Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 492
» Son Üye: Hüsamettin
» Toplam Konular: 415
» Toplam Yorumlar: 1,405

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 17 kullanıcı aktif
» 1 Kayıtlı
» 16 Ziyaretçi
Misafir34

Son Aktiviteler
Duyarsızlaşmada aşınma e...
Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar
Son Yorum: PetraS
17/11/2018, 11:02
» Yorumlar: 1
» Okunma: 99
Okumaya Değer 2 Makale
Forum: Kamuoyu ve farkındalık çalışmaları
Son Yorum: PetraS
11/11/2018, 17:49
» Yorumlar: 0
» Okunma: 118
Kekemelik ve nörotransmit...
Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar
Son Yorum: kyaman
01/11/2018, 18:43
» Yorumlar: 9
» Okunma: 709
21 Ekim 2018 Kekemeler De...
Forum: Videolu Anlatımlar, Terapi Örnekleri vs.
Son Yorum: PetraS
30/10/2018, 19:02
» Yorumlar: 0
» Okunma: 90
Kekemelik hakkında bilims...
Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar
Son Yorum: Misafir34
22/10/2018, 22:43
» Yorumlar: 0
» Okunma: 335
Serabral korteks ve kekem...
Forum: Kekemelikle ilgili bilimsel çalışmalar ve araştırmalar
Son Yorum: kyaman
22/10/2018, 22:28
» Yorumlar: 0
» Okunma: 127
21 Ekim 2018 tarihli hang...
Forum: Kekemelikle ilgili hangoutlar
Son Yorum: PetraS
21/10/2018, 20:54
» Yorumlar: 1
» Okunma: 106
Asla vazgeçme never give ...
Forum: Kekeme Hayatlarımızın CV leri
Son Yorum: rafamek
10/10/2018, 17:47
» Yorumlar: 0
» Okunma: 517
KEEP iT COSTAL VE AiR FLO...
Forum: Kekeme Youtuberler
Son Yorum: KeKeMe_YouTubeR
09/10/2018, 19:15
» Yorumlar: 0
» Okunma: 340
Kekemelikten daha kötü bi...
Forum: Kekeme Youtuberler
Son Yorum: KeKeMe_YouTubeR
09/10/2018, 19:14
» Yorumlar: 0
» Okunma: 205

 
  Nasıl Kekeme Oldunuz ? (Oktay)
Yazar: okidoki84 - 06/08/2016, 00:17 - Forum: Kekeme Hayatlarımızın CV leri - Yorumlar (7)

Çok kısa bende basınızı agrıtmadan benım kekemelıgım hakkında bılgı vereyım...
Ismım Oktay 32 yasındayım bir unv de işletme alanında doktora öğrencisiyim aynı zamanda yuksek lısans tez asamasındayım ( Türkiyede bazı unv.ler yüksek lisans tez asamasında olan öğrencilere doktoradan ders almasına izin verebiliyor bu o okulun iç mevzuatıyla ılgılı )....Evet halı hazırda 2 bucuk senedır kekemelıgım sebebıyle yuksek lısans tezımı veremedım mucadelemı sıze burdan kelımelerle anlatamam hanı derler ya o anı yasamak lazım dıye...Defalarca red aldım defalarca tez jurımın onunde o blokları harfler cıkmayınca yuzumun kızarmalarını harfler cıkmayınca o takılmalarımı abartsız anlatamam sıze suan empatı yaptıgınızı dusunuyorum ...Hele kı o bahtsız bı ınsandım kı cok cetın jurılere maruz kaldım ..bı donem ara verdım bılıomusunuz oglum oktay yapamıosun yeter okuma dedım cok afedersınız felllık fellık ıs aradım kopek gıbı ama her kapıyı caldıgımda sırf konusma bozuklugum oldugu ıcın benı ıse almadılar ...bı gun oturdum camıının avlusuna agladım neden ben dıye benm bu dunyada yasama hakkım yokmu dedım..dunyaya küsmüştüm ..aılemden uzak bı yerdeyım karadenızlıyım bende aılem orda yasıyor ben ıse ıstanbuldayım...hayatımı okumaya egıtıme vermıstım ama artık calısmam gerektı ( laf lafı acıyor konudan konuya atlarsam sımdıden ozur dılerım anlamadıgınız bısı olursa lutfen sorun) son tez savunmamı hazıranda yaptım kabul almadım allahtan red almadım duzeltme verdıler sımdı bu ay sonuna kadar tezımı teslım edıcem biliyorum kı okulda benım kadar tezını uzatan yok benım donemımde herkes tek tek tezlerını verıp mezun oldular...Ögrenım hayatım boyunca hep ıkıncı planda oldum bır konuya hakımsın ve onu derste sunumunu yapamıosun hep kactımm bazen cok dalga gectıler bazen hıc dınlemedıler benı zor gunlerdı ...Bugun mu ? Suan hıc pes etmedım insan kaynakları alanında master yapmıstımbıldıgınız uzere ınsan kaynakları ıletısım yonun agır basmalı konusma ön planda ıdı defalarca ıs basvurusu yaptım ne sanstırkı bu yasıma geldım halen daha iş sahıbı olamadım benm yerımde baskası olsa cok daha kotu seyler yapabılırdı kendımı egıtıme verdım ne olursa olsun oktay dedım akademısyen olacaksın dedım ıkı kelımeyı bı araya getıremeyen hocalar var dedım senın ne eksıın var dedım istanbulda bı cok kurumda kekemelık tedavılerı gordum hıc artısını gormedım acıkcası ..bır dıl konusma terapıstıne sadece 2 defa gıdebıldım cunku bılıosunuz kı bu ulkede dıl konusma terapılerı ınanılmaz fahiş rakamlarda...sonunu getıremedım maddı ımkansızlıklardan..yılmadım gunlerce arastırmalar yaptım ...Basıma gelen bı kotu olayda okul notlarımın ıyı oldugu halde sırf ben kekemeyım dıe benı akademık kadroya almamıslardı gıdıp baska benden daha dusuk puanlarda olan bı cocugu almıslardı o an nasıl hayal kırıklıgına ugradım sıze anlatamam...Aılemde annem ve abım de kekeme benım fakat onlar cok fazla benım kadar takmıyorlar ben almıs oldugum egıtım geregı bellı bı kıtleye seslenecegım ıcın konusmam benm ıcın onemlı ıdı ben kendımı bıldım bılelı kekemeyım anneme gore 3yasından ıtıbaren kekemeymısım ...cok seyler dedıler gıtmıs oldugum kurumlar ıste bı muddet annenle konusma onun konusmaları senı etkılıyor tarzında ...ınanın yaptımm bı muddet konusmadım ben kı anneme cok düşkün bi cocugum...kadının ve benım halımı o an hayal bıle edemezsınız...gene fayda olmadı ..
artık bkmıstım terapı merkezlerınden hıc bırı fayda etmedı cunku en son x bı yerle konustugumda adam benı dovmekten beter ettı ve bu adamın bu alanda akademık bı calısması bıle yok ...Ögrencı harclıklarımla butun paramı bunlara verdım hep....sonucta bende ıscı emeklısı ve calısmayan bı ogrencı ıdım ..geldim 32 yasına halen kekemeyım bugun..ve halen yılmadım calısmak zorundayım ama ıse alınmıyorum ve yas ılerledıkce gıttıkce calısma alanın da daralıyor bellı yastan sonra tecruben olmayınca adamlar senı ıse de almıyorlar ...bu o kadar acı bısey kı ...bu donem doktora da sunumlar cok önemlıdır hıcbı hocam benı zorlamadı oktay sen sunum yapmak zorundasın dıye ...ben de sunum yapmadım bunun yerıne makale özetı yaptım bole ıyı hocalar da var ınanın buna...Ama ben bu kacısları yapmak ıstemıorum o kadar kafam karısıkkı bu anlamda öncelikle petra hanıma bole bı sıte actıgı ıcın sonsuz tesekkurlerımı ıletırım..şimdi bazılarımız soruyordur oktay suan amacın ne ? asıl hedefım almanyada doktoramı tamamlamak ama korkuyorum kekemelıgmı bahane olurmu dıye?acaba orda da bolesı acılar yasar mıyım ? orda doktora da ders olayı yok o yuzden tabı bı oncelıkle doktorvater yada doktormutter dedıgımız profesor bulmalıyım...tabı herseyden once suanda yuksek lısans tezımı jurımde kabul ettırip kısa vadelı para bırıktırıp doktoramı almanyada yapmak...suan tek amacım bu ...sorularınız olursa yardıma hr zaman hazır oldugumu bılmenızı ısterım..benı dınledıgınız ıcın zaman ayırdıgınız ıcın cok tesekkur ederım
saygılarımla
Oktay

Bu konuyu yazdır

  Kekemelik Üzerine Hangouts Youtube Sohbeti v1
Yazar: Ercan E - 05/08/2016, 23:55 - Forum: Kekemelikle ilgili hangoutlar - Yorumlar (1)

MERHABA ARKADAŞLAR
KEKEMELİKLE İLGİLİ YOUTUBE ÜZERİNDEN CANLI YAYIN YAPTIK. . LİNKİ AŞAĞDADIR. YAYINI CANLI OLARAK TOPLAMDA EN FAZLA 12 KİŞİ, KEMİK OLARAK DA 5 KİŞİ İZLEÖİŞ. DAHA FAZLA İZLEYİCİ OLMASINI BEKLERDİK. YAYINI TEKRAR İZLEMEK İSTEYENLER İÇİN YOUTUBE LİNKİNİ AŞAĞIDA VERİYORUZ. ORADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ. YORUMLARINIZI BEKLİYORUZ.
Bu cumartesi günü 09.07.2016 saat 12:00 da Youtube üzerinden canlı yayın oturumu yapacağız. Etkileşimi arttırmak ve farkındalığı daha fazla arttırma adına youtube ve hangout yayınlarıyla görüntülü ve sesli yayınlar yapma niyetimiz var. Bu cumartesi ilk yayınımızı yapacağız. Youtube linki aşağıdadır. Cumartesi saat 12:00 da aktif olacaktır. O zaman youtube dan izleyebileceksiniz. Youtube da canlı yayın esnasında yazı ile sorular sorulabilir. Yayınımıza şimdilik 3 kişi katılıyor. Ben, Petra Sasmaz ve Onur Bey. Biz 3 ümüz de kekemeyiz. Ama gerçekten araştırmacı kekemeleriz. Sadece Tr deki kaynaklar değil (Zaten Tr de yok dencek kadar az) uluslararası kaynakları takip ederek mevcuttaki yaklaşım tarzlarını ve gelişen yeni durumları takip etmeye çalışıyoruz. Bu haftaki yayın içeriğimiz aşağıdaki gibi olacaktır.
Tekrar burdan söylüyorum, bizler terapist değiliz, Sadece kekemeliği iliklerimize kadar yaşayıp dünyadaki kekemelik uygulamalarından da faydalanarak tercübelerimizden bahsedeceğiz.
+ Kekemeliğin bir kekeme açısından nasıl görüldüğü, Sadece konuşmadaki akış bozukluğu,
+ Kekemelik ile konuşma zorluğu bir kekeme açısından veya kekemeye bakan dışarıdaki göz açısından aynı şey mi ?
+ Kekemeliğin gelişmesinde ve kök salmasında çevre ve aile faktörler ?
+ Kekemelik terapilerindeki yanlış uygulamalardan doğan mağduriyetler,
+ Kekemelikle ilgili barışık olma yolları,
+ Kekemeliğin oluşturduğu değersizlik, engelli veya özürlü gibi algıları değiştirmeyle ilgili hem kekemeye hem de etrafındakiler düşen şeyler,
Youtube linki;

<!-- m --><a class="postlink" href="https://www.youtube.com/watch?v=SAn28ItdSy4">https://www.youtube.com/watch?v=SAn28ItdSy4</a><!-- m -->

Bu konuyu yazdır

  Bir kekeme ne zaman kekelemez?
Yazar: PetraS - 05/08/2016, 20:28 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorumlar (8)

Merhaba arkadaşlar,
her kekeme akıcı konuşabilir. Kekemeyi kekeme yapan, her yerde ve her zaman akıcı konuşamamasıdır.
Zaten Van Riper o yüzden demiş ki

Alıntı:Sana akıcı konuşmayı öğretmeme gerek yok, onu zaten bilirsin. Sana öğretebildiğim daha cazip bir şekilde kekelemek.
Kekemelik genellikle iletişim bağlamında kendini gösterir. Ezbere konuşmaktan ziyade serbest konuştuğumuz ortamlarda. Kahrolduğumuz nokta da orası zaten.
Çünkü kendi kendimize konuşurken kekelesek ne olacak, kekelemesek ne olacak?

Ama kekemelik özellikle insanlarla konuşurken ortaya çıkar. Kedimle veya köpeğimle konuşurken kekelesem dahi kesinlikle sert bir blok oluşmaz. Blok oluşsa bile çabuk geçer. Daha çok bir duraksama gibi olur.

Küçük çocuklarla konuşurken kimi kekeme az kekelediğini kimisi de hiç kekelemediğini söyler. Ama 3-4 yaşındaki çocuklarla konuşurken, özellikle de çocuğun anlayabileceği bir şekilde söylemeye özen gösteren kimi kekeme daha çok kekelediğini anlatıyor.

Kekemelerin büyük çoğunluğu yabancı, tanımadıkları insanların yanında kekemeliğinin arttığını, aile içerisinde veya samimi oldukları insanların yanında da azaldığını söylüyor. Saygı duyduğu veya korktuğu insanların ve otoritelerin yanında artıyor, üstünlük hissettiği insanların yanında da azalıyor.

Birçok kekeme büyük insan topluluklarının önünde konuşmaktan çekiniyor çünkü takılmaların çoğalacağını biliyor, kimisi ise özel konuşmalarda kekeliyor ama insan toplulukları huzurunda konuştuğu zaman hiç kekelemiyor.

Bu durumlar özellikle her kekemenin kendi kekemeliğine karşı olan tutumuna bağlıdır. Kekemeliğini gizleyen, kamufle etmeye çalışan insanlar kendini ele vermekten korktukları için korku ve heyecan duydukları anda daha fazla kekelerler, kekemeliği konusunda rahat olan, kekemeliğini herkese açmaya hazır olan kişiler de heyecen ve korku duymadıklarından önemli ortamlarda daha az kekelerler.

Sesli okumak da kekemeden kekemeye değişir. Bazı ağır kekeleyen insanların okurken hiç kekelemediğini gördüm, bazı kekemeler de okurken normal durumlardan daha fazla kekelerler. Bunun da çeşitli gerekçeleri olabilir.

Yalnız birçok kişiyle yapılan deneyler bazı durumların bütün kekemelerde aynı olduğunu göstermiştir.
Birini zaten biliyorsunuz, o da şarkı söylemek. Şarkı söylerken hiçbir kekeme kekelemez.

Ama bir şey daha var, o da koro halinde konuşurken insanın kekelememesidir. Siz sınıfta koro halinde okuyor muydunuz? Almanya'da genellikle o yöntem köhnemiş, kullanılmıyor artık ama başka ülkelerden biliyorum. Bütün sınıf birlikte okurken kekeme olan bir çocuk normalinde kekelemez.

Aslında bu öğretmenlerin sınıfta yararlanabileceği bir yöntem olabilir. Kekeme bir çocuk tek başına okumaz, iki veya üç çocuk birlikte okuyabilir.

Bir de 'gölgede konuşma' diye bir yöntem vardır. Bir kişi konuşuyor, öbürü takip edip aynısını aynı anda (onun gölgesinde) söylemeye çalışıyor. Yapılan araştırmalara göre kekemeler bu yönteme başvurdukları zaman kekelemez.

Kekemelerin doğal olarak kekelemediği bir yöntem daha vardır, o da fısıldayarak (yani ses tellerinde hiç bir titreşim yokken) konuşmaları.

Bir de bir kekeme kendi sesini hiç algılayamadığı zaman genellikle kekelemez.

Normalinde konuşurken düşüncelerimiz konuşmamızı yönetiyor ve kendi kendimizi artikülasyon hareketlerini hissederek ve kendi sesimizi işiterek kontrol ediyoruz. Ancak kulağımızı yüksek bir hışırtı ile sağır ettiğimiz zaman kekemelik anında kayboluyor. Bunu şu linkin üzerine tıklayarak deneyebilirsiniz.
http://www.klapptext.de/stammer/rauschen...en_pur.mp3
Mümkünse kulağın üstünü de kapatan bir kulaklık kullanın ve hışırtıyı kendi sesinizi hiç duymayacak şekilde açın.
Ondan sonra da konuşmaya çalışın, eğer hışırtı düşüncelerinizi karıştırırsa da kitaptan okuyun. Kekemelik anında geçer. Ne zaman yine kendinizi duyarsanız kekemelik de geri döner.

Bu ve benzeri gerçekler nedeniyle kekemeliğin 'dikkat' ve dikkatimizi neyin üzerine odakladığımıza da bağlı olduğu var sayılır.
Şimdi bütün bu değiişik konuşma fırsatlarını değerlendirdiğinizde sizin kişisel durumunuz nasıl? Onu merak ediyorum. Ben hepsini kendi açımdan tek tek cevaplayabilirim.

Selamlar
Petra

Bu konuyu yazdır

  Nasıl Kekeme Oldunuz ? Ersin
Yazar: ersin - 31/07/2016, 22:03 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorumlar (2)

Ben Manisa'lıyım babam ruh hastası (çok seviyom şimdi iyi) ozamanlar aile içi şiddet vardı ben 6 yaşında falandım ve 7 yaşında kekeme oldum balıkesire ziyarete gitmiştik orda bu çocuk çok güzel konuşuyo falan demişler annem babaannemler falan nazarla oldu dedikleri için beni kekemeliğin geçmesini en yatkın olduğu zamanlar hocaya götürmüşler 12 yaşında falan izmire gittim ama faydası olmadı şimdi 18 yaşındayım ve aşırı sosyal değilim ama idare ediyoz sizin hikayenizide merak ediyom hayatımız çok zor tedavi öneriniz varsada yazabilirsiniz

Bu konuyu yazdır

  Duyarsızlaşma nedir ve nedendir?
Yazar: PetraS - 29/07/2016, 17:57 - Forum: Van Riper Tekniği - Yorumlar (7)

Son zamanlarda Türkiye'deki kekemelik gruplarında da duyarsızlaş(tır)ma kavramı sıkça kullanılmıştır. Sanırım birçoğunuz bunun ne olduğunu ve neden önemli olduğunu anlamış değildir. O yüzden sizi bu konuda biraz aydınlatmayı uygun buldum.

Duyarsızlaşma hedefimiz ise önce bir yerden duyarlılaşmış olmamız gerekir

Kekelemeye yeni başlayan bir çocuk konuşurken karşılaştığı zorlukları hemen fark etmez. Ancak bir yandan çevresinin (anne-baba vs.) kendisine 'oğlum/kızım acele etme, yavaş konuş; önce nefes al, sonra konuş, kendini toparla, düzgün konuş' gibi iyi niyetli nasihatleri ve diğer yandan ikide bir duyguğu 'ay yine kekeliyor' gibi yorumlar dolayısıyla çocuk bir şeyi yanlış yaptığını ve bunun adının kekelemek olduğunu anlar.

Tabii ki ergeç yaşadığı takılmaları da bir engel olarak hisseder. İşte duyarlılık burada başlar. 
Bir yandan kekelemek kelimesini duyduğu anda telaşlanır, diğer yandan da büyüklerin nasihatleri ve arkadaşların gülüşleri zoruna gider çünkü yanlış bir şey yapmadığı halde çevresi ona suçlu gözüyle bakar. Ve suçlu olmadığı halde hatta suçlu olmadığı için kendisini çok fena bir utanç duygusu sarar. Bu durum hemen hemen her kekemede bir şekilde vardır. Ancak yaşamda her edinilen deneyim ile artan bu aşırı duyarlılık kekemeliği de olumsuz etkiler hatta daha kötü, daha şiddetli olmasına neden olur.

Çünkü insan artık girdiği herhangi bir ortamda 'bakalım bu sefer nasıl olur?' rahatlığıyla giremez önceki tecrübelerini aklına getirerek heyecanlanır ve korku ve telaştan dolayı ne yapacağını şaşırır. Birçok insan pes eder ve kendi haline geri çekilir. Sosyal ortamlardan kaçmaya başlar ve psikolojik yan etkiler asıl kekemelikten daha çok kendisini kontrol etmeye başlar. Bütün bu davranışlara kaçınma davranışları denir.


Peki bunun çaresi nedir?

Çaresi aşırı duyarlı olduğumuz tüm konularda kendimizi duyarsızlaştırmamız. 
Duyarsızlaşma kekemeliğe yeni, kulağa hoş gelen isimler vererek olmaz. Bir sürü konuşma bozukluğu vardır, kekemelik bunların bir tanesidir öyleyse ismini telaşlanmadan, terlemeden, utanmadan, kendimizi kötü hissetmeden kullanabilmemiz gerekir yoksa kekemelik canavarını daha da büyütmüş oluruz. Kekemeliğe hoş bir isim vermek de kaçınmadır! Arkadaşlarımızla, anne-babamızla kekemelik üzerine konuşabilmemiz, duygularımızı dile getirebilmemiz gerekir
. Diyelim ismimi söyleyeceğim zaman takıldım. Ne yapıyorum? 'Kusura bakma, ben kekemeyim' diyebilmem lazım.

Biz buna 'açık yaklaşım' deriz. Kendimi saklamam gerekmediği zaman içimdeki kaygılar da geçer. Korkular asgari bir düzeye iner. İşte bunun içindir duyarsızlaşma. 
Sadece akıcılık odaklı bir terapi, kekemeliği yenilmesi gereken bir düşman olarak gören bir terapi bize bir süre konuşma akıcılığı sağlayabilir ama duygularımızda, duyarlılığımızda bir değişiklik yapmadığımız müddetçe bu kalıcı bir durum olmaz, olamaz. Yine kekelerim, tekrar takılırım korkusu bir damokles kılıcı gibi üzerimizde etki yaptığı müddetçe kendimizi serbest bırakamayız.
 Onun için Batı'da uygulanan en etkin terapi modellerinde (örneğin Van Riper veya McGuire'de) duyarsızlaş(tır)maya bu kadar önem verilir.


Peki insan nasıl duyarsızlaştırılır?

Duyarsızlaşma en korktuğumuz şeyleri bile bile yapmaktan geçer. En çok korktuğum nedir? Takılmak, kekelemek. Öyleyse bilinçli olarak her yerde kekelerim. Cesareti olan bunu tek başına da yapar ama biraz korkak olan biri önce terapistin herhangi bir telefon hattına telefon açarak gönüllü kekeleyerek konuştuğunu izler ve karşıdaki insanın nasıl bir reaksiyon gösterdiğini takip eder. Ardından kendisi de bunu dener. Telefonla başladıktan sonra da dışarı çıkar, bayide gazete, fırında ekmek alır, sokağın ortasında yabancı birisine yol sorar, minibüsten minibüse atlayıp 'köşede inecek var!' gibi şeyleri kekeleyerek söyler. Önemli olan bunu bir oyun gibi algılaması, kendini bunu yaparken özgür hissetmesi ve olası negatif reaksiyonlara gerekli olan cevabı vermeye hazır olması. (Zaten bize kekemeliğimizden dolayı tepki gösteren insanlara bu kadar öfkelenmemiz ama kızdığımız halde sesimizi etmememiz de aşırı duyarlılıktan kaynaklıdır)

Gönüllü kekemelik nedendir ve nasıl oluyor?

Gönüllü kekemelik bazı insanlar için sadece geçici bir yöntem, kimisi ise bunu kendi pratiğinde de etkin bir yöntem olarak uygular. Gönüllü kekemelik demek takılmadan bilinçli olarak örneğin: 'me-me-me-me-merhaba, be-be-be-be-benim adım Pe-Pe-Pe-Pe-Petra' demek. Maksat hafif ve yapay bir kekemelik, benim kontrolümde olan bir kekemeliği yaratmak. Kekemelik beni zapt edemiyorsa, ben bir nevi kekemelikle alay ediyorsam kekemelik artık bana hakim olamaz. İstek dışı hakiki bir bloka düşecek olursam anında keserim ve yeniden başlarım. Her yerde kekemeliğimi açıkça göstermeye hazır olursam daha neresini saklayacağım? Daha neden endişeleneceğim? Daha neden korkacağım?
Gönüllü kekemelik hafif olduğu için yük göz tikleri, yüz ekşitmesi vs. de beraberinde getirmez ve esas hafif tekrarlamaların dinleyicileri şaşırtmadığı, dinleyicileri şaşırtan unsurların genellikle kekemeliğe eşlik eden hareketler ve tikler olduğunu anlarız.

Buna parallel olarak bir de kekemeliği dile getirmek vardır. Zaten kekemelik üzerine konuştukça var olan utanç duyguları kendiliğinden azalır ve bir gün sıfıra düşer. Bunun da kekemelik üzerindeki etkisi müthiştir.

Kekemeliği çekirdek semptomlarına indirgemek

İyi bir duyarsızlaşmayla kekemeliği çekirdek semptomlarına indirgemiş oluruz. Kekeme bir insan olarak kendi kekemeliğime yepyeni bir bakış açısı kazanmış olurum. Artık korkulacak, kaçınılacak bir şey yoktur. Semptomların sayısı azalmıştır ve geriye kalan konuşma zorluklarını soğukkanlı olarak idare veya kontrol edebilirim.

Duyarsızlaşma derecesi konuşma terapilerinden önce ve sonra ölçülebilir. Bu nedenle Aachen Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapistleri Eğitim Fakültesi'nden Prof. Hartmut Zückner kendi ekibiyle bir Duyarsızlaştırma Anketi oluşturmuştur. Bu anket şu anda tercüme aşamasındadır. Yakında sizinle önce burada paylaşacağız, daha sonra fakültenin web sitesi üzerinden de erişme olanağı sağlanacaktır.

Selamlar
Petra

Bu konuyu yazdır

  Düşündürücü ve güzel bir çözüm modeli
Yazar: PetraS - 28/07/2016, 11:34 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorumlar (1)

Merhaba arkadaşlar,
Almanya'daki forumumuzda güzel bir yazı çıktı, onu sizinle de paylaşmak istiyorum o yüzden onu bire bir Türkçeye çevirmeye karar verdim.

Sascha1975 Adlı Kullanıcıdan Alıntı:Çocukluğumdan beri bana eziyet çektiriyor. Her zaman ve her yerde. Sabahtan akşama kadar.
Çekilecek bir fişi olmadığı gibi çıkarılabilecek bir sigortası da yoktur.
Sonsuzdur - benim kekemeliğim.
Herşeyi arkamda bıraktım. Gizlemeyi, kaçınmayı, sapmayı, yerine başka sözcük yerleştirmeyi ve çok güzel (ama maalesef kısa süreli) başarılar sağlayan terapileri...
Fakat daha sonra kekemeliğime karşı olan düşüncelerimi ve yaklaşımımı tamamen değiştiren bir kişiyle karşılaştım.
Tanıdık bir arkadaştı, bir bacağı tümden kesikti, o da benim gibi bunu gizleyemiyor, kaçınamıyor, yerine yeni bir bacağın çıkmasını sağlayamıyordu.
Bu durumla yaşamak zorundadır... Ve de en iyi şekilde idare etmeye çalışıyor.

Bu durum, benim de şu karara varmamı sağladı: Ben de kekemeliğimi en iyi şekilde idare etmeye çalışacağım. Öz güvenli bir şekilde dünyaya çıkacağım ve kekeleye kekeleye hayatımı yaşayacağım. Korkusuz ve baskısız. Beni kekemeliğimle kabul edemeyen benden vazgeçsin.
Stresten, baskıdan ve korkudan arındırılmış bir vaziyette kekemelik benim hayatıma artık hakim olamıyor. Benim bir parçamdır ancak arka plana atılmış durumdadır.
Dışarı çıkmaktan nerdeyse cesaret edemediğim eskilere göre çok daha fazla arkadaş edindim artık.

Ve bu bilinçle bir daha, ancak kendimden çok büyük beklentiler olmadan bir terapi yaptım.
Evet, ben hala kekeliyorum ama eskisi kadar kötü değil.
Fakat en önemlisi kalıcıdır. Ben kekemeliğimle yaşıyorum ve onu benliğimin gizlemek istemediğim ve gizlemek zorunda da kalmadığım bir parçası olarak kabul ediyorum.
Belki kekemelik illa ki, gerekirse zor kullanarak gitmeli yaklaşımı yanlıştır ve çözüm daha çok kekelemeyen insanların kendilerini sorgulamaları ve kekemelere karşı farklı bir yaklaşım sergilemelerinde aranmalıdır.
Selamlar
Petra

Bu konuyu yazdır

  Kekemelik ve araba benzetmesi
Yazar: PetraS - 26/07/2016, 18:29 - Forum: Kekemelikle İlgili Faydalı Bilgiler - Yorumlar (3)

Merhaba arkadaşlar,
FB grubundaki paylaşımlarınızda hep egzersizlerle ilgili notlar okuyorum. Dudak, dil, nefes, okuma, sesli konuşma, bağırma çağırma vs.
Ben kesinlikle eğer sizin işinize yarıyorsa yani faydasını görüyorsanız egzersizlerinizden vazgeçin demiyorum. Dudak, dil egzersizleri belki sık sık kasılma yaşayanların kaslarındaki gerilimin azalmasına yarayabilir, nefes egzersizleri sesin dolgun çıkması, okuma egzersizleri (yalnız iken, takılmaların da az olduğu bir ortamda) özgüven açısından faydalı olabilir.

Kaldı ki bütün bu egzersizler konuşmacıların, spikerlerin de yaptıkları egzersizlerdir ve zararlı olduğuna dair hiçbir ipucu yok.
Ama şunu kesinlikle bilmenizi istiyorum. Ne nefesinizde, ne dilinizde, ne dudağınızda, ne de sesinizde bir bozukluk vardır!
Bozukluk sadece 'kontrol sistemi'ndedir.


Bu bağlamda bir araba düşünün.
Benim eski Fiat marka bir arabam vardı. Bu arabanın bir ara bir huyu vardı herhangi bir gerekçe olmadan yolun ortasında, bazen trafik lambasında beklerken, bir kez de feribottan tam inecekken tak diye stop ediyordu.
Uğraş, uğraş, akü biterdi de motor bir daha çalışmazdı. İlk kez tamirci çağırdım baktı baktı motor kilitlendi anahtar kilidi açamıyor dedi. (Kusura bakmayın arabadan pek anladığım yok, biraz kendi dilimle açıklamaya çalışıyorum)
Ne yapalım, ne edelim derken bir daha anahtarı çevirdim ve tak diye yeniden çalıştı. Neyse, yoluma devam ettim. Buna benzer olaylar birkaç kez oldu, servise götürdüm.

Durumu anlattım oradaki usta kontağı bozuk dedi. Kontağı değiştirdi, dünyanın parasını verdim bindim yola çıktım ve ilk lambada gene stop etti.
Tekrar servise götürdüm bu sefer yok benzin pompası yok motor kilidi...
En sonunda motor parçalarında hiçbir bozukluk olmadığı, sadece motor kontrol sisteminin bozuk olduğu ortaya çıktı. Platini değiştirdik ve araba tekrar gıcır gıcır çalışmaya devam etti.

Peki, bütün bunların kekemelikle ne alakası vardır? diyeceksiniz şimdi...
Size anlatmak istediğim biz kekemelerin 'kontrol sistemi'nde bir bozukluk vardır, parçalarımızda bozukluk yok.

Kekemeliğimiz yanlış nefes alımından değil, konuşmamızın aniden stop etmesi bizi yanlış nefes almaya sürüklüyor.
Dudaklarımızı açacağımıza kilitlememizin sebebi dudaklardaki bir bozukluk değil, konuşmanın stop etmesine rağmen konuşmaya çalıştığımızdan dolayı oluşan kasılmalardır.
Enayi değiliz ki hangi harfte ağzımızı açıp hangilerinde kapatmamız gerektiğini bilmeyelim. Ama bizi tuhaf tuhaf şeyler yapmaya zorlayan kontrol sistemindeki bozukluk, konuşmanın stop etmesidir.

Eğer tavsiye edilen egzersizler size mantıklı gelmiyorsa, faydasını görmüyorsanız yapmayın. Şu veya bu egzersizi günde 100 sefer veya 10 dakika yaparsan kekemeliğin geçer gibi vaatler zaten gerçek dışıdır. Kekemeliği idare etmek istiyorsanız öncelikle kekemeliğe karşı olan tutumunuzda bir değişiklik yapmanız lazım.

Kekemelik bağlamında oluşan çoğu olumsuz alışkanlık, kekemelikten kaçınmak, kekemeliği gizlemek ve kekemeliğe rağmen adeta kekemelikle boğuşarak konuşmak istediğimizden dolayı oluşuyor. Eğer bunun farkına varırsak çıkış yolunu da bulabiliriz.

Selamlar
Petra

Bu konuyu yazdır

  kekemelige kalıcı çözüm bulma yolunda
Yazar: Rick Es - 23/07/2016, 15:28 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorumlar (2)

Ben kekemeliğe kalıcı çözüm bulma yolundayım arkadaşlar çünkü benim fikrimce geçici çözümler bireye faydalı fakat kesin bir tedavi yöntemi değil ben kalıcı çözüm bulma yolundayım bunun bir kanıtı olarak size şu anki kekemelikten kalıcı kurtulmaya belki sebep olabilecek tedavi programımı paylaşacağım dediğim gibi size ben bunları uygulamanız için yazmıyorum sadece er yada geç kekemeliğe kalıcı çözüm bulabileceğim haberini duyurmak için yazıyorum bu tedavi programımı uygulayarak birkaç önemli netice elde ettim fakat ben sonucu merak ediyorum yani bu tedavi programımla kekemeliğimi kalıcı olarak yenebilecek miyim bunu merak ediyorum eger yenemezsem sıkıntı yok başka çözümler üretirim ve yine mücadeleye devam ederim şey tedavi programıma yazdığım şeyleri genel hatlarıyla açıklamaya çalıştım bu maddelerin çoğunun kekemelikle ilişkisini yazarak zaman kaybetmek istemediğimden bir çoğunda sebep belirtmedim eger bu tedavi programımla başarıya ulaşırsam her şeyi en ince ayrıntısına kadar yazarım neyse sözü fazla uzatmadan kekemelikten kalıcı kurtulmaya belki sebep olabilecek tedavi programımı yazmaya başlıyorum

Sağ-sol lob güçlendirme saati : bilgisayardan müzik yaptım ve kulaklığın sag tarafında bir adam konuşuyor kulaklığın sol tarafında ise değişen şarkı melodileri mevcut sağ kulağınıza adamın sesi gelmeli sol kulağınıza ise şarkı melodileri gelmeli her iki sesi de net duyana kadar sesi açabilirsiniz (yani sesi yükseltebilirsiniz ) bunu kulaklıkla dinlemeyi unutmayın şu linke bir örneğini attım    http://s5.dosya.tc/server2/qjrgye/beynig...e.mp3.html
Okuma Kitabı okumak : düşüncelerimi daha da hızlandırmak için kullanıyorum
Oyunculuk dersi : bu saatte daha çok doğaçlama yapıyorum doğaçlama demek hayal ederek bir olay yaratmak demektir örneğin bir lokantada yemek yiyen genç birisinin yanına seyyar satıcı gelirse ne olur bunu hayal ediyorum eger vücudumla eşlik edebilirsem ediyorum daha çok karşıdaki kadının sözlerine karşılık ne diyeceğim bunu düşünüp tasarlayıp konuşuyorum tabii aynı zamanda karşıdaki kadında ben oluyorum hem karşıdaki kadının sözlerini hem yemek yiyen genç birisinin sözlerini ben tasarlayıp konuyorum yani teke tek tiyatro diyebilirim
Telaffuz kusurların giderilmesi saati: harfleri çıkarmada hata mı yapıyorum bu saatte bunu inceliyorum eger harfleri yanlış telaffuz ediyorsam bunun doğrusunu öğreniyorum öyle konuşmaya başlıyorum
Edebi metin saati : bu derste örneğin makale nasıl yazılır bunu araştırıp makale yazma kurallarına dikkat ederek makale yazıyorum amaç tasarlama kabiliyetimi geliştirmek
Diyafram geliştirme saati: bu saatte diyaframımı geliştirmeye odaklanıyorum
Nefes saati : bu saatte diyaframımdan nefes almaya belli bir saat yoğunlaşıyorum
Dale carnegıe’nın sihirli formülü : resimleri şu linklere attım 

resim
resim
resim

Sistemli sorgulamak : bununla ilgili bir açıklama yapmayacağım çünkü özel ve kanıtlamış olduğum bir teknik bununla ilgili tek bir ayrıntı bile veremem eger kalıcı çözümde bir gün başarılı olursam zaten tüm herşeyi en ince ayrıntısıyla yazarım
Vurgu ,tonlama ,duraklama dersi : bu saatte örneğin vurgu nasıl yapılır bunu öğreniyorum ve uygulamayı iç sesimde yapıyorum yani uygulamayı konuşarak değil de içimden yapıyorum çünkü konuşmanın iç sesle ilişkisi mevcuttur
Türkçe dersi : Türkçe dil bilgisi kurallarını öğreniyorum
İç ses telaffuz saati : bu saate örneğin bir okuma kitabı alıyorum ve içimden sözcükleri heceleri yavaş yavaş okuyorum bazen yavaş yavaş okuduğum halde bile içimden doğru okumazsam içimden o sözcüğü yada heceyi tekrarlıyorum
Sabah akşam tekrarları : sabah uyandıktan sonra ve akşam yatmadan önce bugün ne öğrendiysem üstünden tekrar geçiyorum

-DİNİ-
Ayrıca bunların yanında taç salavatını öğrendim bunu ara sıra okuyorum çünkü taç salavatını ben her okudukça hz muhammed sallallahu aleyhi vesselam da bana aynı salavatla karşılık veriyor böylece bu okumuş olduğum salavat peygamber duası oluyor ve peygamberlerin duası reddedilmez bu taç salavatını okuyarak hem peygamber duası alıyorum hemde bu taç salavatını okuduğum zat hürmetine Allah bana kısa sürede başarı vereceğini bildiriyor

Buradan konuşma bozukluğu olan arkadaşlara sesleniyorum
Arkadaşlar mücadele ettikçe başarı sizindir eger mücadelenize ara verirseniz başarısızlık sizindir
Mücadeleden kastım: bireye en çok rahatsızlık veren bu sıkıntı maddi ya da manevi olsun birey bunu evvela tespit etmelidir
Sonra bu sıkıntısını yakından tanımalı çünkü kalıcı çözüm ancak sorun iyice tanınarak ortadan kalkabilir
Çözüm üretme aşamasında birey mantıklı ya da mantıksız her fikri düşünmeli ve bir deftere yazmalıdır ve ardına saçma sapan(akıl dışı) çözümleri elemelidir
Geriye kalan çözümleri sırasıyla uygulamalı ve üzerine ne düşüyorsa yapmalıdır eger üzerine ne düşüyorsa yapmışsa ve başarısız olmuşsa bu çözüm yolunu tekrar denemekten vazgeçmelidir çünkü başarısız yoldan başarı beklemek deliliktir eger üzerinize ne düşüyorsa tam yapmamışsanız bu çözüm yolunun başarısız oldugu anlamına gelmez
bu fikir bireyi sorunları karşısındaki pasif durumdan aktif duruma getiriyor örnek vermek gerekirse
öncelikle başarılı olmak(başarı) nedir onu tanımlayalım istenilen sonuca ulaşma isteğidir örneğin edison neyi başarmak(istenilen sonuç) istiyordu ampulün yanmasını bu sonuca ulaşabilmesi için ne yapmalıydı ara vermeksizin devamlı mücadale(ne yapması gerektiğini bilip bunları uygulamak) etmeliydi eğer mücadele etmeye ara verirse başarısız((istemediği sonuç) olurdu
kişi mücadele ettiği sürece er yada geç başarılı olacaktır (istediği sonuçla karşı karşıya gelecektir)

Bu konuyu yazdır

  kekemelik sorunu
Yazar: erdem - 23/07/2016, 01:39 - Forum: Kekemelikle İlgili Düşünceler, Soru ve Cevaplar - Yorumlar (3)

merhabalar
bu aralar kekemelik sorununu fazlasıyla takmış durumdayım, konuşma problemimizi en aza nasıl indirebiliriz? bazı harflerde kelimeye girerken çok fazla takılıyorum...

Bu konuyu yazdır

  MPI Terapisi
Yazar: PetraS - 19/07/2016, 13:16 - Forum: Terapi yöntemleri, deneyimler ve öneriler - Yorumlar (6)

Merhaba arkadaşlar,
bizim Almanya'daki forumda yeni bir terapi konsepti tanıtıldı onun için bu bilgileri sizinle de paylaşmak istiyorum.
Belki İngilizce bilen ve biraz daha fazla zamanı olan biriniz aşağıdaki linkte yazılan yazıları zaman bulursa bize çevirebilir.
https://mpi-stuttering-treatment.com/bef...er-videos/

Sayfanın üzerine tıkladığınız zaman birçok terapi öncesi-sonrası video görürsünüz. Herbir video yaklaşık 2 dakikalıktır ve yaklaşık 1 dakikası önceki durum, geriye kalan zaman dilimi ise (aynı videoda) terapi sonrası durumdur.

Bu terapiyi yapmak için belirli bir cihaz ile özel eğitilmiş bir terapist gerekliymiş. Terapide (eğer doğru anladıysam) cihaz destekli olarak kişilerin konuşurken seslendirme süresi ölçülüp kısa hecelerde çok az uzatılıyormuş ve bu şekilde kekemelik oluşmuyormuş. (MPI = modifying phonation intervalls)

Özellikle dikkat ettikleri bir unsur, konuşma tarzının bu ufak uzatmalara rağmen doğal olmasıymış. Cihaz sadece terapi esnasında destekleyici bir unsur olarak kullanılıyormuş ve yeni konuşma tarzını içselleştirmiş insanlar artık takılmıyormuş.

Size iyi günler
Petra

Bu konuyu yazdır