Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 600
» Son Üye: tuba aksu
» Toplam Konular: 499
» Toplam Yorumlar: 1,658

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 6 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 6 Ziyaretçi

Son Aktiviteler
Kekeme şehir
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: Mazidenbiri
09/04/2019, 21:18
» Yorumlar: 1
» Okunma: 76
5 Nisan 2019 tarihli hang...
Forum: Kekemelikle ilgili hangoutlar
Son Yorum: Ercan E
05/04/2019, 21:04
» Yorumlar: 1
» Okunma: 96
Chicago ve Turkiye deki k...
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: Onurchicago
02/04/2019, 23:18
» Yorumlar: 2
» Okunma: 106
Sen Olsan Ne Yapardın (Ke...
Forum: Kamuoyu ve farkındalık çalışmaları
Son Yorum: kyaman
31/03/2019, 16:38
» Yorumlar: 2
» Okunma: 1,894
Kekemelikte ilaç tedavisi
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: kyaman
29/03/2019, 23:15
» Yorumlar: 6
» Okunma: 3,915
Kekemelik: Efsane vs. Ger...
Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar
Son Yorum: kyaman
29/03/2019, 20:44
» Yorumlar: 0
» Okunma: 1,858
kekemeliğin fizyolojiye e...
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: PetraS
20/03/2019, 19:30
» Yorumlar: 1
» Okunma: 151
Yaşıt Akrabalar Tarafında...
Forum: Okul, iş hayatı ve kekemelik
Son Yorum: PetraS
19/03/2019, 20:38
» Yorumlar: 3
» Okunma: 362
kekemeligini düşünmemek ...
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: Ishtar
19/03/2019, 16:22
» Yorumlar: 13
» Okunma: 416
Kabullenme ne demek
Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler
Son Yorum: kyaman
17/03/2019, 22:28
» Yorumlar: 1
» Okunma: 184

 
  Duyarsızlaşmadan ÖNCE ve SONRA
Yazar: PetraS - 29/01/2019, 16:48 - Forum: Van Riper Tekniği - Yorumlar (1)

Merhaba arkadaşlar,
duyarsızlaşarak neyi kazanırız anlamında sorular geliyor.
O nedenle size kendi açımdan duyarsızlaşma süreci ile birlikte elde ettiğim kazanımları açıklamak istiyorum.

Duyarsızlaşmadan önceki durumu (-) işareti ile ve duyarsızlaşmadan sonraki durumu (+) işareti ile açıklayacağım.

Size duyarsızlaşmadan SONRA geri dönüşü olmayan 9 kazanım göstereceğim.

1 - Konuşurken takıldığımda

(-) Nefesim kesilirdi, yeniden nefes aldığım halde konuşma gücüm olmazdı, var gücümle kelimeyi çıkarmaya çalışırdım, sağımı solumu görmez olurdum, zamanı unuturdum (yani 10 saniye mi, 1 dakika mı bilmezdim), sonrasında (yani kelimeyi çıkardıktan sonra veya başkası benim yerime kelimeyi söyledikten sonra) kendimi biri bir kova sıcak su kafama dökmüş gibi hissederdim, kızarır, utanırdım yerin dibine girmek isterdim. Daha sonra da saatlerce, hatta günlerce bu niye oldu, neden başıma geldi diye kahrolurdum.

(+) Takılacağımı çok önceden hissederim, kendimi ona göre ayarlarım, konuşmayı yavaşlatmak veya yumuşak kontrollü bir giriş yapmak gibi yöntemler kullanırım, gerekirse durur yeniden nefes alırım, yerine göre tekrarlama yapmayı yeğlerim, duygusal anlamda hiçbir utanç veya telaşlanma yok, takılsam da en fazla açıklamasını yaparım.

2 - Konuşmak zorunda olduğumda

(-) Örneğin okul gibi ortamlarda konuşmak ZORUNDA olduğumda sürekli tetikteydim. Söyleyeceğim cümleleri çok iyi seçerdim, genellikle A planının yanında bir tane B planı yapardım (Affedersiniz saat kaç yerine örneğin pardon saatiniz var mı? gibi). Söyleyeceğim kelimeden kaçınma olanağı olmadığı zaman heyecanlanır söyleyeceğim kelimeyi kesinlikle çıkartamazdım. Ondan sonra da yukarıda açıkladığım gibi çok fena utanır, yıllar sonra bile o bir anı dakik bir şekilde hatırlardım. 

(+) Dik bir duruşla rahat bir şekilde istediğim cümleyi istediğim anda söylerim, takılma tehlikesinde de telaşlanmam eskiden çıkartamadığım kelimeleri de rahat çıkarırım. Kafamda her an kekemeliğimi dile getirme imkanı vardır ama genelde gerek yoktur.

3 - Konuşmak istediğimde

(-) Kendim bireyler söylemek veya sormak istediğimde muhatap olduğum kişinin (satış elemanı, polis vs.) gözüne bakmaz, arkasından yaklaşırdım. Söyleyeceğim cümleyi söyleyebileceğime emin olduğum bir anda alelacele cümlemi söylerdim. Diğer kişi genellikle hazırlıklı olmadığı için beni anlamazdı ve 'efendim' diye sorardı. Cümlemi tekrarlamak istediğimde fena takılır utancımdan yerin dibine girmek isterdim.

(+) Muhatap olduğum kişilerin gözüne bakarak her istediğim cümleyi söylerim. Ağır takılma kalmadı. Kelime değiştirme gereği kalmadı. Takılmalar ilk başlarda olmaz, olsa olsa sohbetin ileri aşamalarında olur. Gerekirse 'kbekemeliğim tuttu' gibi açıklamalarla durumu utanmadan izah edebilirim.

4 - Kekemelik kavramının kullanılması

(-) Biri yanımda kekemelik, kekelemek veya daha da kötüsü 'sen kekeliyorsun' kelimesini kullandığı zaman kalbim hızlanır, yüzüm kızarırdı, aynı zamanda oradan kaçma isteğini duyardım. Bunu söyleyen arkadaşlardan uzak dururdum, onları arkadaşlıktan atardım, bir daha söylememeleri için elimden geleni yapardım, kendimi sürekli sıkar ve kontrol ederdim. Binbir mazeret bulurdum, kekelediğimi kabul etmezdim.

(+) Kekemelik kavramını duyduğum zaman ilgi duyarım, kekemeliğin ne olduğunu açıklama ihtiyacını hissederim. Normal konuşan insanların kekemelik konusunda hiçbir bilgileri olmadığının farkındayım, o yüzden konu açılmışken açıklama yaparım. Ukala davranan veya alay eden insanlara cevabımı veririm. 

5 - Filimlerde kekeme rolünü oynayan biri çıktığında

(-) Sessizce kendi kendime utanırdım, sırf oyunbozanlık yapmamak için filmi sona kadar izlerdim, elimden geldiğince seyretmemeye çalışırdım. Benimle birlikte filmi izleyen birinin 'aynı senin gibi' gibi laflar söylememesi için dua ederdim. Güldüklerinde utancımdan yerin dibine girmek isterdim. Kesinlikle gülmezdim çünkü 'senin gülmeye hakkın yoktur' demelerinden korkardım.

(+) Eğer komik bir filimse herkes gibi gülerim eğer kekemelere haksızlık yapan bir filim veya diziyse yönetmene veya prodüksiyon şirketine şikayet mektubu yazarım, Almanya Kekemelik Federasyonu'na bildiririm (onlar kurum olarak devreye girer) veya yanımdaki insanlara filimde/dizide gösterilen 'kekemelik karekteri'nin neden yanlış olduğunu açıklarım.

6 - Kekemeliği dile getirmek

(-) Kekemeliğimi dile getirmem mümkün değildi. Suçsuz olduğumu biliyordum kabul etseydim bir suçu itiraf etmiş gibi olurdum. Ailede kekemelik konusu açılmadığı için kesinlikle kekelemek veya kekemelik kelimelerini ağzıma almazdım. Başkası hakkında bu kelimeleri kullanmak zorunda kaldığımda kendimi çok kötü hissederdim, kalbim küt diye atardı, kızarır, utanırdım. Başkasının benim hakkımda da böyle bir şey söylemesini asla istemezdim.

(+) Kekemeliğimi her an her yerde dile getirebilirim. Gereksiz yere dile getirmem, örneğin sunumdan önce 'kekeme olduğum için ara sıra takılabilirim' desem belki hiç takılmam ve dinleyicileri şaşırtmış olurum. (Ağır kekeleyen biri olsaydım yapardım ama bazen hiç takılmıyorum) Bu nedenle yerine göre karar veririm. 2-3 takılmadan sonra kısa bir açıklama yapar (kekemeliğim tuttu / bazen kekelerim işte) geçerim. Utanma yok, tanıdığım insanları (amirlerim de dahil) kekemelik konusunda aydınlatmayı severim.

7 - Kekeme(lik) kavramını kendine yakıştırmak

(-) Kekeme eski anlayışıma göre = katildir. Yani en az katil kadar kendimi suçlu hissederdim. Onun için her mazeret meşruydu da kekeme kavramını kendime yakıştırmazdım. Heyecanlıyım derdim, ne diyeceğimi şaşırdım derdim, biri beni yakalayıp kekemeliğimi yüzüme vurduğu zaman kaçardım.

(+) Kekemelik kelimesinin yerine 'konuşma bozukluğu' veya 'tutukluk' ya da başka daha az çirkin bir kavramın kullanılmasının hiçbir şey getirmediğini biliyorum. Neyse odur. Kekemelik suç değil, iyi bir insandan kötü bir insan yapmaz, tam tersine, kekemelik dolayısıyla sık sık alaya maruz kalan insanlar daha duygusal, daha duyarlı, daha empatik, daha uyumlu ve daha anlayışlı olurlar. Bir kekemeden cani ya da soyguncu çıkacağını pek sanmıyorum. Gördüğüm tanıdığım kekemelerin hepsi dürüst ve samimi insanlar sadece canları çokça yanmış, takdir bekliyorlar.

8 - Kekelemedin şeklinde takdir almak

(-) Bir öğretmen bana eskiden 'aferin kızım hiç kekelemedin' dediği zaman dünyalar benim olurdu. Aynı zamanda kendimi acayip bir baskı altına sokardım. Böyle devam etmeli ve bir daha kekelememeliyim diye. Yine kekelediğim zaman kendimi suçlu hissederdim ve çok üzülürdüm.

(+) Duyarsızlaştıktan sonra takılmaların bana ömür boyu eşlik edeceğini biliyorum. Bundan da ben suçlu değilim, kekemeliğin doğasında vardır. Birileri bana 'hiç kekelemedin' dediği zaman bunu bir övgü olarak algılamam, 'şimdi kekelememiş olabilirim ama yarın veya başka bir ortamda gene kekelerim' derim ve bütün bunlar duygusal olarak bana dokunmaz.

9 - Başka kekemelerle karşılaşmak

(-) Başka kekemelerle karşılaştığım zaman heyecanlanırdım. Benim gibi bir çocuk ise kendimi rahat bırakır artık konuşmayı kontrol etmezdim. Bu güzel bir duyguydu. Büyüdüğüm zaman başka kekemelerle aynı kefeye koyulmak istemezdim. Hani ben 'kekelemekten vazgeçeceğim' diye söz vermiştim ya o yüzden kekemelerle uğraşmak istemezdim. Kekemelerden korkardım ve konunun açılmasını da asla istemezdim.

(+) Başka kekemelerle karşılaşmayı, dertleşmeyi ortak noktaları aramayı severim. Biri ağır, biri hafif, biri daha çok tekrarlama göstererek, biri blok yaşayarak kekelese de her birinde kendimle özdeşleştirebilecek noktalar bulurum. Kekemeler birbirlerine karşı çok sabırlı ve çok anlayışlı olurlar. O yüzden kekemelik özyardım buluşmalarına katılmayı çok severim.

Şu ana kadar bunlar aklıma geliyor. Daha başka konular aklıma gelirse onları da eklerim.
Ama en güzeli 

  • artık kendim olabilmem
  • kendimi kekelesem de kekelemesem de sevebilmem
  • kekemelikten dolayı utanmamam
  • takıldığım zaman soğukkanlı kalabilmem
  • alay edene, anlayışsız olana cevabımı verebilmem
  • konuşurken hep rahat olmam
  • VE ARTIK ÇOK ÇOK AZ KEKELEMEM (%1)
Bütün bunlar DUYARSIZLAŞMA sürecinin değerli sonuçlarıdır.
Duyarsızlaşmak bütün bir kekemelik terapisi gibi bir yolculuktur. Bir ay mı, bir yıl mı bir ömür mü sürer, belli değil.
Ama bu yolculuk yapmaya değerdir.
Başarılar dilerim

Bu konuyu yazdır

  Çocuklarda Geçici Kekemelik
Yazar: kyaman - 28/01/2019, 12:58 - Forum: Kekemelikle İlgili Faydalı Bilgiler - Yorum Yok

Çocuklarda Geçici Kekemelik

Kekemeliği; kelime ve hecelerin tekrarlanması, harfleri çıkarmakta zorlanma, bazen de hiç ses çıkaramama ve mimiklerle kilitlenme hali olarak tanımlayabiliriz. Erkek çocuklarda kız çocuklara göre üç-dört kat daha fazla görülür. Kekemeliğin yüzde 90’ı geçici, kalanı kalıcı olabilir. Unutmayın ki 2-6 yaş arası çocuklarda hece ve kelimelerin masum tekrarları olabilir, bu durumu kekemelik olarak değerlendirmemeniz gerekir. Çocuğunuz kekelemeye başlarsa, bu durumuna dikkat çekmeden normal konuşuyormuş gibi davranırsanız sorunu daha çabuk atlatmasını sağlarsınız. Aksi davranışınız, konuşmasının daha da bozulmasına neden olabilir.

Kekemeliğin Nedenleri
Kekemeliğin birden fazla nedeni vardır bu durumun psikolojik, fizyolojik ya da kalıtımsal nedenlerden kaynaklanabilir. Fizyolojik olarak beyin dalgalarından gelen iletim bozuklukları kekemeliğe neden olabiliyor. Solunum bozukluğu ve nefesi doğru kullanamama da nedenler arasında yer alır.
 
Kekemelikte Dikkat Edilmesi Gereken Unsurlar
Araştırmalar göstermiştir ki çocukluk döneminde kekelemenin geçici olarak ortaya çıkma nedeni çocuklardaki düşünme hızının konuşma hızından daha fazla olmasıdır. Kekeleyen çocuklar genelde düşünülenin tersine zekidir. Çocuklar hızlı düşündüğü için düşünme hızı önde konuşma hızı arkada kalır. Aile tarafından çocuğun konuşmasının düzeltilmesi için baskı yapılmaz ise kekemelik kendiliğinden de geçebilir. Özellikle alay etme ve konuşmaya zorlamanın olumsuz etkisi fazladır. Arkadaş çevresinde eksik konuştuğu için başka çocuklar tarafından alaya alınması engellenmeli bunun için gerekirse öğretmenin desteği alınmalıdır. Öğretmen bu durumdaki bir çocuğa nasıl davranılması gerektiğini, bunun geçici bir dönem olduğu ve dalga geçilecek bir durum olmadığı hususunda öğrencilerini yönlendirmesi faydalı olacaktır.
 
Çocuklarda Kekemelik Tedavisi
Kekemeliğin herhangi bir ilacı veya ameliyatı yok. Kekemeliği olan çocuklara dil ve konuşma terapistleri tarafından kekemelik terapisi uygulanır. Kekemelik terapisine genellikle kekemelik ortaya çıktıktan 3-6 ay sonra başlanıyor. Bazı durumlarda, özellikle ailede kekemelik geçmişi varsa ve çocuğun kekemeliği şiddetliyse terapilere hemen başlanması gerekebiliyor. Her çocuğun düzelme oranı farklılık gösterse de bütün çocuklar terapiden fayda görüyor. Çocukla yürütülen konuşma terapisi, küçük çocuklarda oyun terapisi daha büyük çocuklarda ise karşılıklı diyalog ile yürütülür. Kekemeliğin tedavisinde kıymetli kurallardan biride bu çocukların olumlu özelliklerini iyi yapabilecekleri beceri ön plana çıkararak bunları çocuğun tedavisinde bir kaldıraç olarak kullanmaktır. Konuşma terapisinde bir dizi özel teknik kullanılmakla beraber esas vurgu terapisttin çocukla iyi bir tedavi ilişkisi kurarak çocuğun konuşma kaygısının giderilmesi yönünde olmalıdır.
Zaman her şeyin ilacıdır, sabrı elden bırakmayın. İnatçı kekemeliğin bile uygun tedavi ile geçebileceğini unutmayın.

 
Övgü Yaren Soydan(Psikolog öğrencisi) - 14 Mayıs 2018
Kaynak

Bu konuyu yazdır

  sempatik sinir sistemi ve parasempatik sinir sistemi
Yazar: Misafir34 - 27/01/2019, 17:01 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorumlar (1)

sempatik sinir sistemi ve parasempatik sinir sistemi ile kekemelik bağlantısı var mı

Bu konuyu yazdır

Information Psikolojik kekemelik deneyi
Yazar: kyaman - 24/01/2019, 19:54 - Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar - Yorumlar (1)

               Canavar Çalışma The Monster Study Deneyi Çocuklara Yapılan Psikolojik İşkence(!)
resim
Canavar çalışma deneyi orjinal adıyla the Monster Study 1939 senesinde Iowa Üniversitesi'nden doktor Wendell Johnson ve doktor Mary Tudor tarafından 22 öksüz çocuk üzerinde  kekemelik üzerine yapılan araştırma deneydir.

5 ila 15 yaş arasındaki 22 yetiştirme yurdu öğrencisi ile gerçekleştirilen deneyde, deneklerde kalıcı hasar yaratma konusunda ilk akla gelen sonu kötü biten deneydir. Onu kekeleyen 22 öksüz ve yetim çocuk kontrol ve deney grupları olarak iki gruba bölünmüş, çalışmalarda her iki gruba da diksiyon dersleri verilmiştir. Bir gruba doğru telaffuzlarında pozitif davranırken, diğer gruba yaptıkları telaffuz hatalarından dolayı dayak atma ve kekeme olduğununun yüzüne vurulması gibi uygulamalar gerçekleştirilmiştir.

Araştırmacılar çocuklara olumlu konuşma terapisi uygulamış, bir kısmına konuşmalarının ne kadar akıcı ne kadar güzel olduğunu övüp durmuşlardır. Negatif yarıya ise olumsuz konuşma terapisi uygulamışlar ve en ufak konuşma hatalarında aşağılama şeklinde cezalar vermişlerdir. Olumsuz konuşma terapisine maruz kalan normal çocukların neredeyse tamamında psikolojik konuşma bozuklukları gözlemlenmeye başlamış ve bazıları bu sorunu ömürleri boyunca yaşamışlardır. Bu yüzden deneye canavar çalışma denmektedir.
Olumlu gruptaki deneklere sürekli motive edilmiş ve sorunlarını aşılacağı söylenmiştir. Ancak olumsuz grupta yer alan ve normal konuşma becerisine sahip olan çocuklar da dahil  tüm deneklere bu tip sözler sarf edilmiştir."Ekibimiz konuşman da çok ciddi sorunlar tespit etti, kekeme olan çocukların neredeyse tamamında görülen belirtilerin hepsi var bunu derhal durdurmalısınız gücünü kullan eğer yapamıyorsan da konuşma"


Bu tip konuşmaların yanı sıra çocuklara isimleriyle hitap edilip sürekli birbirlerine kötü örnek gösterilip sürekli konuşamadıklarından dolayı aşağılama yapılır. Bu terapi çocuklarda o kadar hızlı tepki göstermesine neden oldu ki araştırmacılar bile şaşırdı. Tüm gruplarda terapinin beklentilerine paralel sonuçlar elde edilmişti ancak araştırmacılar en çok tamamen deney öncesinde konuşan ancak kekeme olmakla itham edilen çocuklar etkilemesi olmuştur. Dr.Tudor aldığı notlarda "Daha 1 ay önce tamamen özgür şekilde konuşan bu çocuğu şu anda konuşturmak çok zor "şeklinde yazmıştır. Bir başkası için artık konuşmayı reddediyor demiştir.

Diğer çocuklarda tamamen benzer tepkiler geliştirmiştir. Deney insanların etrafındakilerin iddialarından özellikle de çocuk yaştayken ne kadar fazla etkilenebileceğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Ancak deneyin uygulama şekli ülkeyi ayağa kaldırır. Mary Tudor hiçbir zaman bu deneyden ötürü yargılanmamıştır. Daha sonradan yetimhaneye giderek çocukların aslında hiç de kekeme olmadığını söylemiştir.

Tabii ki bunların hiç biri işe yaramamış ve çocukların psikolojisi hiçbir zaman normale dönememiştir. Ancak Mary Tudor yaptığı araştırmanın konuşma patolojisi ve de kekemelik araştırmalarına büyük katkı sağladığını iddia etmektedir. Deneyin sonunda olumsuz grupta olan ve normal konuşan öğrencilerin okul başarısı tamamen düşmüştür.

Sonuçları hala Iowa üniversitesi kütüphanesinde bulunan canavar çalışma deneyi araştırmaları o zaman unutulup gider. Ancak 2001 yılında Kaliforniya'da bir gazete bu konu hakkında makale kaleme alır. Bu haberi ihbar kabul eden savcıların devreye girmesiyle deney, ulusal bir skandala dönüşür. Haberden sonra Iowa üniversitesi özür diler ancak 2005 yılında Iowa yüksek mahkemesi davayı görüşmüş ve 2007 yılında kalıcı hasara uğramış 6 denek toplamda 925 bin ABD doları tazminat almaya hak kazanmıştır.

Avrupalı ve batılı bilim adamları bilim ve deney adı verdikleri bu tip uygulamalarda çoğu insanın hayatını karartmış belkide karartmaya belki de devam etmektedir.

Alıntıdır.

Bu konuyu yazdır

  Van Riper tekniği pratik uygulamaları
Yazar: kyaman - 24/01/2019, 13:55 - Forum: Van Riper Tekniği - Yorumlar (1)

Van Riper Tekniği Pratik Uygulamaları 
1.Teşhis Etme : (identification (ID) (1.Evre):
 Bu terapi evresinde çocuklar;
• Kekemelik, nefes alışverişi, konuşma, vücudun doğru duruşu hakkında ayrıntılı bir şekilde bilgilendirilmelidir.
• Çocuğun bireysel kekelemeliği, primer (Blok, tekrarlama ve uzatma) ve sekonder semptomlar hakkında doğru bilgilendirme yapılmalıdır. 
• Başka insanları ve kendi kendisini gözlemlemeyi
öğrenmelidir. 
a) Vücut duruşunun ve nefes alımının gözlenmesi 
b) Değişik tarzlarda konuşma 
c) Nerede hangi ses çıkarılır, artikülasyon yerleri 
d) Değişik kekeleme biçimleri (önce yabancı ID, sonra kendi ID, kaset kaydı yapılarak
e) Kekeme soğan
 • In- Vivo.Traninig (Sokak krokisinin çizilmesi ve işyerlerinin boyanması, hangi iş yerinde ne sorulacağının kararlaştırılması. Detektif oyunu)
 • Farkındalığı destekleme alıştırmaları, güven arttırıcı alıştırmalar 

Bu Evrede  Farkındalığı Artıran Alıştırmalar 
• Dans, değişik dans stilleri
• Duruş ve nefes alışverişinin gözlenmesi 
• Farklı yürüyüş şekilleri 
• Gözler bağlı şekilde başkasına yön vermek ve yönlendirmek
• Değişik şekillerde konuşmak 
• Ses listelerinin oluşturulması. Hangi ses nerde oluşur,artikule edilir? 
• Ağız alıştırmaları 
• Gevşeme egzersizleri
Dans etmek
 -Bireysel terapide-
• Müzikle beraber odanın içinde hareket etmek 
• Değişik vücut organlarını ardı sıra ve tek tek hareket ettirmek 
• Müzikle beraber tranpolinde zıplamak
• Terapistle beraber ayna dansı 
• Stop dans 
• Ağır çekim dans
-Grup terapisinde-
• Değişik vücut organlarını ardı sıra ve tek tek hareket ettirmek 
• Müzik ile beraber terapi odasında serbest yürüyüş 
• Ayna dansı 
• Stop dansı
• Ağır çekimde dans
 Farklı yürüyüş şekilleri
-Bireysel terapide-
• Farklı stillerde yürüme, Drama, rol oyunları. Diğer katılımcı yürüyüş tarzından kişinin ruh halini tahmin etmelidir 
• In vivo trininigte gözlem: Sokakta insanların ruh hallerini tahmin etmek
• Farklı yürüyüş stillerini taklit etmek
• Ağır çekimde yürümek 
-Grup terapisinde-
• Terapi odasında farklı stillerde yürümek 
• Anne-baba terapide, çocuklar ebeveynlerini taklit eder
• In-vivo gözlem, diğer insanlar nasıl yürüyor
• Farklı yürüyüş şekillerini taklit etme 
• Hangi ruh hali hangi harekete uyuyor 
• Ağır çekimde yürüyüş Farklı konuşma tarzları 
• Yüksek- alçak sesle 
• Sıkılgan 
• Yavaş- hızlı
• Bebek dili
• İnce- kalın sesle 
• Gülerek- ağlayarak
• Havalı (Cool)
• Şiveli 
Oyunlar ve alıştırmalar
 -Tabu, Memo crime, Memo story, durum! Olay anlatan resimler, ünlü kişileri tarif etmek -
-Her oyunda belirli bir anlatım tarzı seçilir, diğer kişi anlatıcının ruh halini tahmin etmeye çalışır.
-Radyo ve TV deki spikerleri değerlendirmek 
-In-vivo-training: sokaktaki kişilerin konuşmalarını gözleme ve yorumlama 

2.Duyarsızlaştırma (desensitization) (2.Evre) 
a) Kekeme soğanın kabuklarının soyulması
 b) Terapi odasında alıştırmalar: Semptomların kaldırılması için
 c) Terapi odasında alıştırmalar: gerçek kekemeliği ortaya çıkarmak için 
d) In-vivo-training, gerçek ve sözde (pseudo) kekelemek. (Kekemelik ile ilgili röportaj) Kekemeyi daha stabil bir konuma ve dış koşullara karşı dayanıklı hale getirmek için farkındalığı destekleme alıştırmaları.Örn.Tırmanma bahçelerinde tırmanış alıştırmaları gibi
 Duvarsızlaştırma Evresindeki alıştırmalar 
Duyarsızlaştırma ne anlama gelir? Kekemelik ve konuşma korkusunu azaltmak.
• Sözde (pseudo) kekemelik ile 
• Gerçek kekemeliği ortaya çıkarmak ( sekunder Semptomları atmak) 
• In-vivo training Sözde (pseude) Kekemelik
• ID aşamasında kullanılan oyunlarla alıştırma (tabu, memo erime) 
• Normal sohbetlerde kullanım 
• In-vivo training 
Sözde (pseude) Kekemelik
• ID aşamasında kullanılan oyunlarla alıştırma (tabu, memo erime) 
• Normal sohbetlerde kullanım
• In-vivo training
Eşlik eden Semptomları kaldırmak 
• Adım adım ilerleme, kekemelik soğanını yaprak yaprak soyarak
• Değişik oyunlarla terapi odasında alıştırmalar yaparak 
• İn-vivo training 
• Grup terapisinde herkesin Sekonder(ikincil) semptomlarını söyleyip, bunu bir etikete yazıp gömleğine veya kazağa yapıştırarak, böylece herkes konuşma esnasında bu semptomları gördüğünde uyarabilir. (Destek ile farkındalığı arttırma) 

Duyarsızlaştırma Evresinde Algıyı Güçlendirme Alıştırmaları
 -Bireysel Terapi-
• Kapalı gözlerle yabancı bir ortamda el yardımıyla yürütülmek, yönlendirmek 
• Değişik durumları pandomim olarak sunmak (sonradan analiz etmek için video kaydı yapılamalıdır) 
-Grup Terapisi-
Bireysel terapideki bütün alıştırmalar grup terapisi içinde geçerlidir, ayrıca;
• Kendini serbest bırakma, grup yakalar 
• Grubun ortasında tek başına dans etme 
• Tırmanış bahçeleri In- Vivo Training Küçük adımlarla
• İlk önce çocukla beraber bir yer belirlenir ( ID evresi içinde uygun bir alıştırma)
• Buranın krokisi çizilir 
• Nerde hangi tekniğin kullanılacağına karar verilir 
• Terapist her zaman örnek olur 
• Telefon görüşmesi 
• Önce hayalinde canlandır (şimdi bu kişiyle konuşsan nasıl olurdu?). 
• Biriyle nasıl konuşacağını düşün (Muhtemelen ID evresinde bu konu zaten konuşulmuştur) 
• Sonra gerçekten sorulur (In-vivo training başlar)
Not:Her alıştırmadan sonra nasıl olduğu konuşulur 

3. Değiştirmek/ Değişim Evresi (modification) (3.Evre)
a) Ağır çekimde konuşma (slow motion speech)
b) Kısaltılmış ağır çekimli konuşma (shortened slow motion speech)
c) Yumuşak giriş 
d) Melodik, tınılı, dolgun konuşma
e) Telefon training
 f) Sunu yapma Bütün bu sayılanlar terapi odasında ve In-vivo-training’te  uygulanır.
 • Farkındalığı destekleyen alıştırmalar
 • Öğretmenleri konu hakkında bilgilendirme: onaylama ve kabul görme / alay etme gibi.
Değişim Evresinde Yapılan Alıştırmalar
 Ağır çekimde konuşma tekniği (slow motion speech) Önemli Özellikleri: 
• Güçlü bir ses tonuyla konuşulur 
• Her ses aynı derece uzatılır 
• Bir sesten diğerine geçişler önemlidir 
• Önce anlamsız hecelerle alıştırmalara başlanır Farkındalığı arttıran destekleyici alıştırmalar 
• Belirli bir zaman dilimi için bir davranış değiştirilir 
• Dans 
• Stop dans, ardından ağır çekimle tekrar dansa başlanır 
• Taktil Algı: yumuşak ve sert arasındaki fark
•  Farklı tarzlarda konuşma

4. Sağlamlaştırma Evresi (Stabilizasyon) (4.Evre) 
a. Uzun aralıklarla terapi 
b. Ev ödevleri ve planlaması Sağlamlaştırma Evresinde Yapılan Alıştırmalar
 Bu Evrenin Hedefleri: 
• Kazanımların kalıcılaştırılması 
• Değiştirilen davranışların uygulanması
• Olası bir gerileme ye karşı (semptomlarda artış) bireysel (kendi kendine) yardım planı oluşturmak 
Sağlamlaştırma evresi araçları 
• Günlük yazmak 
• Yapılanları hatırlamak için kronolojik liste tutmak 
• Telefonla hatırlatmak
• E-mail kontağı 
• Uzun aralıklarla yeniden kontrol amaçlı terapiler
• Grup çalışması: gruptakilerin birbirini karşılıklı motive etmeleri içim telefon listesi
 Motivasyon nasıl sağlanır
• Post-it kağıtları dağıtarak
• Pantolon cebinde ataç taşıyarak
• Sokak tabelalarını veya araba plakalarını ağır çekimde konuşarak alıştırma yaparak 
• Telefon ekranına motive edici deyimler yazarak
 Not:Bu bölüm Stotterintensivtherapie ‘Susanne Rosenberger’in çalışmalarından alınmıştır.

Eski bir makaledir bilgi almanız açısında paylaştım.Karışık olabilir.
Psikolog Asım Eren'in makalesinden alıntıdır.

241144025c4996f2a0053.png

Bu konuyu yazdır

  Hafıza teknikleriyle kekemelik
Yazar: Misafir34 - 23/01/2019, 08:01 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorumlar (1)

Hafıza teknikleriyle da vinci hafıza sarayı gibi teknikleri kekemelik üzerine terapi şeklinde uygulanırsa fayda sağlar mı

Bu konuyu yazdır

  10.Ulusal Dil ve Konuşma Bozuklukları Kongresi
Yazar: kyaman - 21/01/2019, 19:10 - Forum: Kamuoyu ve farkındalık çalışmaları - Yorum Yok

10.Ulusal Dil ve Konuşma Bozuklukları Kongresi - 28 Nisan /1 Mayıs 2019

Ana Konular
• Ses bozuklukları
• Yutma bozuklukları
• Rezonans bozuklukları
• Edinilmiş dil bozuklukları (Afazi,TBI, Sağ beyin) 
• Motor konuşma bozuklukları 
• Geriyatrik iletişim bozuklukları (demans, vb) 
• Nörojenik hastalıklarda dil ve iletişim bozuklukları
• Akıcılık bozuklukları (kekemelik, hızlı-bozuk konuşma) 
• Özgül/gelişimsel dil bozuklukları 
• Disleksi 
• İşitme yetersizliğine bağlı dil ve konuşma bozuklukları 
• Gelişimsel yetersizliklere bağlı dil ve konuşma bozuklukları 
• Otizme bağlı iletişim bozuklukları 
• Alternatif ve destekleyici iletişim sistem ve teknolojileri 
• Normal Dil ve Gelişimi 
• Dil-beyin araştırmaları 
• Dil ve konuşma bozukluklarında güncel sorunlar 
• Diller Arası Karşılaştırmalar 
• Dil ve Konuşma Terapisinde  personel yetiştirme 
• Etik ve mesleki gelişim 
• Farklı ortamlarda vaka/hasta yönetimi 
• Temel araştırmalar 
• Sağlık sisteminde DKT
• Eğitim sisteminde DKT
• Kanıta dayalı uygulamalar


KAYIT & KONAKLAMA
http://www.dktd2019.org/index.html#kayit - İstanbul Medipol Üniversitesi Kavacık Güney Yerleşkesi


KONGRE ONURSAL BAŞKANI
Prof. Dr. Sabahattin AYDIN 
İstanbul Medipol Üniversitesi Rektörü

KONGRE BAŞKANI
Dr. R. Sertan ÖZDEMİR

KONGRE SEKRETERİ
Dr. Özlem ÜNAL LOGACEV

DÜZENLEME KURULU
Prof. Dr. Seyhun TOPBAŞ
Dr. Sertan ÖZDEMİR
Dr. Özlem ÜNAL LOGACEV
Dr. Evra GÜNHAN ŞENOL
Dr. Talat BULUT
Ar. Gör. Dkt. Safiye TEKKELİ
Dkt. Zehra SAVAŞ
Dkt. Eda Uzuner
Dkt. Merve BİÇER

BİLİMSEL KURUL
Hakan AĞIR
Kocaeli Üniversitesi
Didem AKYILDIZ
Dumlupınar Üniversitesi
Sevtap AKBULUT
Yeditepe Üniversitesi
Elif AKSOY
Acıbadem Üniversitesi
Zeynep ALKAN
Yeditepe Üniversitesi
Ayşe AYDIN
Kocaeli Üniversitesi
Fatma ESEN AYDINLI
Hacettepe Üniversitesi
Yıldırım BAYAZIT
İstanbul Medipol Üniversitesi
Hakan BİRKENT
Serbest
Nermin BAŞARER
İstanbul Medipol Üniversitesi
Talat BULUT
İstanbul Medipol Üniversitesi
Emrah CANGİ
Üsküdar Üniversitesi
Özlem CANGÖKÇE YAŞAR
19 Mayıs Üniversitesi
Müzeyyen ÇİYİLTEPE
Anadolu Üniversitesi
H.Hakan COŞKUN
Uludağ Üniversitesi
İlter DENİZOĞLU
İzmir Üniversitesi
Erhan DEMİRHAN
İzmir Sağlık Bilimleri Üniversitesi
Pınar EGE
Serbest
Esra ERTAN
Serbest
Evrim KIRAN GERÇEK
Üsküdar Üniversitesi
Lütfü HANOĞLU
İstanbul Medipol Üniversitesi
Deniz KAZANOĞLU
19 Mayıs Üniversitesi
Mustafa KESKİN
İstanbul Medipol Üniversitesi
İsmail KOÇAK
Okan Üniversitesi
Yakup KRESPİ
Bilim Üniversitesi
Maviş KULAK KAYIKÇI
Hacettepe Üniversitesi
Ahmet KONROT
Üsküdar Üniversitesi
Ayşen  KÖSE
Hacettepe Üniversitesi
Özlem ÜNAL LOGACEV
İstanbul Medipol Üniversitesi
İlknur MAVİŞ
Anadolu Üniversitesi
Haldun OĞUZ
Serbest
Ferhan ÖZ
Acıbadem Hastanesi
Esra ÖZCEBE
Hacettepe Üniversitesi
R. Sertan ÖZDEMİR
İstanbul Medipol Üniversitesi
Demet ÖZBABALIK
Acıbadem Hastanesi
Elçin TADIHAN ÖZKAN
Anadolu Üniversitesi
Evra GÜNHAN ŞENOL
İstanbul Medipol Üniversitesi
Bülent ŞERBETÇİOĞLU
İstanbul Medipol Üniversitesi
Seher ŞİRİN
Kocaeli Üniversitesi
Oğuz TANRIDAĞ
Üsküdar Üniversitesi
Bülent TOĞRAM
Anadolu Üniversitesi
Şükrü TORUN
Anadolu Üniversitesi
Müge TUNÇER
Anadolu Üniversitesi
Ümran TÜFEKÇİOĞLU
Biruni Üniversitesi
Seyhun TOPBAŞ
İstanbul Medipol Üniversitesi
Kürşat YELKEN
Serbest
Gazi YİĞİTBAŞI
İstanbul Medipol Üniversitesi


Davetli Konuşmacılar
Dr. James LAW, RCSLT, Professor Child Language Systematic Review, Longitudinal Cohort Analysis Research

Dr. Melda Kündük, CCC-SLP, Assoc. Prof. Voice and Swallowing Research

Dr. Kate Swinburn, RCSLT Aphasia Research

Dr. Edythe STRAND, CCC-SLP, Professor Childhood Apraxia of Speech Research

Dr. Geoffrey A. COALSON, CCC-SLP, Assistant Professor Stuttering Research

Dr. Eileen HAEBIG, CCC-SLP, Assistant Professor Neurodevelopmental Language Disorders Reseach

Dr. Christopher R. COX, PhD. Assistant Professor Neuroimaging, Computer Simulations and Language Disorders

Dr. E. Susan DUNCAN, PhD, CCC-SLP, Assistant Professor Acquired Language Disorders and Brain Research

Bu konuyu yazdır

  Melodik Entonasyon Terapisi
Yazar: kyaman - 21/01/2019, 14:49 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorumlar (1)




Altyazı olarak türkçe'yi seçebilirsiniz.

Bu konuyu yazdır

  Gecikmiş İşitsel Geribildirim Tekniği
Yazar: kyaman - 21/01/2019, 13:42 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorumlar (2)

Gecikmiş İşitsel Geribildirim Tekniği (Delayed Auditory Feedback) 

1950'li yıllarda öğrenme kuramlarından uzaklaşılarak, kekemeliğin fiziksel bir bozukluktan; işitsel geribildirim sürecindeki bozulmalardan kaynaklandığı görüşü yaygınlaşmıştır.

Bu yaklaşımın önerdiği tedavi yöntemi, kekemelere bir araç yardımıyla geribildirim verilmesini, böylelikle konuşma hızını ve kaslardaki gerginliği kontrol altında tutmalarına yardımcı olunmasını içermektedir.
Van Riper (1971) ve Schwartz (1974), kekemeliğin, neden sonuç bağlantısı tartışılmaksızın,larinksteki kasılmalar ile  ortaya  çıktığını   belirtmektedirler.Bu görüş çerçevesinde, kekemelikte geribildirim tekniğinin, kasılmaları kontrol etmeye yönelik olarak tedavi amaçlı kullanımı başlamıştır.
Pamir (1985) geribildirim tekniğini şu şekilde tanımlamaktadır "Geribildirim, insanın normal koşullarda farkında olmadığı fizyolojik ya da psikolojik tepkilerinin bir araç yardımıyla kendisine yansıtılarak farkına vardırılmasının sağlandığı ve bir eğitim programı içinde, etkinliklerini istenilen yönde düzenlemeyi öğrendiği bir yöntemdir". Pamir, bu teknikle kişiye yaptıklarını nesnel olarak gözleyebileceği bir ortam sunulduğunu ve böylelikle kişinin gözlediği davranışlarını alışkanlık edineceği yeni bir model doğrultusunda yeniden eğitilerek değiştirebileceğini belirtmektedir.    Kekemelik tedavisinde alternatif bir yaklaşım sunan bu teknik, bozukluğun kökeninin fizyolojik veya psikolojik olduğu tartışmasını göz ardı ederek kekemeliğin azaltılmasına odaklaşmıştır.

Kekemelik tedavisinde uygulanan Geribildirim tekniğinde bir araç yardımıyla kişinin kaslarını gevşetmesi sağlanmakta, kekemelik kontrol altına alınmaya çalışılarak ve daha yavaş konuşularak akıcılık sağlanmaktadır.Daha sonra, kekemeliğin, işitsel geribildirim mekanizmasındaki bozulmalardan kaynaklandığına ilişkin görüş doğrultusunda Perkins ve Curlee (1970), bir araç yardımıyla kekeme kişilerin konuşmalarını duymalarını bir kaç saniye geciktirmişler ve böylelikle konuşma hızını düşürerek akıcılığı sağlamışlardır. Daha sonra yavaş yavaş konuşma hızı artırılarak kişinin normal hızda ve akıcılıkta konuşması gerçekleştirilmiştir.Gecikmiş İşitsel Geribildirim tekniği kullanılarak yapılan çalışmaların sonucunda, Adamzczyk (1965), gecikmiş işitsel geribildirim uyguladığı 60 kişide, dört ay süren terapi sonucunda %60 oranında ilerleme kaydettiğini belirtmiştir. Curiee ve Perkins (1969) işitsel geribildirim tekniği ile araştırmaya aldığı tüm kekemelerin normal konuşma düzeyine ulaştıklarını, Webster (1970) bu yöntemle tedavi sonucunda kekemeliğin tamamen ortadan kalktığını ve on ay sonraki izleme çalışmasında tüm deneklerin akıcılıklarını koruduğunu belirtmişlerdir.
Araştırmalarda, kekemeliği kontrol etme yönünden yararlı olduğu görülen Gecikmiş İşitsel Geribildirim Tekniğinin bir çok tedavi programında yardımcı teknik olarak kullanıldığı bilinmektedir.    

Delayed Autodory Feedback bir sesi geciklemeli geri verme tekniği olup Shaping tekniğidir.
Psikolog Asım Eren'in kitabından alınmıştır.

Bu konuyu yazdır

  Kekeleyen Kişilerin Temel Gerilimleri
Yazar: kyaman - 21/01/2019, 12:14 - Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar - Yorum Yok

Kekeleyen Kişilerin Temel Gerilimleri
Schwartz’a göre kekeleyen kişilerin yedi temel gerilimi bulunmaktadır:

 ■ Durumsal Gerilim: Kekeme bireylerin telefonla ya da kürsüde konuşmaktan korkmaları durumudur.
Kekemenin kendisi telefonla birini aradığında, başka birinin kendisini aradığı durumdan çok daha fazla korkması durumsal gerilime örnek olabilir. 
Sözcük ve Ses Gerilimi: Kekeleyen bireyler belirli sözcüklerden ve seslerden korkarlar. Bu tür korku öğrenilmiştir. Bu öğrenme zamanla şekil değiştirebilir. Örneğin; kekeleyen birey bir yıl boyunca “m” ve “p” seslerinden, bir diğer yıl ise “k” ve “b” seslerinden korkabilir. Kekemelerde en sık görülen korku sözcüklere duyulan korkudur. Özellikle, sesli harflerle başlayan sözcüklere yönelik korkular dikkat çekicidir. Başlayamama, uzatma gibi durumlarla karşılaşılmaktadır.
 ■ Otorite Gerilimi: Kekeleyenlerin çoğu otorite gösterenler olarak bilinen kişilerin (müdür, komutan, başkan, öğretmen, hakim, savcı,v.b) önünde konuşmaktan çekinirler. Ancak arkadaşları ile konuşurken böylesi korkular yaşamazlar.
 ■Belirsizliğin Gerilimi: Belirsizliğin doğurduğu gerilim en çok bir dil öğrenme girişiminde bulunan kekeleyen kişilerde görülmektedir. Bazı kekemeler uygun davranışın ne olduğunu kestiremediklerinde konuşmada güçlük çekerler. Örneğin; yeni arkadaş çevresinde, ya da yeni bir işte, bir sözcüğün doğru söylenişinden kuşku duyulduğu durumlarda bu tür bir gerilime girerler. 
■ Fiziksel Gerilim: Kekeleyen kişilerin hasta ya da yorgun olduklarında daha başarısız oldukları gözlenmiştir. 19. yüzyılda Avrupa’da kekemeliğin ana nedenlerinin uykusuzluk olduğu görüşüne dayanan bir sağaltım okulu oluşturulduğu literatüre geçmiştir.
■ Dıştan Gelen Gerilim: Bu tür gerilime “kötü haber” gerilimi de denmektedir. Bunlar; işten atılmak, bir akrabanın kötü bir hastalığa yakalandığının ve değerli bir eşyanın çalındığının öğrenilmesi, sel ya da deprem felaketinin tekrarlanma olasılığından söz edilmesi gibi durumlarda oluşan gerilimdir. Dıştan gelen bu tür gerilimlerin konuşma güçlüğünde önemli bir yeri olduğunu belirten kişilerin sayısı az değildir. 
Hız Gerilimi: Gerilimlerin en önemli olanı hız gerilimidir. Hız gerilimi özellikle çocuklardaki kekemeliğin başlamasında önemli bir rol alır. Çocuklar hızlı düşüncelerini konuşmaya aktarırken çok hızlı konuşarak bu güçlüğü yaşarlar. Hız gerilimi çok küçük çocukların yaşadığı tek gerilim şeklidir denilebilir.

Yetişkinler ise diğer gerilim biçimleri altında olduklarından yavaş konuşma anında bile konuşmada bir akıcılık oluşturamazlar. Hız gerilimi, kekeleyen çocuğun kaçıp kurtulmak istediği tutukluğa katkıda bulunan bir gerilim olarak kabul edilebilir.

Kekeleme Davranışları  

  Starkweather’a göre kekemeliğin tipik belirtisi olan tekrarlamalar, önce sadece hece tekrarları biçiminde görülmektedir. Kişi bir hecede takılır ve sonraki heceyi söyleyinceye kadar en az iki defa tekrarlar (si-si-si-sinema gibi) Kekemelik yerleştikçe, hece ve kelime tekrarları sıklaşır, sayısı artar. Zamanla tekrarlamalar kelime ve cümlelerde de görülmeye başlar, ancak tekrarlamalara çoğunlukla hecelerde rastlanmaktadır.
Adams ise tekrarlamalarla birlikte, kişinin sesinde bazı değişiklikler izlendiğini; sesin yükseldiği ve gerginlikle birlikte tizleştiğini söylemektedir.
Temel belirtilerin bir diğeri ise, hem sesli hem de sessiz harflerde görülebilen uzatmalardır. Uzatma sırasında kişi bir sonraki sesi söyleyemediği için aynı seste takılarak sürekli o sesi çıkarmaktadır. Önceleri fark edilir düzeyde olmayan uzatmalar artan gerginlikle birlikte konuşmayı kesintiye uğratmaya başlar.Blok, kekemeliğin daha sonra ortaya çıkan bir özelliğidir ve blok durumunda ses akışının yanı sıra hava akışı da kesintiye uğramaktadır.Blok, genellikle sözcüğün ilk hecesinde ortaya çıkmakta ve giderek daha uzun sürmektedir. Kişide blokla beraber özellikle dil ve dudaklarda titremeler görülebilir. Bu durumda, hava akışı kapanır ve kaslar gerginleşir.
Kişiden kişiye değişiklik gösteren bu belirtiler, konuşmaya yardımcı olması için yapılan hareketler olarak başlayıp alışkanlık haline gelerek, zamanla etkilerini kaybedip konuşmanın bir bileşeni olurlar.Çoğu kekemenin temel belirtilerine, bazı yüz ve beden hareketleri eşlik etmektedir. Bu hareketler arasında baş sallama, el kol hareketleri, sallanma, göz kırpma, dil çıkarma, yumruk sıkma, nefes tutma, içine hava çekme veya aniden nefesi bırakma yaygın olanlarıdır. Bu tür hareketler, sözcüğü söylemeye başlama veya bloğu sonlandırma çabalarıdır.


Kaçınma Davranışı ve asalak seslerin kullanımı

Kekemeliğin özelliklerinden diğeri kaçınma davranışıdır. Bu durum, kekeme kişinin kekemeliği kabul etmemesini, bunun hoş olmayan sonuçlarından kaçınmasını göstermektedir. Kaçınma davranışı, belirli harf ses ve kelimelerde kekemeliğin ortaya çıkacağına yönelik korkunun oluştuğu durumlarda görülmektedir.
Ayrıca, kekemeler kekelemeden kaçınmak veya söylemek istedikleri sözcüğü söyleyebileceklerini hissedinceye kadar zaman kazanmak için konuşma arasında, “eeee”, "ııh", "ah", "yani", "şey" gibi bazı konu dışı sözcükleri ekleyebilirler. Bunlarda kekemeliğin temel davranışlarından kaçma ve kaçınma atılımlarının birer sonucudur.    Ayrıca kekeleyen kişilerin çoğunun, konuşma korkusu nedeniyle sosyal ortamlardan kaçındıkları, konuşma gerektirmeyen meslekleri seçtikleri, telefon çaldığında cevaplamaktan çekindikleri gözlenmektedir.
Bazı sesler veya kelimeler asalak olarak kelimelerin arasına takılır ve konuşmayı tahammül edilmez hale getirir.Kekemeler asalak kelimeleri çok kullanırlar.Bu asalak sesleri kullanmanın amacı kekemeye zaman kazandırması ve çıkaramadığı bazı kelimelerin önlerine getirerek o kelimeleri daha kolay çıkarmasıdır.Asalak sesler veya kelimeler konuşmacının fikir netliği ve kendine güveni hakkında şüphe uyandırır. Konuşmanın kalitesini baltalar ve dinleyiciyi sıkar. Bu kapsamda “ııı, eee, aaa, şey, yani, mesela, evet…” gibi ses veya kelimeler konuşma arasında sık sık veya gerekmediği halde kullanıldığında dinleyici rahatsız olur.

Örnekler: Asalak ses veya kelimelerle: Bana şey dedi. Bugün yıldönümü olduğu için eee şey yapacaktık. Eeee tören salonunu düzenleyecektik.Evet sevgili dinleyenler.Bugün yine sizlerle birlikteyiz. Evet bugünkü konumuz çalışmanın faydaları hakkında.Yani şunu diyorum. Mesela siz zor durumda kaldınız. Yani mesela başınızdan bir olay geçti.

Kekemelerin Sorun Yaşadıkları Harfler 
A. Sesli harfler (a…e…ı…i…o…ö…u…ü…) Bazı kekemeler sesli harflerle başlayan kelimeleri söylemekte zorlanırlar.

B.      Sessiz harfler Genellikle hız ve dudak kekemeleri sessiz harflerle başlayan kelimeleri söylemekte sıkıntı çekerler. 
•        Dudak ünsüzleri: b  f  m  p  v 
•        Diş ünsüzleri: ç s  d  j  l  n  ş  t  z 
•        Damak ünsüzleri: g  k  y

Alternatif İletişim Biçimleri  
 Kekemelikle baş etme yollarından biri alternatif sözcük kullanımıdır.Her dilde bir çok eş anlamlı sözcük olduğu için, alternatif sözcük üretme, kekeleyen kişilerin sıklıkla kullandığı bir baş etme biçimidir.

Alternatif sözcükler, kekeleyen kişi tarafından zor sözcükleri söylerken kekeleyeceği korku ve beklentisine tepki olarak kullanılırlar. Bazı kekemelerin eş anlamlı veya gereksiz sözcük bulamadıklarında, söylemek istediklerinden vazgeçtikleri ya da başka şeyler söyledikleri bilinmektedir.Konuşurken bir role girmek, yabancı bir aksan kullanmak, kullanılabilecek en az kelimeyle yanıt vermek kekemeliğin yarattığı kaygıyı hafifletmek için geliştirilen alternatif iletişim biçimleri arasında sayılabilir.Bir de kekemelerin bazıları söylemekte zorlandığı harflerin başına başka bir harf getirebilmektedir.Mesela “arkadaş” demekte zorlanan bir kekeme bunu “darkadaş” şeklinde söyleyebilmektedir.

Psikolog Asım Eren'in kitabından alınmıştır.
Kaynakça
AKGÜN, Ö. “Türkçe Konuşan 3-6 Yaş Grubundaki Kekemeliği Olan Ve Olmayan Çocukların Konuşma

Akıcısızlıklarının İncelenmesi” Dil ve Konuşma Terapistliği Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Eylül, 2005 A. AYTUNA, Hasip   MİLLÎ EĞİTİM BASIMEVİ.1.Baskı-İSTANBUL -1960.

BALTAŞ, Zühal, BALTAŞ, Acar, Stres ve Başaçıkma Yolları, İstanbul, Remzi Kitabevi, 1988.

Bugay, F., “Aile tutumlarının kekemelik problemi olan çocukların psiko-sosyal gelişimine etkisinin incelenmesi”, Hacettepe Üniversitesi Yayınlanmamış Bilim Uzmanlığı Tezi, Ankara, 1990.

CENKSEVEN, F., “Kekeme Ve Kekeme Olmayan Çocukların Anne-Çocuk İlişkisini Reddedici Algılama Düzeylerinin Öz-Kavramlarına Etkisinin Karşılaştırılması” Çukurova Üniversitesi,Sosyal Bilimler Enstitüsü,Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi,ADANA-2000 

DUMANOĞLU, A. “Kekemelerde Yaygın Kekemelik Tutumlarının Kaygı Ve Depresyon Düzeyleri Açısından İncelenmesi” .Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü . Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İzmir, 2006 

DSM-IV-TR., “Tanı Ölçütleri Basvuru Elkitabı”, Amerikan Psikoloji Birliği Hekimler Yayın Birligi, 2004.

Embiyaoglu, G., “Kekemeliğin psikolojik ve psikanalitik açıdan incelenmesi”, İstanbul Üniversitesi Cerrah Pasa Tıp Fakültesi Psikiyatri Kürsüsü, Doktora Tezi, İstanbul,1976.

Eryavuz, A., “Kekemelik tedavisinde Pasif Hava Akımı Tekniği’nin geçerlilik çalışması”, Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İzmir,1998.

Madanoğlu. G.K, “Kekeme Çocuklar  İçin  Bir Tarama Çalışması Ve Kekemelikle Baş Etme Konusunda Hazırlanmış Bir Programın Değerlendirilmesi”, Marmara Üniversitesi,Eğitim Bilimleri Enstitüsü,Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı, Doktora Tezi , İstanbul, 2005 
ŞENBAY, Nüzhet, “Alıştırmalı Diksiyon Sanatı”  Milli Eğitim Yayınları-İstanbul-1991 VURAL, Birol. “Doğru Ve Güzel Konuşma Sanatı” .Hayat Yayınları.6.Baskı.İstanbul-2007 Yıldırım,İbrahim-Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi.sayı:6.syf:175-189.1991

Bu konuyu yazdır