Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 600
» Son Üye: tuba aksu
» Toplam Konular: 499
» Toplam Yorumlar: 1,658

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 9 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 9 Ziyaretçi

Son Aktiviteler
Kekeme şehir
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: Mazidenbiri
09/04/2019, 21:18
» Yorumlar: 1
» Okunma: 76
5 Nisan 2019 tarihli hang...
Forum: Kekemelikle ilgili hangoutlar
Son Yorum: Ercan E
05/04/2019, 21:04
» Yorumlar: 1
» Okunma: 96
Chicago ve Turkiye deki k...
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: Onurchicago
02/04/2019, 23:18
» Yorumlar: 2
» Okunma: 106
Sen Olsan Ne Yapardın (Ke...
Forum: Kamuoyu ve farkındalık çalışmaları
Son Yorum: kyaman
31/03/2019, 16:38
» Yorumlar: 2
» Okunma: 1,894
Kekemelikte ilaç tedavisi
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: kyaman
29/03/2019, 23:15
» Yorumlar: 6
» Okunma: 3,915
Kekemelik: Efsane vs. Ger...
Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar
Son Yorum: kyaman
29/03/2019, 20:44
» Yorumlar: 0
» Okunma: 1,858
kekemeliğin fizyolojiye e...
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: PetraS
20/03/2019, 19:30
» Yorumlar: 1
» Okunma: 151
Yaşıt Akrabalar Tarafında...
Forum: Okul, iş hayatı ve kekemelik
Son Yorum: PetraS
19/03/2019, 20:38
» Yorumlar: 3
» Okunma: 362
kekemeligini düşünmemek ...
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: Ishtar
19/03/2019, 16:22
» Yorumlar: 13
» Okunma: 416
Kabullenme ne demek
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: kyaman
17/03/2019, 22:28
» Yorumlar: 1
» Okunma: 184

 
  türkiyede dil ve konuşma terapistliği bir rant alanına mı dönüşüyor?
Yazar: kekeme mühendis - 11/02/2019, 15:44 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorumlar (3)

80 milyonu aşkın nüfusa sahip ülkemizdeki elimizde yeterli veriler olmamakla beraber yaklaşık 1 milyon yetişkin birey dil ve konuşma sorunu yaşıyor.Böylesine potansiyel bir terapi ihtiyacı varken ülkemizde bu ihtiyacı karşılayabilecek uzman yok ne yazık ki ..
Önce dkt yüksek lisans alanları açılarak başlandı bu sürece.
Yan dallardan(duzeltme!) bir çok branstan kişiler yüksek lisans yoluyla yani(düzeltme:eğitimler stajlar dahil 6 dönemmiş) gerekli eğitimle  mezun olarak terapist unvanına sahip oldu.Bu konuda öncü olarak anadolu üniversitesinde lisans alanı olarak dkt bir ilk olarak açıldı.
Kontenjanları ve sayıları halen çok yetersiz.Ardından vakıf üniversiteleri devreye girdi ve şu an yaklaşık 5 üniversitede dkt lisans alanında öğrenci alımına başlandı.
Böylesine gerekli uzman ıhtıyacı varken kamu üniversiteleri bu alanı yaygınlaştırabilecekken özel üniversiteler bu konuda yetişmiş uzmanlarıda kadrolarına alarak bunu imkansız hale getiriyorlar.
üstelik bu üniversitelerin çoğunda %100 burslu okuyabilecek öğrenci sayısı kontenjanın %10 u dolayında.
Yani bizler için gerekli olan terapist ihtiyacını sadece parası olan ve bu maddi külfeti karşılayabilecek kişiler okuyabiliyor.
81 ile kamu üniversite açmışken bunu anlaybilmek mümkün değil.
Anadolu üniversitesinin yetişmiş kadrolarınıda bu üniversiteler bünyesine ekliyor.
Terapi ücretlerinin bu denli yüksek olmasının bir diğer sebebi ise;
Türk terapistler gerekli bazi eğitimleri ,kursları dahi dolar ve euro bazında aliyor.Dolayli olarak terapi ucretlerinede yansitilmis bir fiyat artisi yasanmasi kacinilmaz durumda.
Yani kur şoku bu alanıda etkiliyor.Ve terapi ücretleri inanılmaz derecede artiş görmüş durumda
sağlık alanındaki hiçbir mesleğin sadece para kazanma odaklı yapılmaması gerekitğine inanıyorum.
Vakıf üniversitelerindeki dkt alanlarının artırılması yerıne kamu üniversiteleri bu alanı açmalı ve ülkemizin her bölgesine erişiiebilir olmalı.
Kekeleyen kişilerinde dkt lisans alanlarına alımlarında ayrımcılığa maruz kalmamalrını sağlayabilmeliyiz.
Avrupada başarılı bir çok terapist aynı zamanda konuşma sorunu yaşayan bireylerdir.
Dil ve konuşma terapileri bir ihtiyaçtır ve bunun ücretleri de sosyal dengeye uygun olmalıdır.
Ülke nüfusunun %40 ı asgari ücretle geçinirken aynı zamanda iş hayatındada sorun yaşayan kekeleyen bireyler bu ücreti nasıl ödesin?
Bu konuda defalarca girişimde bulundum.Bazı hastaneler alımlar yapılmaya başlandı fakat bu bizim istediğimiz durum değildir.Hastane ortamları terapilere uygun değildir.
Sigorta sistemleri ile entegre bir süreç yaşanmalı.Bu konuya terapistlerde dahil olmalı.Bu rakamlara mecbur değiliz ve olmamalıyız.

Bu konuyu yazdır

  Kekemelik ve Ruh Sağlığı
Yazar: kyaman - 10/02/2019, 20:13 - Forum: Kekemelikle İlgili Faydalı Bilgiler - Yorum Yok

Kekemelik ve Ruh Sağlığı
Kekemelik tekrarlar, uzatmalar ve bloklar gibi özellikleri içeren ve bu nedenle konuşma akışını sekteye uğratan bir konuşma bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Kekemelik, edinilmiş kekemelik ve gelişimsel kekemelik olmak üzere iki başlık altında sınıflandırılmaktadır.
Edinilmiş kekemelik, oluşum nedenlerine göre nörojenik ve psikojenik olmak üzere iki başlık altında incelenmektedir. 
Nörojenik kekemelik inme, felç, kafa travması, travmatik beyin hasarı ve Parkinson Hastalığı gibi nedenlere bağlı olarak genellikle yetişkinlik döneminde görülen bir akıcılık bozukluğudur.
Psikojenik kekemelik, yetişkin bireylerde psikolojik travmalar sonucunda aşırı stres ve kaygı sonucu oluşmaktadır. Bu kekemelik sınıfında, stres ve kaygı yaratan nedenler kendiliğinden veya çeşitli psikoterapötik yöntemlerle ortadan kalktığında, konuşma hızlı bir biçimde yeniden akıcı bir duruma gelmektedir.
Gelişimsel kekemelik ise en yaygın görülen kekemelik alt sınıfı olup, genellikle okulöncesi yıllarda başlamakta ve ileri yaşlara kadar devam edebilmektedir. Gelişimsel kekemeliğin nedeni net olarak bilinmemekle birlikte, bilişsel, motor, dilsel, nörolojik ve çevresel faktörlerden etkilendiği düşünülmektedir.
Kekeleyen çocukların %65’inin 2.5 yaşından önce, %85’inin ise 3.5 yaşından önce kekelemeye başladığı bilinmektedir. Kekemeliğin toplumdaki yaygınlığı çocukluk döneminde %5 iken yetişkinlik döneminde %1’dir. Bu orandaki düşüş kekemeliği olup daha sonra kendiliğinden iyileşen bir grup olduğunun da bir göstergesidir. Okulöncesi dönemde kekeleyen çocukların yaklaşık olarak %75’inin kendiliğinden iyileştiği bilinmektedir. Kendiliğinden iyileşen çocuklarda kekemeliğin başlangıcından itibaren geçen sürenin yaklaşık olarak 2-3 yıl olduğu bulgularına ulaşılmıştır.
Kekeleyen çocuklarda yukarıda değinilen konuşma özelliklerinin yanı sıra yüz buruşturma, göz kırpma, çene ve boyun bölgesinde gerginlik, göz temasının azalması ve el vurma gibi kekelemelerine eşlik eden ve “ikincil davranışlar” gelişmeye başlamaktadır. Bu tip ikincil davranışlar iletişim becerilerini önemli ölçüde etkilemektedir. Kekeleyen çocuklar aynı zamanda, olumsuz konuşma deneyimleri sonucunda geliştirdikleri ses ve sözcük korkularından kaçınmak amacıyla sözcük değiştirme gibi bazı dolaylama stratejilerini de kullanmaktadırlar.
Okul yıllarının erken dönemlerinde kekemeliğin birincil ve ikincil davranışlarına bağlı olarak sosyal izolasyon gelişme olasılığı yüksektir. Kekeleyen çocukların sınıf içi sosyal etkinliklere katılma, sözlü sunum, öğretmenin sorularına sözlü bir şekilde cevap verme gibi topluluk önünde konuşmasını gerektiren davranışlardan kaçındıkları gözlenmektedir.
Kekemeliğin başlangıç aşamasında cinsiyet oranları birbirine yakındır. Kekeleyen bireylerin sayısı yaşla birlikte azalırken, kız ve erkek oranları arasındaki fark gittikçe açılmaktadır. Okulöncesi dönemde kekeleyen çocukların %66’sı erkek iken yetişkinlik döneminde bu oranın %80’e çıktığı görülmektedir.

Nedenlerine Dair Kuramlar
Kekemeliğin oluşum nedenlerine ilişkin pek çok kuram ve yaklaşım bulunmaktadır. Konu ile ilgili çok sayıda araştırma bulunmasına karşın kekemeliğin oluşum nedenleri henüz kesin bir biçimde bilinmemektedir ancak kekemeliğin genetik yatkınlık ile birlikte çevresel, nörolojik, fizyolojik ve öğrenilmiş davranışlar gibi etmenleri içerdiği ve çok bileşenli bir etiyolojisi olduğu yaygın olarak kabul gören bir görüştür. Kekeleyen bireylerde, farklı etmenlerin farklı kombinasyonlarının, farklı düzeylerde mevcut olduğu, bu nedenle birbirinden farklı tablolar ortaya çıktığı görülmektedir.

Psikanalitik ve Bilişsel – Davranışçı Görüşler
İlk dönemlerde yapılan psikonalitik açıklamaya göre akıcılığı bozulmuş konuşma, erken dönemde bozulmuş anne-çocuk etkileşimini yansıtır.
Kekemelik bir belirti değil, konuşma sırasında ortaya çıkan bir inhibisyondur. Sözel iletişim bozukluğu yaratması nedeniyle kişinin narsistik ve nesne ilişkilerine ilişkin dengelerini bozar. Ortaya çıkabilecek narsistik zedelenmeye bağlı olarak ego sınırlarını ve işleyişini zorlar.
Kekeleyenlerin genellikle endişeli kişiler olmaları ve sosyal ortamlarda kendilerini rahatsız, aşağı hissetmeleri veya reddedilme beklentisi içinde olmaları, kekemeliğin nevrotik bir belirti olduğu görüşünü destekler görüşlerdendir.
Freud, psikodinamik faktörlerin konuşma patolojileri üzerindeki etkilerine dikkat çeken ilk araştırmacıdır. “Günlük Yaşamın Psikopatolojisi”nde (1910) dil sürçmesi veya utanma ile ortaya çıkan ve zaman zaman görülen kekemelik arasında ayırım yapmıştır. Kekemeliği içsel bir çatışmayı aksettiren ve sadece konuşmanın akıcılığını etkileyen, çok da önemli olmayan bir bozukluk olduğunu belirtmiştir. 1913’de Freud, organ saplantısının önemli olduğunu, libidinal enerjinin bir organda toplanması sonucu ortaya çıktığını, bu organın kekemelikte konuşma aracı olduğunu söylemiştir.
Freud tan sonra gelen analitik yaklaşımcılardan Fenichel, Sicurta ve Barbieri’e göre kekemelik, pregenital dönemdeki psikoseksüel gelişimin sekteye uğramasıyla açıklanabilir bir nevrozdur ve kekeleme semptomu histerik tipte bir konversiyonun ifadesidir.
Psikojenik kekemelikteki esas sorunun kendini verme kabiliyetindeki eksiklik ve bunun sonucunda da kelimeleri telaffuz edememek olması muhtemeldir. Konuşma gereksinimi ile kelimeleri dışarı çıkarma güçlüğü çatışma oluşturmakta bunun sonucunda ise bloklar ve konuşmada tekrarlar ortaya çıkmaktadır.
Sonraki dönemlerde davranışçı yönelimli psikolojik modeller, kekemeliği klasik ve edimsel koşullanmayla açıklamışlardır. Birçok davranışçı yönelimli araştırmacı, geçici kekemelikle sonuçlanan çocuğun konuşma akıcılığındaki bozulmaları devamlı olmayan pekiştirmelere uğratan edimsel koşullanma modeli ile açıklamaktadır.
Ayrıca bireyin konuşmadaki akış güçlüğüne yanıtı, tekrarlamalar, ses uzatmalar ve çarpıtma durumlarını sonlandırma girişimleri, klasik koşullanma ile açıklanmaktadır.
Nörobiyolojik yaklaşımlarda; bazal gangliyonlar ve beynin konuşma akışında kullanılan özellikle dopaminerjik iletimle ilişkili nöronal alanlarda kordinasyon bozukluğu olduğu yönünde görüşler vardır. Dopamin transmisyonu üzerine etki eden ilaçlarla kekemeliğin düzelmesi bunun kanıtı olarak sunulmaktadır. Serotonerjik iletimin düzenlenmesi hem kaygıyı azalttığı için hemde dopaminerjik kontrolü sağladığı için kekemeliğe iyi gelmektedir.
Kekemelik şikayeti olan hastalarda psikiyatrist tarafından ruhsal değerlendirme yapılıp sıklıkla yanında görülen psikiyatrik bozukluklar tedavi edilmeli, endişe azaltılmalı, gerektiğinde konuşma terapisine yönlendirilmelidir.

Yard. Doç. Dr. Sabri Burhanoğlu(Psikiyatri Uzmanı) - 11 Ağustos 2016

Bu konuyu yazdır

  10 Şubat 2019 saat 21:00 Anne ve Babalara Yönelik Hangout
Yazar: PetraS - 10/02/2019, 10:43 - Forum: Kekemelikle ilgili hangoutlar - Yorumlar (1)

Merhaba arkadaşlar,

bu akşam saat 21:00'de uzman dil ve konuşma terapistleri Figen Schultz-Ünsal ile Sema Uz Hasırcı bizimle olacak.
Kekeleyen çocuğunuzla ilgili sorularınızı hazır bulundurun, hangoutsumuza katılın.

Linkler yayına 15-20 dakika kala paylaşılacaktır.
Görüşmek üzere

izleme linki https://youtu.be/3rfumWVXU2I

Bu konuyu yazdır

  Kreatin Eksikliği
Yazar: kyaman - 09/02/2019, 18:23 - Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar - Yorum Yok

KREATİN EKSİKLİĞİ SENDROMLARI AÇISINDAN
DİL VE KONUŞMA BOZUKLUĞU ÜZERİNE
Son yıllarda gerçekleştirilen çok sayıda araştırmanın sonuçları, biyokimyasal inceleme sonuçlarının değerlendirilmesinde genellikle gözardı edilen "kreatin eksikliği"ne dikkat çekmektedir.

Serebral kreatin eksikliği sendromları, kreatin biosentezi eksikliği (L-arginin-glisin amidinotransferaz eksikliği -AGAT; MIM 602360- ve guanidinoasetat metiltransferazı eksikliği -GAMT; MIM 601240) ve kreatin taşıyıcı eksikliği (SLC6A8; MIM 300036) olarak ortaya çıkan (iki otozomal resessif) bir genetik sorunlar grubunu temsil etmektedir.
Kreatin eksikliği sendromları ise, dil ve konuşma bozukluklarını, epilepsiyi ve zeka geriliği sorunlarını işaret etmektedir. Ayrıca, guanidinoasetat metiltransferaz eksikliği veya kreatin taşıyıcı eksikliği olan hastalar, otistik spektrum davranışları göstermektedir.
Söz konusu hastalıkların ortak paydası, in vivo proton manyetik rezonans spektroskopisi ile görüldüğü gibi, beynin kreatin havuzunun tükenmesidir. Tanılamalarda, guanidinoasetat, kreatin, plazma ve idrarda kreatinin analizi sonuçları değerlendirilir. Bu bulgulara dayandırılarak, enzim testleri ya da DNA mutasyon analizi gerçekleştirilebilir.
Kreatin eksikliği sendromları genellikle atlandığından, açıklanamayan zeka geriliği, nöbetler ve konuşma sorunlarında göz önünde bulundurulmalıdır.
Guanidinoasetat metiltransferaz eksikliği ve arginin-glisin amidinotransferase eksikliği kreatin desteği ile tedavi edilebilmekte, ancak kreatin taşıyıcı eksikliği olan hastalarda bu tedaviye yanıt alınamamaktadır.


Psikolog Oben Güney Saraçoğlu - 27 Mayıs 2014

Kaynaklar:
-Stocler S.(University of British Columbia, Division of Biochemical Diseases,Vancouver, Canada), Schutz PW, Salomons GS. "Cerebral Creatine Deficiency Syndromes : Clinical Aspects,Treatment and Pathophysiology", Subcell Biochem. 2007;46:149-66.
-Sykut-Cegielska J.(Division of Metabolic Diseases, Department of Pedatrics, Children's Memorial Health Institute, Warsaw, Poland), Gradowska W., Mercimek-Mahmutoğlu S., Stöckler-İpşiroğlu S. "Biochemical and Clinical Characteristics of Creatine Deficiency Syndromes", Acta Biochim Pol. 2004;51(4):875-82.
-Nasrallah F.(Department of Biochemistry, Rabta Hospital, Tunisia) Feki M, Kaabachi N. "Creatine and Creatine Deficiency Syndromes: Biochemical and Clinical Aspects", Pediatr Neurol. 2010 Mar;42(3):163-71. doi: 10.1016/j.pediatrneurol.2009.07.015.)

Bu konuyu yazdır

  Kekemeliğe Dair Bazı Değerlendirmeler; Kişisel Özelleştiri (1)
Yazar: onuncuköysakini - 09/02/2019, 14:59 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorumlar (2)

Arkadaşlar

1) Kekemelikte bence halledilmesi gereken nokta kekemeliğin kökten çözümü değil, hayatını sekteye uğratacak ve kişiye rahatsızlık verecek düzeyden çıkarılmasıdır. Ki zaten bana göre kişiler de zaman zaman konuşmakta zorlanır. Ve bazı noktalar da kekeler. Mesela C. Başkanın röportajlarını izleyin. Bazı sorulara rahat bir şekilde cevap verirken zaman zaman isd istemsiz bir şekilde konuşması ile eli de oynar. Bana göre işte tam o nokta da refleks olarak destek alır.

2) Kekemelik noktasında beynimizdeki nokta o kadar çok hassaski 1000 kelimeden 1'de takılsa hemen "Ben kekemeyim, herkes bana gülüyor, ben işe yaramazım" deyip yelkenleri suya indiriyor. Halbuki konuştuğu kişiye sorsan garibanın haberi bile yok.

Bu gruptaki geçmiş gönderilerden bazılarına okuyorum. Bazı arkadaşlarımız "Ben şu sunumu yaparken (örneğin) üç kelimede kekeledim diyor." Halbuki burada ne kadar hassas olduğunu görüyoruz. Sunum esnasında takıldığı kelimeleri sayıyor. (Hem sunum yapmak hemde kelimeleri saymak da ayrı başarı Smile Smile) Kekeledim diyor. Bana göre kekelememiş ve emin olunki sunum yaptığı kişilere göre de kekelememiş. Bırakta 5 kelime de takıl. Bunda bir rahatsızlık yok. Ama işte kekemeliğe o kadar duyarlıki o kişi kekelediğini zannediyor. Ve o 3 kelimenin çok fazla olduğunu zannediyor. Bu kadar duyarlı olmayın. O noktayı kırın.

3) Bazı arkadaşlarımız kekemeliği her şekli hayatlarını etkisini altına alıp kekeme insanın evli, mutlu olamayacağını düşünüyor. Kadınların çünkü egolarının bunu kaldıramayacağını iddia ediyorlar (Genelleme yapıyor birde) Bende bu yüzden bu gruptaki birçok gönderiyi ayrı ayrı inceledim. Evli kişilerin yazdığı yorumlara okudum. Profillerine girdim. Ve şu sonuca ulaştım.

a. 1) Düşündüğünüz gibi değil. Kekemelik sorunu olupda eşlerinin en büyük destekçisi olanlar var. Gayet evli, mutlu bir şekilde hayatlarına devam ediyorlar.(Anladığım kadarıyla) Kadınların günahına girmeyin. Siz kekemeliği o kadar çok kendinize dert etmişsiniz ki kusura kalmayın herkesi siyah görüyorsunuz. Kendinizi siyah görmek istediğiniz için başkasını siyah görüyorsunuz. Halbuki kendinizi bir beyaz görebilseniz karşıdaki bazı insanların da o denli beyaz ve tertemiz olduğunu göreceksiniz.

a. 2) Bazı arkadaşlar kekemeliğim yüzünden reddedildim diyecekler : Kekemelik sorunu olamayıp da sosyal statüsü, görünüşü yüzünden reddedilmeyen erkek/kadın yok mu? Bu bize doğal olarak şu sonucu gösteriyor; Toplumun içinde kişiler tıpkı bir kasadaki elma gibi. Çok narin olan da var, çok güzel olan da , çok ezik olan da. Bir tane ezik geldi diye herkes değil. Bu imkansız. Bunun ispatı ise bu grupta olan  abilerim /ablalarımdır. Onlar nasıl normal evlilik yapıp, normal aşk yaşayıp mutlu olabiliyorlar.? Demekki sorun sizin bakış açınızdaymış. 

Sonuç olarak sadece eleştiri yapmayın, biraz da özelleştiri yapın. Çünkü göreceksiniz ki kekemeliğiniz noktasındaki sorun sadece kekemeliğiniz değil sizsinizde. Kendinizin simsiyah olduğunu düşünüp karşıdakinin de size simsiyah baktığını düşünen yine sizsiniz.(Bu nokta da hatalı olan siz misiniz yok o mu?) 

Özetle kekeme bir bireyin karşılaştığı üç sorun var : Kekemeliğiniz + Karşınızdaki kişiler (Bazıları) + Kendiniz

Bu konuyu yazdır

  Kekemelik ve Alışkanlık İlişkisi
Yazar: PetraS - 06/02/2019, 15:33 - Forum: Kekemelikle İlgili Faydalı Bilgiler - Yorum Yok

Merhaba arkadaşlar,

Kekemeliğin bir alışkanlık olması Türkiye'de hala kimi sözüm ona uzman tarafından yaygınlaştırılan bir iddiadır.
Maalesef bazı kekemeler bile bu iddianın doğruluğuna inanarak kekemeliği sigara alışkanlığı gibi kesin bir yöntemle ortadan kaldırabileceklerine inanıyorlar.
Kekemeliğin neden bir alışkanlık olamadığını size http://kekemelikforum.com/konu-kekemelik...lamaz.html makalesinde açıkladık.

Yalnız bu kekemeliğin alışkanlık payı olmadığı anlamına gelmiyor hatta kekemeliğin belki öz sorunundan çok alışkanlık payı vardır.


Başarılı bir kekemelik terapisinin başında bireysel kekemeliği irdelemek, kekemeliği ana semptom, ikincil davranış, kaçınma davranışı, tikler vs. gibi bileşenlere ayırmak vardır. (Tanımlama süreci)

Ve şunu söylemek mümkündür: 

Kekemeliğin alışkanlık payları değiştirilmeye, hatta tümden ortadan kaldırılmaya elverişlidir.
Ortadan tek kaldırılamayan sorun asıl/ham kekemeliktir.
Fakat onu da azaltmak kekemeliğin beraberinde getirdiği psikolojik sorunların çözülmesinden sonra kişiden kişiye değişen bir seviyede mümkündür.

Aslında kekemeliğin genel tanımlanmasından ziyade yani tekrarlama, blok, uzatma gibi semptomlar (ki hepsi durumu dışarıdan izleyenler tarafından yapılmış) konuyu bu sorunu yaşayan birinin bakış açısından ele alsak en doğrusu olur.

Kekemelik nedir?

Kekemelik kısa ve öz olarak konuşacağıma ve ne söyleyeceğime karar verdikten sonra kelimeyi

  • istediğim anda
  • istediğim şekilde
söyleyememe sorunudur.

Ben söylemeye çabalarken aslında benim yönetimim altında olması gereken konuşma mekanizmam
  • harflere takılarak t-t-t-t-t-t gibi tekrarlamalar gösterir
  • kilitlenip ses çıkmasına müsaade etmez
  • adeta bir harfe yapışıp ilerlememi engeller.
Ve ilgili kişi kontrolün elden çıktığını anlayınca kendisini pasif hisseder ve korkmaya başlar.

Bu arada harften harfe değişiklik gösteren semptomlar var. Örneğin M harfine yapışmak da mümkün (uzatma) ama tekrarlama da mümkün. (mmmmmerhaba veya memememerhaba)

T harfinde ise uzatma mümkün değil ama tekrarlama veya kilitlenme (blok) mümkündür.
(T-T-T-T-T-T-T-Trabzon veya _________Trabzon)

Tekrarlamaları hangi bileşenlere ayırabiliriz?

Dikkatli bakarsak tekarlama ile tekrarlama arasında da fark var. 
  1. Bir yandan zorladığımızda konuşma mekanizmamızın yaptığı zincirlemeler var (pasif bir his)
    (ben seni t-t-t-t-t-tren istasyonunda gördüm)
  2. Bir yandan takıldığımızı hissettiğimizde devam edemediğimiz noktada vazgeçip yeniden yeniden çabalama vardır (aktif bir müdahale)
    (ben seni t... t... t... t... ben seni tren istasyonunda gördüm)
Burada 1. şıkta anılan konuşma mekanizmamızın konuşmaya devam edememe noktasında gösterdiği tepkidir
Burada 2. şıkta anılan bizim zamanla karşımıza çıkan bir blokta alışkanlık haline getirdiğimiz bir tepkidir.

Bunların farkına varırsam bilinçli bir müdahalede bulunabilirim, örneğin etkin bir modifikasyon tekniğiyle takılacağım noktaya varmadan modifikasyon uygulayabilirim.

Blok (kilitlenme) genellikle kekelememek için gösterdiğimiz çabaların sonucunda oluşan bir sonuçtur.

Küçük çocuklar yeni kekelemeye başladıklarında genellikle tekrarlama göstererek kekelerler.
Kekemeliğin farkına varıp kekelememeye çalıştıklarında da gitgide kilitlenip blok göstermeye başlarlar.

Biz bu süreci tersine çevirmeye çalışıyoruz. Neden?
  • Çünkü tekrarlama daha az yorucudur
  • Hafif tekrarlamalar iletişimi pek engellemez
  • Muhatap olduğum insan hemen kekeme olduğumu anlar ve anlayışlı olmasını talep edebilirim
Bunu gözönünde bulundurursak BLOK da alışkanlık payına düşer ve değiştirmeye elverişlidir.

Tikler, el ayak hareketleri

Tikler, el ayak hareketleri kekemeden kekemeye çok büyük farklılık gösteren bireysel alışkanlıklardır. 
Genellikle bir zamanlar konuşma çabasında faydalıyken zamanla faydasını yitiriyor ancak bir alışkanlık olmaya devam ediyor.

Bir kekeme bundan vazgeçmek isterse öncelikle neyi yaptığını bilmek zorundadır. Bunu kendi kendini kameraya alarak veya konuşurken (iletişim halinde) aynaya bakarak öğrenebilir.

Bu konuda Kekemeler İçin Öneriler kitabında etkili öneriler var. 
Tik veya el ayak hareketlerini tamamen yenmek mümkündür.

Konuşma korkusu, endişe ve kaygılar

Konuşma korkusu, endişe ve kaygılar kekemeliğin sonucunda oluşan fakat kekemeliği genellikle daha da şiddetlendiren etkenlerdir. (Kısır döngü)

Yeni kekelemeye başlayan bir çocuk konuşma korkusu nedir bilmez.
Diğer insanların kekemeliğine olan tepkisinden dolayı kendinden şüphelenmeye ve konuşma ortamlarından uzak durmaya başlar. Konuşmaya zorlandığı ortamlarda (anaokulunda, sınıfta) ise mümkün mertebe az konuşmaya çalışır.

Her girdiği ortamda yeniden yaşadığı kekeleme / konuşamama deneyimi korkularını daha da körükler ve sosyal fobi gibi bozuklukları geliştirmesine yol açar.

Bütün bunlar ikincil semptom grubuna ve dolayısıyla alışkanlık payına girer.

Etkili terapi yöntemleriyle, genellikle duyarsızlaşma çalışmalarıyla kekeleme korkusu tamamen geçirilebilir, ağır vakalarda psikolojik destek (bilişsel davranışçı terapi) daha iyi sonuçların alınmasında faydalı olabilir.

Ağır vaka deyince illa ki çok kekeleyen ağır vakadır, az kekeleyen hafif vakadır anlamına gelmiyor.

Çok az kekeleyip de deşifre olmaktan çok korkan insanlar olduğu gibi ağır kekeleyip de işi akışına bırakan ve o yüzden korkusu az olan insanlar da vardır.
Yani kekemeliğin şiddetiyle korkuların şiddeti bire bir birbirine bağlantılı olmayabilir.

Bu da tanımlama aşamasında tespit etmemiz gereken konulara giriyor.
Muhtemelen tamamen gerçek dışı olan öz anlayışımızı kendi kendimizi aynada, videoda izleyerek değiştirmek mümkündür.

Rol yapmak da bir alışkanlıktır

Birçok kekeme sırf kekelememek için veya muhatap olduğu kişilerin dikkatini başka konuların üzerine çekmek için rol yapar.
Örneğin neşeli olunca kekelemediğini anladığı için her yerde neşeli numarası yapar, şakacı olur ama kekelememek için kendini halden hale sokar, kendi içinde huzursuz olur.
Şive konuştuğu zaman kekelemediğini anladığı için her yerde (okulda öğretmen tarafından azarlanacağını bildiği halde) şive konuşmaya çalışır ama kendi içinde huzursuz olur.
Örtülü / gizli semptomları (şey, efendime söyleyeyim, e-e-e-e) alışkanlık haline getirmiş, heyecanlı, kafası karışık, unutkan sıfatlarını kendine yakıştırır da kekeme olduğunu asla kabul etmez. (Geçen facebookta linklenen Kim milyoner olmak istiyor örneği). 

Bütün bunlara hiç gerek yok.
Dürüst bir kekeme sürekli rol yapan ve kendini huzursuz hisseden bir insandan çok daha rahat ve huzur içinde yaşar.
Açıktan 'bende kekemelik var, bazen takılabilirim' demek diğer insanların anlayışlı olmasını sağlar.
Gizleme çabaları ise yanlış anlaşmalara yol açar ve kekeme bireyin daha da üzülmesini beraberinde getirir.

Ve tüm çabalarımızın sonunda hiç kekelememek değil de
  • özgüvenli ve kekemeliğini iyi yöneten
  • halinden memnun
  • kendisi olup da güçleriyle zaaflarıyla değerli bir 
    insan olmak vardır.

Başarılar dilerim

Bu konuyu yazdır

  Nörojenik kekemelik nedir?
Yazar: kyaman - 05/02/2019, 23:21 - Forum: Kekemelikle İlgili Faydalı Bilgiler - Yorumlar (10)

Nörojenik kekemelik nedir?
Nörojenik kekemelik, bir insanın normal, pürüzsüz bir şekilde konuşma üretmekte zorlandığı bir tür akıcılık bozukluğudur. Akıcılık bozukluğu olan kişiler, sık sık kesintilerle ve çaba sarf etmeden ve çaba sarf etmeden kelime üretmekte güçlük çeken, parçalanmış veya durmuş sesler duyabilirler. Nörojenik kekemelik tipik olarak merkezi sinir sistemine, yani korteks, subkorteks, serebellar ve hatta sinir yolu bölgeleri dahil olmak üzere beyin ve omurilikte bir tür yaralanma veya hastalığın ardından ortaya çıkar. Bu yaralanmalar veya hastalıklar şunlardır:
  • Afazi olan veya olmayan serebrovasküler olay (inme)

  • Kafa travması

  • İskemik ataklar (Beyindeki kan akışının geçici olarak engellenmesi)

  • Tümörler, kistler ve diğer neoplazmalar

  • Parkinson hastalığı veya multipl skleroz gibi dejeneratif hastalıklar

  • Menenjit, Guillain-Barré Sendromu ve AIDS gibi diğer hastalıklar

  • Bazı ilaçların yan etkileri gibi uyuşturucuya bağlı nedenler
Vakaların çoğunda kekemeliğe neden olan yaralanma veya hastalık tanımlanabilir. Bununla birlikte, az sayıda vakada, birey, herhangi bir belirgin nörolojik hasar belirtisi olmadan, bir tür konuşma aksamalarına dair kanıt gösterebilir.

Kim nörojenik kekemelik riski altındadır?
Genellikle nörojenik kekemelik yaşayan bireylerin, yaralanma veya hastalıktan önce normal bir konuşma üretimi öyküsü vardır. Birkaç vakada, çocukluk çağında gelişimsel kekemelik yaşayan, ancak görünüşe göre iyileşmiş bireylerde nörojenik kekemelik oluşabilir. Nörojenik kekemelik her yaşta ortaya çıkabilir; ancak yetişkinlikte daha sık görülür ve en yüksek oran geriatrik popülasyondadır. Bu profil, tipik olarak beyin hasarı sonucu görülmeyen ve en sık 2-5 yaş arasındaki çocuklarda erken çocuklukta görülen gelişimsel kekemelikten oldukça farklıdır.

Nörojenik kekemeliğin başlıca belirtileri nelerdir?
Çok çeşitli hastalık ve bozukluklardan kaynaklandığından, nörojenik kekemelik semptomları farklı kişiler arasında geniş ölçüde değişebilir. Aşağıdaki semptomlardan bir veya daha fazlası gözlenirse, nörojenik kekemelik olası bir teşhis olarak kabul edilebilir:
  • Fazla konuşma ve revizyonlar gibi konuşma akışının ileri akışında normal düzensizlik veya kesintilerin aşırı seviyeleri;

  • İfadelerin, kelimelerin tekrarı ve kelimelerin bölümleri (sesler veya heceler, seslerin uzaması) vb. Gibi diğer olumsuzluk türleri;

  • Tereddüt etmeyen bir yerde beklenmedik veya uygunsuz yerlerde tereddüt ve duraklamalar;

  • Bir kelimenin üretimi sırasında konuşmayı bitirmeden konuşmayı bırakma;

  • Konuşma yapımı sırasında izinsiz veya fazladan ek sesler;

  • Anlaşılmaz olabilecek hızlı konuşma patlamaları;

  • Duruşmaya dahil olmak üzere konuşmaya çalışırken dudakların, çenenin veya dilin aşırı hareketleri.
Birçok kişi, konuşmalarındaki aksaklıklardan habersiz veya en azından endişesiz görünebilir. Diğerleri farkındalık gösterebilir ve muhtemelen konuşmada karşılaştıkları zorluk konusunda endişe ve hatta depresyon ifade edebilir. Buna, aşağıdakileri içerebilecek diğer davranışlar da eşlik edebilir:
  • Konuşma yapımında bariz gerginlik ve mücadele gibi ikincil ya da ilişkili davranışlar; konuşurken baş veya uzuvların hareketleri; azalmış göz teması;

  • Bir kelime söylemeye çalışırken veya sözcüklerden veya konuşma durumlarından kaçınılmakta erteleme veya gecikme.
Bu davranışlar, konuşmacının, hoşnutsuzluğun üstesinden gelme ya da zorlama yolunda üstesinden gelme ya da zorlama girişimlerinden ya da normal seslendirme konuşmasını üretmekte zorlandığı gerçeğini gizleme ya da gizleme girişimlerinden kaynaklanabilir.

Nörojenik kekemelik diğer akıcılık bozuklukları türlerinden nasıl farklıdır?
Nörojenik kekemelik belirtileri diğer akıcılık bozukluklarında görülenlere benzer olabilir. Dizartri, konuşma apraksisi, palilalia ve afazi gibi bazı iletişim bozuklukları konuşmacının pürüzsüz ve akıcı konuşma üretimi üretme kabiliyetini zayıflatabilir. Bu problemler, nörojenik kekemelikle aynı türde nörolojik yaralanma veya hastalıktan kaynaklanır ve rahatsızlıklar sıklıkla birlikte görülür. Disfluensite paterni yukarıda açıklanan semptomları içerdiğinde nörojenik kekemelik tanısı düşünülebilir.
Bazen, bazı bireyler psikojen olumsuzluk yaşayabilir. Bu bozukluk, terletici bir konuşma düzenine neden olur, ancak tıbbi faktörler veya gelişimsel kekemelik öyküsü yoktur. Görünümü, bireyin yakın zamanda yaşadığı duygusal stres veya travma ile bağlantılı olabilir.
Semptomları en çok nörojenik kekemelik ile benzerlik gösteren hastalık gelişimsel kekemeliktir. Gelişimsel kekemelik yetişkinliğe devam edebilir. Bazı durumlarda, yaralanma, hastalık veya travma sonrasında semptomları belirgin şekilde kötüleşebilir, bu da iki hastalık arasındaki tanıyı zorlaştırır. Benzer şekilde, çocukluk çağında gelişimsel kekemelikten kurtulan bir birey, nörolojik yaralanma veya hastalığın ardından kekemelikte yeniden ortaya çıkabilir. Bununla birlikte, vakaların büyük çoğunluğunda, bir yetişkinin ani bir istenmeyen su yüzüne çıkması anormal olarak değerlendirilmelidir. Gelişimsel kekemelik, yalnızca çocukluk dönemindeki kekemelik öyküsü olduğu zaman olası bir neden olarak düşünülmelidir. Başlangıcın yaşındaki bariz farktan ayrı olarak, iki hastalığın ayırt edilmesi genellikle zordur.
İkisini birbirinden ayıran modellerden bazıları şunlardır:
  • Nörojenik kekemelik, gelişimsel kekemelikte yaygın olduğu gibi, kelimenin başında herhangi bir noktada, öncelikle değil başlangıçta meydana gelebilir.

  • Nörojenik kekemelik, genellikle isimler, fiiller, sıfatlar ve zarflar gibi içerik kelimelerine bağlı olmak yerine, bir cümlenin herhangi bir yerinde herhangi bir kelime türünde veya sınıfında meydana gelir.

  • Nörojenik kekemelik, bağlılık sözü gibi iyi öğrenilmiş bölümlerin söylenmesi ve tekrarlanması da dahil olmak üzere her türlü vokal davranışta ortaya çıkabilir. Farklılıklar, her türlü konuşma durumunda eşit sıklıkta ortaya çıkabilir.

  • Nörojenik kekemelik, gelişimsel kekemeliği önemli ölçüde azaltan aynı koşullar ile genellikle hafifletilmez. Bunlar arasında koro okuma, şarkı söyleme, uyarlama (aynı bölümün tekrarlanan sözlü okuması) veya işitsel maskeleme veya gecikmeli işitsel geri bildirim sırasında konuşma sayılabilir.
Bununla birlikte, yukarıda bahsedilen paternler, nörojenik kekemelik yaşayan tüm bireyler için evrensel değildir ve paternler, nörolojik hasarın veya hastalığın doğasına bağlı olarak, bireyler arasında geniş ölçüde değişebilir.

Nörojenik kekemeliğe başka iletişim sorunları da eşlik edebilir mi?
Nörojenik kekemeliği olan bireylerin diğer birkaç iletişim bozukluğu türü yaşaması nadir değildir. Bunlar şunları içerebilir:
  • Afazi — dil anlama, formüle etme ve kullanmada tam veya kısmi bozulma

  • Dizartri — konuşma seslerinin üretimindeki hatalar, seslerin kayması ve kişilerin konuşmalarının anlaşılırlığını etkileyen sözcükler gibi

  • Konuşma apraksisi - konuşmada kullanılan kasların hareketindeki zamanlama ve yanlışlıklardaki düzensizlikler

  • Palilalia - Bir kelimenin, cümlenin veya cümlenin birkaç kez tekrarlanabileceği konuşma bozukluğu, genellikle hızlılık artışı ve belirginliğin azalması

  • Anomia — uygun kelimeyi bulmakta zorluk

  • Karışıklık — kendi kimlikleri ve diğerlerinin kimlikleri, konumları, şu anki zamanları, vb. Gibi belirsizlik.
Nörojenik kekemelik nasıl teşhis edilir?
Tedaviye başlamadan önce, nörojenik kekemelikten şüphelenilen birisine doğru teşhis konması önemlidir. Tanı koymak için kekemelik konusunda uzmanlaşmış bir konuşma dili patoloğuna danışmanız önerilir. SLP, müşterilerin bakımına dahil olan hekimlerden girdi aramak isteyecektir. Değerlendirme, akıcılık sorunu ve bireylerin vaka geçmişi, mevcut tıbbi durum ve diğer iletişim bozukluklarının varlığının değerlendirilmesini içerecektir. Tanı, uyumsuzluğun orijinli olarak nörojenik olup olmadığını ve diğer iletişim bozukluklarının akıcılığı etkileyip etkilemediğini belirlemelidir.

Nörojenik kekemelik nasıl tedavi edilir?
Birçok durum nörojenik kekemeye neden olabileceği ve diğer iletişim bozuklukları ile birlikte yaşadığı sıklığı etkileyebildiği için, semptomlarını hafifletmede etkili olan tek bir tedavi yaklaşımı yoktur. Tedavi genellikle müşterilerin doktorlarıyla birlikte çalışan bir konuşma dili patologu tarafından gerçekleştirilir. Gelişimsel kekemelik semptomlarını azaltmaya yardımcı olan bazı terapi teknikleri de nörojenik kekemelikte etkili olabilir.
Bunlar şunları içerir:
  • Yavaş konuşma hızı (seslerin ve kelimelerin süresini artırarak her nefeste daha az kelime söyleyerek).

  • Her cümlenin başlangıcının nazik bir başlangıcını vurgulayarak (konuşma kaslarının gevşemiş bir duruşundan başlayarak, yeterli solunum desteği ile başlayan, ekshalasyonun yavaş ve kolay bir başlangıcından ve ilk sesin yumuşak başlangıcından).

  • Hem genel vücut duruşu hem de spesifik konuşma üretimi kasları açısından, konuşma üretiminin düzgün akışını ve rahat duruş kullanımını vurgulamak.

  • Konuşma kalıplarındaki aksaklıkları belirlemek ve müşteriye daha uygun kalıpların kullanılmasında talimat vermek.
Ek olarak, kişi akıcılığına ilişkin endişe veya endişelerini dile getiriyorsa, terapi, bozukluk ve algılarını değiştirmek için bozukluk ve danışmanlık hakkında eğitim içerebilir. Farklı veya ek tekniklerin ve yaklaşımların kullanımı, diğer iletişim ve bilişsel bozuklukların varlığına ve bireyin altında yatan nörolojik durumun doğasına bağlı olarak gösterilebilir. Başka iletişim bozuklukları da mevcutsa, etkilerini hafifletmeye yönelik ek terapi akıcılığı da artırabilir. Doktorlar, hemşireler, mesleki, fiziksel ve solunum terapistleri, konuşma akıcılığını etkileyen tıbbi durum ve semptomlarla başa çıkmada yardım sağlayabilirler.
Hastalığın anlaşılması, ailelerin ve bakıcıların müşteriye en iyi şekilde yardım etmek için iletişim durumlarını yapılandırmasına yardımcı olabilir. Bunun endişelerini azaltmada ve iletişimi geliştirmede önemli bir etkisi olabilir. Stratejiler, bir kişinin konuşmasını basitleştirmeyi, cevap için daha fazla zaman vermeyi, yavaş, kolay konuşma kalıplarını modellemeyi ve genel olarak iletişim taleplerini ve beklentilerini azaltmayı içerebilir. Altta yatan nörolojik yaralanma veya hastalıktan kurtarma sürecinin akıcılığa sıklıkla önemli bir etkisi olacağının bilinmesi önemlidir. Ayrıca, nörolojik yaralanma veya hastalıktan iyileşme yavaş olabileceğinden, sabra ihtiyaç duyulacağını unutmayın.

Kaynak: Amerika Kekemelik Vakfı
Translate ile çevrilmiştir.

Bu konuyu yazdır

  Dil ve konuşma terapistleri (dkt) neden kekemelik terapisi veriyor
Yazar: Misafir34 - 05/02/2019, 22:11 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorumlar (1)

Kekemelik bir nörolojik bir sorunsa ve biz kekeme olanlar konuşmayı biliyorlarsak neden nörolog yada beyin uzmanları kekemelik ile ilgilenmiyorlar da dil ve konuşma terapistleri ilgileniyor?

Bu konuyu yazdır

  Kekemelik ve Yüz Hareketlerinde ISTAR Araştırması
Yazar: kyaman - 04/02/2019, 19:19 - Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar - Yorum Yok

Kekemelik ve Yüz Hareketlerinde ISTAR Araştırması

Edmonton'daki Alberta Üniversitesi'nin bir parçası olan Kekemelik Tedavi ve Araştırma Enstitüsü (ISTAR), konuşurken, kekemeye giren insanların değişen yüz hareketlerini içeren bir araştırma çalışması yürütüyor. U of A'da profesör olan Torrey Loucks baş araştırmacıdır ve çalışmalarının kekemelik için potansiyel tedavilere ışık tutabileceğini söylüyor. Bu çalışma Haziran 2018’de başlamış ve Ekim 2019’a kadar sürecek.

Ön çalışmada, Loucks, konuşma hareketi değişkenliği yüksek olanların konuşmadaki kırılmaya daha yatkın olduğunu buldu. Çalışma, konuşma terapisi tedavisinden önce, üç hafta süren ve tedaviden sonra konuşmanın değişkenliğini ölçer.
Çalışma, kekeleyen kişilerin dudak ve çenesinin hareketine ve ayrıca dil hareketine bakacak. Sinirsel görüntüler de incelenebilir. Araştırmacılar, konuşma eylemi ile kekemelik eğilimi arasındaki ilişkiyi araştıracaklar. Daha hedefli bir terapi bu duyarlılığı azaltabilir mi?
Kekemelik nedeni henüz bilinmemekle birlikte, birçok bilim adamı bunun erken çocukluk döneminde gelişen atipik beyin fonksiyonu ve yapısı nedeniyle olduğuna inanmaktadır.
Kekeme yapan kişilerin sıklıkla sosyal kaygısı vardır. Loucks, ISTAR'ın Kapsamlı Tedavi Programına inanır, kekelemeyi çevreleyen olumsuzlukları ortadan kaldırabilir ve konuşma sırasında olumlu bir tutum için çalışabilirler. Kekemelik için farmakolojik bir tedavi olmasa da, Loucks, çalışmanın gelecekteki bir araştırma için araştırmaya yardımcı olacağına inanıyor.
Çalışma yetişkin kekemeleri üzerinde yoğunlaşacak, ancak çocuklar bir noktada konu olabilirler. Ana dili İngilizce olan ve 16 ile 70 yaşları arasındaki herkes çalışmaya katılabilir.

Konuşma Hareketi Değişkenliği 
Son zamanlarda kekemelik tedavisinin yararına bakarak bir konuşma prodüksiyonu çalışmasına başladık. 16 yaşın üstündeki kekemelerde konuşma hareketi değişkenliğini ölçüyoruz. Konuşma sırasında yüz hareketlerini takip etmek için hareket izleme kamerası kullanılıyor. Konuşma hareketi verilerini tedavinin başlangıcında ve tedavinin sonunda topluyoruz. Yoğun programa ve haftalık programa katılan müşterileri işe almayı umuyoruz. Çalışmanın tamamlanması yaklaşık 45 dakika sürer. 

Karar Verme ve Kekemelik Tedavisi 

Bu çalışma, yürütücü işlev ile kekemelik tedavisi sonucu arasındaki ilişkiyi değerlendirecektir. Yürütme işlevi, insanların nasıl karar verdikleri ve süreç bilgisiyle ilgili. Bu bilgiyi, kekemelik yapan kişilerin, tedavinin etkinliğini arttırmak için tedavi sonucuyla ilgili nasıl karar verdikleri hakkında kullanacağız. Çalışmanın tamamlanması yaklaşık 70 dakika sürer. 

İnhibisyon ve Kekemelik 
İnsanların nasıl hareket etmelerini engellediğini veya kaçınmadığını test ediyoruz. Hareket etmekten kaçınmak, bir hareket yapmak kadar önemlidir. Kekemeliğin, konuşmanın nasıl engelleneceği konusunda bir farklılık içerebileceğini öne süren araştırmalar var. Gelecek yıl kekiren insanlarda inhibisyonu test edeceğiz. Çalışmanın tamamlanması yaklaşık 90 dakika sürer.

Dördüncü bir çalışma planlanmaktadır ancak henüz başlamamıştır. Bu çalışma, sanal gerçekliğin kekemelik terapisini tamamlayıp tamamlayamayacağına bakan bir pilot programdır. Sanal gerçeklikteki gelişmeler, bireylerin sanal senaryolar kullanarak ortak konuşmaya hazırlanmalarına yardımcı olabilecek ortak konuşma ortamları içermiştir. Bu senaryolar izleyici ve çevre açısından zengin çeşitlilik gösterebilir. Bu program, müdahalenin erken aşamalarında özellikle yetişkinler ve gençler için yardımcı olabilir. Size bu pilot program hakkında güncellemeler sunmak için sabırsızlanıyoruz.



Araştırmalar devam ediyor...

Kanada - (Kekemelik Tedavi ve Araştırma Enstitüsü)  
12 Aralık 2018

Bu konuyu yazdır

  Kekemelere Tavsiyeler
Yazar: abdulhakimkh - 04/02/2019, 18:42 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorumlar (5)

Diyarbakırda yaşayan kendisi de kekeme olan Mustafa Kayana kekemelere nasıl bir tavsiye verebileceğini sordum o da beni kırmadı tavsiye ve görüşlerini bu videoda anlattı.
https://www.youtube.com/watch?v=JhDwT5Gnif8

Bu konuyu yazdır