Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 535
» Son Üye: İsmail hakkı
» Toplam Konular: 456
» Toplam Yorumlar: 1,529

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 10 kullanıcı aktif
» 1 Kayıtlı
» 9 Ziyaretçi
kyaman

Son Aktiviteler
Kekemelikle İlgili Kuraml...
Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar
Son Yorum: kyaman
32 dakika önce
» Yorumlar: 0
» Okunma: 14
kekemelikte en önemli etk...
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: serdar
Bugün, 03:06
» Yorumlar: 0
» Okunma: 23
Duyarsızlaştırma Deneyimi...
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: Ercan E
Dün, 22:46
» Yorumlar: 0
» Okunma: 101
Kekemeliğin akupuntur ile...
Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar
Son Yorum: PetraS
Dün, 22:05
» Yorumlar: 8
» Okunma: 338
Kekemelik kalıcı mıdır
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: PetraS
Dün, 22:00
» Yorumlar: 3
» Okunma: 158
kekemelik ve anlayış
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: PetraS
18/01/2019, 18:09
» Yorumlar: 1
» Okunma: 37
Osmanlı zamanında kekemel...
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: PetraS
18/01/2019, 14:58
» Yorumlar: 3
» Okunma: 113
Kekemelik ve Beş Boyut Te...
Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar
Son Yorum: PetraS
18/01/2019, 14:40
» Yorumlar: 4
» Okunma: 94
Duyarsızlaştırma Hangouts...
Forum: Kekemelikle ilgili hangoutlar
Son Yorum: Ülkü çetin
18/01/2019, 00:25
» Yorumlar: 1
» Okunma: 115
Kekemelik İçin Whatsapp G...
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: ayhannn
17/01/2019, 20:14
» Yorumlar: 18
» Okunma: 569

 
  Kekemelikle İlgili Kuramlar
Yazar: kyaman - 32 dakika önce - Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar - Yorum Yok

 Kekemelikle İlgili Kuramlar
Kekemeliği açıklayan çok sayıda yaklaşımın olması, konuyla ilgili çalışanları bir çok bulgu ve tedavi yöntemi ile karşı karşıya getirmektedir. Her tedavi yaklaşımı, bir kuramın üzerine yapılandırılmıştır. Örneğin, davranış değiştirme teknikleri ile tedavi yöntemi, kekemeliği "öğrenilmiş" bir davranış olarak ele almaktadır. İşitme testlerinden elde edilen sonuçlar, kekemeliğin işitsel geribildirim mekanizmalarındaki bozukluğa işaret ettiği şeklinde yorumlanırken, kalıtımın kekemelikteki etkisi ile ilgili çalışan araştırmacılar, kekemeliğin kalıtımsal bir bozukluk olduğunu ileri sürmektedirler. Bu yaklaşımlardan her biri kekemelik hakkındaki verilerin bir açıklamaya çalışır, ancak henüz kekemelik hakkında tüm araştırma verilerini bir arada açıklayabilen bütünleyici bir yaklaşım yoktur. Diğer yandan ilgili temel tartışma, daha çok kekemeliğin psikolojik kökenli mi,fizyolojik   kökenli mi olduğu ayrımında odaklaşmıştır .

Serebral Baskınlık Kuramı   

20. yüzyılın başlarında psikanalitik kuram doğrultusunda, kekemeliğin, "ruhsal" bir bozukluktan (nevroz) kaynaklandığı görüşünün taraftar kaybetmesiyle birlikte, bozukluğun nörolojik kökenli olduğu görüşü ortaya atılmış ve kısa bir süre için de olsa geniş ölçüde kabul görmüştür. Travis , kekemeliğe beynin bir yarısının diğer yarısı üstünde yeterli ölçüde baskınlığı olmamasının yol açtığını ileri sürmüştür.    Bu kurama göre kekemeliğin nedeni; ses, artikulasyon ve solunum sistemleri arasındaki kassal ve aerodinamik koordinasyon bozukluğudur. "Serebral Baskınlık" kuramına göre dilin sol ve sağ yarısı , çene ve diğer konuşma yapılan motor sinir itkilerini iki yarımküre yapısındaki ayrı kaynaklardan almaktadır.
Akıcı konuşma için bu iki itki akiminin uyumlu çalışması gerekmektedir. Bir yarımkürenin sinir itkilerini zamanlaması için daha baskın olması gerekmekte, yarımkürelerden birinin daha baskın olmadığı durumlarda ise yarımküreler birbirinden bağımsız hareket etmektedirler. Bu durumun sonucunda, konuşma kaslarının iki yarısı arasındaki hareketlerin uyumlu çalışamaması nedeniyle konuşma bozukluklarına yatkınlığın ortaya çıktığı vurgulanmaktadır.    Nöropatofizyolojik olarak sol temporal ve frontal bölgede kanlanmanın azaldığı (özellikle konuşmanın motor merkezinde) ve asimetrik kan akımı olduğuna dair araştırmalar vardır.

Serebral Baskınlık Kuramı, açıklamalarıyla bir süre ilgi uyandırmış ve alandaki çalışmalar kekemelerin hangi ellerini kullandıklarına dair yoğunlaşmıştır. Sonraki yıllarda laboratuar çalışmaları sonucunda, kekeme olan kişilerin akıcı konuşmalarında sinir iletilerinin dakik senkronizasyonu olduğu bulunmuş ancak Travis'in de öngördüğü gibi kekemelik sırasında sinir iletilerinin sol ve sağ çene kaslarına farklı zamanlarda ulaştığı görülmüştür. Bu bulgu ile desteklenir gibi görünen kuram, ileriki yıllarda kekeleme sırasındaki anormalliklerin kekemeliğin bir özelliği veya aşırı kas geriliminin ve kekeleme anındaki ani duygusal değişimin bir sonucu olabileceği görüşünün ortaya atılmasıyla geçerliliğini yitirmeye başlamıştır (Van Riper and Emeric, 1990). 


Nörobiyolojik Mekanizmalar
West (1958), kekemeliğin duygusal stres ile tetiklenebilen nöbetlerin eşlik ettiği, epilepsiyle ilişkili konvülsif bir bozukluk olduğunu düşünmüştür. West, kuramını kekemeliği olan kişilerde kekeleme anında gözlenen kan-seker dengesizliğiyle ilişkilendirmiştir. Bu kuram,kekemelikle ilişkili nöro-psikolojik, beyin dalgaları, kan kimyası, bazal metabolizma araştırmalarıyla ilişkilidir. Kekemeliğin nedenini, konuşma esnasında ortaya çıkan fizyolojik ve aerodinamik olaylarla açıklamaya çalışan araştırmacılar kekemeliğe, fonasyon, solunum ve artikülasyonla ilgili problemler olarak bakmışlardır. Schwartz, kekemeliğin ses tellerindeki aşırı gerilimden kaynaklandığını ileri sürmüştür. Schwartz’ a göre; çocuk gerilimini ses telleri üzerinde odaklaştırmak gibi bir eğilimle doğmuşsa, kaygı verici bir durumla karşılaştığında, konuşmak için ses tellerini bir araya getirdiğinde, fazla gerilim ses tellerinin aniden kapanmasına neden olur. Bu kapanmaya “laringospazm” denir. Kekemelik laringospazma verilen tepkidir.   Günümüzde akıcı konuşan bireylere kıyasla, kekemeliği olan bireylerin beyin aktivitelerinde ne gibi farklılıkların olabileceğini araştırmak üzere “positron emission tomography (PET)”, “functional magnetic resonance imaging (fMRI)” ve diğer beyin görüntüleme tekniklerinden yararlanılmaktadır. Yapılan araştırmalarda, kekeleme anında sağ hemisferde ortaya çıkan sıra dışı aktivasyonun terapiyle ya da akıcılığı arttıran stratejilerle azaldığı ve temporal lobda yetersiz aktivasyon olduğuna ilişkin genel bir uzlaşma olduğu görülmektedir. Ancak, bulgular arasında önemli farklılıklar da bulunmaktadır. Ingham, bu durumun, konuşmayla ilgili nörolojik süreçleri incelemede kullanılan farklı yöntemlerin, sonuçları önemli ölçüde etkilemesinden kaynaklandığını düşünmüştür (Ingham, 2003)

Kekemeliğe Tıbbi Yaklaşım
Kekemeliğe tıbbi bir bozukluğun neden olduğu görüşü 1930’lu yıllarda oldukça yaygınlaşmış ve kekemeliğin bedensel bir bozukluğun bir belirtisi olduğuna inanılmış ve bu nedenle kekemelerdeki solunum, kalp atış hızı, kan basıncı, beyin dalgaları, refleksler ve bazal metabolizma ile ilgili bir çok araştırma yapılmıştır. Ancak yapılan çok sayıdaki araştırmalardan elde edilen bulguların çelişkili olduğu görülmüştür (Kehoe, 1998).

Diagnozojenik-Semantojenik (Tanı Kökenli) Kuram
Wendell Johnson’nın “diagnozojenik-semantojenik” kuramı, 1940-1970 yılları arasında en yaygın olarak benimsenen kekemelik kuramıydı.
Diagnozojenik Kurama göre konuşmadaki takılmalar normaldir, ancak takılmalardan kaçınma sonucu oluşan blok ve zorlanma davranışları konuşma bozukluğunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır.  Johnson tüm çocuklar için oldukça yaygın ve normal tepkiler olarak kabul ettiği bütün  bu tekrarları ve uzatmaları, “akıcı konuşma hataları” kategorisinde toplamaktadır. Johnson'a göre zorluk, anne-babanın bu yaygın ve normal kabul edilen hatalara kaygı ve heyecanla tepki göstermesindedir. Böylece çocuk duygularını sözle ifade ederken korkmaya ve çekinmeye başlayabilmektedir Kekemeliğin, görülme sıklığında ve gelişiminde kültürden kültüre farklılık görülse de, evrensel bir bozukluk olduğu düşünülmektedir.   Johnson, kekemeliğin çocuğun ağzında değil ebeveynlerin kulağında başladığını vurgulamıştır.Johnson’a göre (1993) kekemelik, kekemenin kekelememeye çalışmak için yaptıklarıdır.
Diğer bir anlatımla, öğrendikleridir.
Van Riper (1992) da, kekemeliğin öğrenilmiş istemsiz tepkiler olduğu ve kekeleme korkusuna karşı geliştirilen bu tepkilerin durumu daha da kötüleştirdiği konusunda Johnson ile aynı görüşte olduğunu bildirmiştir.   Johnson (1956), gözlemleri sonucu çocuktaki normal takılmaları kekemelik olarak tanımlayan ailelerin iki grupta toplanabileceğini belirtmiştir. İlk gruptaki ebeveynlerin çocuklarının eğitimi konusunda mükemmeliyetçi ve aşırı endişeli olduklarını, çocuklarından kibar, düzenli, olgun davranma konusunda talepleri olduğunu ve bu tip ailelerin akıcılık standartlarının da yüksek olduğunu belirtmiştir. İkinci grup ebeveynin ise kendilerinde ya da ailelerinde kekemelik olduğu için, bozukluğun kalıtım yoluyla aktarıldığına inandıklarını ve bu nedenle çocuklarının konuşmasını dikkatle dinleyerek normal bir takılmaya bile aşırı tepki gösterdiklerini öne sürmüştür.
Dolayısıyla Johnson, kalıtımsal aktarımın değil, bu anlamda ailesel bir yatkınlığın olabileceğinden söz etmektedir.


Öğrenme Kuramları

Yaklaşma Kaçınma Çatışması
Sheehan (1958) kekemeliği, “konuşma isteği ile sessiz kalma isteği arasındaki yaklaşma-kaçınma çatışması” olarak açıklamaktadır. Sheehan, ebeveynlerin çocukların konuşmasındaki yetersizlikleri ayıplamalarının bu çatışmanın temelini oluşturduğunu bildirmiştir. Sheehan kuramını geliştirirken; Johnson’ın kekemeliğin öğrenilmiş bir kaçınma davranışı olduğu konusundaki görüşlerinden ve kekemeliğin konuşma isteği ile sessiz kalma isteği arasındaki çatışmadan kaynaklandığına ilişkin Fenichel’in görüşlerinden etkilenmiştir.  “Yaklaşma Kaçınma Çatışması Kuramı”na göre, kekemelik konuşmak ve konuşmamak arasındaki rakip ve çelişkili dürtülerden kaynaklanmakta ve bu eğilimler yaklaşık olarak eşit olduğunda kekemelik ortaya çıkmaktadır. Yaklaşma Kaçınma Çatışması Kuramı’na göre sözü edilen çelişkili dürtüler,çocuğun konuşmak istemesi fakat ne söyleyeceğini, nasıl söyleyeceğini bilememesi ya da yetişkinler gibi konuşmak isteyip henüz akıcı konuşma becerisine sahip olmaması gibi durumlardan kaynaklanabilmektedir.

Sheehan'a göre, kekeleyen bireyin konuşma isteği, sessiz kalmak isteğinden daha fazla olduğunda akıcı konuşabilmekte, sessiz kalma istekleri daha fazla olduğunda da sessiz kalabilmektedirler. Bunun yanında yaklaşma -kaçınma dürtüleri, yaklaşık olarak eşit olduğunda kekelemektedirler. Sheehan konuşmadan kaçınma dürtüsünün kaynaklanabileceği beş farklı düzey açıklamaktadır: 

1. Geçmişten gelen koşullanmalardan dolayı belirli sözcüklere karşı tepki,
 2. Tehdit edici konuşma durumlarına tepki, 
3. Konuşmanın duygusal içeriği ile ilgili kaygı ve suçluluk, 
4. Kekeleyenin, dinleyicilerle özellikle otorite figürleriyle ilişkilerinde kaygı duyması, 
5. Başarı ya da başarısızlık korkusu arasındaki rakip çabalardan kaçınmak için kullanılan ego savunması.  
 Bu açıklamalar, kekemeliğin temelinde hem konuşma kaygılarının öğrenilmesinin hem de kişilikteki bilinçaltı faktörlerin rol oynadığına işaret etmektedir.
Kekemeliğin konuşmayı bastırmak için bilinçaltında yatan bir arzunun temsili olduğu, blokların kişinin bilinçaltında yatan sessiz kalma arzusu ile bilinç düzeyinde yaşadığı konuşma zorunluluğu arasındaki çelişkinin bir sonucu olarak ortaya çıkabileceği düşünülmektedir (Bloodstein, 1995; Sheehan, 1954).


Iowa Okulu
IOWA Üniversitesi’nde başlayan yaklaşımın iki temel amacı var; kekemelerin utanç ve anksiyete duygularını azaltmak ve kekeleme yollarını değiştirmeyi öğretmek.
Eski yöntemlerin çoğu kekelemeyi yasaklayarak onu korkulacak ve kaçınılacak bir şey haline getiriyorlar.
Oysa IOWA Üniversitesi’ndeki bu bakış açısına göre, kekemeye kekeleyebileceğini ancak konuşmasını daha da bozacak kaçınma davranışları yani; korku , zorlama, gerilim olmadan kekeleyebilecekleri söylenmiştir. Bu teknik, “ kekelemek için konuşma biçimini değiştir” diyen görüşten farklı olarak “ kekeleme yolunu değiştir” fikrini savunur. İOWA tedavisinin iki temel amacı vardır; kekemelerin utanç ve anksiyete duygularını azaltmak ve kekeleme yollarını değiştirmeyi öğretmek.
Bu tedavi serebral baskınlık kuramının gölgesinde gelişmiştir. Beryngelson kekemelerin, konuşmalarına karşı nesnel bir tutum geliştirmelerini amaçlıyordu.
Nesnel tutum, kekeleyenlerin konuşmalarıyla ilgili dürüst ve açık bir biçimde diğerleriyle konuşmaları anlamına geliyor. Negatif egzersiz ile, genellikle istemsiz, kontrolsüz ve bilinç dışı olan kekemelik blokları için kontrol sağlama, farkında olma amacı güdülüyordu. Burada negatif egzersiz, istemli kekelemektir. Eski yöntemleri çoğu kekemeliği yasaklayarak onu korkulacak ve kaçınılacak bir şey haline getiriyorlar. Oysa İOWA tedavisinde kekemeye kekeleyebileceğini ancak konuşmasını daha da bozacak kaçınma davranışlarını yani; zorlama, gerilim olmadan kekeleyebilecekleri söylenmiştir. Temel amaç, konuşma korkusunun azaltılmasıdır. Hastalardan, kekelediklerini başka kişilere açıklamaları, korktukları sözcük ve durumların üstüne gitmeleri, bilerek kekelemeleri istenmiştir (İnceer ve Kocadere, 1999).    Van Riper, kekemeliği konuşma korkusundan kaynaklanan öğrenilmiş bir davranış olarak ele almış ve davranışçı teknikler ile değiştirilebileceğini ileri sürmüştür. Van Riper ve Emerick (1990), eski tedavi yöntemlerini, kekemeliği yasakladığı, konuşmayı korkulacak, kaçılacak bir şey haline getirdiği için eleştirmişler ve hızlı iyileşmenin  erken  rölapsa  neden olacağını  savunarak,  öncelikle  kekemelerin konuşma korkularını azaltılmasının gerekliliğini vurgulamışlardır.Konuşmayı korku, gerilim, zorlanma ve kaçınma davranışlarının bozduğunu savunmuşlardır..

Edimsel Koşullama  
  Edimsel Koşullama yaklaşımını savunanlar bazı tekrarlama ve uzatmaların tüm insanlarda (daha çok çocuklarda) gözlendiğinden ve iletişimsel stres anında meydana geldiğinden yola çıkarak kekemeliği tamamen pekiştireç ile açıklamaktadırlar. Bu yaklaşıma göre tekrarlamaların aileden arzu edilen ilgiyi çekmek ve dinleyicinin ilgisini kaybetmemek için kullanıldığı kabul edilmektedir. Böylece dinleyicinin verdiği tepkiler tekrarlamaları pekiştirmekte ve davranış daha sık görülmeye başlamaktadır (Leung, 1990).Edimsel koşullama, kekemelikte birbirine bağlı sonuçların etkisini göstermekle birlikte bir kekemelik kuramı olarak kabul edilmemektedir. Kekemeliğe uygulanması ise sadece, kekemeliğin edimsel süreçler ile şekillendirilebileceği yönünde olmaktadır. Edimsel tekniklerin kullanılmasıyla, akıcı konuşmanın gelişebileceği ve devam ettirilebileceği görüşü, akıcılık biçimlendirme terapilerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur (Perkins et al., 1991).

Klasik Koşullanma Kuramı    
Klasik koşullanma kuramına göre, kekeleyen birey, konuşmayı; anksiyete, korku ve stres gibi olumsuz duygu durumlarıyla birleştirmektedir. Konuşma zorluklarının anksiyeteyi arttırdığı, bu durumun sonucunda da konuşmada kesintilerin ortaya çıktığı belirtilmektedir. Olumsuz duygular klasik koşullanmakta böylece kaygı ve/veya korku akıcık hatalarında koşullu uyarıcı olmaktadır. Başka bir deyişle, öğrenilmiş kaygı ya da korkunun akıcılık hatalarında neden etkisini gösterdiği vurgulanmaktadır (Miller and Watson, 1992).

Beklentisel Kaçınma Tepkisi Kuramı    

Johnson'in "beklentisel zorlanma" olarak da adlandırdığı bu görüşe göre kekemelik çocuğun normal takılmalardan kaçınma çabasıdır. Bu görüşe göre kişinin "zor" olarak algıladığı kelimelerle karşılaşınca takılmamak için çabalaması kekemeliğin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu görüşe göre kekemelik, kişinin kendinde konuşma güçlüğü olduğu inancından kaynaklanmaktadır.
Johnson'in, kekelemeyi kaygılı beklentisel kaçınma tepkisi olarak açıkladığı kuramla ilgili yapılan çalışmalarda yetişkin deneklerin kekelemelerinin %94'ünü öngördüğü gösterilmiştir. Bir çok kekemenin okuyacakları metin içinde hangi kelimelerde kekeleyeceklerini çoğunlukla bildikleri (beklenti), ayrıca okudukları metnin her tekrarında ayni sözcüklerde kekeledikleri gözlenmiştir. Diğer yandan, Johnson bir çok kekemenin bir metni tekrar okuyarak kekemelik sıklığını düşürdüklerini de gözlemiştir.    Çeşitli araştırmacıların, kekemeliği olan bireylerin kekeleyecekleri sözcükleri önceden büyük ölçüde belirleyebildiklerine ilişkin kanıtlarına dayanan Wischner, belirli sözcükler ya da dinleyicinin tipi gibi konuşma durumundaki belirli ipuçlarının endişe yarattığını belirtmiş; kekemeliğin bu ipuçlarından kaçınma davranışı olduğunu ileri sürmüştür. Wischner, kekemeliği öğrenme kuramı ile açıklamaktadır. Buna göre; kekemeliğin gelişiminde, genel konuşma durumu ya da özel sözcüklerle ilgili ipuçları, kekemeliği olan bireyde endişe yaratma özelliğini kazanmıştır. Konuşma esnasında kekemeliği olan bireyin endişesi artmaktadır. Kekeleme davranışıyla veya en sonunda sözcüğü söyleyebilme davranışıyla bu endişe azalmakta ve kekemelik davranışı pekiştirilmektedir.

Geribildirimde Bozulma Kuramı    
Gecikmiş İşitsel Geribildirim Etkisi ile Tedavi (Delayed Auditory Feedback- DAF); görüşü, kekeleyenlerin kendi seslerini nasıl duydukları ile ilgilidir. Bu değişik kuramın kaynağı gecikmiş işitsel geribildirim etkisi ve beyaz ses etkisi olarak iki yeni olgunun ortaya çıkarılması olmuştur. Beyaz gürültü birçok işitilebilen frekanstan oluşan bir sestir. Beyaz gürültü diğer sesleri duymayı zorlaştıran akan suların veya ağaçlardaki rüzgarların sesidir. Birçok kekeleyen okyanus dalgalarının veya hızla geçen trenin yanında akıcı konuşabilmektedirler. Yapay konuşma örüntüsü de davranışçı tedavi içinde değerlendirilen bir başka yöntemdir (İnceer ve Kocadere, 1999).
Pamir (1985), konuşmayı işitsel geribildirim ile denetleyen sistemin yeterince kullanılmamasının kekemeliğe yol açtığı görüşünün günümüzde de kimi araştırmacılar tarafından kabul gördüğünü belirtmiştir.


National Center for Stuttering ( NCS) Kekemelik Kuramı
 Amerika Birleşik Devletlerindeki Ulusal Kekemelik Merkezi, kekemeliğin, ses telleri üzerinde odaklasan gerilimden kaynaklandığına ilişkin görüşünü, yaptıkları klinik gözlemler ve araştırma bulguları doğrultusunda oluşturmuştur.Temel gerilim kaynakları ortaya çıktığında, ses tellerini kilitleme yatkınlığına sahip olan kekeme kişilerde hava akışı kapanarak, ses telleri titreşimi engellenmektedir. Böylelikle oluşan bloğu açma çabasının sonucu ise ses ve sözcük tekrarları ile kendini gösteren kekemeliktir. Ses telleri üzerindeki gerilim artıp konuşmak için gerekli ses telleri titreşimi engellendiğinde, sinir iletileri beyni uyarıp daha önce öğrenilen tepkinin verilmesini sağlar. Bloğu açma çabası keleme tekrar tekrar yaşandıkça pekişerek öğrenilmiş olur. Bu kurama göre kekemelik, ses tellerinden gelen sinir iletilerine karşı öğrenilmiş tepkiler bütünüdür. Yapılan çalışmalar sonucunda, kekeleme beklentisinin ve ses tellerindeki gerginliğin nefes kontrolünün kaybına yol açarak kekemeliğe neden olabileceği görülmüştür. Kekemelerin yalnızken akıcı konuşabilmeleri de, bu gerginlik kaynaklarının olmayışı ile açıklanmaktadır. Bu iki gerilim kaynağı akıcılığı bozarken; konuşma hızı, çevresel koşullar ve fizyolojik etkenlerin yarattığı gerginliğin bir çok kekemenin konuşmasında akıcılığı bozmadığı görülmüştür. Böylelikle, kekeleme beklentisi ve nefes kontrolü kaybı olmadığında, kişinin ses tellerindeki gerilimin belli bir eşiğin altında kaldığı ve bu eşik aşılmadıkça akıcılığın sağlanabildiği görülmüştür. Bu eşik aşıldığında ise kişinin ya kekelediği ya da kaçınma davranışları içine girdiği belirtilmektedir (Schwartz, 1976; Schwartz, 1990).    Schvvartz ve arkadaşları, konuşma öncesinde ses telleri üzerinde oluşan gerilimin beş kaynağı olabileceğini belirtmişlerdir.

Bunlar,
 1. Konuşma öncesi ses tellerinin üzerinde oluşan bir diğer gerilim kaynağı da konuşmaya başlama hızıdır.
Konuşmaya hızlı başlamanın kas liflerinin hareketini arttırarak gerilime neden olduğu anlaşılmıştır. 
2. Akıcı konuşan kişilerde de görüldüğü gibi, konuşmak için gerekli olan ve ses telleri üzerinde oluşan normal düzeydeki gerilimdir. 
3. Ayrıca beslenme yetersizlikleri, allerjiler, ilaçlar, alkol ve uyuşturucu kullanımı, hormonal dengesizlikler gibi fizyolojik sistemle ilgili durumlar da gerginliğe neden olabilirler.
 4. Konuşma öncesindeki gerilimin bir diğer nedeni de ses, sözcük ve durum korkularının yol açtığı kekeleme beklentisidir. Bu beklenti, konuşma korkusu ile birleşince ses telleri de dahil tüm vücuttaki kas gerginliği artmaktadır.
 5. Doğrudan konuşmayla ilgili olmayan gerginlik nedenlerinden biri de evdeki, işteki, okuldaki olaylar ile bağlantılı "normal" stres kaynaklarıdır.

Psikanalitik ve Bilişsel-Davranışçı Görüşler
Psikoanalitik kuramda, kekemeliğin bireyin psikolojik öyküsündeki çatışmalardan kaynaklandığı öne sürülmüştür. Ancak bu durumu destekleyecek deneysel çalışmalar yetersizdir ve kişilikle ilgili yapılan çalışmalarda duygusal rahatsızlıkların veya nevrozun, kekemeliğin nedenselliğiyle ilişkisi olmadığı bulunmuştur.    Freud (1960), psikodinamik faktörlerin konuşma patolojileri üzerindeki etkilerine dikkat çeken ilk araştırmacı olmuştur. Rousey ve Moriarty (1965), konuşma patolojileri ve psikolojik durum arasındaki ilişkiye vurgu yapmışlardır. Cantwell ve Baker (1991) çocuk ve yetişkin psikiyatrik problemi olan nüfus'da, konuşma bozulduklarının yüksek oranda olduğunu göstermişlerdir. Aynı şekilde Gravell ve France (1991) ve Prizant ve Meyer (1993) tarafından yapılan benzer hipotezli çalışmalarda da psikiyatrik problemi olanlarda konuşma bozukluklarının daha yüksek oranda olduğu bulunmuştur.     Bilişsel-davranışçı psikolojik modelde kekemelik, klasik ve edimsel koşullanma prensiplerine göre açıklanmıştır. Bu iki faktörlü teoride bireyin konuşma akıcılığındaki başarısız durumlar ile baş etme mekanizmasında; tekrarlar, ses uzatmaları ve ikincil davranışları kullandığı öne sürülmektedir. Öte yandan, semantojenik veya diagnostik kuram olarak adlandırılan teoride problemin ana kaynağı;   çocuğun konuşma   akıcılığındaki   normal   takılmaların ebeveynler tarafından kekemelik olarak etiketlendirilmesiyle ilişkilendirilmiştir (Kaplan ve Sadock, 2005).    Büchel ve Sommer (2004)  iki faktörlü teoriyi; ilk faktörün daha çok yapısal veya fonksiyonel santral sinir sistemi anormalliklerini kapsadığı ve ikinci faktörün de öğrenme mekanizmalarına bağlı pekiştirme mekanizmaları ile ilişkili olduğu şeklinde yorumlamışlardır.

Psikolog Asım Eren'in kitabından alınmıştır.

Bu konuyu yazdır

  kekemelikte en önemli etken aliskanlikmidir
Yazar: serdar - Bugün, 03:06 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorum Yok

kekemeliğin doğuştan gelen bir bozukluk olmadığı daha sonra kişinin kekemeliğe olan hassasiyetiyle geliştiği ve yıllar geçtikçe daha kalıcı bir hal aldığı biliniyor buradan bana göre cikarilabilecek en önemli sonuç bu sorunun bir aliskanlik bir refleks haline dönüşmüş olması beyinde bu yillardir edindiği aliskanlik durumunu sorgulamadan otomotik olarak gerceklestiriyor ne kadar engel olmasına calissak da öyleki kişi konuşma öncesi kekeleyecegini veya zorlanacağını önceden kestirebiliyor ve haliyle net bir konuşma olmuyor bu konuşma da zorlanmalar olacağının kestirilmesi bana göre yillarin birikimiyle yaşanılan kaliplasmis düşünceler kişi kendince benimsediği rahat olduğu düşündüğü ortamlarda konuşması akışkan ve ne demek istediğini net ifade ediyor konuşma sirasinda beyin de hicbir mudahelede bulunmuyor çünkü bu şekilde alışmış refleks haline gelmiş konuşmanın zor geçeceğini düşündüğümüz zamanlar ise kapalı kutu bu zamanlar da edindiğim tecrübelere göre konudan çok uzaklaşmiş aşırı konsantrasyon kaybi yaşamak o anlarda ne söylediğinden daha çok ne kadar akışkan ve net konuştuğun oluyor konuşmayı çok aşırı mantıklı kelimeleri cok secerek konusmaktan ziyade iste bu gibi anlarımızı iyi tespit edip farkina vardıktan sonra bu durumlarda nasil rahat ve net bi şekilde kendimizi ifade ettiğimizi iyice kavramamiz gerekiyor yani isin özü bence kekemeliğe odaklanmayı birakip kafada canlandirarak konsantremizi bozmadan hareket ederek bunu aliskanlik haline getirdigimiz sürece kekemelik sorununda en iyi sonucları alabileceğimizi düşünüyorum

Bu konuyu yazdır

  Duyarsızlaştırma Deneyimimin İlk Günleri
Yazar: Ercan E - Dün, 22:46 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorum Yok

3 yıl önce günlüğüme yazıp buraya yazmayı unuttuğum yazım. 

Arkadaşlar Merhaba,

Bayramda İstanbul’da iken Tatil ve insanların dışarıda olmasını fırsat bilerek, çok yakın başka bir kekeme arkadaşım Onur u  “Hadi gel istanbulun en kalabalık yerlerinde voluntarily stuttering (Gönüllü kekemelik) yapalım diyerek buluşalım ve kekemelik tedavisindeki buzdağının altını eritici en keskin ilaç olacak egzersizleri yapalım dedik. Onur ile ilk olarak istanbul’da ilk açılan melodik konuşma merkezlerinde tanışmıştık. Sonra yıllarca kekemelik konusunda dert ortaklığımız devam etti. Başta duyarszılşatırmayı anlatayım diyecem ama onu başka bir makaleye bırakacağım. Şu an sadece yaşadığım şeyleri, insanların tepkisini ve bizim heleti ruhiyelerimizdeki fırtınalardan bahsetmek istiyorum. Kısa olarak duyarsızlaştırmadan bahsedecek olursam- Kekemelik aslında takılmamak, dışarıya karşı kekemeliğim görünüp utanmayayım, rezil olmayayayım baskısı ve yeni giridiğimiz bir ortama daha başta girerken “Burda kekelemem lazım deyip yaşadığın baskı ve kaygı sonucu düşünce dünyanda oluşturduğun sanal gerçekliğin reel gerçekliğe dönüşme halidir aslında. Gerçekleşen kehanet yani. Evrene yolladığın işaretlerin – secret misali -  sonucu evrenin o işareti reel hayata dökmesi hadisesidir bir nevi. Bunu yenebilmek için de kekelememek için uğraşmamayayım kekelemek için uğraşayım. Paradoks durumun düz mantıkla lehine çevirme hadisesi aslında. Neyse bu kadar kısa açıklamadan sonra yaşadıklarımı anlatayım.
Onur ile Kadıköy de buluştuk. Kadıköy iyi bir tercih olur, biraz daha anlayışla karşılanırız çok reddedilmeyiz. Yoksa Bağcılar gibi kekemesavarların Wink  olduğu bir ilçede başlasanız bu işe vay halinize  Smile O yüzden bir insanın kekeme olmasının kalıcı hale gelmesinde de kekemelik terapisiyle ilgili iyileştirmeye vesile olmasında da çevre ve aile gerçekten çok etkili. Bu konuyu da başka yazılarda ele almak lazım aslında. Neyse devam edelim. Kadıköy beşiktaş iskelesinin önünde, metro duraklarının orada buluştuk Onur la. Etrafta insan seli. Zaten bayram. Hava da güzel. Fırsat bu fırsat. Öncesinde telefonla müşteri hizmetlerini falan arayarak biraz ısınalım dedik ve başladık superonline müşteri hizmetlerini aramaya “İsteyerek kekeliyoruz. Özellikle kelime başlarında 2-3 defalık tekrarlar yapıyoruz. Bir erkek müşteri hizmetleri temsilci çıktı. Başladık kekelemeye. Zaten hemen anladı kekeme olduğumu. Ben kulaklıkla konuşuyorum. Kulaklığın bir tanesini de arkadaşıma vererek beni dinlemesini sağladım. Birbirimizi motive etme adına iyi olması için. Karşıdaki müşteri hizmetleri temsilcisini göz göze kontak halinde olmadığın için aslında daha iyi ve bilerek kekemelik yapabiliyorsun. Gereçekten çok anlayışla karşılayarak, 2 dk lık bir muhabbet 5-6 dk olmak zorunda kaldı  Big Grin Big Grin  Ama tabii konuşurken easy stuttering yani kolay kekemelik yapıyoruz. Struggle veya tension halinde olan kekemelik değil. Zaten amaç ta bu. Neyse 15 dk bu şekilde aramalar yaptıktan sonra hadi gel insanlarla göz teması yaparak kekeleyelim dedik ☺ Ama ikimizde de başta tedirginlik ve çekingenlik var. Çünkü gerçekten zor bir hadise. Challenge yani. Neyse, Nasıl giriş yapacağımız ile ilgili Onur ile anlaştık ve başta gel beraber gidelim, ısınma turları adına  Ve gözümüze birilerini kestirmeye çalışıyoruz. Sebep ne. Başta bizi kabul edip dinleyebilecek biri olsun diye. Baştaki başarısızlıklar motivasyonumuzu kırmasın diye yani. Geziniyoruz öyle. 10 dk 20 dk 30 dk. İkimiz dahi beraber gidemiyoruz. Neyse bankta oturan tek başına genç, sakallı bir arkadaşı gördüm. Gittim yanına Onur da yanımda, “ Me me merhaba, Be be ben kekemeyim” Tabi adam ilginç şekilde bakıyor. Belki hiçbir kekeme karşısına çakıp bu şekilde bir sunumla konuşmaya giriş yapmamıştır. Dikkatle beni dinliyor. Beni dikkatle dinlemesi bendeki motivasyonu daha da arttırdı. Devam ediyorum “ Kekemelikle alakalı olarak terapi alıyorum Terapimin bir parçası da dışarıda tanımadığım insanlara karşı birşeyler okumak, Size birkaç pasaj bir şey okuyabilir miyim  dedim “ “ Karşı tarafa başta beni dilenci bir şey istyecek zannetti Smile tabi çok normal, çünkü karşındaki insan kekeme ve dışarıda bazen özürlü damgası yiyen birisi. Ama aslı öyle değil. Bizler özürlü gibi davranmıyoruz orada. Sadece hece tekrarı yapıyoruz. Halkın biliçlenmesi adına da iyi bir askiyon olacaktı bu yapılan. Karşıdaki adam ne olduğunu anlamadan ürkek bir sesle “ Tabi” dedi. Aslında benim ürkmem lazım Big Grin . Ama tam tersi oldu. Neyse ben başladım elimdeki çıktıdan birşeyler okumaya. Okuduğunuz şey önemli değil. Zaten anlaşılmıyor Big Grin Önemli olan açıktan gönüllü olarak kekelemek, kekelemenin utanç verici bir durum olmadığını içselleştmek, karşı taraftan insani olarak bir farkın olmadığın zevkini tatmak ve karşı tarafa da bazı biliçlenme sinyalleri vermek. 2 dk ya yakın okuma yaptıktan sonra teşekkür ettik ve karşı tarafa söz verdik. “ Hocam bir şey yok bunda. Çok normal bir şey, bizden çok farkınız falan yok, gayet güzel bişey, umarım başarılı olursunuz dedi” ve ayrıldık. Sonrasında zabıta kulubesine gittik. 3 tane zabıta içerde otuyuror. Direk girdik, yine aynı giirş cümlesi ve gönüllü kekeleme hali. Adamlar çok babacan. Çok dikkatle bizi dinlediler. Konuşurken de kekeliyoruz. Bazen gerçek kekemelik geliyor. O zaman da kendimiz salıyoruz zaten. Neyse 2 -3 dk okuduk birşeyler. Adamlar “ Ya ilk defa böyle birşeyle karşılaşıyoruz. Çok hoşumuza gitti. Lütfen biraz daha okuyun Smile “ diye ısrar ettiler. Biraz daha orada durduktan sonra çıktık. 2 güzel başlangıç adımlarından sonra devam edelim dedik. Yine gözümüze birilerini kestiriyoruz. Onur arkadaşım işin ileri boyutu olarak ayakta duran genç bir kıza yapacam dedi ve beraber gittik yanına, girişi o yaptı. Giriş yine aynı. Kız başta ne oluyoruz der gibi öyle baktı, tabi buyrun okuyun dedi ve başladı dinlemeye. Gerçekten kekemelik terapisi yaptığımız konusunda güven verdikten sonra dikattle ve göz temasını hiç kesmeden dinledi. Ben kıza dikkat ettim, ara ara gülümsüyordu Smile Ama kesinlikle alaycı bir gülümseme değil. Hani derler ya kekemelik sempatiklik ti diye. Bence ondan.. Ama easy stuttering olan kekemelik çok sempatik geliyor dışarı. Neyse ona da te te te teşekkür ettikten sonra yolumuza devam ettik. Şimdi ilk refuse (reddedilme) geliyor. Parkın ortasında oturan 2 tane yaşı ileri bayanın yanına gittim. Klişe girişi yaptıktan sonra kadın direk doktora git biz doktormuyuz deyip daha tam sözümü dinlemeden lafımı kesti. Ben zaten karşısında kekeliyorum. Neyse bu ego ve yobaz örneği arka planda bırakıp yolumuza devam ettik. Sonra köşede oturan 1 i genç biri yaşı ileri amca. Amca içiyor. Genç de onunla sohbet ediyor. Neyse gittim. Koyu bir sohbet. Tabi kekeleyerek. Teşekkürlerle ayrıldıktan sonra, kavşağın ortasında oturan genç bir adamın yanına gittim. Adam biraz düşünceli olduğu belliydi. Yanında bira şişesi vardı. Ama seviyeli bir genç olduğu belliydi. Ayyaş değil yani. Klasik klişeden sonra, “Şu anda sadece dinlenmek istiyorum” deyip elimi sıktı ve kibarca söyledi. Biz de te te şekkrler deyip ayrıldık. Sonrasında vapurun karşısında bekleyen bankta oturan bir kızın yanına gittik. Ben annemi bekliyorum vapurda, şimdi gidecem deyip kibarca reddetti. Neyse problem değil deeyip devam ettik. Sonra ayrılıp daha fazla kişiyle tek başımıza konuşalım deyip devame ettik. Bu şekilde devam etti. Dikkat çeken örnekleri hatırlamaya çalışıyorum. Özellikle bayan arkadaşların birçoğu dikaktle bizi dinledi. Veya genç kalite görünen erkek arkadaşlar. Onur 3 tane bayanın olduğu bir banka gitti. Başladı kekelemeye. Ben uzaktan izliyorum. Gereçekten çok iyi bir karşılama ve duyarlı bir uğurlama. Sonrasında bu şeklde gün içinde en az 20  veya belki daha fazla kişiye gittik. Şimdi tüm örnekleri hatırlyamadaıüım için dikkat çekenleri anlatmaya çalıştım. Bir tane gencin yanına gittim. Adam da izbandud gibi. Karizma olduğu belli. Yuvarlak çerçeve gözlükler. Direk klişe girişten sonra adama baktım sürekli gözlerimin içine bakıyor. Ben de gözlerinin gözlerine bakıyorum ama gözünde gözlükleri olduğu için haliyle gözlüklerine bakıyorum. İşin ilginci gözlüklerinden kendimi görüyorum Wink Big Grin hem başkasının gözüyle hem de kendi gözümle kekemeliğimi görüyorum. Ooo süper bir şey oldu gerçekten. Neyse başka var mı diye düşünüyorum. Bir kızın yanına gittim. Cidden kekeledim, çıkmıyor yani. Bildiğiniz blok oluştu. Kız dedi ki, biz seni yormayalım. Yine bir reject yedikten sonra başka bir 2 kızın yanına gittik. İyi bir karşılama ve uzunca bir sohbet. Bizi bekliyorlar sanki 2 satır şey konuşmak için. Tabi bilerek kekeliyoruz. Sonra bitirmek için izin isterken ya isterseniz biraz daha okuyun. Bizim de şu akrabamızda kekemelik var, nasıl düzleri falan derken, gerçekten çok dolu ve faydalı bir sohbet oldu. Daha buna benzer birçok olay. Aklıma gelenleri yazdım.  Gün bu şekilde tatlı yorgunlukla biterken bizler metro yollarını gözlüyorduk. Tabi gönüllü kekemeliğe alışınca insan hızını alamıyor, metroda, bakkala giderken, yol sorarken de kekemeliğinden utanmadan, çatır çatır büyük biir hazla kekeleyebiliyor. Neyse günümüz böyle geçti. :Yarın da aynısını yapalım deyip Onur ile ayrıldık.  Sonuç olarak şunu söylemeliyim ki gittiğimiz kişilerdne belki yüzde 5 lik bir kısmı zamanımız yok ve daha az bir kısmı yanlış anlamayla red etmiştir. Ama yüzde 95 lik bir kısım gerçekten bizleri dinledi ve sabır gösterdiler.. Tabi nasıl kekelediğin de önemli

Bu konuyu yazdır

  kekemelik ve anlayış
Yazar: serdar - 18/01/2019, 17:56 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorumlar (1)

normalde akıcı bazi hallerde takilmalari olan kekemeler tetikte akicida diyebiliriz bu tür kekemelerin ortak noktasi sanırım acik acik kekeleyenlere göre ruhsal yönden daha sıkıntı çekmeleri bende bunlardan biriyim  bu tür kekemelerde dalgalanmalar cok oluyor gün icerisinde ortamdan ortama kekelemeseler bile gerginlik seviyesi sürekli degisiyor bu sekil yapmanin doğru olmadığını da cok iyi biliyoruz ama toplumda yer edinebilmek için en basiti bir cok sektör iş konusunda kekemelik sorunu olanlari işe almayip bir çok sektörde en arka plana atmıştır benim soruma gelecek olursak tüm bunlardan feragat edip gelişigüzel tetikte olmadan bir anlayışın cabasinami girmeliyiz yoksa hayatın gerçeklerini bilip ayni anlayışla devam mi etmeliyiz

Bu konuyu yazdır

  Osmanlı zamanında kekemelik
Yazar: Misafir34 - 18/01/2019, 10:14 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorumlar (3)

Osmanlı zamanında kekemelik için nasıl bir terapisi uyguluyorlar kekeme olanlar nasıl yaşıyordu

Bu konuyu yazdır

  Kekemelik ve Beş Boyut Terapisi Kitap Değerlendirmesi
Yazar: abdulhakimkh - 17/01/2019, 20:52 - Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar - Yorumlar (4)

Kekemelikle ilgili önemli bilgilerin olduğu Kekemelik ve Beş Boyut Terapisi kitabının herhangi bir konuda incelenmediğini fark ettiğimde bu kitapla ilgili bir başlık açmanın gerekliliğini hissetim.
Kitapta kekemeliğin 5 farklı sebepten kaynaklandığı ve bir yanlış konuşma alışkanlığı olduğu yazıyor. Bu sebepler nefesin yanlış kullanımı, duygular, düşünceler, düşünce hızı ve travmatik olaylardır.
Kitaba göre bloğun oluşma sebebi nefesin göğüsten alınıp ses tellerine fazla basınç uygulanmasıdır. Ve bunun için diyafram nefesi kullanılarak bloğun oluşmasının engelleneceği belirtilmektedir. Bence blokların sebebi göğüs nefesi olamaz çünkü eğer sebebi olsaydı her göğüs nefesiyle konuşan insanın kekeme olması gerekirdi. Ama çoğu kekemenin nefesini kesip durdurdukları doğrudur.
İkinci bir sebepse duygulardır. Kekemelerin çoğu konuştuklarında veya kekelediklerinde utanma, öfke, kızgınlık gibi duygular hissederler. Bu duygular kekemeliği artırır. Bununla ilgili çok güzel bir anım var. Ortaokulda bir derste hoca beni bir anda sözlüye kaldırdı. Konuşurken hiç sevmediğim kekemeliğim beklediğimden daha fazla oldu. O an yüzüm kızardı, utanıyordum, kalbim küt küt atıyordu, o an harf ve kelimeler ağzımdan bir türlü çıkmıyordu, kendimi o harfleri çıkartmak için kasıyor ve zorluyordum. Keşke yerin dibine girseydim de kekelemeseydim diye içimden konuşuyordum. Sınıftakilerin tuhaf tuhaf acınaklı bakışları vardı üzerimde. Ancak uzun bir zamandan sonra kitaptaki bazı teknikleri kullanarak ve o tip olaylarla yüzleşerek duygularımı boşalttım.
Bir diğer sebepse olumsuz düşüncelerdir. Kekemelerin çoğu konuşurken 'eyvah kekeleyeceğim' 'ya kekelersem' 'boş ver konuşma yine kekelersin' gibi düşüncelerle konuşurlar. Bu düşünceler her kekemeye konuşurken mutlaka eşlik eder. Bu düşünceler gerçekten de kekemeliği arttırır. Bence bu düşüncelere hiç sahip olmayan kekemenin kekeleme ihtimali çok düşüktür. Üç yıl önce otobüsle arkadaşlarımla birlikte sınıfça seyahat ediyorduk. O zamanlarda kekemeliğim fazlaydı, kekemeliğime karşı aşırı şekilde duyarlıydım. Hatta kimsenin kekemeliğimi öğrenmemesi için takılmadığım kelimelerle az konuşurdum. Otobüste gece uykuya daldım. Gözlerimi açtığımda arkadaşlarım gece uyurken çok konuştuğumu işin tuhafıysa konuşurken hiç kekelemediğimi söylediler. Uyurken bilincimiz kapalıdır, yani istemli davranışlar yapamayız. Galiba benim de uyurken bilincim kapalı olduğu için negatif düşünceler gelmiyordu bu yüzden de kekelememiştim. Olumsuz düşüncelerin kekemeliğe etkisi inkar edilemez. Kitapta bu düşünceleri ortadan kaldırmak için çeşitli teknikler mevcut. Bu olumsuz düşünceleri yok ettiğimi söyleyemem. Her zaman değil de hiç tanımadığım biriyle konuştuğumda kaygılar geliyor. Bu olumsuz düşünce ve duyguları aşmak için duyarsızlaştırma yapılmalıdır.
Düşünce hızı ve travmatik olaylar da kekemeliğin sebebi olarak geçiyor. Kekemelerin düşünce hızı ile konuşma hızlarının paralel olmadığı bu yüzden çok hızlı düşündükleri belirtiliyor. Bu hızı düşürmek için yavaş konuşma veya vurgulu konuşma tavsiye ediliyor. Geçmişte yaşanan olumsuz bir olayın stresli, üzüntülü bir travmaya sebep olup bilinçaltı bu travmayı kaydetmektedir. Örneğin kekeme biri sınıfta takılırsa bilinçaltı bunu kaydedip tekrar o anı yaşarsa aynı etkiyi oluşturur. Bu travmatik olaylara da hipnoz uygulanıyormuş.
Kitapta tekniklerin yanı sıra ağırlıklı olarak psikolojik çözümlemeler de yer almaktadır. Örneğin kekemeliği kabullenme, gizlememe; nasıl konuşmaya değil de ne konuşmaya odaklanma; başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğünü önemsememe gibi konularda harika yazılar bulunmaktadır. Yazar bu konuları güzel benzetme ve örneklerle pekiştirmiştir. Ayrıca kitap kekemeye yüksek bir özgüven sağlıyor. Bu kitabı okuduktan sonra bana özgüven geldi, kekemeliğimi kanıksamama yardımcı oldu. Özgüvenin gelişiyle okuduğum sınıfta Megan Washington gibi bir konuşma yaptım. Konuşmamdan sonra sınıftakiler beni alkışladılar, onlarda kekemelikle ilgili etki ve farkındalık yaratmıştım.
Gelecekte daha az kekelemek ümidiyle...
Kaynak:Kekemelik ve Beş Boyut Terapisi, Hayrettin Şahin, Alfa Psikoloji Yayınevi.

Bu konuyu yazdır

Tongue Kekemelik kalıcı mıdır
Yazar: Misafir34 - 17/01/2019, 12:55 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorumlar (3)

Kekemelik kalıcı olduğunu ispatlayan bilimsel araştırma var mıdır varsa adı kimler Hangi bilim adamları ne zaman nasıl nerede araştırma yapmıştır 
 Bilgisi olan yeşillendirsin 

Kekemeligi geçen insanların beyni incelendi mi
Olan fark duruyor mu değişiklik oldu mu 

Bu konuyu yazdır

  Kekemelik ve ciddiyetsizlik
Yazar: Misafir34 - 16/01/2019, 23:04 - Forum: Okul, iş hayatı ve kekemelik - Yorumlar (1)

Çalıştığım yerlerde kekeme olmanın en kötü özelliği iş arkadaşları tarafından iş konusunda kekemelik komedi olması unsuru arkadaşların biz kekeme olanlara karşı ciddi olmuyorlar özellikle de iş arkadaşları yönlendirme iş ddağıtım konusunda sözümüz geçmiyor 
Düşünsene iş yerine kızgınsın bağırıp çağırmak istiyorsun ama kekeledigin için adamlar komik bulduğu için gülüyorlar

Bu konuyu yazdır

  Terapi fayda sağlar mı
Yazar: mert - 14/01/2019, 23:59 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorumlar (3)

slm forumda yeniyim umarım dogru yere yazıyorumdur dil ve konuşma terapistine gidecem faydası olurmu düzelen varmı

Bu konuyu yazdır

  Kekemelik(2014)
Yazar: kyaman - 10/01/2019, 14:24 - Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar - Yorum Yok

KEKEMELİK (STUTTERING)
Kekemeliğin Tanımı
Kekemelik konuşma sırasında anormal yüksek tekrar oranı ve/veya duraklamalar arası anormal süre ile karakterizedir (Andrews ve Harris, 1964; Wingate, 1964; Yaruss, 1998). Prevelans çalışmaları kekemeliğin toplumunun %1-1,5’de görüldüğünü belirtmektedir. Kekemelik erkeklerde daha çok görülmektedir ve erkek kadın oranı 3/1’dir. Kekemelik 2-5 yaşlarında başlar ve aniden ağırlaşabilir (Yairi ve Ambrose, 1992). Bazı araştırmalar kekeleyen çocukların yaklaşık %80’ninin kendiliğinden ergenliğe varmadan iyileştiğini belirtmektedirler (Andrews ve Harris, 1964; Yairi ve Ambrose, 1999). Kendiliğinden iyileşme kademeli biçimde olmaktadır ve kekemeliğinden başlangıcından 1 yıl içerisinde başlayıp 3-4 yıl tamamlanması sürebilir (Yairi ve Ambrose, 1999). Çoğu klinisyen kekeleyenlerin tedaviyle veya tedavisiz %50-80’nin kendiliğinden iyileştiği kuralını kullanmaktadır (Guitar, 2006).

Kekemeliğin Nedeni
Genetik ve diğer organik nedenler olan öğrenme, çevresel ve linguistik özellikler dahil olmak üzere kekemelliğin nedeni olarak birçok teori mevcuttur. Teorilerden kimi serebral dominantlığı (Travis, 1931), motor konuşma zamanlamasında bozulmayı (Kent, 1984; Van Riper, 1982), iletişim sırasında hata yapmamak için ikilemi (Sheehan, 1958; Bloodstein, 1987) neden olarak görmektedir. Kolk ve ark. tarafından öne sürülen “covert repair” hipotezi kekeleyenlerin fonolojik planlamada hata yapmaya eğimli olduklarını ve buna bağlı olarak söylemeden önce bu hataları düzeltmeye çalışması konuşmada akıcılık bozukluk olarak yansıdığını savunmaktadır (Kolk, 1991; Kolk ve Postma, 1997). Ayrıca, birçok multifaktöryel teoriler kekemelik ve birçok çeşit iç/dış faktörlerinin etkişiminin olabileceğini belirtmektedir. Kapasite ve talep modeli kekemeliğin konuşmacının bir veya daha fazla alanından (linguistik, motor, bilişsel) kapasitenin üzerinde performans istenildiğinde ortaya çıktığını belirtmektedir (Starkweather, 1987). Üç faktörlü hipotez psikolinguistik, psikososyal ve fizyolojik faktörlerin kombinasyonunun kekemeliğe neden olduğunu belirtmektedir (Wall ve Myers,1995). Multifaktöryel dinamik model ise bu faktörler arası etkileşimin birçok linear olmayan etkileşim olduğunu ve kekemeliğin olduğu anın statik değilde dinamik olarak değerlendirilmesinin gerektiğini belirtmektedir (Smith, 1999; Smith ve Kelly, 1997). De Nill (1999), birbiri arasındaki etkileşimi bütün çevresi ve iç faktörlerin kekeleyen kişinin nörofizyolojik sistemi tarafından son olarak filtrelendiğini öne sürmektedir. Yeni araştırmada, kekemelikle korrele olan spesifik gen mutasyonları belirlenmiştir (Kang ve ark., 2010). Bu mutasyonlar belirli enzimlerin üretiminde yetersizliğine bağlı oluşan metabolik bozukluğa neden olmaktadır.

Kekemeliğin Oluşum Basamakları Hakkında Görüşler
1. Dört faz modele göre: Hafif epizodik akıcılık bozukluklarından korku ve kaçınma reaksiyonların eşlik ettiği ağır, kronik kekemelik (Bloodstein, 1960).
2. Üç aşama ilerlemeye göre: birincil, geçici, ikincil (Van Riper, 1982).
3. Kekemeliğin gelişimi çevresel taleplere göre iletişim performansını karşılama kapasitesine göre dalgalanma göstermektedir (Starkweather, 1987).
4. Kekemeliğin şiddeti başlangıcından 3-4 yıl sonrasına bile değişmeden kalabilir (Throneburg ve Yairi, 2001)

Kekemelik Davranışları
Temel Davranışlar
Temel davranışlar istemdışı oluşan davranışlardır
Sesleri, heceleri veya tüm kelimeyi tekrar etme (k-k-kalem, si-si-silgi, siz-siz-siz gidin).
Tek kelimenin uzatılması (kkkkkalem).
Konuşma sırasında nefes vermenin/ses çıkarmanın durması/blokları.
İkincil Davranışlar
İkincil davranışlar temel davranışlara tepki vermek için zamanla öğrenilmektedir ve kaçınma (avoidance) veya kaçış davranışları olarak kategorize edilmektedir.
-Kaçış davranışı: Kekemeliği kırmak için yapılır.Kafayı sallama, göz kırpma, ayağı yere vurma, çeneyi titretme. Kekemeliğin ileri seviyelerinde gözle görülür kas titremesi ve gerinlik mevcut olabilir.
-Kaçınma davranışı: Kekemelikten tamamen kaçınmak için yapılır. Daha az korkulan kelimelerin kullanılması (circumlocution), konuşmaya başlamadan önce “hmmm”, “umm” gibi aralıkların kullanılması, eşlik eden gerginlik ve ikilem olmadan konuşmaya arar verme.

Gelişimsel Akıcılık Bozuklukları
Çoğu normal gelişen çocuklarda 2-4 yaşlarında normal dil gelişimi sırasında bazı akıcılık bozukluğu davranışlar gözlemlenebilir (Gregory ve Hill, 1993; Pellowski ve Conture, 2002; Zebrowski, 1994).
İkilem (sessiz aralıklar)
Ses, hece veya kelimenin aralık olarak kullanılması. Ör: “Hmm. Ben yemek yedim”, “Sen, biliyormusun, oyuncağımı buldun mu?”.
Kelimelerin, ifadelerin veya cümlelerin tekrar gözden geçirilmesi/tekrarlanması. Ör: “Sen onu aç, hayır, kapat.”.
Normal ritim ve vurgu paterni.
Gerginlik ve titreme gözlemlenmemektedir.
*** Ancak normal akıcılık bozukluklarını aşağıda belirtilen kekemeliğin erken belirtilerinden ayrıt edilmesi çok önemlidir.
100 kelime içinde 3 veya daha fazla kelimeyi tekrar etme şeklinde akıcılık bozukluğu (özellikle hecelerin ayrıştırılması).
Konuşulan hecelerin %10’dan daha fazlasında akıcılık bozukluğu.
Uzatmaların, blokların, kısmi kelime tekrarlarının daha çok ağırlıkta olması (aralıkların ve tam kelime veya ifade tekrarı yerine).
İkincil davranışlar/artmış gerginliğin varlığı.
Tek seferde 2 saniyeyi geçen akıcılık bozukluğu süresi.
Tını ve gürlükte ani veya kontrolsüz değişiklikler.

Yairi ve Ambrosoe (1999), kekemeliğin normal akıcılık bozukluktan 3 esas özellikleriyle ayrıt edilebileceğini belirtmektedir.
1. Kısmi kelime tekrarı
2. Tek hece kelime tekrarı
3. Disritmik (bozuk ritimli) fonasyon (Ör: uzatma, bloklar, kırık kelimeler).
Bu şekilde kekemeliğin erken döneminde bile normal akıcılık bozukluktan ayrıt edilebilmketedir.

Kekemeliğin Tedavisi
Konuşma akıcılığı 4 esas bileşenden oluşmaktadır.
1. Hız
2. Süreklilik
3. Ritim
4. Çaba
Ağır derecede kekemeliği olan bireylerde spontanöz konuşma gerçekçi hedef olmayabilir. Bu kişilerde kontrollü akıcılık veya kabul edilebilir seviyede kekemelik esas hedef olabilir. Diğer dil ve konuşma bozukluklarının aksine kekemelik tekrar ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle, terapi programı bitse bile takipler çok önemlidir. Kekemeliğe ek olarak dil ve konuşma bozuklukları da eşlik edebilir ve bu durum sıklıkla okul öncesi ve okul çağındaki çocuklarda görülemektedir (Gregory, 2003).

Kekemelik Tedavisinin Etkinliği
- Okul öncesi çocuklar kekemeliğin erken aşamalrında başlanan uygulamadan yarar görmektedir.
- Okul öncesi çocuklarda en iyi dokumente edilen yaklaşım “response-contingent” uygulamasıdır.
- Yetişkinlerde uzatılmış konuşma, yumuşak başlangıç, kendini kontrol etme, model olma en iyi tedavi seçeneğidir (Bloodstein ve Ratner, 2008).

Aileler ve özellikle küçük yaştaki çocukların aileleri aşağıdakileri yapması konusunda teşvik edilmelidir.
- Çocuğunuz konuşmasından daha çok ne anlatmak istediğini dikkatlice dinleyiniz.
- Çocuğunuzun yerine konuşmayınız veya çocuğunuzun konuşmasını tamamlamayınız.
- Zaman baskısı gibi iletişim baskısından kaçınınız.
- Sözel performansı gerektiren ihtiyaçlardan kaçınınız. - Çocuğunuzun konuşmasının kesilmesini önleyiniz (sıra alarak konuşma).
- Uzun ve karmaşık cevapları gerektiren sorulardan kaçınınız ve daha çok 1-2 kelime ile cevap verilebilecek sorular sorunuz.
- Aşırı hızlı konuşmaktan kaçınınız. Çocuğunuzla yavaş hızda ve rahat konuşarak rol model olunuz. (Guitar ve Marchinkoski, 2001).
- Akıcılık bozukluklarını kekemelik diye etiketlemekten kaçınınız.
- Akıcılık bozukluklarında da, çocuğunuzla konuşma sırasında doğal göz kontağı kurunuz. 
- Çocuğunuzun yanlış çıkardığı sesleri düzeltmekten kaçınınız.

Uzman Odyolog & Fizyoterapist Muhammet ESEN - 2014
Kaynaklar için

Bu konuyu yazdır