Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 253
» Son Üye: pinar20084
» Toplam Konular: 251
» Toplam Yorumlar: 768

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 2 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 2 Ziyaretçi

Son Aktiviteler
Tüm Ergen ve Yetişkin Kek...
Forum: Kekemelik Forumu Hakkında Genel Hususlar
Son Yorum: PetraS
Dün, 13:45
» Yorumlar: 1
» Okunma: 237
Kekemelikte Pasif Hava Ak...
Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar
Son Yorum: PetraS
23/06/2017, 12:00
» Yorumlar: 2
» Okunma: 109
Duyarsızlaşma yaparken fa...
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: Mert Aksoy
21/06/2017, 17:22
» Yorumlar: 0
» Okunma: 101
Hollanda'dan Yeni Bir Umu...
Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar
Son Yorum: muhsin coşkun
20/06/2017, 18:04
» Yorumlar: 2
» Okunma: 372
Rapor almak gerçekten zar...
Forum: Çocuğum kekeliyor!
Son Yorum: kyaman
20/06/2017, 14:57
» Yorumlar: 6
» Okunma: 1,159
Tavsiyem - önemle duyurul...
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: muhsin coşkun
20/06/2017, 11:21
» Yorumlar: 2
» Okunma: 485
Kekemelik nedir?
Forum: Kekemelikle İlgili Faydalı Bilgiler
Son Yorum: muhsin coşkun
20/06/2017, 10:58
» Yorumlar: 6
» Okunma: 2,373
UMUT TACİRLERİ
Forum: Videolu Anlatımlar, Terapi Örnekleri vs.
Son Yorum: mucahit_karagulle
19/06/2017, 01:10
» Yorumlar: 0
» Okunma: 92
SANAL GERÇEKLİK GÖZLÜĞÜ
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: mucahit_karagulle
15/06/2017, 15:55
» Yorumlar: 0
» Okunma: 166
10 Haziran 2017 tarihli h...
Forum: Kekemelikle ilgili hangoutlar
Son Yorum: PetraS
14/06/2017, 14:11
» Yorumlar: 0
» Okunma: 90

 
  Tüm Ergen ve Yetişkin Kekemelere Duyurulur
Yazar: Mert Aksoy - 23/06/2017, 18:58 - Forum: Kekemelik Forumu Hakkında Genel Hususlar - Yorumlar (1)

Arkadaşlar merhaba son zamanlarda yeni bir tehlikenin ortaya çıktıgını fark ettim daha iyi kendimi ifade edebilmek için önce eskileri hatırlayalım çogunuz bilir ki kekemelik hakkında yanlış bilgiye sahip olan kekemelik merkezleri bizim hem umudumuzu hem paramızı gasp ediyorlardı bu kuruma gidenler gerçeklerin farkına vardılar ve tanıdıgı kekemelere gitme bu merkezlere dediler forum sitemizin kurulup kekemeler dogru bilgileri edinince umut ve para hırsızı kurumlar bunu fırsat bilip tüm dogru bilgileri forum sitemizden ögrendiler ve kekemelere kekemelik hakkında dogru bilgi verip ve var olan metotlarının üstüne bir kaç şey ekleyerek kendi metotlarını haklı çıkarmak için her türlü felsefi fikirleri üreterek kekemeleri ikan etmeye çalışmaya başladılar buradan işverenlere ve kendi işinde çalışan kişilere sesleniyorum siz metotlarınızı tümüyle vanriper yapmadıkça ve yüksek fiyatlardan vazgeçmedikçe sizlere tek bir kekeme kaptırmamak için canla başla ugraşacagız
eey sesimi duyan kekemeler gitmek istediğiniz bir yer varsa diplomalı dil ve konuşma terapistlerine gidin kekemelik merkezlerine değil forum sitemizi okuyun aklınıza takılanları facebook grubumuza sorun youtube daki kekemelikforum resmi sayfamızdaki ortalama 1-1.5 saatlik videolarımızı izleyin
kekemeliği dogru ögrenin 11 ilde düzenlenen özyardım buluşmlarına katılma imkanınız varsa katılın yoksa whatsap gruplarımıza katılın asla ama asla kekemelik merkezlerine gitmeyin ee biz şimdi ne yapacagız diyenler az önceki saydıgım bilgi edinme kaynakları(forum sitemiz vb) size yol gösterecektir eger kekemelik merkezleri az önceki saydıgım isteklerimizi yerine getirdiğini görürsek sizlere resmi sosyal medya adreslerimizden tek tek il il duyururuz bizim istemediğimiz şekilde hizmet veren kekemelik merkezlerine hukuki davalar açmaktan geri durmayacagız


yine son zamanlarda fark ettiğim ikinci şey ise işverenler ve ilgi alanı kekemelik olup kendi işinde çalışan kişiler facebook gruplarımızdaki üyelerimizi kandırmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar bu kişilerden de uzak durun

Bu konuyu yazdır

  Kekemelikte Pasif Hava Akımı
Yazar: kyaman - 23/06/2017, 00:25 - Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar - Yorumlar (2)

Pasif hava akımı tekniği ve uygulanışı hakkında başlangıç bilgisi. Dr.Schwartz , kekemelerin konuşmayı sağlayan kaslarının hareketinde bir eşiğin olduğunu ve bu eşik aşıldığında beynin bu kasları kontrol edemediğini ve blokların ortaya çıktığını belirtmiştir. Kekemelerin yapısal olarak larinksteki gerilime karşı düşük bir eşikleri olduğunu ve konuşma öncesi bu eşik aşılmadığında akıcı konuşabilmelerinin mümkün olduğunu savunmuştur. Terapisini de bu görüş doğrultusunda oluşturmuş ve bu yönüyle diğer terapilerden farklı bir çizgide, konuşmanın değiştirilmesi veya biçimlendirilmesini reddederek konuşma öncesi durum üzerine odaklaşmayı yeğlemiştir.
Schwartz'a göre kekemelik, larinksi de içine alan konuşma mekanizmasındaki kasların gerginliğinden, dolayısıyla bu sistemin gerginlik sonucu kitlenmesi ile oluşan bloktan kaynaklanmaktadır.
"Pasif Hava Akımı" adını verdiği teknikte, Schwartz, konuşma öncesinde ses tellerindeki gerginliğin azaltılmasını hedeflemektedir.

Oluşan gerilimin beş kaynağı olabileceğini belirtmişlerdir.
Bunlar,
1. Konuşma öncesi ses tellerinin üzerinde oluşan bir diğer gerilim kaynağı da konuşmaya başlama hızıdır. Konuşmaya hızlı başlamanın kas liflerinin hareketini arttırarak gerilime neden olduğu anlaşılmıştır.
2. Akıcı konuşan kişilerde de görüldüğü gibi, konuşma için gerekli olan ve ses telleri üzerinde oluşan normal düzeydeki gerilimdir.
3. Ayrıca beslenme yetersizlikleri, allerjiler, ilaçlar, alkol ve uyuşturucu kullanımı, hormonal dengesizlikler gibi fizyolojik sistemle ilgili durumlar da gerginliğe neden olabilirler.
4. Konuşma öncesindeki gerilimin bir diğer nedeni de ses, sözcük ve durum korkularının yol açtığı kekeleme beklentisidir. Bu beklenti, konuşma korkusu ile birleşince ses telleri de dahil tüm vücuttaki kas gerginliği artmaktadır.
5. Doğrudan konuşmayla ilgili olmayan gerginlik nedenlerinden biri de evdeki, işteki, okuldaki olaylar ile bağlantılı “normal” stres kaynaklarıdır.


Amerika birleşik devletlerindeki ulusal kekemelik merkezi, kekemeliğin, ses telleri üzerinde odaklaşan gerilimden kaynaklandığına ilişkin görüşünü, yaptıkları klinik gözlemler ve araştırma bulguları doğrultusunda oluşturmuştur. Temel gerilim kaynakları ortaya çıktığında, ses tellerini kilitleme yatkınlığına sahip olan kekeme kişilerde hava akışı kapanarak, ses telleri titreşimi engellenmektedir.
Böylelikle oluşan bloğu açma çabasının sonucu ise ses ve sözcük tekrarları ile kendini gösteren kekemeliktir.
Ses telleri üzerindeki gerilim artıp konuşma için gerekli ses telleri titreşimi engellendiğinde, sinir iletileri beyni uyarıp daha önce öğrenilen tepkinin verilmesini sağlar. Bloğu açma çabası kekeleme tekrar tekrar yaşandıkça pekişerek öğrenilmiş olur. Bu kurama göre kekemelik, ses tellerinden gelen sinir iletilerine karşı öğrenilmiş tepkiler bütünüdür. Yapılan çalışmalar sonucunda, kekeleme beklentisinin ve ses tellerindeki gerginliğin nefes kontrolünün kaybına yol açarak kekemeliğe neden olabileceği görülmüştür. Kekemelerin yalnızken akıcı konuşabilmeleri de, bu gerginlik kaynaklarının olmayışı ile açıklanmaktadır. Bu iki gerilim kaynağı akıcılığı bozarken; konuşma hızı, çevresel koşullar ve fizyolojik etkenlerin yarattığı gerginliğin bir çok kekemenin konuşmasında akıcılığı bozmadığı görülmüştür.

Yöntem:Cümleye başlarken yavaş başlama.Yavaşlamış İlk hece tekniği ile açıklanmaktadır.





Pasif hava akımı için bu eğitimciyi takip edebilirsiniz.Kendisi de önceden kekemeymiş.

Bu konuyu yazdır

  Duyarsızlaşma yaparken fark ettiklerim
Yazar: Mert Aksoy - 21/06/2017, 17:22 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorum Yok

Vaktim oldukça duyarsızlaşma bende yapıyorum sizlere neleri fark ettiğimi anlatayım

Öncelikle karşı tarafa ben kekemeyim demek karşı tarafın bize bakış açısını değiştiriyor ve onu sabırla dinlemeye itiyor bazen cümlelerimi tamamlasalarda ben tekrar o cümleyi söylemeye ugraşıyorum eger zamanım yoksa 
cümlelerimi tahmin etmelerine izin veriyorum
 
İkincisi : Ben kekemeyim diyorum ki bunu önceden diyemezdim ben kekemeyim sözcügüne bir ara kaçınma olarak kullandıgımı fark ettim örnegin telefon numaramı istiyorlar ben kekemeyim diyorum ve eger çok agır kekeleyeceğimi
hissedersem bir kagıt istiyorum ve yazıyorum numaramı sonradan fark ettim ki böyle yaparak agır bir şekilde kekelemekten kaçındıgımı fark ettim ve bu durumumu değiştirdim

Üçüncüsü :  Duyarsızlaşma yaptıgım kişilere ben kekemeyim dedikten sonra nasıl konuştuguma değilde ne cümle söyleyeceğime odaklanıyorlar bunu fark ettim ayrıca içsel duygu durumumun her hangi bir kelimede kekeleyeceğimi
hissedersem hemen başka bir konuya geçtiğimi fark ettim eger başka bir konuya geçemiyorsam o kelimeyi söylemeye çalıştıgımda aslında tahmin ettiğim kadar agır bir şekilde kekelemediğimin farkına vardım bu farkındalıga
beni iten kelime haznemin yetersizliği değil sözcük ögrenme derslerimde en uzak eş anlamlı kelimeleri ögrenme çabamdan dolayı bu farkındalıgı elde ettim eger söyleyemeceğimi hissedersem o kelimeyi en uzak 
eş anlamlısı ile değiştirirsem karşımdaki dinleyicinin bana uzak eş anlamlı kelimemin anlamını soracagı için haliyle kelime değiştirmiyorum eger imkanım varsa konu değiştiriyorum
 
Dördüncüsü : İnsanlar kekemelik hakkında yanlış bilgilere sahipler örnegin bana heyecanlanınca mı böyle oluyorsun diyenler oldu ben hayır bunun heyecanla bir alakası yok bu tamamen değişiyor dedim insanların bloklarımızı bilmediğini 
bizim içimizdeki ya agır kekelersem diye kaçınmalarımızı bilmediğini agzımızdan ne söylersek söyleyelim buna göre davrandıklarını ögrendim 

Beşincisi : Duyarsızlaşma yaptıgım kişilere ben kekemeyim diyince benimle alay etmedi yardımcı olmaya çalıştı

Altıncısı : Ağır bir şekilde kekelesem bile insanların bana olumsuz bir tepki vermediğini fark ettim 

Yedincisi : Ben kekemeyim sözünü eskiden olsa asla ama asla söyleyemezdim bunu başarmamın tek sebebi EMDR Tekniği dir ki bunu nasıl yaptıgımı forum sitemizde açıkladım EMDR Tekniğinin önemini daha da anlamış oldum 
EMDR Tekniği duyarsızlaşmaya yardımcı bir tekniktir eger gerçek kekemeliğinizle hemen yüzleşmek istemiyorsanız duyarsızlaşma ile ilgili korkularınız endişeleriniz falan varsa EMDR bunları gideriyor ve duyarsızlaşma sürecinde
kalıcı ve seri ilerlemenizi saglıyor ki bu tüm kekemelerin eski amaçlarındandır kısa süre de ve kalıcı iyileşmek EMDR Tekniği size bunu gerçekçi bir şekilde vaat ediyor unutmayın eger duyarsızlaşma yapmaz sadece EMDR Tekniğini
uygularsanız kısa sürede büyük sonuçlar elde edersiniz ama bu sonuçlar geçici olur eger hem duyarsızlaşma yapar hem de  EMDR Tekniğini uygularsanız kısa sürede elde ettiğiniz büyük sonuçlar kalıcı olur büyük sonuçlar derken
bireyin bir anda beklemediği bir olumlu sonuçla karşılaşınca hissettiği o şaşırma duygusunu ifade ediyorum herkese göre büyük sonuçlar değişir önemli olan büyük sonuçlar elde etmek değil kalıcılıktır yoksa büyük sonuçların yada
ilerlemelerin hiç bir anlamı yok 

Sekizincisi : Duyarsızlaşma yaptıgım kişilerden sonra özgüvenimin arttıgını hissettim daha çok kişiye kekeleme isteğim arttı böylece duyarsızlaşmaya baglı ve sever bir kişi oldum 

Dokuzuncusu : Duyarsızlaşmadan sonra artık kekemeliğimden dolayı üzülmediğimi utanmadıgımı fark ettim kişi eger kalıcı bir çözüm bulamazsa üzülüyor ve var olan sorununu kabul etmiyor sürekli gizliyor eger 
kalıcı bir çözüm bulduguna ikna olursa üzüntüleri bir saniye de tümüyle yok oluyor artık üzülmüyor çıkış belli çünkü ve sorununu kabul ediyor ve seviyor reddetmiyor 

Onuncusu : Ben Ankara da ki toplu buluşmalara katılamadım ama tanıdığım bir kaç kekeme ile bir araya geldim hiç kekemeliği konuşmadıgım kekeme arkadaşlarımla kekemeliği konuştum karşınızda sizin sorununuzun aynısını yaşıyor
birilerini görmek size yalnız olmadıgınızı hissettiriyor bu duygu olumlu bir duygu lütfen Özyardım buluşmalarına katılın bunu şiddetle vurguluyorum katılın

Alıntı:EMDR Tekniği konusunu biraz daha açmam gerektiğini düşündüm yanlış anlaşılmamak için arkadaşlar ben EMDR Tekniğini olumsuz kekemelik anılarım üzerinde denedim ve bu anılarımı pozitife çevirdim
ben bunu yaparak kendimi kandırmış olmadım inanın ki olumsu
z anılara sahip olmak hayatınızı cehennem etmekten başka bir işe yaramadıgıdır pozitife çevirince anılarımı duyarsızlaşma ile ilgili korkularımın endişelerimin
yok oldugunu fark ettim ve duyarsızlaşma yapmaya başlamamın kolaylaştıgını fark ettim ve artık her kekelediğimde üzülmediğimi utanmadıgımı olumsuz tepkilere bile maruz kalsam kafaya takmadıgımı fark ettim 
ben eski alışkanlıgım olan her şeyin olumsuz yönlerini gören gözlerimi değiştirdim pozitif düşünmeye başladım pozitif düşünmenin bir den çok avantajları kişisel gelişimcilerin dillerinde dolaşır durur
duyarsızlaşma sürecine başlayan her kişinin uzun vadede elde ettiği olumlu sonuçların yarısına yakınını kısa sürede EMDR Tekniği  vasıtası ile kalıcı sonuçlar elde ettim altını tekrar çiziyorum yarısına yakın olumlu sonuçları bu teknikle kısa sürede elde ettim ki çogu kişinin istediği şeydir kalıcı ve biraz hızlı yol katetmek arkadaşlar ben haala EMDR Tekniğini  tam manaasıyla korkularıma ve kaçınma davranışlarıma uygulayamadım çünkü eskiden zaman sıkıntısı çektim artık zamanım bol ama sizlere sonuçları kısa sürede yazamayacagım biraz zaman geçmesi gerekiyor ki anlayayım elde ettiğim olumlu sonuçlar kalıcı mı geçiçi mi bunu ayırt etmeliyim eger bunu da başarırsam duyarsızlaşma sürecinde kalıcı ve kısa sürede büyük ilerlemeler kat edeceğimi düşünüyorum sizlere dediğim gibi bu teknik duyarsızlaşmaya yardımcıdır sakın bunu ayırmayın(sadece EMDR Tekniğini yapmayın duyarsızlaşma(Duyarsızlaşma + Özyardım buluşmalarına katılmak) ve EMDR şart)


Alıntı:Benim duyarsızlaşmadaki amacım hız katetmek değil zaten EMDR tekniğiyle tanışmam bir şans eseridir EMDR tekniğinin duyarsızlaşmaya yardımcı olması için kullanılırsa bunun duyarsızlaşma da kalıcı ve hızlı ilerlemeler katettiğini gördüm ben hız takıntısı biri değilim

Bu konuyu yazdır

  UMUT TACİRLERİ
Yazar: mucahit_karagulle - 19/06/2017, 01:10 - Forum: Videolu Anlatımlar, Terapi Örnekleri vs. - Yorum Yok



Bu konuyu yazdır

  SANAL GERÇEKLİK GÖZLÜĞÜ
Yazar: mucahit_karagulle - 15/06/2017, 15:55 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorum Yok



Bu konuyu yazdır

  10 Haziran 2017 tarihli hangout
Yazar: PetraS - 14/06/2017, 14:11 - Forum: Kekemelikle ilgili hangoutlar - Yorum Yok

Merhaba,
10 Haziran 2017 tarihinde yaptığımız hangouts canlı yayının linki aşağıdaki gibidir:
https://www.youtube.com/watch?v=i2yg3npG7lA
İyi izlemeler!
Petra

Bu konuyu yazdır

  Tavsiyem - önemle duyurulur!
Yazar: yldrm - 12/06/2017, 11:23 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorumlar (2)

Bir kişinin, kekemeliği yenerek akıcı konuşabilmesi mümkündür. Kişiye uygun ve bilimsel teknikler ile çalışıldığında, bu yolda inanç ve kararlılıkla yüründüğünde kekemelik bitmeyecek bir sorun değildir. Burda, "bilimsel teknikler" kelimelerini tekrar tekrar vurgulamak istiyorum. Alanında uzman, eğitimli bir hekim, psikolog ya da psikolojik danışmanın uygulamadığı yöntemler bilimsel olarak kabul edilmemektedir. Çünkü "konuşma terapisi" adı altında yapılan çalışmalar maalesef kekemeliği ortadan kaldırabilmek için tek başına yetmemektedir. Kekemelik sorunu yaşayan kişi yetişkin de olsa çocuk da olsa ancak ve ancak psikolojik danışmanlık desteği ile (oyun terapisi, aile danışmanlığı, bilişsel davranışçı terapi, sanat terapisi...vb) bu sorunu yenebilmektedir.

Peki kekemelik kaç günde biter? Tamamen geçer mi? Son zamanlarda sıkça gördüğümüz “14 günde kekemeliğe son”, “1 haftada kekemeliğe son” gibi vaatler ne kadar gerçekçi? Bu kadar kısa bir zaman içinde kekemeliğin bitmesi mümkün müdür? Bir kişide aylardır, yıllardır devam etmekte olan bu "yanlış konuşma alışkanlığı" olarak tanımladığımız durum birkaç gün içinde mucizevi şekilde ortadan kaybolabilir mi?
Hayır, hangi teknikler kullanılarak çalışılırsa çalışılsın kekemeliğin bu kadar kısa sürelerde tamamen çözümlenmesi mümkün değildir. Hele hele; sus programları, kulağa pamuk tıkama, saatlerce bilgisayarla çalışma, bazı yiyecek ve içeceklerin tüketimini sınırlama gibi yöntemlerle kekemeliğin bitmesi kesinlikle mümkün değildir. Herkesin kendi başarı öyküsünü yazması için kendisine özel bir zamana ihtiyacı vardır. Bu bazılarında 2-3 ay olurken, bazı kişilerde daha da uzun sürebilmektedir. Kişilerin, başardıkları andan itibaren yine de temkinli olup belirlenen süre içindeki kontrollerini aksatmamaları gerekir.

Kekemelik yaşantısında nefes kullanımının önemi çok büyüktür. Ama kekelemeye neden olan şey yalnızca nefesi kontrol edememe değildir. Kişinin, duygularını kontrol edememesi, anlık bir kopuş, o anda yaşanılan duygularda verilecek olan tepkiyi konuşma ile ilişkilendirmek takılmaların diğer nedenlerindendir. Konuşma terapisi çalışmaları oldukça faydalıdır fakat kişi çok heyecanlandığında ya da öfkelendiğinde öğrendiği yöntemleri uygulayamayabilir. Bu nedenle, yalnızca konuşma terapisi çalışmak kekemeliği çözümleyemez. Kişinin “takılacağım, çıkmayacak, ya takılırsam?” gibi düşünce ve kaygılarının da çalışılması ve çözümlenmesi gerekir. Bunun için de kekemelik çalışmaları deneyimi olan, eğitimli, uzman bir psikoloğun desteği gerekir. Psikolojik danışmanlık çalışmaları yapılmadan yalnızca “konuşma terapisi” ile kekemeliğin tamamen ortadan kalkması mümkün değildir.

- Lütfen siz de bir uzmandan danışmanlık almadan önce diplomasını ve eğitim bilgilerini sorunuz.4 yıllık Psikoloji lisans eğitimi almamış olan kişiler "Psikolog" değillerdir, aldanmayınız. Herhangi bir alanda doktora yapmış olan kişiler "doktor" ünvanını öne çıkararak kendilerini bir hekim gibi, tıp doktoru gibi tanıtabilirler, bu sizi yanıltmasın. Destek alacağınız kişinin mutlaka "Lisans" eğitimini biliniz.
- Size “yüzde yüz sonuç” vaat eden ya da kısa sürelerde biteceğine dair garanti veren yerlere ve bilimsel olmayan yöntemlere güvenmeyiniz. Uygun çalışmalarla kekemeliğin tamamen ortadan kaldırılması mümkündür. Ama kimin ne kadar sürede bunu başarabileceğini önceden söylemek mümkün değildir. Hele de sizi sorunu yaşayan kişiyi daha görmeden, ya da tanımamışken böyle bir vaatte bulunulması hem doğru değildir hem de etik değildir.
- Yeterliliği ve uzmanlığı olmayan birine kendinizi ya da yakınınızı emanet etmeyin!
- Ve ne olursa olsun asla vazgeçmeyin. Her başarısız deneme, başarıya giden yolda bir basamaktır.
Uzm.Psikolog:Hayriye Özcan

Bu konuyu yazdır

  Neden belli ortamlarda kekelemeyiz...
Yazar: PetraS - 05/06/2017, 12:34 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorumlar (2)

Merhaba arkadaşlar,

yine güzel bir soru geldi hatta çok güzel olduğunu düşündüğüm için onu sizinle paylaşmayı uygun buldum.

Alıntı:Petra hanım biraz önce gezinirken şu yorumunuza denk geldim ''İşte buna ben katılmıyorum. Çünkü tamamen duyarsızlaşmış biri olarak bakanlıklara hatta geçenlerde Alman TVsinde Cumhurbaşkanı'nızın konuşmasını simültane çevirdim. Sorun yok. Ama takılacağım heceleri ve kelimeleri her normal sohbette hissederim''
Arkadaş şöyle devam etti:
Alıntı:acaba işinizi çok iyi yaptığınızı düşündüğünüz ve konsantre olduğunuz için mi kekelemiyorsunuz o an?
ama sohbet ortamında konuya tam hakim olamayabiliyor insan ve ya ortamda rahatsız olduğu etkenler ve ya kişiler olabiliyor?
bu da bedeni düşünceyi bilinçaltı düzeyde sıkıp kekeleteyor olabilir mi? Çok özgüvenli, rahat ve mutlu olduğu ortamda, kendini çok iyi ifade etmesi gerekemeyen konularda sanki yalnız başınaymış gibi bir rahatlıkta hissedebilse yine kekelemeyebilir...
tabi bunu sizin kadar akıcı konuşabilen bir kekeme için düşünüyorum
çok ağır bir kekemenin vücut tepkileri kasları ve algıları da bozulabiliyor korku ve kaygıdan
özetle siz sohbet ortamında çeviri yaptığınız kadar rahat ve özgüvenli değilsiniz belkide.. uzun oldu biraz ama umarım anlatabilmişimdir düşüncemi saygılar
Buna en kısa zamanda uygun bir cevap vereceğim çünkü ben de bu konuları çok düşünüyorum.
Soru için teşekkürler.
Petra

Bu konuyu yazdır

  kekemelik ve gen ilişkisi
Yazar: kekeme mühendis - 04/06/2017, 15:19 - Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar - Yorum Yok

Yıllardır duygusal sorunlara, baskıcı ebeveyn, sert öğretmen tutumlarına bağlanan insanlarda kekelemeyle ilgili ilk kez bilim adamları gen bağlantısı ortaya koydu.
{loadposition header}

Bilim adamları, bazı kekeleme vakalarını açıklayabilecek genler tespit ettiklerini bildirdi.
Tıp dergisi New England Journal of Medicine’ın dünkü sayısında yayımlanan araştırmada, bazı kişilerde konuşma sorunlarına neden olduğu görülen üç gende mutasyon tespit edildiği kaydedildi.

Bazı ailelerde kekeleme vakalarının görülmesiyle daha önce de bazı araştırmalarda gen bağlantısı gündeme getirilirken, ilk kez araştırmacılar sorunun nedeni olarak belirli genleri işaret etti.
Çalışmanın sahiplerinden, kalıtım bilimci Dennis Drana, elde ettikleri sonuçların, kekemeliğin biyolojik bir sorun olduğundan şüphe duyanları ikna etmeye yardım etmesini ümit ettiğini kaydetti.
Araştırmada ayrıca, bir gün kekemeliğe yönelik enzim tedavisi uygulanabileceğine işaret edildi.
Nedeninin bilinmemesiyle birlikte stres, olumsuz ana baba tutumu, tedirginlik gibi unsurlara bağlanan kekemelikle ilgili ortaya konan gen bağlantısının, insanlara yüklenen suçlamaları da kaldırmasını bekleyen Drayna ve diğer uzmanlar, sıkıntı, tedirginlik ve stresin kekemeliği artırabileceğini ancak kekemeliğin nedeni olamayacağını belirtti.
Çalışmada uzmanlar, çoğu üyesi kekeleyen Pakistanlı aynı soydan gelen geniş bir aileyi inceledi ve 12. kromozomda bir mutasyon tespit etti. Uzmanlar aynı mutasyonu ve mutasyona uğramış 2 geni daha Pakistan, ABD ve İngiltere’den 400 kişide daha tespit etti.
Kekelemeyenlerin oluşturduğu benzer bir grupta ise gönüllü bir Pakistanlı hariç, bu mutasyonlar tespit edilmedi.
Böylece kekeleme vakalarının yüzde 9’unda, 3 gen değişiminin neden olduğunu düşünen uzmanlar, kekelemeye yol açan diğer genleri tespit etmek için çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.

Bu konuyu yazdır

  Psikanalitik ve Bilişsel – Davranışçı Görüşler
Yazar: kekeme mühendis - 04/06/2017, 15:12 - Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar - Yorumlar (5)

İlk dönemlerde yapılan psikonalitik açıklamaya göre akıcılığı bozulmuş konuşma, erken dönemde bozulmuş anne-çocuk etkileşimini yansıtır.

Kekemelik bir belirti değil, konuşma sırasında ortaya çıkan bir inhibisyondur. Sözel iletişim bozukluğu yaratması nedeniyle kişinin narsistik ve nesne ilişkilerine ilişkin dengelerini bozar. Ortaya çıkabilecek narsistik zedelenmeye bağlı olarak ego sınırlarını ve işleyişini zorlar.

Kekeleyenlerin genellikle endişeli kişiler olmaları ve sosyal ortamlarda kendilerini rahatsız, aşağı hissetmeleri veya reddedilme beklentisi içinde olmaları, kekemeliğin nevrotik bir belirti olduğu görüşünü destekler görüşlerdendir.

Freud, psikodinamik faktörlerin konuşma patolojileri üzerindeki etkilerine dikkat çeken ilk araştırmacıdır. “Günlük Yaşamın Psikopatolojisi”nde (1910) dil sürçmesi veya utanma ile ortaya çıkan ve zaman zaman görülen kekemelik arasında ayırım yapmıştır. Kekemeliği içsel bir çatışmayı aksettiren ve sadece konuşmanın akıcılığını etkileyen, çok da önemli olmayan bir bozukluk olduğunu belirtmiştir. 1913’de Freud, organ saplantısının önemli olduğunu, libidinal enerjinin bir organda toplanması sonucu ortaya çıktığını, bu organın kekemelikte konuşma aracı olduğunu söylemiştir.

Freud tan sonra gelen analitik yaklaşımcılardan Fenichel, Sicurta ve Barbieri’e göre kekemelik, pregenital dönemdeki psikoseksüel gelişimin sekteye uğramasıyla açıklanabilir bir nevrozdur ve kekeleme semptomu histerik tipte bir konversiyonun ifadesidir.

Psikojenik kekemelikteki esas sorunun kendini verme kabiliyetindeki eksiklik ve bunun sonucunda da kelimeleri telaffuz edememek olması muhtemeldir. Konuşma gereksinimi ile kelimeleri dışarı çıkarma güçlüğü çatışma oluşturmakta bunun sonucunda ise bloklar ve konuşmada tekrarlar ortaya çıkmaktadır.

Sonraki dönemlerde davranışçı yönelimli psikolojik modeller, kekemeliği klasik ve edimsel koşullanmayla açıklamışlardır. Birçok davranışçı yönelimli araştırmacı, geçici kekemelikle sonuçlanan çocuğun konuşma akıcılığındaki bozulmaları devamlı olmayan pekiştirmelere uğratan edimsel koşullanma modeli ile açıklamaktadır.

Ayrıca bireyin konuşmadaki akış güçlüğüne yanıtı, tekrarlamalar, ses uzatmalar ve çarpıtma durumlarını sonlandırma girişimleri, klasik koşullanma ile açıklanmaktadır.

Nörobiyolojik yaklaşımlarda; bazal gangliyonlar ve beynin konuşma akışında kullanılan özellikle dopaminerjik iletimle ilişkili nöronal alanlarda kordinasyon bozukluğu olduğu yönünde görüşler vardır. Dopamin transmisyonu üzerine etki eden ilaçlarla kekemeliğin düzelmesi bunun kanıtı olarak sunulmaktadır. Serotonerjik iletimin düzenlenmesi hem kaygıyı azalttığı için hemde dopaminerjik kontrolü sağladığı için kekemeliğe iyi gelmektedir.

Bu konuyu yazdır