rahat konuşmaya çalışarak geçirdiğimiz mücadeleyi, çokça başarısızlıklarla virgüllüyoruz.Çünkü pes etmediğiniz sürece asla nokta konmaz. Dın dın. Modifikasyonla kendi kekemeliğim arasında gidip geldiğim şu dönemde eskisinden farklı olarak mutluyum. Eskiden telefonu hep uçak modunda kullanan ben artık Yabancı bi numara aradığında açıyorum. Ekmek almaya giderken bile sırf iki ekmek dememek için kaçan ben şuan pazarlık yapıyorum. Odasından çıkmayan asosyal hiç arkadaşı olmayan ben, artık arkadaşları olan aktif olmaya çalışan birisine dönüştüm. Psikolojik olarak evet bazen hala üzülüyorm. Hiç üzülmemeyi kekemeliği hiç takmamayı düşünmüyorum. Çünkü kendimi kandıramam. Kendimizi kandıramayız. En duyarlımızdan en duyarsızımıza kadar hepimiz içimizde biryerlerde bu durumdan nefret ediyoruz. Kim etmezdi ki? O yüzden önce bu durumdan nefret ettiğiniz için kendinizi affedin. Suçlamayın. Biz suçlu değiliz, kekeme olduğumuz içinde , kekelemekten kaçtığımız içinde suçlu değiliz. Bizimle dalga geçen insanlarda suçlu değil. Biz sınıfta kekeleyerek kitap okurken o alttan alttan gülen çocukta suçlu değil. Suçlu isede herkesi affedin. Zihnimiz hala geçmişimize bağlı. Bize kekemeliğin yaptıklarına. Veya yapamadıklarımıza, her ne ise. Hepsiyle aranızdaki bağı çözün. Özgür olmak istemiyormuyduk. Özgürce konuşmak.  Özgürce konuşmak akıcı mükemmel konuşmak değil. Ama akıcı konuşmanında modifikasyonlar ile mümkün olabildiğini gördüm. Ama siz zincirlerinizi çözmezseniz. Hala geçmişe ya da kekemeliğin size vermiş olduğu zararlara takılıp kalırsanız, ha işte oralarda kalırsınız. Kimse size kolay olucağını söylemedi. Ben çok zayıftım kekemelikle mücadele etmiş ve büyük başarılar elde edebilmiş bir çok kişide öyle. Belki çok şey başaramadım. Çevremdekiler bana çok yol kateddin dese bile bu terapi sürecinde,  daha çok yolum olduğuna inanıyorum. Bu iş 1 senelik 3 senelik birşey değil. Aylık hiç değil. Hayatımız boyunca belkide kekemeliğin bize zarar vermemesi için mücadele edeceğiz. Yalnız başıma bu duruma gelmedim, terapi süreci benim için önemliydi. Bakış açımı değiştirmem kolay olmadı, size yol göstericek sizin geçtiğiniz ve geçiceğiniz yolları bilen birileri olmalı. Ama inanın çoğu şey size bağlı. Kaybedebiliriz. Ama biliyorum ki  kaybedince değil, vazgeçince yeniliriz. Hayallerinize giden yolda ilk adımı siz atın. En yapamam dediğiniz şeyi yapın. O zaman kekemelik ne kadar cesur olduğumuzu anlıyacaktır. Ve belki o bizden korkar Smile

Bu konuyu yazdır

  Gondol ve kekemelik
Yazar: Misafir34 - 20/01/2019, 23:29 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorum Yok

Gondol kamikaze gibi korkunun kaygının tavan yaptığı durumlarda duyarsızlaşma yada kekemelik teknigi uygulamak bence daha farklı avantaj saglar mı

Bu konuyu yazdır

  Chervin ve Richard tekniği
Yazar: kyaman - 20/01/2019, 20:47 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorum Yok

Günlük hayatta uygulanacak bazı teknikler
Paris'te bulunan (Kekemelik Enstitüsü) Eski Müdürlerinden Dr. Chervin bu sorunun üç haftada düzeltilebileceğini söyler.
Dr. Chervin tekniği: 
İlk hafta.
- Soluk alıp vermeye ait alıştırmalar. (Soluk alıp verdikten sonra dinlenme.) Birbirinden ayrı olan seslerin çıkarılması için soluk vermeye alışmak, sonra da seslerin bağlanması.
Önce kolay olanların söylenişinden başlayarak ünlüleri, sonra ünsüzleri, kelimeleri, cümleleri söylemek.
Alıştırmaların dışında susmak. 
İkinci hafta.
 - Öğrencinin konuşmasına bırakılmıştır.
Eğer o, ağır konuşursa kekelemez. Dudak ve dilin düzenli hareketleri öğretilir. Doğal heceleme üzerinde çalışılır. Yüz buruşturmaları, ispazmozlar, kararsızlıklar kaybolur. 
Üçüncü hafta.
 - Yavaş yavaş konuşma alışkanlığının sağlanması. Kısa cümleler ve bükümler üzerinde çalışmalar. Ağır başlı bir diksiyonla, cümlelerin hakkını vererek söylemeye alışmak. Şunu da söyleyelim ki açık havada yapılan solunum alıştırmaları çok yararlıdır.
Kekemelik diğer söyleniş kusurları gibi düzeltilebilen bir sorundur. Birçok uzman kekemeliğin doğuştan gelme bir kusur olduğunu kabul etmeyip, onun bir büyük travma,korku,şiddet neticesinden ileri geldiğini söylerler. 
E. Richard'ın düşüncesi ve tekniği:    
  Çocukların ilk kelimelerini kekelediklerine pek seyrek rastlanır. Çünkü, onların genç ve dinç olan bellekleri ilk kelimeleri çabucak meydana getirir. Eğer
kelimeler önceden zihinde tasarlanmamış olursa çıkarılması güçleşir. Sabırsızlık, utangaçlık, dalgınlık, düşüncede kararsızlık, bunun başlıca nedenleridir. 
Kekemelik, kelimelerin boğumlanmasıyla, soluğun çıkmasında beraberlik olmamasından ileri gelir.
Uygulaması: 
1 - Düşünceye ait ve mekanik ortamlar.Düşünceye ait ortamların hepsi söylemeden önce düşünmek gerektiği üzerinde özetlenebilir. Kekeme ne söyleyeceğini önceden kafasında tasarlamalıdır.
Düşünce de kararsızlık, kesin olarak bir kelimeyi söylemeyi önler. Bu da elbette ki düşüncenin tembelliğinden meydana gelir. Sözün kesin olmayışı düşüncesinin belirli anlatılmamasından doğar. Şu halde söylemeden önce kesin olarak düşünmeye çalışmalıdır.
Düşünceleri kısa cümleler halinde anlatmaya çaba göstermelidir. 
Birinci dönem.
 1-Solunum alıştırmaları. Soluk alıp verdikten sonra dinlenme.Nefesin doğru yerden alınması ve verilmesi. 
2-Ünlülerin çıkarılması (A, E, I, İ, O,Ö, U, Ü).
 3-Ünlüleri birbirine bağlıyarak çıkartmak. (AE Iİ OÖ UÜ ).
AE   AI   Aİ   AO   AÖ AU   AÜ
EA   EI    Eİ   EO   EÖ  EU   EÜ 
IA   IE    Iİ   IO    IÖ  IU    IÜ
İA   İE    İI   İO    İÖ  İU    İÜ
OA  OE   OI   Oİ    OÖ OU  OÜ
ÖA  ÖE   ÖI   Öİ   ÖO  ÖU  ÖÜ
UA  UE   UI   Uİ    UO  UÖ  UÜ
ÜA  ÜE   ÜI   Üİ    ÜO  ÜÖ  ÜU
4-Ünlülerin çıkarılmasının tekrarı. 5-Ünlülere ünsüzleri bağlamak. (Hece tablosundan çalışabilirsiniz) 6-Kısa heceler meydana getirmek. (Hece tablosundan çalışabilirsiniz) 7-İki ve üç heceli kelimeler meydana getirmek. 8-Daha uzun heceli kelimeler meydana getirmek. Bu alıştırmaların dışında susmak yararlıdır. 

İkinci dönem.
 - Eğer durum daha iyiye doğru gidiyorsa, kekelemekten kaçınmak şartıyla, yavaş yavaş kısa cümlelerin söylenmesine geçilir. 
Üçüncü haftaya doğru boğumlandırma başlar. Dudak ve dil hareketlerindeki bazı kusurlar düzeltilir. Bununla beraber sabırsızlık ve kekeleme belirtileri zaman zaman baş gösterir. O zaman temiz bir boğumlanma elde etmeye çalışılır. Bu çalışma da ağır ve susma payı bırakılarak yapılır.
Üçüncü dönem. 
- Uzun cümlelerin söylenmesine çalışılır. Bunları söylemekte kararsızlık hissedilir edilmez durulur. Bu defa çok ağır söylenir. Kekeme kalabalıkta kısa cümlelerle konuşmaya çalışmalıdır. İyi bilinmeyen şeyler üzerinde konuşmamalıdır. Kekemeliği tekrar ortaya çıkaracak münakaşalardan, sinirlenmelerden, heyecanlanmalardan,tartışmalardan kaçınmalıdır. 

Diğer:
Eskiden Çin ve Almanya'da uygulanan yöntemler
Kekemelerin sorunlarını çözen uzman Chen Jiarong - 10.09.2007
Burası Çin Uluslararası Radyosu. İyi akşamlar sayın dinleyiciler. "Bilim, Eğitim ve Sağlık" programında yeniden birlikteyiz. Çin'in kuzeybatısındaki Xi'an kentinde yaşayan kekeme uzmanı Chen Jiarong, yıllar süren araştırmalardan sonra kekemelerin konuşma bozukluğunu düzelten bir dizi yöntem buldu ve ülkenin çeşitli bölgelerinden gelen 20 bini aşkın kekemenin sorununu çözdü. Artık bu kişiler sağlıklı kişiler gibi akıcı olarak konuşabiliyorlar. Bugünkü programda bu konudan söz edeceğiz. Xi'an kentinde Chen Jiarong tarafından konuşma bozukluğu olanlar için kurulan okul bulunuyor. Chen, muhabirimize, içlerindeki duyguları akıcı şekilde ifade edebilmenin, kekemelerin en büyük arzusu olduğunu belirtti. 
    Muhabirimiz okula girerken dersten çıkan öğrencilerle karşılaştı. Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'nden gelen Wang Hua adlı öğrenci, muhabirimize espri yaparak şöyle dedi:    "Ben bir petrol işçisiyim. Konuşma sorunum çözüldükten sonra daha iyi çalışabilirim. Bu da gelecekte daire başkanı ve müdür olmama zemin hazırlayacak."     Konuşurken öğrencilerin kekeme oldukları hiç fark edilmiyor. Çünkü bu öğrenciler kısa süre sonra okuldan mezun olacaklar. Chen, muhabirimize bu öğrencilerin ilk geldiklerinde ağır kekeme olduklarını söyledi.     Chen'in en iyi tedavi yöntemi, kekemelerin cesaretle ve mümkün olduğu kadar fazla konuşmalarının teşvik edilmesidir. Yani gördüklerini, düşündüklerini ve duyduklarını ne olursa olsun her şeyi ifade etmeye çalışmaları gerekiyor. Bu konudaki sorunlarının çözülmesinden sonra sıra kekemelerin psikolojik engellerinin giderilmesine geliyor.    Chen, kekemelerin konuşma biçimini düzeltmek için ilk aşamada yavaş, esnek ve yumuşak konuşmaları gerektiğini, ikinci aşamadaysa psikolojik tedavi yapılarak onların aşağılık duygularının giderilmesi ve psikolojik engellerinin kaldırılması gerektiğine işaret ederek konuşmasına şöyle devam etti:     "Kekemeler, heyecanlandıklarında, birçok kişi, özellikle karşı cinsten insanlar karşısında sorunun daha ciddi olacağını düşünüyorlar. Biz onların bu tür psikolojik engellerini gidermeye çalışıyoruz."    Psikolojik engellerin kaldırılmasından sonra kalabalık karşısında konuşma yapma cesaretinin geliştirilmesi ve kişilerle iletişim kurma yetkinliğinin artırılması aşamasına giriliyor.

Öğrenciler bu aşamaya girdiklerinde Chen, onları otobüs ve caddelerde konferans vermeye teşvik ediyor.
Caddelerde konferans vermeyi başaran kız öğrenci Wang Youli, muhabirimize şunları söyledi:    "Geçmişte biraz kekelediğim zaman çok utanıyordum. Yüzüm, hatta kulaklarım kızarıyordu.
Başkaları kekelediğimi uyardığında ise daha çok utanıyordum. Şimdi akıcı konuşabiliyorum. Bu benim en büyük arzumdu." 
Chen, araştırıp bulduğu tedavi yöntemleri için Çin Devlet Fikri Mülkiyet Hakları Müdürlüğü'nden patent aldı.
Chen Jiarong, daha çok kekemenin mutlu şekilde yaşamalarını sağlamak için çabalarına devam edeceğini söyledi.


Almanya’dan bir merkezin tedavi yaklaşımı
 Sunduğumuz terapi konsepti temel bir çalışmaya ve bunun sonucunda doğan derin ve detaylı bölünmelere dayanıyor. Bundan sonraki aşama ise yoğunluk kursları ve bu kurs bir yıllık süreci kapsıyor. Bu bir yıllık süreçte en fazla yoğunlaşdığımız alan tabiki akıcı konuşma alanı ve bunun doğal olarak sosyal hayatta uygulanması. Bu terapi konsepti Fiedler ve Standup (1994) konseptine dayanıyor. 

Kekeme konsepti bir insanın tüm düşüncesini incelemeyi vurguluyor ve insan psikolojisini baz alıyor.
Onun üzerine davranış terapisinde olan mühim unsurlar uygulanıyor, örneğin;Kanfer ve Saslow’dan “Sorck-Modeli”. Bu model davranış problemleri üzerine bina edilen analizler yapar. Dahası “Sosyal Davranışlar” (Ullrich ve Ullrich, 1976), Bandura’dan “Model Öğrenme Şekilleri” (1969, 1976.1978) ve  “Stresi Önleme Teknikleri” (Meichenbaum, 1977) gibi yöntem ve teknikler bu konseptin temelini oluşturuyor. Bilhassa Meichenbaum`dan  “Stresi Önleme Teknikler”, kekeme olan insanların sosyal hayatta konuşma ile ilgili korkularını önleyen çok ciddi bir etkendir. 
Bizim uyguladıgımız metotlardan bir taneside konuşma bozukluğundan kaynaklanan korkularla kekemenin yüzleşmesi ve bilinçli bir şekilde bu korkunun üzerine gidilmesi. Tabiki bu konuşma korkusunu yenmek için, kekemeyle birebir ve yakından ilgilenmek ve onu sürekli motive etmek lazım. Konuşma korkusuyla  etkili mücadele etmek için rahatlatıcı seanslar ya da meditasyonlar en önemli etkenlerden bir tanesi. Akıcı konuşmanın en önemli etkeni ya da temeli nefes alıp vermede dengeyi sağlamak.

Bunun için en fazla yoğunlaşdığımız alan bu. Kekemeler ne kadar bilinçli ve dengeli nefes alıp veriyorsa, o kadar düzgün ve akıcı konuşabilirler. Yaşadığımız tecrübeler bunu gösteriyor.
Kekemelik tedavisinde kullanılan tekniklerin ortak özellileri dünyanın her yanında aynıdır.Psikolojik destek,nefes egzersizleri,konuşma hızının düşürülmesi…Bu Çin’de de Almanya’da da Amerika’da da böyledir.Kimi merkezler bu süreci 1 ya da 2 yıla yayarken bazıları kısa süreli yoğunlaştırılmış terapi uygulamaktadır.Bu yoğunlaştırılmış terapiler birkaç ay sürmektedir.

Kekemelik tedavisinin başarılı olması için aşağıdaki çalışmaların yapılması gerekir.

- Özgüven duygusunu oluşturmak - Nefes egzersizeri ve bunu bilinçli bir şekilde idrak edip, akıcı konuşmayı sağlamak - Kemikleşmiş eski konuşma yapısının yerine yeni sağlıklı ve düzgün bir konuşma yapısını tesis etmek - Meditasyon ve rahatlatıcı tekniklerle (seanslarla)  iç sükuneti teşvik etmek - İç ve dış streslere karşı dirençli olmayı öğrenmek - Kendi duygularını bilinçli bir şekilde ifade edebilmek Kekelemelik tedavisindeki eksiklikler nelerdir?

Kekeleme çok kompleks ve derin bir problemdir. Bunun için tek bir yöntem ya  da teknik tek başına tedavide yeterli olmayabiliyor. Kekemelik tedavisinin geniş kapsamlı ve bütüncül olması gerekiyor.Gideceğiniz merkezlerin bütüncül bir terapi uygulayıp uygulamadığına dikkat ediniz.Çünkü;

1. Sadece nefes terapisi ya da diyafram solunumu ile kalıcı bir başarı sağlanmıyor. Kısa bir zaman sonra iyileşme görülse bile, maalesef devamı gelmiyor. 
2. Sadece psikolojik tedavilerde bu sorunun çözümünde yetersiz kalıyor. Çünkü kekemelik tipik bir psikolojik hastalık değil, daha derin boyutları olan bir konuşma bozukluğu.
3. Konuşma teknikleri kısa bir zaman sonra ilk günlerdeki etkisini yitiriyor. Çünkü kekeme olan bir insan yılların verdiği bu kekeme psikolojisini içselleştiriyor ya da adeta onun bir karakteri haline geliyor. 
4. Yoga ve meditasyon gibi teknikler insanı rahatlatan ve iç huzura götüren yöntemlerden bir tanesi. Ve bunun sonucunda akıcı konuşma sağlansa da, en ufak stresli ve heyecanlı durumlarda tekrar kekeleme ihtimali içten bile değil. 

5. Hipnoz süreçleri genelde belirli bir zaman sonra etkisini gösteriyor.Başlangıçta, özellikle stresli durumlarda insana psikolojik yönden yeterli güven duygusunu vermiyor. 
6. Konuşma hızını düşürmek belli bir süre işe yarasa da bir süre konuşma yeniden bozuluyor. 
7. Peki olması gereken nedir? Bütün bu teknikleri tek tek değil de bir bütün olarak,hepsini bir arada uygulamak gerekiyor.Böyle bütüncül bir yaklaşım tedavinin kalıcılığını artırıyor.Geri dönüşleri engelliyor.

Psikolog Asım Eren’in kitabından alınmıştır.

Kaynakça

AKGÜN, Ö. “Türkçe Konuşan 3-6 Yaş Grubundaki Kekemeliği Olan Ve Olmayan Çocukların Konuşma
Akıcısızlıklarının İncelenmesi” Dil ve Konuşma Terapistliği Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Eylül, 2005 A. AYTUNA, Hasip   MİLLÎ EĞİTİM BASIMEVİ.1.Baskı-İSTANBUL -1960.
BALTAŞ, Zühal, BALTAŞ, Acar, Stres ve Başaçıkma Yolları, İstanbul, Remzi Kitabevi, 1988.
Bugay, F., “Aile tutumlarının kekemelik problemi olan çocukların psiko-sosyal gelişimine etkisinin incelenmesi”, Hacettepe Üniversitesi Yayınlanmamış Bilim Uzmanlığı Tezi, Ankara, 1990.
CENKSEVEN, F., “Kekeme Ve Kekeme Olmayan Çocukların Anne-Çocuk İlişkisini Reddedici Algılama Düzeylerinin Öz-Kavramlarına Etkisinin Karşılaştırılması” Çukurova Üniversitesi,Sosyal Bilimler Enstitüsü,Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi,ADANA-2000 
DUMANOĞLU, A. “Kekemelerde Yaygın Kekemelik Tutumlarının Kaygı Ve Depresyon Düzeyleri Açısından İncelenmesi” .Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü . Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İzmir, 2006 
DSM-IV-TR., “Tanı Ölçütleri Basvuru Elkitabı”, Amerikan Psikoloji Birliği Hekimler Yayın Birligi, 2004.
Embiyaoglu, G., “Kekemeliğin psikolojik ve psikanalitik açıdan incelenmesi”, İstanbul Üniversitesi Cerrah Pasa Tıp Fakültesi Psikiyatri Kürsüsü, Doktora Tezi, İstanbul,1976.
Eryavuz, A., “Kekemelik tedavisinde Pasif Hava Akımı Tekniği’nin geçerlilik çalışması”, Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İzmir,1998.
Madanoğlu. G.K, “Kekeme Çocuklar  İçin  Bir Tarama Çalışması Ve Kekemelikle Baş Etme Konusunda Hazırlanmış Bir Programın Değerlendirilmesi”, Marmara Üniversitesi,Eğitim Bilimleri Enstitüsü,Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı, Doktora Tezi , İstanbul, 2005 
ŞENBAY, Nüzhet, “Alıştırmalı Diksiyon Sanatı”  Milli Eğitim Yayınları-İstanbul-1991 VURAL, Birol. “Doğru Ve Güzel Konuşma Sanatı” .Hayat Yayınları.6.Baskı.İstanbul-2007 Yıldırım,İbrahim-Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi.sayı:6.syf:175-189.1991

Bu konuyu yazdır

  Kekemelikle İlgili Kuramlar
Yazar: kyaman - 20/01/2019, 19:59 - Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar - Yorumlar (1)

 Kekemelikle İlgili Kuramlar
Kekemeliği açıklayan çok sayıda yaklaşımın olması, konuyla ilgili çalışanları bir çok bulgu ve tedavi yöntemi ile karşı karşıya getirmektedir. Her tedavi yaklaşımı, bir kuramın üzerine yapılandırılmıştır. Örneğin, davranış değiştirme teknikleri ile tedavi yöntemi, kekemeliği "öğrenilmiş" bir davranış olarak ele almaktadır. İşitme testlerinden elde edilen sonuçlar, kekemeliğin işitsel geribildirim mekanizmalarındaki bozukluğa işaret ettiği şeklinde yorumlanırken, kalıtımın kekemelikteki etkisi ile ilgili çalışan araştırmacılar, kekemeliğin kalıtımsal bir bozukluk olduğunu ileri sürmektedirler. Bu yaklaşımlardan her biri kekemelik hakkındaki verilerin bir açıklamaya çalışır, ancak henüz kekemelik hakkında tüm araştırma verilerini bir arada açıklayabilen bütünleyici bir yaklaşım yoktur. Diğer yandan ilgili temel tartışma, daha çok kekemeliğin psikolojik kökenli mi,fizyolojik   kökenli mi olduğu ayrımında odaklaşmıştır .

Serebral Baskınlık Kuramı   

20. yüzyılın başlarında psikanalitik kuram doğrultusunda, kekemeliğin, "ruhsal" bir bozukluktan (nevroz) kaynaklandığı görüşünün taraftar kaybetmesiyle birlikte, bozukluğun nörolojik kökenli olduğu görüşü ortaya atılmış ve kısa bir süre için de olsa geniş ölçüde kabul görmüştür. Travis , kekemeliğe beynin bir yarısının diğer yarısı üstünde yeterli ölçüde baskınlığı olmamasının yol açtığını ileri sürmüştür.    Bu kurama göre kekemeliğin nedeni; ses, artikulasyon ve solunum sistemleri arasındaki kassal ve aerodinamik koordinasyon bozukluğudur. "Serebral Baskınlık" kuramına göre dilin sol ve sağ yarısı , çene ve diğer konuşma yapılan motor sinir itkilerini iki yarımküre yapısındaki ayrı kaynaklardan almaktadır.
Akıcı konuşma için bu iki itki akiminin uyumlu çalışması gerekmektedir. Bir yarımkürenin sinir itkilerini zamanlaması için daha baskın olması gerekmekte, yarımkürelerden birinin daha baskın olmadığı durumlarda ise yarımküreler birbirinden bağımsız hareket etmektedirler. Bu durumun sonucunda, konuşma kaslarının iki yarısı arasındaki hareketlerin uyumlu çalışamaması nedeniyle konuşma bozukluklarına yatkınlığın ortaya çıktığı vurgulanmaktadır.    Nöropatofizyolojik olarak sol temporal ve frontal bölgede kanlanmanın azaldığı (özellikle konuşmanın motor merkezinde) ve asimetrik kan akımı olduğuna dair araştırmalar vardır.

Serebral Baskınlık Kuramı, açıklamalarıyla bir süre ilgi uyandırmış ve alandaki çalışmalar kekemelerin hangi ellerini kullandıklarına dair yoğunlaşmıştır. Sonraki yıllarda laboratuar çalışmaları sonucunda, kekeme olan kişilerin akıcı konuşmalarında sinir iletilerinin dakik senkronizasyonu olduğu bulunmuş ancak Travis'in de öngördüğü gibi kekemelik sırasında sinir iletilerinin sol ve sağ çene kaslarına farklı zamanlarda ulaştığı görülmüştür. Bu bulgu ile desteklenir gibi görünen kuram, ileriki yıllarda kekeleme sırasındaki anormalliklerin kekemeliğin bir özelliği veya aşırı kas geriliminin ve kekeleme anındaki ani duygusal değişimin bir sonucu olabileceği görüşünün ortaya atılmasıyla geçerliliğini yitirmeye başlamıştır (Van Riper and Emeric, 1990). 


Nörobiyolojik Mekanizmalar
West (1958), kekemeliğin duygusal stres ile tetiklenebilen nöbetlerin eşlik ettiği, epilepsiyle ilişkili konvülsif bir bozukluk olduğunu düşünmüştür. West, kuramını kekemeliği olan kişilerde kekeleme anında gözlenen kan-seker dengesizliğiyle ilişkilendirmiştir. Bu kuram,kekemelikle ilişkili nöro-psikolojik, beyin dalgaları, kan kimyası, bazal metabolizma araştırmalarıyla ilişkilidir. Kekemeliğin nedenini, konuşma esnasında ortaya çıkan fizyolojik ve aerodinamik olaylarla açıklamaya çalışan araştırmacılar kekemeliğe, fonasyon, solunum ve artikülasyonla ilgili problemler olarak bakmışlardır. Schwartz, kekemeliğin ses tellerindeki aşırı gerilimden kaynaklandığını ileri sürmüştür. Schwartz’ a göre; çocuk gerilimini ses telleri üzerinde odaklaştırmak gibi bir eğilimle doğmuşsa, kaygı verici bir durumla karşılaştığında, konuşmak için ses tellerini bir araya getirdiğinde, fazla gerilim ses tellerinin aniden kapanmasına neden olur. Bu kapanmaya “laringospazm” denir. Kekemelik laringospazma verilen tepkidir.   Günümüzde akıcı konuşan bireylere kıyasla, kekemeliği olan bireylerin beyin aktivitelerinde ne gibi farklılıkların olabileceğini araştırmak üzere “positron emission tomography (PET)”, “functional magnetic resonance imaging (fMRI)” ve diğer beyin görüntüleme tekniklerinden yararlanılmaktadır. Yapılan araştırmalarda, kekeleme anında sağ hemisferde ortaya çıkan sıra dışı aktivasyonun terapiyle ya da akıcılığı arttıran stratejilerle azaldığı ve temporal lobda yetersiz aktivasyon olduğuna ilişkin genel bir uzlaşma olduğu görülmektedir. Ancak, bulgular arasında önemli farklılıklar da bulunmaktadır. Ingham, bu durumun, konuşmayla ilgili nörolojik süreçleri incelemede kullanılan farklı yöntemlerin, sonuçları önemli ölçüde etkilemesinden kaynaklandığını düşünmüştür (Ingham, 2003)

Kekemeliğe Tıbbi Yaklaşım
Kekemeliğe tıbbi bir bozukluğun neden olduğu görüşü 1930’lu yıllarda oldukça yaygınlaşmış ve kekemeliğin bedensel bir bozukluğun bir belirtisi olduğuna inanılmış ve bu nedenle kekemelerdeki solunum, kalp atış hızı, kan basıncı, beyin dalgaları, refleksler ve bazal metabolizma ile ilgili bir çok araştırma yapılmıştır. Ancak yapılan çok sayıdaki araştırmalardan elde edilen bulguların çelişkili olduğu görülmüştür (Kehoe, 1998).

Diagnozojenik-Semantojenik (Tanı Kökenli) Kuram
Wendell Johnson’nın “diagnozojenik-semantojenik” kuramı, 1940-1970 yılları arasında en yaygın olarak benimsenen kekemelik kuramıydı.
Diagnozojenik Kurama göre konuşmadaki takılmalar normaldir, ancak takılmalardan kaçınma sonucu oluşan blok ve zorlanma davranışları konuşma bozukluğunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır.  Johnson tüm çocuklar için oldukça yaygın ve normal tepkiler olarak kabul ettiği bütün  bu tekrarları ve uzatmaları, “akıcı konuşma hataları” kategorisinde toplamaktadır. Johnson'a göre zorluk, anne-babanın bu yaygın ve normal kabul edilen hatalara kaygı ve heyecanla tepki göstermesindedir. Böylece çocuk duygularını sözle ifade ederken korkmaya ve çekinmeye başlayabilmektedir Kekemeliğin, görülme sıklığında ve gelişiminde kültürden kültüre farklılık görülse de, evrensel bir bozukluk olduğu düşünülmektedir.   Johnson, kekemeliğin çocuğun ağzında değil ebeveynlerin kulağında başladığını vurgulamıştır.Johnson’a göre (1993) kekemelik, kekemenin kekelememeye çalışmak için yaptıklarıdır.
Diğer bir anlatımla, öğrendikleridir.
Van Riper (1992) da, kekemeliğin öğrenilmiş istemsiz tepkiler olduğu ve kekeleme korkusuna karşı geliştirilen bu tepkilerin durumu daha da kötüleştirdiği konusunda Johnson ile aynı görüşte olduğunu bildirmiştir.   Johnson (1956), gözlemleri sonucu çocuktaki normal takılmaları kekemelik olarak tanımlayan ailelerin iki grupta toplanabileceğini belirtmiştir. İlk gruptaki ebeveynlerin çocuklarının eğitimi konusunda mükemmeliyetçi ve aşırı endişeli olduklarını, çocuklarından kibar, düzenli, olgun davranma konusunda talepleri olduğunu ve bu tip ailelerin akıcılık standartlarının da yüksek olduğunu belirtmiştir. İkinci grup ebeveynin ise kendilerinde ya da ailelerinde kekemelik olduğu için, bozukluğun kalıtım yoluyla aktarıldığına inandıklarını ve bu nedenle çocuklarının konuşmasını dikkatle dinleyerek normal bir takılmaya bile aşırı tepki gösterdiklerini öne sürmüştür.
Dolayısıyla Johnson, kalıtımsal aktarımın değil, bu anlamda ailesel bir yatkınlığın olabileceğinden söz etmektedir.


Öğrenme Kuramları

Yaklaşma Kaçınma Çatışması
Sheehan (1958) kekemeliği, “konuşma isteği ile sessiz kalma isteği arasındaki yaklaşma-kaçınma çatışması” olarak açıklamaktadır. Sheehan, ebeveynlerin çocukların konuşmasındaki yetersizlikleri ayıplamalarının bu çatışmanın temelini oluşturduğunu bildirmiştir. Sheehan kuramını geliştirirken; Johnson’ın kekemeliğin öğrenilmiş bir kaçınma davranışı olduğu konusundaki görüşlerinden ve kekemeliğin konuşma isteği ile sessiz kalma isteği arasındaki çatışmadan kaynaklandığına ilişkin Fenichel’in görüşlerinden etkilenmiştir.  “Yaklaşma Kaçınma Çatışması Kuramı”na göre, kekemelik konuşmak ve konuşmamak arasındaki rakip ve çelişkili dürtülerden kaynaklanmakta ve bu eğilimler yaklaşık olarak eşit olduğunda kekemelik ortaya çıkmaktadır. Yaklaşma Kaçınma Çatışması Kuramı’na göre sözü edilen çelişkili dürtüler,çocuğun konuşmak istemesi fakat ne söyleyeceğini, nasıl söyleyeceğini bilememesi ya da yetişkinler gibi konuşmak isteyip henüz akıcı konuşma becerisine sahip olmaması gibi durumlardan kaynaklanabilmektedir.

Sheehan'a göre, kekeleyen bireyin konuşma isteği, sessiz kalmak isteğinden daha fazla olduğunda akıcı konuşabilmekte, sessiz kalma istekleri daha fazla olduğunda da sessiz kalabilmektedirler. Bunun yanında yaklaşma -kaçınma dürtüleri, yaklaşık olarak eşit olduğunda kekelemektedirler. Sheehan konuşmadan kaçınma dürtüsünün kaynaklanabileceği beş farklı düzey açıklamaktadır: 

1. Geçmişten gelen koşullanmalardan dolayı belirli sözcüklere karşı tepki,
 2. Tehdit edici konuşma durumlarına tepki, 
3. Konuşmanın duygusal içeriği ile ilgili kaygı ve suçluluk, 
4. Kekeleyenin, dinleyicilerle özellikle otorite figürleriyle ilişkilerinde kaygı duyması, 
5. Başarı ya da başarısızlık korkusu arasındaki rakip çabalardan kaçınmak için kullanılan ego savunması.  
 Bu açıklamalar, kekemeliğin temelinde hem konuşma kaygılarının öğrenilmesinin hem de kişilikteki bilinçaltı faktörlerin rol oynadığına işaret etmektedir.
Kekemeliğin konuşmayı bastırmak için bilinçaltında yatan bir arzunun temsili olduğu, blokların kişinin bilinçaltında yatan sessiz kalma arzusu ile bilinç düzeyinde yaşadığı konuşma zorunluluğu arasındaki çelişkinin bir sonucu olarak ortaya çıkabileceği düşünülmektedir (Bloodstein, 1995; Sheehan, 1954).


Iowa Okulu
IOWA Üniversitesi’nde başlayan yaklaşımın iki temel amacı var; kekemelerin utanç ve anksiyete duygularını azaltmak ve kekeleme yollarını değiştirmeyi öğretmek.
Eski yöntemlerin çoğu kekelemeyi yasaklayarak onu korkulacak ve kaçınılacak bir şey haline getiriyorlar.
Oysa IOWA Üniversitesi’ndeki bu bakış açısına göre, kekemeye kekeleyebileceğini ancak konuşmasını daha da bozacak kaçınma davranışları yani; korku , zorlama, gerilim olmadan kekeleyebilecekleri söylenmiştir. Bu teknik, “ kekelemek için konuşma biçimini değiştir” diyen görüşten farklı olarak “ kekeleme yolunu değiştir” fikrini savunur. İOWA tedavisinin iki temel amacı vardır; kekemelerin utanç ve anksiyete duygularını azaltmak ve kekeleme yollarını değiştirmeyi öğretmek.
Bu tedavi serebral baskınlık kuramının gölgesinde gelişmiştir. Beryngelson kekemelerin, konuşmalarına karşı nesnel bir tutum geliştirmelerini amaçlıyordu.
Nesnel tutum, kekeleyenlerin konuşmalarıyla ilgili dürüst ve açık bir biçimde diğerleriyle konuşmaları anlamına geliyor. Negatif egzersiz ile, genellikle istemsiz, kontrolsüz ve bilinç dışı olan kekemelik blokları için kontrol sağlama, farkında olma amacı güdülüyordu. Burada negatif egzersiz, istemli kekelemektir. Eski yöntemleri çoğu kekemeliği yasaklayarak onu korkulacak ve kaçınılacak bir şey haline getiriyorlar. Oysa İOWA tedavisinde kekemeye kekeleyebileceğini ancak konuşmasını daha da bozacak kaçınma davranışlarını yani; zorlama, gerilim olmadan kekeleyebilecekleri söylenmiştir. Temel amaç, konuşma korkusunun azaltılmasıdır. Hastalardan, kekelediklerini başka kişilere açıklamaları, korktukları sözcük ve durumların üstüne gitmeleri, bilerek kekelemeleri istenmiştir (İnceer ve Kocadere, 1999).    Van Riper, kekemeliği konuşma korkusundan kaynaklanan öğrenilmiş bir davranış olarak ele almış ve davranışçı teknikler ile değiştirilebileceğini ileri sürmüştür. Van Riper ve Emerick (1990), eski tedavi yöntemlerini, kekemeliği yasakladığı, konuşmayı korkulacak, kaçılacak bir şey haline getirdiği için eleştirmişler ve hızlı iyileşmenin  erken  rölapsa  neden olacağını  savunarak,  öncelikle  kekemelerin konuşma korkularını azaltılmasının gerekliliğini vurgulamışlardır.Konuşmayı korku, gerilim, zorlanma ve kaçınma davranışlarının bozduğunu savunmuşlardır..

Edimsel Koşullama  
  Edimsel Koşullama yaklaşımını savunanlar bazı tekrarlama ve uzatmaların tüm insanlarda (daha çok çocuklarda) gözlendiğinden ve iletişimsel stres anında meydana geldiğinden yola çıkarak kekemeliği tamamen pekiştireç ile açıklamaktadırlar. Bu yaklaşıma göre tekrarlamaların aileden arzu edilen ilgiyi çekmek ve dinleyicinin ilgisini kaybetmemek için kullanıldığı kabul edilmektedir. Böylece dinleyicinin verdiği tepkiler tekrarlamaları pekiştirmekte ve davranış daha sık görülmeye başlamaktadır (Leung, 1990).Edimsel koşullama, kekemelikte birbirine bağlı sonuçların etkisini göstermekle birlikte bir kekemelik kuramı olarak kabul edilmemektedir. Kekemeliğe uygulanması ise sadece, kekemeliğin edimsel süreçler ile şekillendirilebileceği yönünde olmaktadır. Edimsel tekniklerin kullanılmasıyla, akıcı konuşmanın gelişebileceği ve devam ettirilebileceği görüşü, akıcılık biçimlendirme terapilerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur (Perkins et al., 1991).

Klasik Koşullanma Kuramı    
Klasik koşullanma kuramına göre, kekeleyen birey, konuşmayı; anksiyete, korku ve stres gibi olumsuz duygu durumlarıyla birleştirmektedir. Konuşma zorluklarının anksiyeteyi arttırdığı, bu durumun sonucunda da konuşmada kesintilerin ortaya çıktığı belirtilmektedir. Olumsuz duygular klasik koşullanmakta böylece kaygı ve/veya korku akıcık hatalarında koşullu uyarıcı olmaktadır. Başka bir deyişle, öğrenilmiş kaygı ya da korkunun akıcılık hatalarında neden etkisini gösterdiği vurgulanmaktadır (Miller and Watson, 1992).

Beklentisel Kaçınma Tepkisi Kuramı    

Johnson'in "beklentisel zorlanma" olarak da adlandırdığı bu görüşe göre kekemelik çocuğun normal takılmalardan kaçınma çabasıdır. Bu görüşe göre kişinin "zor" olarak algıladığı kelimelerle karşılaşınca takılmamak için çabalaması kekemeliğin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu görüşe göre kekemelik, kişinin kendinde konuşma güçlüğü olduğu inancından kaynaklanmaktadır.
Johnson'in, kekelemeyi kaygılı beklentisel kaçınma tepkisi olarak açıkladığı kuramla ilgili yapılan çalışmalarda yetişkin deneklerin kekelemelerinin %94'ünü öngördüğü gösterilmiştir. Bir çok kekemenin okuyacakları metin içinde hangi kelimelerde kekeleyeceklerini çoğunlukla bildikleri (beklenti), ayrıca okudukları metnin her tekrarında ayni sözcüklerde kekeledikleri gözlenmiştir. Diğer yandan, Johnson bir çok kekemenin bir metni tekrar okuyarak kekemelik sıklığını düşürdüklerini de gözlemiştir.    Çeşitli araştırmacıların, kekemeliği olan bireylerin kekeleyecekleri sözcükleri önceden büyük ölçüde belirleyebildiklerine ilişkin kanıtlarına dayanan Wischner, belirli sözcükler ya da dinleyicinin tipi gibi konuşma durumundaki belirli ipuçlarının endişe yarattığını belirtmiş; kekemeliğin bu ipuçlarından kaçınma davranışı olduğunu ileri sürmüştür. Wischner, kekemeliği öğrenme kuramı ile açıklamaktadır. Buna göre; kekemeliğin gelişiminde, genel konuşma durumu ya da özel sözcüklerle ilgili ipuçları, kekemeliği olan bireyde endişe yaratma özelliğini kazanmıştır. Konuşma esnasında kekemeliği olan bireyin endişesi artmaktadır. Kekeleme davranışıyla veya en sonunda sözcüğü söyleyebilme davranışıyla bu endişe azalmakta ve kekemelik davranışı pekiştirilmektedir.

Geribildirimde Bozulma Kuramı    
Gecikmiş İşitsel Geribildirim Etkisi ile Tedavi (Delayed Auditory Feedback- DAF); görüşü, kekeleyenlerin kendi seslerini nasıl duydukları ile ilgilidir. Bu değişik kuramın kaynağı gecikmiş işitsel geribildirim etkisi ve beyaz ses etkisi olarak iki yeni olgunun ortaya çıkarılması olmuştur. Beyaz gürültü birçok işitilebilen frekanstan oluşan bir sestir. Beyaz gürültü diğer sesleri duymayı zorlaştıran akan suların veya ağaçlardaki rüzgarların sesidir. Birçok kekeleyen okyanus dalgalarının veya hızla geçen trenin yanında akıcı konuşabilmektedirler. Yapay konuşma örüntüsü de davranışçı tedavi içinde değerlendirilen bir başka yöntemdir (İnceer ve Kocadere, 1999).
Pamir (1985), konuşmayı işitsel geribildirim ile denetleyen sistemin yeterince kullanılmamasının kekemeliğe yol açtığı görüşünün günümüzde de kimi araştırmacılar tarafından kabul gördüğünü belirtmiştir.


National Center for Stuttering ( NCS) Kekemelik Kuramı
 Amerika Birleşik Devletlerindeki Ulusal Kekemelik Merkezi, kekemeliğin, ses telleri üzerinde odaklasan gerilimden kaynaklandığına ilişkin görüşünü, yaptıkları klinik gözlemler ve araştırma bulguları doğrultusunda oluşturmuştur.Temel gerilim kaynakları ortaya çıktığında, ses tellerini kilitleme yatkınlığına sahip olan kekeme kişilerde hava akışı kapanarak, ses telleri titreşimi engellenmektedir. Böylelikle oluşan bloğu açma çabasının sonucu ise ses ve sözcük tekrarları ile kendini gösteren kekemeliktir. Ses telleri üzerindeki gerilim artıp konuşmak için gerekli ses telleri titreşimi engellendiğinde, sinir iletileri beyni uyarıp daha önce öğrenilen tepkinin verilmesini sağlar. Bloğu açma çabası keleme tekrar tekrar yaşandıkça pekişerek öğrenilmiş olur. Bu kurama göre kekemelik, ses tellerinden gelen sinir iletilerine karşı öğrenilmiş tepkiler bütünüdür. Yapılan çalışmalar sonucunda, kekeleme beklentisinin ve ses tellerindeki gerginliğin nefes kontrolünün kaybına yol açarak kekemeliğe neden olabileceği görülmüştür. Kekemelerin yalnızken akıcı konuşabilmeleri de, bu gerginlik kaynaklarının olmayışı ile açıklanmaktadır. Bu iki gerilim kaynağı akıcılığı bozarken; konuşma hızı, çevresel koşullar ve fizyolojik etkenlerin yarattığı gerginliğin bir çok kekemenin konuşmasında akıcılığı bozmadığı görülmüştür. Böylelikle, kekeleme beklentisi ve nefes kontrolü kaybı olmadığında, kişinin ses tellerindeki gerilimin belli bir eşiğin altında kaldığı ve bu eşik aşılmadıkça akıcılığın sağlanabildiği görülmüştür. Bu eşik aşıldığında ise kişinin ya kekelediği ya da kaçınma davranışları içine girdiği belirtilmektedir (Schwartz, 1976; Schwartz, 1990).    Schvvartz ve arkadaşları, konuşma öncesinde ses telleri üzerinde oluşan gerilimin beş kaynağı olabileceğini belirtmişlerdir.

Bunlar,
 1. Konuşma öncesi ses tellerinin üzerinde oluşan bir diğer gerilim kaynağı da konuşmaya başlama hızıdır.
Konuşmaya hızlı başlamanın kas liflerinin hareketini arttırarak gerilime neden olduğu anlaşılmıştır. 
2. Akıcı konuşan kişilerde de görüldüğü gibi, konuşmak için gerekli olan ve ses telleri üzerinde oluşan normal düzeydeki gerilimdir. 
3. Ayrıca beslenme yetersizlikleri, allerjiler, ilaçlar, alkol ve uyuşturucu kullanımı, hormonal dengesizlikler gibi fizyolojik sistemle ilgili durumlar da gerginliğe neden olabilirler.
 4. Konuşma öncesindeki gerilimin bir diğer nedeni de ses, sözcük ve durum korkularının yol açtığı kekeleme beklentisidir. Bu beklenti, konuşma korkusu ile birleşince ses telleri de dahil tüm vücuttaki kas gerginliği artmaktadır.
 5. Doğrudan konuşmayla ilgili olmayan gerginlik nedenlerinden biri de evdeki, işteki, okuldaki olaylar ile bağlantılı "normal" stres kaynaklarıdır.

Psikanalitik ve Bilişsel-Davranışçı Görüşler
Psikoanalitik kuramda, kekemeliğin bireyin psikolojik öyküsündeki çatışmalardan kaynaklandığı öne sürülmüştür. Ancak bu durumu destekleyecek deneysel çalışmalar yetersizdir ve kişilikle ilgili yapılan çalışmalarda duygusal rahatsızlıkların veya nevrozun, kekemeliğin nedenselliğiyle ilişkisi olmadığı bulunmuştur.    Freud (1960), psikodinamik faktörlerin konuşma patolojileri üzerindeki etkilerine dikkat çeken ilk araştırmacı olmuştur. Rousey ve Moriarty (1965), konuşma patolojileri ve psikolojik durum arasındaki ilişkiye vurgu yapmışlardır. Cantwell ve Baker (1991) çocuk ve yetişkin psikiyatrik problemi olan nüfus'da, konuşma bozulduklarının yüksek oranda olduğunu göstermişlerdir. Aynı şekilde Gravell ve France (1991) ve Prizant ve Meyer (1993) tarafından yapılan benzer hipotezli çalışmalarda da psikiyatrik problemi olanlarda konuşma bozukluklarının daha yüksek oranda olduğu bulunmuştur.     Bilişsel-davranışçı psikolojik modelde kekemelik, klasik ve edimsel koşullanma prensiplerine göre açıklanmıştır. Bu iki faktörlü teoride bireyin konuşma akıcılığındaki başarısız durumlar ile baş etme mekanizmasında; tekrarlar, ses uzatmaları ve ikincil davranışları kullandığı öne sürülmektedir. Öte yandan, semantojenik veya diagnostik kuram olarak adlandırılan teoride problemin ana kaynağı;   çocuğun konuşma   akıcılığındaki   normal   takılmaların ebeveynler tarafından kekemelik olarak etiketlendirilmesiyle ilişkilendirilmiştir (Kaplan ve Sadock, 2005).    Büchel ve Sommer (2004)  iki faktörlü teoriyi; ilk faktörün daha çok yapısal veya fonksiyonel santral sinir sistemi anormalliklerini kapsadığı ve ikinci faktörün de öğrenme mekanizmalarına bağlı pekiştirme mekanizmaları ile ilişkili olduğu şeklinde yorumlamışlardır.

Psikolog Asım Eren'in kitabından alınmıştır.
Kaynakça
AKGÜN, Ö. “Türkçe Konuşan 3-6 Yaş Grubundaki Kekemeliği Olan Ve Olmayan Çocukların Konuşma
Akıcısızlıklarının İncelenmesi” Dil ve Konuşma Terapistliği Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Eylül, 2005 A. AYTUNA, Hasip   MİLLÎ EĞİTİM BASIMEVİ.1.Baskı-İSTANBUL -1960.
BALTAŞ, Zühal, BALTAŞ, Acar, Stres ve Başaçıkma Yolları, İstanbul, Remzi Kitabevi, 1988.
Bugay, F., “Aile tutumlarının kekemelik problemi olan çocukların psiko-sosyal gelişimine etkisinin incelenmesi”, Hacettepe Üniversitesi Yayınlanmamış Bilim Uzmanlığı Tezi, Ankara, 1990.
CENKSEVEN, F., “Kekeme Ve Kekeme Olmayan Çocukların Anne-Çocuk İlişkisini Reddedici Algılama Düzeylerinin Öz-Kavramlarına Etkisinin Karşılaştırılması” Çukurova Üniversitesi,Sosyal Bilimler Enstitüsü,Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi,ADANA-2000 
DUMANOĞLU, A. “Kekemelerde Yaygın Kekemelik Tutumlarının Kaygı Ve Depresyon Düzeyleri Açısından İncelenmesi” .Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü . Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İzmir, 2006 
DSM-IV-TR., “Tanı Ölçütleri Basvuru Elkitabı”, Amerikan Psikoloji Birliği Hekimler Yayın Birligi, 2004.
Embiyaoglu, G., “Kekemeliğin psikolojik ve psikanalitik açıdan incelenmesi”, İstanbul Üniversitesi Cerrah Pasa Tıp Fakültesi Psikiyatri Kürsüsü, Doktora Tezi, İstanbul,1976.
Eryavuz, A., “Kekemelik tedavisinde Pasif Hava Akımı Tekniği’nin geçerlilik çalışması”, Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İzmir,1998.
Madanoğlu. G.K, “Kekeme Çocuklar  İçin  Bir Tarama Çalışması Ve Kekemelikle Baş Etme Konusunda Hazırlanmış Bir Programın Değerlendirilmesi”, Marmara Üniversitesi,Eğitim Bilimleri Enstitüsü,Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı, Doktora Tezi , İstanbul, 2005 
ŞENBAY, Nüzhet, “Alıştırmalı Diksiyon Sanatı”  Milli Eğitim Yayınları-İstanbul-1991 VURAL, Birol. “Doğru Ve Güzel Konuşma Sanatı” .Hayat Yayınları.6.Baskı.İstanbul-2007 Yıldırım,İbrahim-Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi.sayı:6.syf:175-189.1991

Bu konuyu yazdır

  kekemelikte en önemli etken aliskanlikmidir
Yazar: serdar - 20/01/2019, 03:06 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorum Yok

kekemeliğin doğuştan gelen bir bozukluk olmadığı daha sonra kişinin kekemeliğe olan hassasiyetiyle geliştiği ve yıllar geçtikçe daha kalıcı bir hal aldığı biliniyor buradan bana göre cikarilabilecek en önemli sonuç bu sorunun bir aliskanlik bir refleks haline dönüşmüş olması beyinde bu yillardir edindiği aliskanlik durumunu sorgulamadan otomotik olarak gerceklestiriyor ne kadar engel olmasına calissak da öyleki kişi konuşma öncesi kekeleyecegini veya zorlanacağını önceden kestirebiliyor ve haliyle net bir konuşma olmuyor bu konuşma da zorlanmalar olacağının kestirilmesi bana göre yillarin birikimiyle yaşanılan kaliplasmis düşünceler kişi kendince benimsediği rahat olduğu düşündüğü ortamlarda konuşması akışkan ve ne demek istediğini net ifade ediyor konuşma sirasinda beyin de hicbir mudahelede bulunmuyor çünkü bu şekilde alışmış refleks haline gelmiş konuşmanın zor geçeceğini düşündüğümüz zamanlar ise kapalı kutu bu zamanlar da edindiğim tecrübelere göre konudan çok uzaklaşmiş aşırı konsantrasyon kaybi yaşamak o anlarda ne söylediğinden daha çok ne kadar akışkan ve net konuştuğun oluyor konuşmayı çok aşırı mantıklı kelimeleri cok secerek konusmaktan ziyade iste bu gibi anlarımızı iyi tespit edip farkina vardıktan sonra bu durumlarda nasil rahat ve net bi şekilde kendimizi ifade ettiğimizi iyice kavramamiz gerekiyor yani isin özü bence kekemeliğe odaklanmayı birakip kafada canlandirarak konsantremizi bozmadan hareket ederek bunu aliskanlik haline getirdigimiz sürece kekemelik sorununda en iyi sonucları alabileceğimizi düşünüyorum

Bu konuyu yazdır

  Duyarsızlaştırma Deneyimimin İlk Günleri
Yazar: Ercan E - 19/01/2019, 22:46 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorum Yok

3 yıl önce günlüğüme yazıp buraya yazmayı unuttuğum yazım. 

Arkadaşlar Merhaba,

Bayramda İstanbul’da iken Tatil ve insanların dışarıda olmasını fırsat bilerek, çok yakın başka bir kekeme arkadaşım Onur u  “Hadi gel istanbulun en kalabalık yerlerinde voluntarily stuttering (Gönüllü kekemelik) yapalım diyerek buluşalım ve kekemelik tedavisindeki buzdağının altını eritici en keskin ilaç olacak egzersizleri yapalım dedik. Onur ile ilk olarak istanbul’da ilk açılan melodik konuşma merkezlerinde tanışmıştık. Sonra yıllarca kekemelik konusunda dert ortaklığımız devam etti. Başta duyarszılşatırmayı anlatayım diyecem ama onu başka bir makaleye bırakacağım. Şu an sadece yaşadığım şeyleri, insanların tepkisini ve bizim heleti ruhiyelerimizdeki fırtınalardan bahsetmek istiyorum. Kısa olarak duyarsızlaştırmadan bahsedecek olursam- Kekemelik aslında takılmamak, dışarıya karşı kekemeliğim görünüp utanmayayım, rezil olmayayayım baskısı ve yeni giridiğimiz bir ortama daha başta girerken “Burda kekelemem lazım deyip yaşadığın baskı ve kaygı sonucu düşünce dünyanda oluşturduğun sanal gerçekliğin reel gerçekliğe dönüşme halidir aslında. Gerçekleşen kehanet yani. Evrene yolladığın işaretlerin – secret misali -  sonucu evrenin o işareti reel hayata dökmesi hadisesidir bir nevi. Bunu yenebilmek için de kekelememek için uğraşmamayayım kekelemek için uğraşayım. Paradoks durumun düz mantıkla lehine çevirme hadisesi aslında. Neyse bu kadar kısa açıklamadan sonra yaşadıklarımı anlatayım.
Onur ile Kadıköy de buluştuk. Kadıköy iyi bir tercih olur, biraz daha anlayışla karşılanırız çok reddedilmeyiz. Yoksa Bağcılar gibi kekemesavarların Wink  olduğu bir ilçede başlasanız bu işe vay halinize  Smile O yüzden bir insanın kekeme olmasının kalıcı hale gelmesinde de kekemelik terapisiyle ilgili iyileştirmeye vesile olmasında da çevre ve aile gerçekten çok etkili. Bu konuyu da başka yazılarda ele almak lazım aslında. Neyse devam edelim. Kadıköy beşiktaş iskelesinin önünde, metro duraklarının orada buluştuk Onur la. Etrafta insan seli. Zaten bayram. Hava da güzel. Fırsat bu fırsat. Öncesinde telefonla müşteri hizmetlerini falan arayarak biraz ısınalım dedik ve başladık superonline müşteri hizmetlerini aramaya “İsteyerek kekeliyoruz. Özellikle kelime başlarında 2-3 defalık tekrarlar yapıyoruz. Bir erkek müşteri hizmetleri temsilci çıktı. Başladık kekelemeye. Zaten hemen anladı kekeme olduğumu. Ben kulaklıkla konuşuyorum. Kulaklığın bir tanesini de arkadaşıma vererek beni dinlemesini sağladım. Birbirimizi motive etme adına iyi olması için. Karşıdaki müşteri hizmetleri temsilcisini göz göze kontak halinde olmadığın için aslında daha iyi ve bilerek kekemelik yapabiliyorsun. Gereçekten çok anlayışla karşılayarak, 2 dk lık bir muhabbet 5-6 dk olmak zorunda kaldı  Big Grin Big Grin  Ama tabii konuşurken easy stuttering yani kolay kekemelik yapıyoruz. Struggle veya tension halinde olan kekemelik değil. Zaten amaç ta bu. Neyse 15 dk bu şekilde aramalar yaptıktan sonra hadi gel insanlarla göz teması yaparak kekeleyelim dedik ☺ Ama ikimizde de başta tedirginlik ve çekingenlik var. Çünkü gerçekten zor bir hadise. Challenge yani. Neyse, Nasıl giriş yapacağımız ile ilgili Onur ile anlaştık ve başta gel beraber gidelim, ısınma turları adına  Ve gözümüze birilerini kestirmeye çalışıyoruz. Sebep ne. Başta bizi kabul edip dinleyebilecek biri olsun diye. Baştaki başarısızlıklar motivasyonumuzu kırmasın diye yani. Geziniyoruz öyle. 10 dk 20 dk 30 dk. İkimiz dahi beraber gidemiyoruz. Neyse bankta oturan tek başına genç, sakallı bir arkadaşı gördüm. Gittim yanına Onur da yanımda, “ Me me merhaba, Be be ben kekemeyim” Tabi adam ilginç şekilde bakıyor. Belki hiçbir kekeme karşısına çakıp bu şekilde bir sunumla konuşmaya giriş yapmamıştır. Dikkatle beni dinliyor. Beni dikkatle dinlemesi bendeki motivasyonu daha da arttırdı. Devam ediyorum “ Kekemelikle alakalı olarak terapi alıyorum Terapimin bir parçası da dışarıda tanımadığım insanlara karşı birşeyler okumak, Size birkaç pasaj bir şey okuyabilir miyim  dedim “ “ Karşı tarafa başta beni dilenci bir şey istyecek zannetti Smile tabi çok normal, çünkü karşındaki insan kekeme ve dışarıda bazen özürlü damgası yiyen birisi. Ama aslı öyle değil. Bizler özürlü gibi davranmıyoruz orada. Sadece hece tekrarı yapıyoruz. Halkın biliçlenmesi adına da iyi bir askiyon olacaktı bu yapılan. Karşıdaki adam ne olduğunu anlamadan ürkek bir sesle “ Tabi” dedi. Aslında benim ürkmem lazım Big Grin . Ama tam tersi oldu. Neyse ben başladım elimdeki çıktıdan birşeyler okumaya. Okuduğunuz şey önemli değil. Zaten anlaşılmıyor Big Grin Önemli olan açıktan gönüllü olarak kekelemek, kekelemenin utanç verici bir durum olmadığını içselleştmek, karşı taraftan insani olarak bir farkın olmadığın zevkini tatmak ve karşı tarafa da bazı biliçlenme sinyalleri vermek. 2 dk ya yakın okuma yaptıktan sonra teşekkür ettik ve karşı tarafa söz verdik. “ Hocam bir şey yok bunda. Çok normal bir şey, bizden çok farkınız falan yok, gayet güzel bişey, umarım başarılı olursunuz dedi” ve ayrıldık. Sonrasında zabıta kulubesine gittik. 3 tane zabıta içerde otuyuror. Direk girdik, yine aynı giirş cümlesi ve gönüllü kekeleme hali. Adamlar çok babacan. Çok dikkatle bizi dinlediler. Konuşurken de kekeliyoruz. Bazen gerçek kekemelik geliyor. O zaman da kendimiz salıyoruz zaten. Neyse 2 -3 dk okuduk birşeyler. Adamlar “ Ya ilk defa böyle birşeyle karşılaşıyoruz. Çok hoşumuza gitti. Lütfen biraz daha okuyun Smile “ diye ısrar ettiler. Biraz daha orada durduktan sonra çıktık. 2 güzel başlangıç adımlarından sonra devam edelim dedik. Yine gözümüze birilerini kestiriyoruz. Onur arkadaşım işin ileri boyutu olarak ayakta duran genç bir kıza yapacam dedi ve beraber gittik yanına, girişi o yaptı. Giriş yine aynı. Kız başta ne oluyoruz der gibi öyle baktı, tabi buyrun okuyun dedi ve başladı dinlemeye. Gerçekten kekemelik terapisi yaptığımız konusunda güven verdikten sonra dikattle ve göz temasını hiç kesmeden dinledi. Ben kıza dikkat ettim, ara ara gülümsüyordu Smile Ama kesinlikle alaycı bir gülümseme değil. Hani derler ya kekemelik sempatiklik ti diye. Bence ondan.. Ama easy stuttering olan kekemelik çok sempatik geliyor dışarı. Neyse ona da te te te teşekkür ettikten sonra yolumuza devam ettik. Şimdi ilk refuse (reddedilme) geliyor. Parkın ortasında oturan 2 tane yaşı ileri bayanın yanına gittim. Klişe girişi yaptıktan sonra kadın direk doktora git biz doktormuyuz deyip daha tam sözümü dinlemeden lafımı kesti. Ben zaten karşısında kekeliyorum. Neyse bu ego ve yobaz örneği arka planda bırakıp yolumuza devam ettik. Sonra köşede oturan 1 i genç biri yaşı ileri amca. Amca içiyor. Genç de onunla sohbet ediyor. Neyse gittim. Koyu bir sohbet. Tabi kekeleyerek. Teşekkürlerle ayrıldıktan sonra, kavşağın ortasında oturan genç bir adamın yanına gittim. Adam biraz düşünceli olduğu belliydi. Yanında bira şişesi vardı. Ama seviyeli bir genç olduğu belliydi. Ayyaş değil yani. Klasik klişeden sonra, “Şu anda sadece dinlenmek istiyorum” deyip elimi sıktı ve kibarca söyledi. Biz de te te şekkrler deyip ayrıldık. Sonrasında vapurun karşısında bekleyen bankta oturan bir kızın yanına gittik. Ben annemi bekliyorum vapurda, şimdi gidecem deyip kibarca reddetti. Neyse problem değil deeyip devam ettik. Sonra ayrılıp daha fazla kişiyle tek başımıza konuşalım deyip devame ettik. Bu şekilde devam etti. Dikkat çeken örnekleri hatırlamaya çalışıyorum. Özellikle bayan arkadaşların birçoğu dikaktle bizi dinledi. Veya genç kalite görünen erkek arkadaşlar. Onur 3 tane bayanın olduğu bir banka gitti. Başladı kekelemeye. Ben uzaktan izliyorum. Gereçekten çok iyi bir karşılama ve duyarlı bir uğurlama. Sonrasında bu şeklde gün içinde en az 20  veya belki daha fazla kişiye gittik. Şimdi tüm örnekleri hatırlyamadaıüım için dikkat çekenleri anlatmaya çalıştım. Bir tane gencin yanına gittim. Adam da izbandud gibi. Karizma olduğu belli. Yuvarlak çerçeve gözlükler. Direk klişe girişten sonra adama baktım sürekli gözlerimin içine bakıyor. Ben de gözlerinin gözlerine bakıyorum ama gözünde gözlükleri olduğu için haliyle gözlüklerine bakıyorum. İşin ilginci gözlüklerinden kendimi görüyorum Wink Big Grin hem başkasının gözüyle hem de kendi gözümle kekemeliğimi görüyorum. Ooo süper bir şey oldu gerçekten. Neyse başka var mı diye düşünüyorum. Bir kızın yanına gittim. Cidden kekeledim, çıkmıyor yani. Bildiğiniz blok oluştu. Kız dedi ki, biz seni yormayalım. Yine bir reject yedikten sonra başka bir 2 kızın yanına gittik. İyi bir karşılama ve uzunca bir sohbet. Bizi bekliyorlar sanki 2 satır şey konuşmak için. Tabi bilerek kekeliyoruz. Sonra bitirmek için izin isterken ya isterseniz biraz daha okuyun. Bizim de şu akrabamızda kekemelik var, nasıl düzleri falan derken, gerçekten çok dolu ve faydalı bir sohbet oldu. Daha buna benzer birçok olay. Aklıma gelenleri yazdım.  Gün bu şekilde tatlı yorgunlukla biterken bizler metro yollarını gözlüyorduk. Tabi gönüllü kekemeliğe alışınca insan hızını alamıyor, metroda, bakkala giderken, yol sorarken de kekemeliğinden utanmadan, çatır çatır büyük biir hazla kekeleyebiliyor. Neyse günümüz böyle geçti. :Yarın da aynısını yapalım deyip Onur ile ayrıldık.  Sonuç olarak şunu söylemeliyim ki gittiğimiz kişilerdne belki yüzde 5 lik bir kısmı zamanımız yok ve daha az bir kısmı yanlış anlamayla red etmiştir. Ama yüzde 95 lik bir kısım gerçekten bizleri dinledi ve sabır gösterdiler.. Tabi nasıl kekelediğin de önemli

Bu konuyu yazdır

  kekemelik ve anlayış
Yazar: serdar - 18/01/2019, 17:56 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorumlar (1)

normalde akıcı bazi hallerde takilmalari olan kekemeler tetikte akicida diyebiliriz bu tür kekemelerin ortak noktasi sanırım acik acik kekeleyenlere göre ruhsal yönden daha sıkıntı çekmeleri bende bunlardan biriyim  bu tür kekemelerde dalgalanmalar cok oluyor gün icerisinde ortamdan ortama kekelemeseler bile gerginlik seviyesi sürekli degisiyor bu sekil yapmanin doğru olmadığını da cok iyi biliyoruz ama toplumda yer edinebilmek için en basiti bir cok sektör iş konusunda kekemelik sorunu olanlari işe almayip bir çok sektörde en arka plana atmıştır benim soruma gelecek olursak tüm bunlardan feragat edip gelişigüzel tetikte olmadan bir anlayışın cabasinami girmeliyiz yoksa hayatın gerçeklerini bilip ayni anlayışla devam mi etmeliyiz

Bu konuyu yazdır

  Osmanlı zamanında kekemelik
Yazar: Misafir34 - 18/01/2019, 10:14 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorumlar (3)

Osmanlı zamanında kekemelik için nasıl bir terapisi uyguluyorlar kekeme olanlar nasıl yaşıyordu

Bu konuyu yazdır

  Kekemelik ve Beş Boyut Terapisi Kitap Değerlendirmesi
Yazar: abdulhakimkh - 17/01/2019, 20:52 - Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar - Yorumlar (6)

Kekemelikle ilgili önemli bilgilerin olduğu Kekemelik ve Beş Boyut Terapisi kitabının herhangi bir konuda incelenmediğini fark ettiğimde bu kitapla ilgili bir başlık açmanın gerekliliğini hissetim.
Kitapta kekemeliğin 5 farklı sebepten kaynaklandığı ve bir yanlış konuşma alışkanlığı olduğu yazıyor. Bu sebepler nefesin yanlış kullanımı, duygular, düşünceler, düşünce hızı ve travmatik olaylardır.
Kitaba göre bloğun oluşma sebebi nefesin göğüsten alınıp ses tellerine fazla basınç uygulanmasıdır. Ve bunun için diyafram nefesi kullanılarak bloğun oluşmasının engelleneceği belirtilmektedir. Bence blokların sebebi göğüs nefesi olamaz çünkü eğer sebebi olsaydı her göğüs nefesiyle konuşan insanın kekeme olması gerekirdi. Ama çoğu kekemenin nefesini kesip durdurdukları doğrudur.
İkinci bir sebepse duygulardır. Kekemelerin çoğu konuştuklarında veya kekelediklerinde utanma, öfke, kızgınlık gibi duygular hissederler. Bu duygular kekemeliği artırır. Bununla ilgili çok güzel bir anım var. Ortaokulda bir derste hoca beni bir anda sözlüye kaldırdı. Konuşurken hiç sevmediğim kekemeliğim beklediğimden daha fazla oldu. O an yüzüm kızardı, utanıyordum, kalbim küt küt atıyordu, o an harf ve kelimeler ağzımdan bir türlü çıkmıyordu, kendimi o harfleri çıkartmak için kasıyor ve zorluyordum. Keşke yerin dibine girseydim de kekelemeseydim diye içimden konuşuyordum. Sınıftakilerin tuhaf tuhaf acınaklı bakışları vardı üzerimde. Ancak uzun bir zamandan sonra kitaptaki bazı teknikleri kullanarak ve o tip olaylarla yüzleşerek duygularımı boşalttım.
Bir diğer sebepse olumsuz düşüncelerdir. Kekemelerin çoğu konuşurken 'eyvah kekeleyeceğim' 'ya kekelersem' 'boş ver konuşma yine kekelersin' gibi düşüncelerle konuşurlar. Bu düşünceler her kekemeye konuşurken mutlaka eşlik eder. Bu düşünceler gerçekten de kekemeliği arttırır. Bence bu düşüncelere hiç sahip olmayan kekemenin kekeleme ihtimali çok düşüktür. Üç yıl önce otobüsle arkadaşlarımla birlikte sınıfça seyahat ediyorduk. O zamanlarda kekemeliğim fazlaydı, kekemeliğime karşı aşırı şekilde duyarlıydım. Hatta kimsenin kekemeliğimi öğrenmemesi için takılmadığım kelimelerle az konuşurdum. Otobüste gece uykuya daldım. Gözlerimi açtığımda arkadaşlarım gece uyurken çok konuştuğumu işin tuhafıysa konuşurken hiç kekelemediğimi söylediler. Uyurken bilincimiz kapalıdır, yani istemli davranışlar yapamayız. Galiba benim de uyurken bilincim kapalı olduğu için negatif düşünceler gelmiyordu bu yüzden de kekelememiştim. Olumsuz düşüncelerin kekemeliğe etkisi inkar edilemez. Kitapta bu düşünceleri ortadan kaldırmak için çeşitli teknikler mevcut. Bu olumsuz düşünceleri yok ettiğimi söyleyemem. Her zaman değil de hiç tanımadığım biriyle konuştuğumda kaygılar geliyor. Bu olumsuz düşünce ve duyguları aşmak için duyarsızlaştırma yapılmalıdır.
Düşünce hızı ve travmatik olaylar da kekemeliğin sebebi olarak geçiyor. Kekemelerin düşünce hızı ile konuşma hızlarının paralel olmadığı bu yüzden çok hızlı düşündükleri belirtiliyor. Bu hızı düşürmek için yavaş konuşma veya vurgulu konuşma tavsiye ediliyor. Geçmişte yaşanan olumsuz bir olayın stresli, üzüntülü bir travmaya sebep olup bilinçaltı bu travmayı kaydetmektedir. Örneğin kekeme biri sınıfta takılırsa bilinçaltı bunu kaydedip tekrar o anı yaşarsa aynı etkiyi oluşturur. Bu travmatik olaylara da hipnoz uygulanıyormuş.
Kitapta tekniklerin yanı sıra ağırlıklı olarak psikolojik çözümlemeler de yer almaktadır. Örneğin kekemeliği kabullenme, gizlememe; nasıl konuşmaya değil de ne konuşmaya odaklanma; başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğünü önemsememe gibi konularda harika yazılar bulunmaktadır. Yazar bu konuları güzel benzetme ve örneklerle pekiştirmiştir. Ayrıca kitap kekemeye yüksek bir özgüven sağlıyor. Bu kitabı okuduktan sonra bana özgüven geldi, kekemeliğimi kanıksamama yardımcı oldu. Özgüvenin gelişiyle okuduğum sınıfta Megan Washington gibi bir konuşma yaptım. Konuşmamdan sonra sınıftakiler beni alkışladılar, onlarda kekemelikle ilgili etki ve farkındalık yaratmıştım.
Gelecekte daha az kekelemek ümidiyle...
Kaynak:Kekemelik ve Beş Boyut Terapisi, Hayrettin Şahin, Alfa Psikoloji Yayınevi.

Bu konuyu yazdır

Tongue Kekemelik kalıcı mıdır
Yazar: Misafir34 - 17/01/2019, 12:55 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorumlar (3)

Kekemelik kalıcı olduğunu ispatlayan bilimsel araştırma var mıdır varsa adı kimler Hangi bilim adamları ne zaman nasıl nerede araştırma yapmıştır 
 Bilgisi olan yeşillendirsin 

Kekemeligi geçen insanların beyni incelendi mi
Olan fark duruyor mu değişiklik oldu mu 

Bu konuyu yazdır